• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
20 Eylül 2026 Pazar
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar

Kırık bir aynanın izinde*- Elend Aydın

Yeni Yaşam Yazar: Yeni Yaşam
17 Ağustos 2019
Kategori: Yazarlar
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

Benim annem senin annenden daima bilgedir. Anne ve şükür ki başka bir hayata gidişini göremediğin annen, gözlerimden öptü geçenlerde. Hepimizin aklında sen. Herkes, başta annen olmak üzere herkes biraz yetim, biraz sessiz, biraz yitik. Ama klasik dramatize edici yaklaşım aşıldığında herkes sen’dir artık, daha fazla sen ve hayat daha fazla seninle dolu.

Scarlett Johansson’ın harika performansıyla (aynı harika performansını “İnci Küpeli Kız”da da gördük) Lucy’i izledim tekrar. İlk izlediğimde saçma bir aksiyon bulamacı diye yüz çevirdiğim bu film de meğer sen’i anlatıyormuş! Zira kuantumik düşünce ve enerjinin yüzde yüze ulaşmasıyla boyut değiştiriyor ve Lucy yok oluyor. Yani aslında Lucy artık her yerde oluyor ve evrendeki her şeye karışmış oluyor.

Bu bana kara-karanlık-enerjiyi de anımsattı biraz. Son bilimsel bulgulara göre evrenin aşağı yukarı yüzde seksen beşini karanlık madde, yani gözle görülmeyen madde oluşturuyor -ki geri kalan azını ise (yüzde on beş) taşlar, ağaçlar, yıldızlar ve gözle görülebilen her şey oluşturuyor.

Belki filmde Lucy’nin kara bir dumanı anımsatan “gidişi” de karanlık maddeyi düşünmemi etkiledi ama mesele şu; Lucy de karanlık madde gibi gözle görülmez olunca “her şey” oluyor ya da evrenin yüzde seksen beşini oluşturuyor. Öncesinde bizimki gibi sınırlı mı sınırlı bedeniyle evrenin yüzde sıfır bile değilken…

Bir de görebildiğimiz, böbürlenerek isimler, anlamlar taktığımız “şeyler” evrenin sadece yüzde on beşi ise o zaman varoluş dediğimiz bu muazzam yanılsama nedir?

Benim annem senin annenden daha bilgedir, bunu annem de bilir herkes de. Üstelik şimdi seni seven herkesin gözlerine yerleşmiş mağrur, mütevazı ve sevecen bilgeliğini çok sevdiğin kuşlar, çiçekler, bulutlar, şarkılar ve mekanlarla daha fazla sahici, daha fazla yakın. Kuantumik sınırsızlığı da senden öğreniyoruz böylece.

Lidia bizim güzümüze geldiğinde içindeki kışla, yalnız bir düşünceyi koruyalım; ne başkasının sahip olduğu baharı ne de şimdilik, ölmüş olacağımız yazı yalnızca geçmekte olandan kalanı yaprakların onları değişik kılan şu anki sararması gibi (1)

“Şimdilik ölmüş olacağımız” bir yaz rüyası görsek de “bizim de güzümüz” gelecek Anne. Bizim de güzümüz gelecek dedim ve çok sevdiğin direnişçilerden birini, Bobby Sands’i hatırladım. O; can verirken damla damla ölüm orucuyla; “bizim de güzümüz gelecek” diyor, “ama biz olmayacağız orada” diye de ekliyor.

Gelecek olan gün ve güz; ve bizim orada olamayacak olmamızın manası nedir anne, sen söyle? Orada ya da burada olmamak; “şeylerin” yüzde seksen beşini göremeden kendini “görür, görünen” olarak görmek nasıl bir körlüktür?

Bu aralar, gözlerimi yumduğumda gördüklerimin, uzayın sonsuzluğuna benzediğinin farkına vardım. Ama gözlerimi açtığımda gördüklerimin, uzayın sonsuzluğuna benzediğinin farkına vardım. Ama gözlerimi açtığımda, gördüğüm hiçbir şey sonsuz değil!

Üstelik bu aralar baktığım tüm aynalar kırık. Ama o kırıklıklarda bir ışık parlamakta deli deli. Çocukken; geceleyin, aynalara bakmamamızı isterdin, delirmeyelim diye. Demek ki, aynalarda saklı bilgeliğin delirtici ışığını biliyor, varoluşumuzu başka boyutlara taşıyan gecenin kırık aynasında düşüp kaybolmayalım diye kolluyordun bizi, şimdi de binbir türlü beladan kolladığın gibi.

Bu sabah, bir bulutun altına yapışmış minik bir gökkuşağı gördüm anne, ağrıyan kolumla (Sanki kolunun ağrısını çekiyor şimdi benim kolum) “binbir işaret, bugün mutlaka yazmalıyım” dedim istirahatta olan kollarıma rağmen. Gökkuşağı, yıldızlar tuhaf danslarla el sallayan şu akşam bulutları; her şey bir işaret ve sirayet!

Yüzde on beşlik bir varoluştan yüzde seksen beşe geçtin, bu yüzden kör gözlerimizle göremiyoruz seni, bağışla! Her şeyi ve herkesi gördüğün için bilgi veren cümleler kurmaya gerek yok. Yazdan kalbimizde yağan kar tanelerin ve ruhumuzun sahrasında boy veren sarmaşık ve papatyalarla seviyoruz seni.

Kırık aynaların peşine düşüp kaybolmayalım diye bizimlesin… Yas yok anne, yaz var. Senin sonsuz berrak ve sevgi dolu yazın.

Not: Evrenin yüzde seksen beşini oluşturan bir olay-olguya “karanlık” (madde) demek de antroposantrizmin (insan-merkezlilik) getirdiği körlük ve bilgiçliğin alasıdır, değil mi?

(1) Fernando Pessoa, “Uzaklıklar”, Eski Denizler *

Bu yazı Gazetekarınca’dan alınmıştır.

Yeni Yaşam

Yeni Yaşam

İlgiliYazılar

Bugün 20 Eylül

Yazar: Yeni Yaşam
20 Eylül 2026

1992 yılının Eylül ayının 20’sinde Diyarbakır Seyrantepe mahallesinde organize bir eylemle Musa Anter katledildi. Bu kalleşçe eylemi gerçekleştiren kişilerin bazıları...

Bölgenin dizayn edilmesi ve süreç 

Yazar: Yeni Yaşam
20 Eylül 2026

İki yıldır barış ve demokratik toplum süreci, doğal olarak, her boyutuyla gündemdedir. Çünkü Türkiye’de ve bölgede yaşanan her gelişme sürecin...

Hüseyin Aykol

Olmayan bir babanın oğlu olmak!

Yazar: Yeni Yaşam
20 Eylül 2026

Aykol hocamın oğlu Direncan'ın anlamlandıramadığım bir biçimde yaşamını yitirdiği haberini aldığımda derin bir üzüntü yaşadım. Birkaç defa size yazmaya çalıştım...

Yaşamın özgürlüğü

Yazar: Yeni Yaşam
19 Eylül 2026

Yaşamdan yana olmak devrimci bir tutumdur. Savaş bitince nefes alınır. Niye bitti, öyle değil böyle bitseydi diye düşünülemez. Tek akla...

ÇEDES, MESEM ve özel okul kıskacında eğitimin hal-i pür melâli

Yazar: Yeni Yaşam
19 Eylül 2026

OECD (Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı)’nin öğrencilerin okulda öğrendikleri bilgi ve becerileri günlük yaşamda kullanma yeteneğini ölçmek amacıyla üç yılda...

Alışarak kaybetmek

Yazar: Yeni Yaşam
19 Eylül 2026

Yeniden başlamanın ağırlığı ve kahkahası aynı cümlede kurulamıyor. Dünya döndükçe o kadar değiştik ki, aklımız almaz. Hislerin metotları ya da...

Sonraki Haber

Türkiye’nin kadın futbol karnesi

SON HABERLER

Kurtulmuş: Takip komisyonu 1 Ekim’den sonra kurulacak

Yazar: Yeni Yaşam
20 Eylül 2026

Bugün 20 Eylül

Yazar: Yeni Yaşam
20 Eylül 2026

Yürü ya kulum; Eti Bakır!

Yazar: Yeni Yaşam
20 Eylül 2026

Bölgenin dizayn edilmesi ve süreç 

Yazar: Yeni Yaşam
20 Eylül 2026

Jin Dergi’nin yeni sayısı yayında

Yazar: Yeni Yaşam
20 Eylül 2026

Hüseyin Aykol

Olmayan bir babanın oğlu olmak!

Yazar: Yeni Yaşam
20 Eylül 2026

Çınar Yolcu

Zamanın durduğu yer 

Yazar: Yeni Yaşam
20 Eylül 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır