• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
14 Nisan 2026 Salı
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar Dr. Hayri Hazargöl

İran anti-emperyalist görülemez

13 Nisan 2026 Pazartesi - 23:00
Kategori: Dr. Hayri Hazargöl, Manşet, Yazarlar

Savaş karşıtlığı yaparken İran’ı, ABD ile savaşıyor diyerek anti-emperyalist görmek bu savaş karşıtlığını lekelemek olur. Barış mücadelesi kutsal bir mücadeledir. Barış mücadelesi, bir hegemona karşı mücadele ederken on binlerce sivil göstericiyi katleden, her gün siyasi kişiler için idam sehpaları kuran başka bir bölge hegemonunu meşrulaştıramaz, normalleştiremez

Dr. Hayri Hazargöl

Şu anda dünyanın gündemi Ortadoğu’daki savaş. Petrol taşıyıcılığının boğazı Hürmüz, savaşın merkezi haline gelince bu savaş daha fazla gündeme oturdu.

Bu savaş dünya halklarının da Ortadoğu halklarının da çıkarına değil. Savaş dünyanın hegemon gücü olmak isteyen ABD ile bölgenin hegemonik gücü olmak isteyen ülkelerden biri olan İran arasında sürüyor. Bu savaşa karşı çıkmak en doğru politik, ahlaki ve vicdani tutum olmaktadır. Nitekim dünyadaki insanların çoğunluğu bu savaşa karşı çıkıyor.

ABD’nin savaşla, zorla dünyaya ve Ortadoğu’ya hakim olma politikasına karşı çıkmak, savaş karşısında barış politikalarını savunmak önemlidir. ABD politikaları dünyadaki tüm despot güçlerin politikalarını meşrulaştıran ve normalleştiren bir durum yaratmaktadır. ABD’nin şu anda insanlık için en tehlikeli politikası ve tutumu budur. Bu açıdan savaş karşıtlığı yapmak ve her türlü zulme karşı çıkmak temel insanlık görevi haline gelmiştir.

Savaş karşıtlığı yaparken İran’ı, ABD ile savaşıyor diyerek anti-emperyalist görmek bu savaş karşıtlığını lekelemek olur. Barış mücadelesi kutsal bir mücadeledir. Barış mücadelesi, bir hegemona karşı mücadele ederken on binlerce sivil göstericiyi katleden, her gün siyasi kişiler için idam sehpaları kuran başka bir bölge hegemonunu meşrulaştıramaz, normalleştiremez. İran sadece Aralık 2025 ve Ocak 2026 ayında 30 bin civarında göstericiyi katletmiştir. Göstericiler silahlı değildir. Meydanlara çıkarak baskı rejiminin, ölümlerin ve idamların son bulmasını istemiştir. Bunların öldürülmesi kadar canice bir durum olamaz. Hiçbir devlet bunu kendi hakkı olarak göremez. Bu öldürmeler o devletin iç işleri olarak da görülemez. Her devletin egemenliği vardır, iç işlerine karışılamaz, denilemez. Özellikle insanlık mücadelesinin büyük değerler yaratarak ulaştığı 21. yüzyılda bu, hiçbir biçimde meşru ve normal görülemez. İran’ın bu politikalarına dünya demokratik güçlerinin karşı çıkması iç işlerine müdahale etmek değildir.

İran rejimi, anti-emperyalist bir ülke olarak görülemez. Soğuk Savaş döneminde ABD ve müttefiklerine karşı mücadele eden ülkelere anti-emperyalist deniyordu. O dönemin siyasi ortamı ve koşullarında ABD ve müttefiklerine karşı direniş emperyalizme karşı mücadele olarak görülüyordu. O zaman ABD’nin başını çektiği kapitalist emperyalist kamp ile Sovyetlerin başını çektiği reel sosyalist kamp vardı. Dünyanın her köşesindeki savaş doğrudan ve dolaylı bu iki kampın mücadelesi oluyordu. Zaten ABD’ye karşı mücadele eden tüm ülkeler ve halklar Sovyetler ve Çin’den destek alıyorlardı. Bu desteklerle bu mücadeleyi sürdürüyorlardı. ABD’nin savaşı sosyalist güçlere ve demokrasi güçlerine karşı bir savaş olarak ele alınıyordu. Bu açıdan da sosyalist güçlerin ve demokrasi güçlerinin doğrudan ya da dolaylı ittifakı oluyordu.

Günümüzde anti-emperyalist olmak ancak demokratik ve anti-kapitalist olmakla mümkündür. Halkın desteği ancak demokratik bir siyasetle alınabilir. Demokratik olmayan ve halkın gücünü arkasına almayan hiçbir ülke emperyalizme karşı mücadele veremez. Hele hele halk üzerinde ağır baskı kuran, on binlerce sivil göstericiyi katleden, binlercesini de idam sehpalarında sallandıran bir güç anti-emperyalist olamaz. Böyle devletler ve siyasi rejimler halk desteğini kaybetmiş rejimlerdir. İran İslam Cumhuriyeti halkın en fazla %20’sinin desteğini alıyor. Zaten seçimlerde de bu belli oluyor. Sandığa gidiş %50’yi bile bulmuyor.

Halkına bu kadar zulüm yapan, kadınların üzerinde özel bir baskı kuran bir devleti anti-emperyalist görmek bu zulmü normalleştirmek ve onaylamaktır.

Emperyalizme karşı mücadele günümüzde ancak halk desteği ile olur. Bunu da sadece ve sadece demokrasi sağlar. Çin ve Rusya gibi kapitalizm merkezleri de anti-emperyalist olamaz. Eğer emperyalizmi yaratan kapitalizm ise, şu anda Çin baskı ve emek sömürüsüne dayalı bir numaralı kapitalist ülkedir. Çin’in birkaç on yıl sonra teknoloji üstünlüğünü de ele geçirip dünyanın 1 numaralı kapitalist ülkesi olacağı söyleniyor. Rusya da bugün vahşi kapitalizmin olduğu bir ülke olarak görülmektedir. Bu açıdan Rusya ve Çin’in desteğini alan İran’ın yürüttüğü savaş anti-emperyalist görülemez.

ABD ve İsrail’in savaşına karşı çıkalım ama İran’a anti-emperyalist paye vermeyelim. Bırakalım paye vermeyi demokrasi isteyen güçleri katleden ve idam eden bir ülkeyi cilalamak bir insanlık suçuna ortak olmaktır. İran’da özellikle Kürtler ve Belluciler zulüm altındalar. İran, belki Türkiye gibi katı bir inkâr ve soykırım yürütmüyor gibi görülebilir; ancak bu halkların kendi kimlik, dil ve kültürleriyle özyönetimlerini kabul etmiyor. Bu yönüyle ulus devlet anlayışıyla İran kendi tarihindeki siyasi yaklaşımının çok gerisinde bir politika yürütüyor.

ABD ve İsrail’in saldırılarına karşı çıkarken, İran’ın politikasına da karşı çıkarak halkların üçüncü yolu olan demokratik İran’ı savunmak önemlidir. Sosyalistler ve demokrasi güçleri böyle bir tutum alırlarsa ideolojik ve politik duruşlarına uygun bir siyasi tutum göstermiş olurlar.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Mazlumların, kırıma uğrayan kadının, ekolojinin yanında oldu

Sonraki Haber

İttifakta çözülme başladı mı?

Sonraki Haber

İttifakta çözülme başladı mı?

SON HABERLER

‘Halk gerektiği zaman şehirleri özgürleştirecek’

Yazar: Yeni Yaşam
13 Nisan 2026

Toplumun üzerindeki iktidar pençesi: Zindan gerçekliği

Yazar: Yeni Yaşam
13 Nisan 2026

İttifakta çözülme başladı mı?

Yazar: Yeni Yaşam
13 Nisan 2026

İran anti-emperyalist görülemez

Yazar: Yeni Yaşam
13 Nisan 2026

Mazlumların, kırıma uğrayan kadının, ekolojinin yanında oldu

Yazar: Yeni Yaşam
13 Nisan 2026

Devrim’in gözleri olalım

Yazar: Yeni Yaşam
13 Nisan 2026

İran savaşından çözüm çıkmaz, demokratik yol açılmadan

Yazar: Yeni Yaşam
13 Nisan 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır