• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
17 Şubat 2026 Salı
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar

Vedalaşma

10 Ocak 2020 Cuma - 22:10
Kategori: Yazarlar

“Taziye” demiyorum “vedalaşma” diyorum. İnsan yaşamının ayrılmaz bir parçası “ölüm”. Ve en zoru yakınlarımızın, dostlarımızın ölümü… Simone de Beauvoir, yaşam arkadaşı Sartre’ın son yürüyüşüne tanıklık eder, “Veda Töreni” adlı kitabında.

Ve erken vedalaşma çok daha zor olanıdır. Yaşayan bilir.

78 kuşağı, çok erken buluştu ölümle. Arjantinli bir baba, darbe dönemine ilişkin olarak, “Nasıl bir kader bizimki? Bizden önceki kuşak, babalarını annelerini gömerdi sadece. Biz ise, hem ebeveynlerimizi, hem oğullarımız ve kızlarımızı gömme durumunda kaldık!” demişti.

12 Eylül öncesi ve sonrası çoğu anne, çocuklarının mezarları başında buluştu, tanıştı. Sadece cezaevi kapısında değil. Ayşe Nur ile ben de çoğu anne ile Metris Cezaevi kapılarında tanıştık dost olduk. Gülizar ana gibi bazılarının birkaç çocuğu hapisteydi. Ve onlarla birlikte İHD’nin kuruluşuna katıldık. Ama İHD olmadan, anneler vardı.

Onlardan biri de, 18 yılını farklı cezaevlerinde tamamlayan, araştırmacı-yazar, yayıncı Ahmet Akif Mücek’in annesi Fehriye Mücek’ti. Bu hafta yitirdik onu. En zoru, sürgünde olup vedalaşamamak… Ahmet Akif Mücek’in kaderinde bu da varmış. Geçen hafta buluşacaktık Stockholm’de Ahmet’le. Tamamladığı son araştırması, “Filipinler Barış Süreci” üzerine konuşacaktık. Basımının gecikme nedenini açıklayacaktım. Rahatsızlığım engel oldu, buluşamadık.
Geçen yıl Goethe Madalyası alan Doğan Akhanlı, 2010 yılında babasını son kez görmek için geldi Almanya’dan Türkiye’ye. Baba ve oğulun vedalaşmasını çok gördüler.

Yıllarca geceye kayan İHD toplantılarından sonra, Ayşe Nur ile birlikte, Eren Keskin’i taksiyle Küçükyalı’daki evine bırakmıştık. Eren’in annesi yukardan otomatiğe basıp kapıyı açana, o içeri girene kadar hep beklerdik. Eren, güzelliği yanında, güzel giyim adabını da, son derece modern bir hanım olan ve mücadelesinde kızına hep omuz vermiş olan ve onunla gurur duyan annesinden almıştı. Peş peşe gelen davalara ve mahkumiyetlere karşın ülkeyi terk etmeyi reddetti Eren Keskin. Selahattin Demirtaş gibi, diğer çokları gibi. Eren Keskin, annesi Fatma Sevgi ile vedalaşma şansına sahip oldu hiç olmazsa.

En son, yaşamını işçi sınıfına adamış, onlarca kitap tercüme etmiş Muhteşem Özdamar’dan annesi Saadet hanımın (Acarhoroz) veda haberini aldım:

“Zor bir gün oldu. Anneme yetişmeye çalıştım, olmadı. / Hayatımda bir kez daha anneme yetişemedim./ Geçen Ekim ayında Alzheimer teşhisi konduğunda,/ birlikte geçirdik zamanı. /Roller bu kez değişmişti. /O çocuk ben babaydım. –Babam geldi, açın rakı şişesini diye bağırdığında, /güleyim mi, ağlayayım mı bilememiştim./ Olağanüstü bir beraberlikti o an yaşadığımız. /Sanki yıllarca vuslat zamanlarını beklemiş gibiydik./Kaybettiğimiz eski zamanları telafi ediyorduk./Güzel içerdi. Her akşam işten gelince bir kadeh doldurur, /yanında kavun ve peyniri eksik etmezdi…

O kısa keyif anları annem için ertesi gün kendini yeniden üretmenin vasıtasıydı./ Anneme yetişemedim. Usta terziydi. Dikiş üstadıydı./ Kumaşlar annemin hünerli ellerinde adeta canlanırdı…

Güzel yaşadı./İyi yaşadı./Sevdi, sevildi./Cesurdu. Başı buyruktu. Bildiğini okuyan, dik duruşlu kadınlardandı.
Sevdiğim kadına, son günlerinde güzel bakışlar bıraktı./ Oğlunu ve gelinini, mutlu ederek veda etmeyi bildi. / Seni ne kadar çok sevmiştim anne…”

Dün Mudanya’daki aile kabristanından uğurlandı son yolculuğuna, işçi sınıfının omuzdaşı Saadet Acarhoroz.
Muhteşem, Eren ve Ahmet Arif’in acısını paylaşırım.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

ABD İran’a uygulayacağı yaptırımları açıkladı

Sonraki Haber

Öğrenciler umudu yeşertti!

Sonraki Haber

Öğrenciler umudu yeşertti!

SON HABERLER

Cenevre’de Rusya, ABD ve Ukrayna görüşmeleri sürüyor

Yazar: Yeni Yaşam
17 Şubat 2026

Licik davasında 6’ncı duruşma görüldü: Kırmızı bülten kararı

Yazar: Yeni Yaşam
17 Şubat 2026

Geçici hükümetin Acil Durumlar Bakanı, Hesekê Valiliği’ni ziyaret etti

Yazar: Yeni Yaşam
17 Şubat 2026

2 işçinin yaşamını yitirdiği maden ocağının sahibi tutuklandı

Yazar: Yeni Yaşam
17 Şubat 2026

Efrîn ve Şehba’dan göç ettirilen aileler için geri dönüş başlıyor

Yazar: Yeni Yaşam
17 Şubat 2026

Seferberlik kapsamında Rojava’ya geçen gençler Silemanî’ye döndü

Yazar: Yeni Yaşam
17 Şubat 2026

Hesekê Kanaat Önderlerinden birlik mesajı: Fitneye ve nefret söylemine yer yok

Yazar: Yeni Yaşam
17 Şubat 2026

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır