Kürtler, Türkler, Türkiye ve dünya halkları tarihi bir çağrıya tanıklık etti. 26 yıl önce, uluslararası bir operasyonla Kenya’dan Türkiye’ye getirilen Abdullah Öcalan’ın İmralı Adası’ndaki hapishaneden DEM Parti Heyeti üzerinden gönderdiği açıklama, sadece Kürtler için değil, tüm Ortadoğu ve Türkiye halkları için büyük bir öneme sahip.
Bu çağrı; Kürt sorunu merkezli 1984 yılında başlayan çatışmalı sürecin son bulması ve yeni bir siyasi sürecin kapılarının aralanmasına dair umut verici bir gelişme olarak değerlendirmelidir.
Ancak, siyasi iktidarın güvenlikçi politikalardan, otoriter yönetim tarzından uzaklaşmadan toplumsal barışın yaşam bulması ve demokratikleşmenin yolunun açılmasının zor olacağı da kabul edilmelidir.
Bundan dolayıdır ki; hukuki zemin ve demokratikleşme alanındaki hamlelere acil ihtiyaç var.
Ancak bu haliyle bile halklar nezdinde olumlu karşılık bulan bir çağrıyla karşı karşıyayız. Türkiye halkları ve Ortadoğu’da dört ülke sınırları içindeki Kürt halkı için tarihsel bir dönüm noktası yaşanıyor. Kürt halkının çeşitli vesilelerle “iradesi” olarak tanımladığı Abdullah Öcalan’ın sözleri, bir halkın ve tüm bir coğrafyanın geleceğine yön verecek gibi duruyor.
Silahlı çatışmaların son bulmasıyla, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da, bir halkın acıları, beklentileri ve özlemleri ses bulacak, tarihsel talepleri daha güçlü olarak dile gelecektir. Çatışmalı süreçlerin toplumlarda yarattığı derin travmaların sağaltılması süreci önemlidir. Derin toplumsal yaraların zamanla kapanıp kapanamayacağı devletin atacağı adımlarla bir onarıcı barış iklimine yol verip vermeyeceğiyle doğrudan bağlantılı olacaktır.
Ancak barışın ve demokratikleşmenin halkların mücadelesiyle kazanılacağını unutmadan, tüm toplumsal ve siyasi kesimlerin barış için sorumluluk alması gerektiğini belirtmek gerek
Barışın Yolu, Adaletin Sağlanmasından Geçer
Kürt halkının yıllardır sürdürdüğü demokratik taleplerin karşılanması; dilin, kültürün, yerel yönetimlerin güçlendirilmesi, hasta ve yaşlı tutsakların acilen tahliyesi, kayyım hukuksuzluğundan vazgeçilmesi gibi temel haklar için adımlar atılması gerek. Öcalan’ın bu sürece dahlinin hukuki düzenlemesi de hala muğlak.
Öcalan’ın açıklaması, toplumu bu hayalin ilk adımlarını atmaya davet ediyor olsa da arkasının iki taraflı olarak gelmesi gerek. Zira adaletin sağlanması, çatışmaların sona ermesiyle kendiliğinden gerçekleşmeyecektir. Bunun için toplumun içindeki derin yaraların sarılması, bir halkın varoluş hakkının tanınması, yeni bir toplumsal sözleşmenin yazılması gerekir.
Burada, esas sorumluluk ise devlete düşüyor. Hukuksuzluk, baskılar, gözaltılar ve tutuklamalar ne denli erken sona erdirilirse, siyasi çözüme dair çağrıların yanıt bulma imkanı da artacaktır. Zira geçmişin karanlık yüklerinden kurtulmadan, yeni dönemin adaletinin inşa edilmesi de güçtür. Adalet sağlanmadan, insanların en temel haklarına saygı gösterilmeden ne demokrasi mümkündür, ne de Kürt halkının ve Türkiye halklarının duygusal ortaklığı ve huzuru sağlanabilir.
Halkların Eşitliği, İşçi Sınıfının Birliği ve Mücadelesi
Kuşkusuz silahlı çatışmaların sona ermesi; sömürüyü, yoksullaşmayı, ekonomik adaletsizliği, sınıflar arasındaki gelir uçurumu sorununu çözmeyecek, işçi sınıfının mücadelesi devam edecektir. Ancak barışçı çözüme dair gelişmenin olumlu yansımaları olacak, kaynakların halkın eğitimi, sağlığı, ulaşım ve barınma hakkı için kullanılmasını daha güçlü istemenin zeminini genişletecektir. İşçilerin, emekçilerin ve halkın talepleri, barışın inşa edilmesi için bir temel oluşturacaktır. Bugüne kadar, “terör” ve “güvenlik” gerekçeleriyle hak mücadelelerinin terörize edilmesinin imkanı azalacaktır.
Bu noktada, işçi sınıfı ve emekçilerin birliği daha hızlı sağlanacaktır. Pompalanan şovenizman dayanakları kaybolmasa da zayıflayacaktır. Ekonomik sorunlar, sendikal, siyasal haklar daha yüksek sesle gündeme getirilecektir: “Silahların sustuğu, çatışmanın sona erdiği bir dönemde, neden hala ekmeğimiz küçülüyor? Neden hala adaletin peşinden gitmek zorundayız?” soruları büyüyecektir. Geçmişin “beka” gerekçeleri, bugün yerini sorgulamalara bırakacaktır. Eskiden “terör” tehdidiyle silahlanma ve “savunma” adı altında şişirilen bütçelerin, artık halkın taleplerine dönük kullanılması istenecektir. Emekçiler, yoksullar, ezilenler ortak taleplerini terörize edilmeden daha fazla savunma, birleşik mücadele hattı inşa etme olanağına kavuşacak, sömürü ve baskı politikaları daha fazla sorgulanacaktır.
Ancak bu sürecin sınıfa, sendikalara, emekçilere, meslek örgütlerine yüklediği sorumluklar olacak: İşçi sınıfı ve emekçiler yalnızca kendi ekmeği için değil, aynı zamanda tüm halkın barışı ve özgürlüğü için bu mücadeleyi büyütecek güç olarak tutum almalıdır.
Ortadoğu’da Yeni Bir Umut: Halkların Ortak Mücadelesi
Barış, yalnızca Türkiye’nin değil, tüm Ortadoğu halklarının kaderini yeniden şekillendirebilir. Suriye, Rojava, İran, Irak, Türkiye; bu çağrıyla demokratikleşme ve barış kapsamında önemli dönüşümlere hazırlanabilir. Türkiye’de silahlı çatışmanın sonlanması, sadece bir halkın değil, bölgedeki tüm halkların özgürlük mücadelesine yeni bir soluk getirebilir.
Çağrı, emperyalist müdahalelere, bölgenin otoriter , din, mezhep ve milliyetçilik temelinde halkları çatıştırma ısrarlarına karşı bir dayanışma örneği olarak şekil bulabilir. Halkların ortak mücadelesi, geleceği inşa etmenin yegâne yolu olarak kabul edilebilir.
Bu nedenle, her adım, bölgedeki halkların birleşmesine, emperyalist güçlere ve bölgenin otoriter, inkarcı, dinci, şoven ve ilkel milliyetçi yönetimlerine karşı ortak bir direnişin büyümesine katkı sağlayabilir.
Yeni Başlangıç: Geçmişten Sonuç Çıkararak Geleceğe Yol Açabilir
Sonuç itibariyle, Öcalan’ın tarihi açıklaması, halkların birliğine giden yolun taşlarını döşeyebilir. Kürt halkı bakımından heyecan verici olduğu kadar, tüm Türkiye halkları, iktidar odakları ve bölge halkları için de ilgi çekici oldu.
Her dönüm noktası aynı zamanda bir başlangıçtır. Bu başlangıç önemlidir ancak sürecin ilerleyerek başarıya ulaşması başta demokratikleşme ve barış yanlısı güçlerin çabası olmak üzere halkların, tüm toplumsal kesimlerin ortak mücadelesiyle mümkün olacaktır.