• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
2 Mayıs 2026 Cumartesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar

Psikolojik savaşın sinsi ninnisi: ‘beklentiyle’ beşiği sallamak – Veysi Sarısözen

Yeni Yaşam Yazar: Yeni Yaşam
14 Ağustos 2019
Kategori: Yazarlar
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

KCK Yürütme Konseyi üyesi Duran Kalkan’ı dinledim. Dinledikten sonra aşağıdaki yazıyı yazdım.

Konuşursanız, Türkiye’de herkes “barış” istiyor. Kemalist ulusalcıya soruyorsun, cevap hazır: “Yurtta barış, Dünya’da barış”… İslamcı da, faşist de artık milletin diline pelesenk olan tekerlemeyle konuşuyor: “Ayyynen öyle…” “Ayyyynen öyle” de, neden barış olmuyor

Çünkü bu iki akım “barış” dedikten sonra başlıyor şiir okumaya: “”Bu mesel ile bulur cümle düvel fevz-ü felâh; Hazır ol cenge eğer ister isen sulh-ü salâh.”

Barış der demez, Abdülkadir Molla’nın 150 yıl önce verdiği “savaşa hazırol” komutuyla kolları sıvıyorlar. Barışa bir kuruş harcamıyor, silaha milyarları yatırıyorlar. Kürt halkının saflarında da barış sözü muhtelif tonlarda dile geliyor.

Güney’deki kimi tırşıkçılar “PKK bitsin, barış gelsin” diye tempo tutuyor. PKK bir türlü bitmeyince barış da gelmiyor

Bunlara bir de “beklenti içinde bekleyen” hayali küçük Aliler ekleniyor. Bu sonuncular şu günlerde “beklentinin” şahını yastıklarının altına koymuşlar, “barış” rüyaları görmek için istihareye yatıyor. Rüyalarında PKK Önderi Öcalan Erdoğan’a “bir hafta içinde savaşı bitiririm” diyor. Erdoğan sevinçle koltuğundan fırlayıp, “Allah razı olsun, ben 17 yıldır bir türlü bitiremedim, bitirecek halim takatim de yok, bari sen bitir” diye bağırıyor. “Beklenti” içinde mışıl mışıl uyuyan rahatına düşkün adam esneyerek yatağından doğruluyor, “hanım, bir haftadan geriye kaç gün kald?” diye soruyor. “Zıkkımın pekini iç herif, diye gürlüyor kadın, bir haftadır zil zurna sarhoş yataktan kalkmadın”…

“Barışçılığın” Kürdistan evlerindeki bu en cıvık tipi, “bekleyen derviş muradına erermiş” gibi lafları beklentisine meze yapmakta. PKK Önderi’nin avukatlarıyla yaptığı her görüşmeden “az sonra barış” beklentisi içinde olanlar psikolojik savaşın kurbanlarıdır. Oysa İmralı’da her avukat görüşmesi, orada bir esaret durumunun varlığını bize hatırlatıyor. Öcalan’ın avukatları aracılığı ile aktardığı her görüş ise, “barışı” değil, İmralı’da “barış için verdiği savaşı” kamuoyuna duyuruyor.

“Bir hafta içinde barışı durdururum” sözleri, Kürt tarafının “barışa hazır” olduğunu bininci defadır tekrar etmekten ve barışa hazır olmayanın devlet iktidarı olduğunu bininci defadır vurgulamaktan başka anlama gelmiyor. “Devlet barışa hazır olsaydı, ben savaşı bir hafta içinde durdururdum” sözleri İmralı’da verilen mücadelenin çarpıcı bir ifadesidir.

Evladı TSK’de olan Türk annesi ve evladı HPG’de olan Kürt annesi “savaşın bir hafta içinde Öcalan tarafından bitirileceğini” duyduklarında, aradan geçen haftalar boyunca iktidara “İmralı’da rehin tutulan insan savaşı bir haftada bitiririm diyorken, siz Saray’larda oturanlar savaşı neden bitirmiyorsunuz” diye soruyorlar.

İşte bu soru “beklenti” balonunu patlatıyor. Çünkü savaşın devam edip etmemesi, belli ki İmralı’ya ve Kandil’e değil, Ankara’ya bağlı. İmralı’dan her gün “barışa bir haftada ulaşma” imkanı Ankara’nın önüne konsa bile, Ankara savaşı bitirme iradesi göstermedikçe savaş bitmeyecektir.

Kürt tarafının siyasi merkezi “barışa hazırız” dediği halde, Türk tarafının siyasi merkezi “savaşa hazırız” dediği müddetce, söz Ankara’daki Genelkurmay ile Kandil’deki karargahtadır. Çünkü savaşı sahada onlar sevk ve idare ediyorlar.

İmralı bu durumda devre dışı mıdır? Değildir. Hiçbir siyasi niteliği olmayan avukat görüşlerinde bile İmralı “eğer devlette barış iradesi olsaydı, ben savaşı bir hafta içinde sona erdirirdim” diyerek, kimin barıştan yana, kimin savaştan yana olduğunu halka anlatıyor.

Ama İmralı’nın asıl işlevi, tecridin kalktığı, Öcalan’ın çalışma şartlarının özgürleştiği ve savaşın, diyelim ki bir ateşkesle sona erdiği koşullarda ortaya çıkacak. Öcalan barışla birlikte başlayacak olan “müzakere”lerde “baş müzakereci” olarak çözüm sürecini “sevk ve idare” edecek.

Şu anda ise ortada müzakereden eser bile yok. Öcalan’ın rolünü oynayabilmesi silahların susmasına ve demokratik bir ortamda müzakere şartlarının oluşmasına bağlı.

Bu nasıl sağlanır?

Her avukat görüşmesinden mucize bekleyen “beklenti” bağımlısının uyanmasıyla, barış ve demokrasi için kolları sıvamasıyla, iktidar güçlerini barışa ve demokrasiye zorlamasıyla sağlanır.

Bir hafta” içinde “barış beklentisi” yerine, “Öcalan bir hafta içinde savaşı sona erdiririm diyor, iktidar ne diyor?” sorusunu sormak ve iktidarı “bir hafta içinde savaşı sonlandırmaya” mecbur etmek….

İmralı işte halka bu istikameti gösteriyor.

Yeni Yaşam

Yeni Yaşam

İlgiliYazılar

Türkiye NATO’nun ‘ileri üs bölgesi’ mi oluyor?

Yazar: Yeni Yaşam
2 Mayıs 2026

Önce Rusya-Ukrayna savaşı, ardından ABD’nin birçok ülkeyi tehdit eden çıkışları ve nihayet ABD ile İsrail’in İran’a saldırısıyla zirveye ulaşan, ekonomik...

1 Mayıs: Almanya’da sıradan bir gün

Yazar: Yeni Yaşam
2 Mayıs 2026

Savaş ve kriz sarmalı Almanya’daki egemen siyaseti ve temsil ettikleri sermaye fraksiyonlarını her zamanki yöntemlerine başvurmaya itiyor: Krizin ve militarist...

Madencinin zaferi ve 1 Mayıs

Yazar: Yeni Yaşam
1 Mayıs 2026

Maden işçilerinin destansı direnişi, 1 Mayıs öncesi tüm emekçilere yeni bir moral ve güç kaynağı oldu. Önce bastıracaklarını düşündüler. İşçilerin...

140 yıl sonra 1 Mayıs’ta Dünya ve Türkiye işçi sınıfının durumu

Yazar: Yeni Yaşam
1 Mayıs 2026

Bundan 140 yıl önce ABD’de 13.000 işyerinde çalışan 300.000 işçi iş bırakarak sokaklara çıktı. Eylemlerinin nedeni, günde 16 saati bulan...

1 Mayıs’a doğru mücadelenin yaşamla, yaşamda kesişimi

Yazar: Yeni Yaşam
1 Mayıs 2026

1 Mayıs arifesinde Doruk Maden işçileri; –açız- diye başlattığı Eskişehir’den Ankara yürüyerek gelip biber gazına rağmen sürdürdükleri direnişi tamamladılar. Aylardır...

Suriye’de neler oluyor?

Yazar: Yeni Yaşam
1 Mayıs 2026

Suriye hükümeti ile SDG arasındaki entegrasyon antlaşmaları bütün hızıyla devam ederken ileriye dönük bir gelişmeye de şahit olmuyoruz.  Nasreddin Hoca’nın...

Sonraki Haber

Bindik bir alamete…

SON HABERLER

Gelin duvarları birlikte yıkalım

Yazar: Yeni Yaşam
2 Mayıs 2026

Türkiye NATO’nun ‘ileri üs bölgesi’ mi oluyor?

Yazar: Yeni Yaşam
2 Mayıs 2026

Göç yollarında kadın emeği: Urfa’nın görünmeyen işçileri

Yazar: Yeni Yaşam
2 Mayıs 2026

1 Mayıs: Almanya’da sıradan bir gün

Yazar: Yeni Yaşam
2 Mayıs 2026

Avrupa’da 1 Mayıs: Norveç’ten İsviçre’ye Kürtler meydanlardaydı

Yazar: Yeni Yaşam
1 Mayıs 2026

1. Lig’de son hafta: Süper Lig’e çıkacak ikinci takım yarın belli oluyor

Yazar: Yeni Yaşam
1 Mayıs 2026

İsrail ordusu Lübnan’da manastır vurdu: Ateşkese rağmen can kaybı artıyor

Yazar: Yeni Yaşam
1 Mayıs 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır