• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
16 Mart 2026 Pazartesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar

Kırık bir aynanın izinde*- Elend Aydın

Yeni Yaşam Yazar: Yeni Yaşam
17 Ağustos 2019
Kategori: Yazarlar
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

Benim annem senin annenden daima bilgedir. Anne ve şükür ki başka bir hayata gidişini göremediğin annen, gözlerimden öptü geçenlerde. Hepimizin aklında sen. Herkes, başta annen olmak üzere herkes biraz yetim, biraz sessiz, biraz yitik. Ama klasik dramatize edici yaklaşım aşıldığında herkes sen’dir artık, daha fazla sen ve hayat daha fazla seninle dolu.

Scarlett Johansson’ın harika performansıyla (aynı harika performansını “İnci Küpeli Kız”da da gördük) Lucy’i izledim tekrar. İlk izlediğimde saçma bir aksiyon bulamacı diye yüz çevirdiğim bu film de meğer sen’i anlatıyormuş! Zira kuantumik düşünce ve enerjinin yüzde yüze ulaşmasıyla boyut değiştiriyor ve Lucy yok oluyor. Yani aslında Lucy artık her yerde oluyor ve evrendeki her şeye karışmış oluyor.

Bu bana kara-karanlık-enerjiyi de anımsattı biraz. Son bilimsel bulgulara göre evrenin aşağı yukarı yüzde seksen beşini karanlık madde, yani gözle görülmeyen madde oluşturuyor -ki geri kalan azını ise (yüzde on beş) taşlar, ağaçlar, yıldızlar ve gözle görülebilen her şey oluşturuyor.

Belki filmde Lucy’nin kara bir dumanı anımsatan “gidişi” de karanlık maddeyi düşünmemi etkiledi ama mesele şu; Lucy de karanlık madde gibi gözle görülmez olunca “her şey” oluyor ya da evrenin yüzde seksen beşini oluşturuyor. Öncesinde bizimki gibi sınırlı mı sınırlı bedeniyle evrenin yüzde sıfır bile değilken…

Bir de görebildiğimiz, böbürlenerek isimler, anlamlar taktığımız “şeyler” evrenin sadece yüzde on beşi ise o zaman varoluş dediğimiz bu muazzam yanılsama nedir?

Benim annem senin annenden daha bilgedir, bunu annem de bilir herkes de. Üstelik şimdi seni seven herkesin gözlerine yerleşmiş mağrur, mütevazı ve sevecen bilgeliğini çok sevdiğin kuşlar, çiçekler, bulutlar, şarkılar ve mekanlarla daha fazla sahici, daha fazla yakın. Kuantumik sınırsızlığı da senden öğreniyoruz böylece.

Lidia bizim güzümüze geldiğinde içindeki kışla, yalnız bir düşünceyi koruyalım; ne başkasının sahip olduğu baharı ne de şimdilik, ölmüş olacağımız yazı yalnızca geçmekte olandan kalanı yaprakların onları değişik kılan şu anki sararması gibi (1)

“Şimdilik ölmüş olacağımız” bir yaz rüyası görsek de “bizim de güzümüz” gelecek Anne. Bizim de güzümüz gelecek dedim ve çok sevdiğin direnişçilerden birini, Bobby Sands’i hatırladım. O; can verirken damla damla ölüm orucuyla; “bizim de güzümüz gelecek” diyor, “ama biz olmayacağız orada” diye de ekliyor.

Gelecek olan gün ve güz; ve bizim orada olamayacak olmamızın manası nedir anne, sen söyle? Orada ya da burada olmamak; “şeylerin” yüzde seksen beşini göremeden kendini “görür, görünen” olarak görmek nasıl bir körlüktür?

Bu aralar, gözlerimi yumduğumda gördüklerimin, uzayın sonsuzluğuna benzediğinin farkına vardım. Ama gözlerimi açtığımda gördüklerimin, uzayın sonsuzluğuna benzediğinin farkına vardım. Ama gözlerimi açtığımda, gördüğüm hiçbir şey sonsuz değil!

Üstelik bu aralar baktığım tüm aynalar kırık. Ama o kırıklıklarda bir ışık parlamakta deli deli. Çocukken; geceleyin, aynalara bakmamamızı isterdin, delirmeyelim diye. Demek ki, aynalarda saklı bilgeliğin delirtici ışığını biliyor, varoluşumuzu başka boyutlara taşıyan gecenin kırık aynasında düşüp kaybolmayalım diye kolluyordun bizi, şimdi de binbir türlü beladan kolladığın gibi.

Bu sabah, bir bulutun altına yapışmış minik bir gökkuşağı gördüm anne, ağrıyan kolumla (Sanki kolunun ağrısını çekiyor şimdi benim kolum) “binbir işaret, bugün mutlaka yazmalıyım” dedim istirahatta olan kollarıma rağmen. Gökkuşağı, yıldızlar tuhaf danslarla el sallayan şu akşam bulutları; her şey bir işaret ve sirayet!

Yüzde on beşlik bir varoluştan yüzde seksen beşe geçtin, bu yüzden kör gözlerimizle göremiyoruz seni, bağışla! Her şeyi ve herkesi gördüğün için bilgi veren cümleler kurmaya gerek yok. Yazdan kalbimizde yağan kar tanelerin ve ruhumuzun sahrasında boy veren sarmaşık ve papatyalarla seviyoruz seni.

Kırık aynaların peşine düşüp kaybolmayalım diye bizimlesin… Yas yok anne, yaz var. Senin sonsuz berrak ve sevgi dolu yazın.

Not: Evrenin yüzde seksen beşini oluşturan bir olay-olguya “karanlık” (madde) demek de antroposantrizmin (insan-merkezlilik) getirdiği körlük ve bilgiçliğin alasıdır, değil mi?

(1) Fernando Pessoa, “Uzaklıklar”, Eski Denizler *

Bu yazı Gazetekarınca’dan alınmıştır.

Yeni Yaşam

Yeni Yaşam

İlgiliYazılar

Barış için ortak hükümet

Yazar: Yeni Yaşam
15 Mart 2026

Dün Yeni Özgür Politika’daki yazımda, “üçüncü” bir füze, provokatörler tarafından ateşlenip, Türkiye’ye düşerse, AKP iktidarının tek başına ABD ve İsrail’in...

‘Hüseyin abi hep iki kart gönderirdi, birisinin arkası boş’

Yazar: Yeni Yaşam
15 Mart 2026

Cezaevleri ile ilgili köşenin devam etmesi için gösterdiği özen, özveri ve hassasiyet duygulandırıyor. Yanımızdan giderken dahi bizi mahrum bırakmak istememiş....

Savaş ve Kürtlerin gücü

Yazar: Yeni Yaşam
15 Mart 2026

Bölge halklarına ve insanlığa zarar veren ABD-İsrail ve İran savaşı, şiddetlenerek ve yayılarak devam ediyor. Savaşan güçler başkaları olsa da...

Savaşın yeni grameri, devletin yeni fiziği

Yazar: Yeni Yaşam
15 Mart 2026

2026 yılının hızlı başlayan jeopolitik gerçekliği ve özellikle Ortadoğu merkezli sürekli tırmandırılan çatışma ortamı, ‘devlet’ merkezli tartışmaları da yeniden gündeme...

Yapay zekanın insan ve toplum üzerindeki etkileri

Yazar: Yeni Yaşam
14 Mart 2026

Yapay zekanın iktisadi ve emek üzerindeki etkilerinin yanı sıra, çok iyi anlaşılmayan ama potansiyel olarak ciddi sonuçlara yol açabilecek; psikolojik,...

Emperyalizm, İran ve devrim  

Yazar: Yeni Yaşam
14 Mart 2026

ABD emperyalizmi ile Netanyahu’nun Siyonist yönetimi, 28 Şubat 2026’dan bu yana İran’a açık savaş açtı. Saldırılar 15. gününde devam ediyor....

Sonraki Haber

Türkiye’nin kadın futbol karnesi

SON HABERLER

İranlı yönetmen Mojgan İlanlu gözaltına alındı

Yazar: Yeni Yaşam
16 Mart 2026

Efrîn’de sel: Bir çocuk boğularak yaşamını yitirdi

Yazar: Yeni Yaşam
16 Mart 2026

Oscar Ödülleri sahiplerini buldu

Yazar: Yeni Yaşam
16 Mart 2026

Fransa’da yerel seçimler siyasi manzarayı değiştirdi

Yazar: Yeni Yaşam
16 Mart 2026

Katledilen Temer Temel davasında ‘kırmızı bülten’ talebi reddedildi

Yazar: Yeni Yaşam
16 Mart 2026

Halepçe: Sessiz çığlıkların ardında kaybolan insanlık

Yazar: Yeni Yaşam
16 Mart 2026

İsrail Lübnan’a kara operasyonu düzenledi

Yazar: Yeni Yaşam
16 Mart 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır