• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
15 Şubat 2026 Pazar
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar Aziz Tunç

15 Şubat komplosu ve süreç

15 Şubat 2026 Pazar - 00:00
Kategori: Aziz Tunç, Yazarlar

27 yıl önce Kürt Halk Önderi Sayın Öcalan’ın esir alındığı uluslararası komplonun yıl dönümündeyiz. Komplocuların amacı Kürt halkının özgürlük mücadelesini bastırmak, Kürtleri örgütsüz, iradesiz, umutsuz bırakmaktı. Çünkü komplocu sistemin sahipleri, dört parçaya bölünmüş olan Kürdistan’ın özgürleşmesinden korkuyorlar. Yüz yıl önce oluşturdukları sistemi korumak ve sürdürülen baskı, asimilasyon ve soykırım yöntemleriyle Kürt ulusunu yok etmek istiyorlar. Fakat Kürt düşmanlarının evdeki hesabı çarşıya uymadı. Komplo ile Sayın Öcalan esir alınmış olsa bile ne Kürt özgürlük mücadelesi zayıfladı ne de Kürt halkının kendi önderliğine ve örgütüne bağlılığı azaldı. Tersine Kürt halkı, tarihin en sert direniş yöntemlerini kullanarak, mücadelesine, önderliğine ve örgütlülüğüne bağlılığını ve bunları gözünün nuru gibi koruyacağını ortaya koydu. Sonuçta özgürlük mücadelesi büyütüldü, komplo boşa çıkartıldı. Ancak komplocular, Kürtlere yönelik komplolardan vazgeçmemişler.

Bunun için kafa kesen DAİŞ’çi çetelerin şefi, çocuklara kötülük yapmak için uluslararası suç şebekesi kuran sapıklar, Gazze’yi yok eden soykırımcılar ve yeminli Kürt düşmanları, 6 Ocak’ta Paris’te Kürtlere soykırım yapmayı kararlaştırmışlardır.

İşte Kürtlerin “katline ferman” verenler, bunlardır. Bunlar ki dünyanın en şaibeli, en kirli, en eli kanlı yaratıklarıdır. Tek başına bu acı gerçeklik, komploya karşı büyük bir direnişin gerekçesidir. Bu arada kararlaştırılan komplo uygulanmaya başlandı. Türk devleti, HTŞ ve diğer çetelerle birlikte, ABD ve İsrail’in onayı ile Halep’te ve Rojava’da Kürt halkına saldırdılar.  Kürtlerin kazanımlarını yok etmek ve Türkiye/Kuzey Kürdistan’da Kürtlerin kazanma ihtimalini zayıflatmak istiyorlardı.

Halbuki Kürtler, bu komplonun kararlaştırıldığı koşullarda, Sayın Öcalan’ın önderliğinde Kürt sorununa dair çözüm projeleri geliştirmişler ve bunları hayata geçirmeye çalışıyorlardı.  Suriye’de Kürtlerin kazanımlarının korunacağı bir sistem tartışılmaktaydı. Kuzey Kürdistan için barış ve demokratik toplum projesi yürütülmeye çalışılıyordu. Sayın Öcalan’ın gerçekleşmesi için olağanüstü bir gayretle bizzat yönettiği bu sürece, devletin, aynı duyarlılıkla yaklaştığı söylenemez.

Devlet adına konuşulanlara ve yapılanlara bakıldığında, bu gerçek görülebilmektedir.   Bahçeli, “umut hakkı ve AHİM kararları uygulansın, Demirtaş serbest bırakılsın, kayyım rejimi iptal edilsin”, diyor.  Elbette Kürt sorunundan doğan bu haksızlıkların giderilmesini istemek değerlidir.  Ancak Kürt sorunu, bunlardan da ibaret değildir, kriminal bir sorun da değildir. Kürt sorunu ulusal demokratik bir sorundur.  Buna uygun çözüm yolları vardır.

Ayrıca Bahçeli muhalefet değildir, bu söylediklerinin hayata geçirilebilecek ikinci kişidir.  Neden bu söylediklerini uygulamak için harekete geçmek yerine, muhalefetteymiş gibi davranıyor? Peki, Bahçeli tam olarak ne demek istiyor?  Bahçeli, devletin engelleyici tutumundan dolayı yavaşlayan ve rotası değişme eğilimi gösteren barış ve demokratik toplum sürecine hem can suyu olmaya hem de istikamet ayarı vermeye çalışıyor. Bahçeli’nin ayrıca Kürtlerin gelişen ulusal reflekslerini ve birlik atmosferini zayıflatmak ve Kürt dinamikleri arasında tartışma yaratmak istediğini düşünmek de yanlış olmayacaktır.

Konuşanlardan Fidan ise, her ne kadar daha sonra tükürdüğünü yaladıysa da, zafer kazanmış komutan edasıyla, “sırada Irak, Şengal ve Mahmur var” diyerek saldıracakları yerleri sıralıyor.

Erdoğan da boş durmuyor. Kişisel iktidarını güçlendirmek ve daha baskıcı bir süreci başlatmak için kullanışlı aparatlar olan kadrolarını en kritik alanlarda görevlendiriyor.

Erdoğan’ın bu yaklaşımları topluma, daha çok saldırı, şiddet ve yoksulluk olarak yansıyor.

Bu koşullarda devlet demokratikleşemez. Demek ki devlet, Kürt sorununu çözmek için demokratikleşmeyecektir. Oysa demokratikleşemeyen devlette Kürt sorununu çözmek kolay olmayacaktır.

Çünkü devlet, “Kürt sorunu yok, PKK sorunu var, PKK sorunu biterse Kürt sorunu çözülmüş olur” diyor. Halbuki PKK’nin sorun olmadığını, sonuç olduğunu, devletin yetkilileri de bilmektedirler.  Buna rağmen devlet, Kürt sorununu, yıllar önce yanlışlığı kabul edilmiş olan bu formüle sıkıştırarak çözebileceğini sanıyor.

Bu çarpık yaklaşımla Erdoğan ve Bahçeli, demokratikleşme yerine ülkeyi kanlı bir faşizme sürüklüyorlar.  Bu amaçla iki manipülatif yöntem geliştirmişlerdir.  Birincisi, Kürtlere, “kardeşiz”, Alevilere de “biz de Aleviyiz” diyerek, kurmak istedikleri daha kanlı faşizme rızalık üretmeye çalışmaktadırlar. İkinci olarak devlet, Kürtlerin kazanma umudunu yok etmek istiyor.

Ancak bu saldırılar, Kürt halkının direnişiyle püskürtülmektedir. Kürt halkının gelişen birliği ve muhteşem direnişiyle, ABD, AB, ve birçok devlet, Kürtlere yönelik saldırılara karşı tutum almışlardır. Böylece Rüzgâr, Kürtlerden yana esmeye başlamıştır

Türk devleti, dağdaki pirince giderken evdeki “çaldığı” bulgurdan olabilir.

Demek ki daha çok kazanım için daha çok mücadele etmek, umudu da hep ayakta tutmak gerekiyor.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Cinsiyetçilik tüm toplum-kırımların kaynağıdır

SON HABERLER

15 Şubat komplosu ve süreç

Yazar: Yeni Yaşam
15 Şubat 2026

Cinsiyetçilik tüm toplum-kırımların kaynağıdır

Yazar: Yeni Yaşam
15 Şubat 2026

Jin Dergi’nin yeni sayısı yayında

Yazar: Yeni Yaşam
15 Şubat 2026

‘Hani derler ya kimsesizlerin kimsesi’

Yazar: Yeni Yaşam
15 Şubat 2026

Komplonun başlangıcı İmralı, devamı Rojava ve Başur

Yazar: Yeni Yaşam
15 Şubat 2026

Yerin üstü ‘altın’dan daha değerli!

Yazar: Yeni Yaşam
15 Şubat 2026

Suriye heyetiyle görüşen Kongre yetkilisi Shaheen’den ‘sürekli diyalog’ vurgusu

Yazar: Yeni Yaşam
14 Şubat 2026

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır