Önder APO demek yaşam demektir. Önderliksel kimliğini tanımlayan en temel ilke toplumsallık ve yaşamdır. İnsan açısından varoluş ancak toplum zemininde gerçekleşir. İnsan toplumsallaşma ile var olur. Toplum ve bireyi arasında karşılıklı birbirini üretme diyalektiği hep var olagelmiştir
Afşin Aybar
Doğum günü kutlamalarının Medlere kadar uzanan bir tarihi vardır. Zerdüştlükte, Ahura Mazda’nın kendi özünü insan biçiminde yarattığı belirtilir. İlk insan çifti olarak yaratılan Maşye ve Maşyane’nin evrensel hakikati yansıtan bir ayna oldukları düşünülür. Bu durum diğer dinlerde de görülür. Tüm yaratımları var eden tanrısal kimlik, kendisini bilinir kılmak ve anlaşılmak için insanı yaratır. İnsan, evrenin anlamlaşma amacının kendinde gerçekleştiği varlıktır. Başka bir ifadeyle insan mikro kozmostur. Bu nedenle her yeni doğuş tanrısal olanın cisimleşmesi, anlamın varlık kazanması olarak kutsal görülmüş, kutlanmıştır.
Batı uygarlığı diğer birçok kültürel özellik gibi doğum günü kutlamalarını da kaynağı olan Mezopotamya uygarlıklarından almıştır. İlk çıkış koşullarında doğum günleri yaşamı kutsamanın ve toplumsallığın sürdürülmesinin kutlandığı günlerdi. Ancak kapitalizm, belli bir aşamadan sonra bu kültürü, özünden boşaltıp çarpıtarak başka bir biçim vermiştir. Bireyciliğin canlandırılmasının ve tüketim kültürünün bir aracı haline getirmiştir. Bu noktada Önderliğin doğum gününe ilişkin yüklediğimiz anlam, kesinlikle kapitalizmin bu çarpıtmasının dışında bir anlam kazanmaktadır.
4 Nisan doğuşunun Kürt halkı ve insanlık için ne ifade ettiği ve ne anlama geldiği, neden tekil bir doğuş olarak ele alınmaması gerektiği gibi sorular hayatidir. Bir halkın, halkların, kadınların kendi doğuşlarını Önder Apo’nun doğuş günüyle birleştirdiğini, bu doğuşu kendi doğuşları olarak gördüklerini anlamak için bu doğuş hikâyesine bakmak gerekir.
Her şeyden önce Önder Apo doğuşunun bir miladı, yeni doğuşu ifade ettiği açıktır. Bir tarihin ve halkın bir bireyde bu denli yoğunlaşması, ifadeye kavuşması pek az rastlanan bir durum olmaktadır. Bir bireyin de kendi başına bir halkı var etmesi ancak mucizelerle ifade edilebilir. Önder Apo’nun kendi mücadelesiyle halkının baş aşağı giden tarihinden başlayarak tüm insanlığa umut olması, umudu büyütmesi, peygambersel çıkışlarla benzerlikler arz etmekle beraber benzeri az görülmüş bir doğuş gerçekliği olmaktadır.
Ortadoğu kültüründe toplumun yaşadığı sorunları, sıkıntıları aşmak için hep kurtarıcı-mehdi beklentisi olmuştur. Bu beklenti Kürt halkı açısından çok daha fazla hayati düzeydeydi. Çünkü Kürt halkı yok olmanın eşiğine gelmiş, kendisine, değerlerine, tarihine yabancılaşmış ve bir soykırım düzeninde adeta son nefeslerini vermekteydi. Karanlığın en koyu olduğu bir dönemde 4 Nisan 1949 tarihinde Önder Apo’nun doğuşu ile bin yıldır Kürt halkının beklediği doğuşu gerçekleşiyor. Sönmüş ocakların ateşi yeniden yakılıyor. Umut büyüyerek gerçeğe dönüyor. Bu doğuşla makus talih yırtılarak, yitik ülkemizin sabahında sadece yeni bir gün, yeni bir birey doğuşu değil, yeni bir halkın doğuşu gerçekleşiyor.
Bu doğuşla ayağa kalkan Kürt halkı, Önderlik doğuşunu kendi doğuşu olarak kutluyor. Bunu kendi doğuş günü, kendi Rönesansı olarak görüyor. Amara’daki doğuş hakikat arayışına, hakikat savaşına dönüşüyor. Bu savaş ezilen tüm insanlığın, kadınların adalet, özgürlük ve intikam kılıcına dönüşüyor. 4 Nisan Önder Apo’nun doğuşu bir bireyin doğuşundan çıkarak bir toplumun, insanlığın, kadınların doğuşu olmuştur. Önder Apo’nun doğuş gerçekliğinde bir insanın doğuşunun nasıl milyonların doğuşuna dönüşebileceği kanıtlanmıştır.
4 Nisan Önder Apo’nun doğuşunun toplumsallık bağının dışında tekil bir doğuş olarak ele almanın bir yanılgı olacağını, Önderliğin tüm yaşam ve mücadelesinde görmekteyiz. Önder Apo demek yaşam demektir. Önderliksel kimliğini tanımlayan en temel ilke toplumsallık ve yaşamdır. İnsan açısından varoluş ancak toplum zemininde gerçekleşir. İnsan toplumsallaşma ile var olur. Toplum ve bireyi arasında karşılıklı birbirini üretme diyalektiği hep var olagelmiştir.
Fakat toplumsallığı dağıtılmış Kürt halkının Önder Apo’ya çok fazla verebileceği bir şeyi kalmamıştı. 4 Nisan doğuşuyla birlikte daha çocuk yaşta verili olanın ötesinde anlam verme, sorgulama içerisine girdiğini görüyoruz. Fiziksel doğuşunu, içerisine doğduğu toplumu olduğu gibi kabul etmemiştir. Çıkış yapma imkânlarının en az olduğu bir ailede doğmuş olmasına karşın zifiri karanlıkta tek başına hislerle başlayarak, verili olanı kabul etmeyerek, sonrasında sorgulayarak, bir atom zerreciği gibi patlayarak, gelişerek, büyüyerek büyük anlamsallıklara kaynaklık etmiş, kendisini aydınlatarak toplumunu ve insanlığı aydınlatmaya başlamıştır.
Önder Apo, kendi biyolojik doğuşunun içerdiği anlamı hayat hikâyesini anlatırken çok çarpıcı örneklerle ifade etmektedir. Buna karşın daha sonraki süreçlerde gerçek doğuşunu devrimci doğuşla birlikte tanımlamaktadır. Özellikle PKK’nin kurulması ve örgütlendirilmesini ikinci doğuşu olarak adlandırmaktadır. Komplo sürecinde imha ile karşı karşıya gelen Önder Apo, esaret sürecinde geliştirdiği yeni paradigma ile üçüncü doğuşunu gerçekleştirdiğini ifade etmektedir.
4 Nisan Önderliğin doğuş gününün kutlamaları son yıllarda dünyanın her tarafında Kürt halkı başta olmak üzere Önderlik gerçekliğini anlamaya çalışan tüm kesimler tarafından farklı biçimlerde kutlanıyor. Önderliğin doğumunun halkımız, insanlık için ne anlama geldiğini bilerek, bu doğuşa uygun duruş ve pratikler sergileyerek gerçek anlamına ulaşmış oluruz. Önderliğin doğuşunu, gerçekliğini doğru sahiplenmiş oluruz. Bu temelde başta Önder Apo olmak üzere halkların, kadınların, gençlerin, özgürlük mücadelesi veren herkesin 4 Nisan doğuş gününü kutluyoruz.









