• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
30 Kasım 2025 Pazar
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar Veysi Sarısözen

Kürtler kimle ittifak kurar, kimi destekler?

30 Kasım 2025 Pazar - 00:00
Kategori: Veysi Sarısözen, Yazarlar
Muhalefet yol ayrımında

İmralı’da Öcalan’la görüşmeye katılan MHP Genel Başkan Yardımcısı Yıldız, “CHP HDP’den aldığı oyların mahcubiyeti nedeniyle Komisyon’a katıldı” dedi.

Arkasından bir değerli gazeteci arkadaşımız da ANF’ye verdiği demeçte “CHP bundan böyle Kürt halkından oy alamaz” diye konuştu. Konuşanlardan bağımsız olarak kamuoyunda bu açıklamalara benzer bir kanaat olduğu açıktır. Barış ve demokrasi amaçlı süreci “seçime” ve “Kürt oylarına” bağlı ele almak çok büyük bir yanlış olur.

Bir süredir yazıyorum: Barış ve demokrasi sürecinin önündeki en büyük engel, hangisinin haklı, hangisinin haksız olduğundan bağımsız olarak, AKP ile CHP arasındaki “iktidar savaşlarıdır.” Seçimi, oy hesabını, kamuoyu desteğini, birbirlerine üstün gelmeyi esas olan her iki parti arasında “iktidar savaşları” en azından bu sürecin güvenceye alınması ve başarıyla sonuçlanmasına kadar, bir tür “siyasi ateşkesle” durdurulmazsa Türkiye’yi İmralı ziyaretinde yaşanan krizden çok daha yıkıcı krizler bekler.

Özellikle Komisyon’a katılan partilerin niyetleri hakkında yapılan açıklamalar, zaten halk kitlelerinde var olan güvensizlği ve kaygıları arttırmaktan başka işe yaramaz. Taraflardan biri “CHP, HDP’den aldığı oyların mahcubiyeti ile Komisyon’a katıldı, yani samimi değil, amacı HDP oylarını kaybetmemek derse, diğeri de “MHP ve AKP’nin niyeti barış ve demokrasi değil, Erdoğan’ı ömür boyu başkan yapmak için HDP oylarına göz dikmek” diye konuşursa, ki böyle konuşulmakta, barış ve demokrasi için süreci destekleyen halk işin ciddiyetinden ve amacından şüpheye düşer. Böyle bir şüphenin güçlenmesi her şeyden önce barışın toplumsallaşmasını kesinlikle önler.

Dikkat edilirse bu uygunsuz tartışma AKP ve CHP arasındaki iktidar kavgasında Kürt halkının iradesini yok sayan, onun oylarını iki parti arasında paylaşılacak zavallı ve pasif bir şey gibi gören, çok kirli bir “milliyetçi” zihniyeti ele veriyor. Taraflar Kürt halkının, yüz yıl boyunca demokrasi okulundan çok ağır bedellerle geçtiğini ve her iki partinin tabanından kıyaslanmaz derecede politik bilinçle donandığını unutuyorlar. Kürt halkı ve onun örgütleri, AKP ve CHP arasındaki iktidar savaşlarının aleti olmaz. Şu andaki siyasi gelişmelere üstün körü bakanlar bile, bu siyasi gelişmeleri ne AKP’nin, ne de CHP’nin değil, başında Öcalan’ın bulunduğu Kürt halkının örgütlü gücünün belirlediğini kolayca anlayabilirler. Bu belirleyicilik, çoktan Türkiye’nin sınırlarını aşmış, Ortadoğu halklarının geleceğini belirleyecek düzeye ulaşmıştır.

Kürt halkı kimi “desteklerse” onun kazanacağı düşüncesi, yalnız Türk siyasetinde değil, dünya savaşının merkezlendiği Ortadoğu’da düşman küresel güçlerin de kafalarında dönüp dolaşmaktadır. 60 milyonluk bir halktan söz ediyoruz.

Kürt halkı kimi destekler demeyeceğim,  Türkiye’de ve Ortadoğu’da kimle eşit çıkarlar temelinde ittifak kurar diye soracağım. Cevabı Başkan Öcalan vermiştir. Eğer,  tüm Ortadoğu’yu kapsayan “barış ve demokratik toplum” süreci başarıya ulaşırsa, Kürt halkı Türkiye’de Türk halkıyla, Ortadoğu’da, Kafkasya’da Arap, Fars, Azeri, Ermeni halklarıyla kardeşliği canlandıracak, giderek onlarla demokratik uluslaşma sürecinde “entegre” olacaktır. Bu yolla tüm bölgeyi Üçüncü Dünya Savaşı’nın kaosundan koruyacaktır.

