• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
27 Ekim 2026 Salı
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar Pakrat Estukyan

‘Güvenmiyorum’ sözünün arka planı

10 Ağustos 2021 Salı - 13:46
Kategori: Pakrat Estukyan, Yazarlar

Covid-19 adı verilen ve Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) ‘pandemi’ olarak tanımladığı virüsün yaşlı dünyamızı teslim alması iki yıla yaklaşıyor. Küresel bir kapanmaya yol açan salgına karşı tüm ülkeler umutlarını geliştirilecek etkili bir aşının bulunmasına bağladılar. Ancak geçmişteki deneyimler, böyle bir aşının geliştirilmesinin uzun yıllar gerektiren bir süreç olduğunu söylüyordu.

Salgın, dünya ekonomisini derin bir krize götürme potansiyeline sahipti. Şehiriçi, şehirlerarası, uluslararası ve kıtalararası her türlü ulaşım mutlak bir krizle karşılaştılar. Milyonlarca insan işini, 4 milyonu aşkın insansa yaşamını kaybetti.

Pandemi, fırsatçı kimi siyasetçi içinse ucuz bir manipülasyon fırsatı yaratmıştı. ABD Başkanı Trump elinde somut hiçbir veri olmadığı halde, salt virüsün ilk kez Çin’in Wuhan kentinde görüldüğüne dayanarak olmadık suçlamalara girişti. O yaygara içinde bunun planlı bir saldırı olduğunu veya Çinlilerin yarasa eti yemek gibi tuhaf alışkanlıklarının bu felakete yol açtığını öne sürenler de vardı. Hatta Trump meseleyi ‘Çin virüsü’ adını taktığı bu beladan ötürü Çin Halk Cumhuriyeti’nden tazminat talep etmeye kadar vardırdı.

Tıp biliminde kaydedilen ilerlemelerin ve kâr dürtüsünün bir sonucu olarak, beklenen aşı, hastalığın tanımlanmasının üzerinden henüz bir yıl bile geçmeden bulundu. Bu kez de mikro milliyetçiliklerin devreye sokulduğuna tanıklık ettik. ‘Biontech-Pfizer’ lisansıyla üretilen aşının mucitleri Türkiyeli Aleviler, Amerikan menşeli ‘Moderna’ şirketinin CEO’su Lübnanlı bir Ermeni olunca, bu da kimilerine epeyce oyalanacak malzeme sağlamış oldu.

Daha ilginç olansa, aşının bulunmasıyla birlikte ortaya çıkan aşı karşıtlığı. Yine hemen her ülkede, hatırı sayılır sayıda insan, hükümetlerinin temin ettiği aşıdan yararlanmayı reddediyor. Bu yaygın reddedişin gerekçeleri ne denli farklı olursa olsun, ortak paydaları aynı noktada şekilleniyor: Güvensizlik. Kimi mantıklı, kimi mantıksız hatta düpedüz saçma gerekçelendirmeler nihayetinde ‘inanmıyorum’ veya ‘güvenmiyorum’ ifadeleriyle sonlanıyor.

Belki de aşı karşıtlarını dikkate almamızı gerektiren en önemli alan ‘inanmıyorum’ ve ‘güvenmiyorum’ sözlerinde saklı.

Tıp bilimi de içinde olmak üzere, kapitalizmin her şeyi, bu arada doğamızı, sağlığımızı metalaştırdığı bir düzende bilim, çok uzun bir süredir bu değirmene su taşımakla meşgul. Gıda kimyası denilen şey son tahlilde sağlığımızın pek çok şekilde bozulmasının en önemli etkeni. Benzer şekilde ilaç endüstrisi de tedaviden çok bağımlılık üretmek üzere kurgulanmış izlenimi veriyor.

Bu saptamalar günümüzden 60 yıl kadar önce açıklanan Türkiye İşçi Partisi’nin programını anımsatıyor: “Partimizin iktidarında dış ticaret, bankacılık, sigortacılık ve ilaç sanayi devletleştirilecektir.” Bu ilkeler sosyalist bir dünya görüşünün meseleleri doğru değerlendirme konusunda nasıl bir öngörüye sahip olduğunun da kanıtı gibi.

Kapitalizm gemi azıya almış bir halde tahribatlarını sürdürürken, sosyalizmin onu frenleyecek araçlardan yoksun olmasıysa çağımızın en büyük açmazı.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Ormanları katledenler Akbelen’de!

Sonraki Haber

Son sözü daima direnenler söyler

Sonraki Haber

Son sözü daima direnenler söyler

SON HABERLER

Girê Spî’ye dönen ailelere yönelik saldırı Rojava kentlerinde protesto edildi

Yazar: Yeni Yaşam
27 Ekim 2026

Diyarbakır Şehir Hastanesi işçileri yeniden eylemde: Ödemeler kısmen yatırıldı

Yazar: Yeni Yaşam
27 Ekim 2026

DEM Parti’den 65 yılı aşkın hapis cezalarının onanmasına tepki

Yazar: Yeni Yaşam
27 Ekim 2026

İsveç Sosyal Demokrat Parti Başkanı Andersson’dan DEM Parti’ye mektup

Yazar: Yeni Yaşam
27 Ekim 2026

Aysel Aydemir’i yaralayan failin cezası 17 yıldan 5 yıl 10 aya düşürüldü

Yazar: Yeni Yaşam
27 Ekim 2026

79 barodan Kanadoğlu hakkındaki soruşturmaya tepki

Yazar: Yeni Yaşam
27 Ekim 2026

Sûr’da ‘çok dilli belediyecilik’ semineri

Yazar: Yeni Yaşam
27 Ekim 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır