İzmir Barosu, 5 Nisan Avukatlar Günü’nde katledilen İHD İzmir Şubesi eski Eşbaşkanı Avukat Ali Aydın’ı andı. ‘Hak Savunuculuğu ve Avukatlık’ başlıklı panelde konuşanlar, Aydın’ın mücadele dolu yaşamını ve davasında adaletin hâlâ beklenmekte olduğunu vurguladı
İzmir Barosu 5 Nisan Avukatlar Günü dolayısıyla, İzmir’de katledilen İnsan Hakları Derneği (İHD) İzmir Şubesi eski Eşbaşkanı Avukat Ali Aydın’ın anısına “Hak savunuculuğu ve avukatlık” başlıklı panel düzenledi. Moderatörlüğünü İzmir Barosu Başkanı Sefa Yılmaz’ın yaptığı panele Ali Aydın’ın eşi Kızbez Seyhan Aydın, Özgürlük İçin Hukukçular Derneği’nden (ÖHD) Türkan Aslan Ağaç, Çağdaş Hukukçular Derneği’nden (ÇHD) Şule Arslan Hızal ve İHD’den Vetha Aydın Yüksel konuşmacı olarak katıldı. Panele İHD Onursal Başkanı Akın Birdal, siyasi parti ve sivil toplum örgütü temsilcileri ile Aydın’ın oğlu katıldı.
Panelde ilk olarak söz alan Vetha Aydın Yüksel, Aydın’ın birçok alanda hak savunuculuğu yaptığını söyleyerek, “Ali Aydın yoğunlukta çocuk hakları alanında mücadele veriyordu. Çocukların hapishanede kalmaması için mücadele veriyordu. Ali abi Türkiye’nin demokratikleşmesi, kadınların ve çocukların özgürleşmesi için mücadele ediyordu. İnsan hakları mücadelesinde birçok insanı kaybettik. Bu ülkede bizler demokrasi hak ve özgürlükler savunuculuğu yaptığımız zaman karşımıza farklı anlayışların çıkacağını bilerek yola çıkıyoruz. Ali abi mücadelesinden hiç ödün vermedi. Bizler bu mücadele içerisinde birbirimize dokunmamız lazım” ifadelerini kullandı.
‘Ali Aydın yalnızca bir avukat değildi, sesi susturulan milyonların temsilcisiydi’
Daha sonra söz alan Türkan Aslan Ağaç, Aydın’ın katledilmesine ilişkin açılan dava sürecinde adaletin sağlanması gerektiğini dile getirdi. Ali Aydın’ın yalınızca bir avukat olmadığını, devrimci eğitimci ve sendikacı olduğunu ifade eden Türkan Aslan Ağaç şöyle devam etti:
“Onun birikimini ve donanımını aktarma biçimi başlı başına bir ustalıktı. Hayatı keskin kategoriler içine sokmazdı. Bir dosyayı anlatırken anılarından bahsederken aynı zamanda hukuki ilkelerden de bahsederek bunlar arasında bir bağ kurardı. En karmaşık hukuki meseleyi bile karşısındakini ezmeden ve yormadan anlatırdı. Çok renkli bir kişilikti, hayatta karşılaştığım nadir insanlardandı. Basit bir esprinin içerisinde eleştiri yapardı. Avukatlığı hiçbir zaman tekniki olarak ele almadı. Müvekkili onun için bir dosya değildi. O bu toplumda sesi susturulan ve görünmez kılınan milyonların sesiydi. Adaleti ısrarla anlatan duruşu vardı. Kurduğu cümleden çok etiğiyle iz bırakırdı. Hukuk onun için dönüştürme potansiyeli olan bir alandı. Ali Aydın hayatımda gördüğüm en disiplinli insanlardandı. Dosyalarda yaşam duyduğu saygıyla bakardı. Meslektaşları ile kurduğu bağ asla rekabet içermezdi. O yüzden de hep paylaşımcı olurdu. Ülkemizde avukat olmak yalnızca hukuki bir iş değil politik alandaki kırılganlığı da ifade ediyor. Şiddetin giderek yaygınlaştığı, toplumsal ilişiklerin kırıldığı zamanlardan geçiyoruz. Hukukun zayfıladığı bir zeminde şiddet kendisine daha fazla alan buluyor. Toplumsal çürüme burada başlıyor. Ali Aydın’ın kaybını bundan bağımsız olarak düşünmemek gerekiyor” şeklinde konuştu.
Konuşmacıların ardından panele katılanlar Aydın için söz kurmasıyla panel sona erdi.
Kaynak: MA