Ama eğer yaşanan süreç, birçok etmenin, aktüel olarak CHP-AKP iktidar savaşlarının tesiri altında ve İsrail’in provokatif müdahaleleri sonucu başarısızlığa uğrar, Kürt halkı bu savaşın dışında kalma imkanını kaybederse, işte o zaman Türkiye’de hangi parti ve Ortadoğu’da hangi küresel güç “Kürt ulusunun ve bölge uluslarının hayati çıkarlarına evet diyorsa Kürt halkı onlarla ittifak kuracak, kim bu halkların çıkarlarına düşmanlık ederse onlara karşı savaşacaktır. Her parti ve her küresel devlet, Kürt halkı için bu “istenmeyen” ittifak alternatifinin Kürt halkının önünde durduğunu hesaba katarak Türkiye’de ve bölgede yürümekte olan Apocu barış ve demokrasi sürecine bu temelde yaklaşmalıdır.

Şimdi hepimiz burada dile getirilen halklar arası stratejik ittifakları gerçekleştirmek için ve “istenmeyen” taktik ittifaklara mecbur kalmamak için, barış ve demokrasi sürecinde bütün siyasi partilerin, toplumsal örgütlerin ve halkların birleşmesi için çalışmalıyız.

Ve özgür medyanın hiçbir sayfasında “Kürt seçmen şuna oy vermeyecek, buna verecek” gibi angajman kokan sözlere yer verilmemelidir.

Verilmemelidir çünkü bugünden kimin çözüm sürecinde olumlu rol oynayacağı, kimin yıkıcı bir rol oynayacağı kestirilemez. Şu anda bildiğimiz biricik gerçek, İyi Parti dışında TBMM’nin bütün partileri Komisyon’a üye vererek olumlu bir tutum içine girmişlerdir, buna mukabil Dem Parti dışında bütün partileri de peşine takan AKP ve CHP arasındaki iktidar savaşları Komisyon’dan başarıyla çıkmamızın önünde en büyük engeli oluşturmaktadır.

Ortada ne erken, ne de uzak seçim yok. Sürecin ya başarıyla sonuçlanması ya da kaosa yol açacak olan başarısızlığa uğraması ihtimalleri var. Önümüzde seçimde nasıl oy kullanacağımız değil, AKP-CHP arasındaki iktidar savaşlarını nasıl durduracağımız gibi politik ve toplumsal bir sorun duruyor.

Dem Parti Kürt seçmeninin oyları üzerine yapılan hesaplara karşı tutum almalı, “şu anda hiçbiriniz Kürt halkının desteğini hak etmiyorsunuz, desteğe talip olmak yerine, Kürt halkının desteğini hak etmek için önce aranızdaki iktidar savaşlarını geçici bir ateşkesle durdurun, barışı toplumsallaştırın; devletiniz araya kan giren savaşı durdurdu, size ne oluyor?” demelidir.

Benim üslubumla değil elbette, “müzakereci demokrasi”ye uygun bir üslupla…

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Arap solunun projesi nedir? – II

Sonraki Haber

Jin Dergi’nin yeni sayısı yayında

Sonraki Haber
Jin Dergi’nin yeni sayısı yayında

Jin Dergi’nin yeni sayısı yayında

SON HABERLER

Bir yüzleşme hikâyesi

Bir yüzleşme hikâyesi

Yazar: Aziz Oruç
30 Kasım 2025

Sanat, siyaset için midir?

Sanat, siyaset için midir?

Yazar: Heval Elçi
30 Kasım 2025

Binlerce yıllık bir kadın sanatı: Deq

Binlerce yıllık bir kadın sanatı: Deq

Yazar: Aziz Oruç
30 Kasım 2025

‘Pazarlık yok’ teranesi

İmralı ziyareti

Yazar: Aziz Oruç
30 Kasım 2025

Jin Dergi’nin yeni sayısı yayında

Jin Dergi’nin yeni sayısı yayında

Yazar: Aziz Oruç
30 Kasım 2025

Muhalefet yol ayrımında

Kürtler kimle ittifak kurar, kimi destekler?

Yazar: Heval Elçi
30 Kasım 2025

Arap solunun projesi nedir? – II

Arap solunun projesi nedir? – II

Yazar: Heval Elçi
30 Kasım 2025

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır