Grup toplantısında konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, ‘Şimdi sorumluluk Meclis’te. Bütün partilerin Kürt meselesinin çözümüne ve Türkiye’nin demokratikleşmesine sahici katkı sunmaya çağırıyorum’ dedi
Partisinin grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, sürece dair hukuki zemine dikkat çekti. Konuşmasına parti danışmanlarından Dilan Karaman’ın ailesine baş sağlığı dileyerek başlayan Tuncer Bakırhan, Özgür Ülke’nin bombalanmasına da değinerek, bombalama sonrasında şu anda yoğun bakım ünitesinde tedavisi devam eden gazeteci Hüseyin Aykol’dan da söz eden Tuncer Bakırhan, “Hüseyin Aykol şöyle söylemişti; O gün farkında olmadan bir şey yaptılar. Bizi bir gazete olmaktan çıkarıp bir gazetecilik geleneği haline getirdiler. Artık bundan sonra ne yaparlarsa yapsınlar bu yolculuk kesintisiz sürecek. Gerçekten de Hüseyin Aykol arkadaşımızın dediği gibi oldu” diye konuştu.
Romanların kapısı herkese açık
Grup toplantısında bulunan romanlara da işaret eden Tuncer Bakırhan, romanların bu toprakların en kadim halkları arasında bulunduğunu belirterek, “Sistematik olarak yoksullaştırılıyor. Mahallelerine belediyeler hizmet götürmüyor. Çocukları okullarda ayrı sınıflarda okutuluyor. İş başvurularında soyadları yüzünden kapılar üzerine kapatılıyor. Oysa Romanların kapısı herkese açık. Romanlara açılan kapılar kapatılıyor” diye konuştu.
Engelliler için mevzuatı uygulayın
Kayyımlara ve 3 Aralık dolayısıyla engellilere de değinen Tuncer Bakırhan, “Onların aklında, fikrinde, politikalarında engeller yok, romanlar yok. Aleviler, Kürtler yok. Ötekileştirilen hiç kimse yok. Talebimiz çok net engelliler konusunda. Biz engelli hakları sözleşmesi yaşama geçsin istiyoruz. Tam 20 yıldır ertelenen erişebilirlik mevzuatı artık uygulansın diyoruz” diye kaydetti.
Türkiye nüfusunun yüzde 13’nün engellilerden oluştuğunu da dile getiren Tuncer Bakırhan, 2026 yılı bütçesinde engellilere yüzde 1,2 oranında bütçe ayrıldığını paylaşarak, tepki göstererek, “Bu sistemin, bu iktidarın bu ülkedeki siyasi partilerin engellilere nasıl yaklaştığının en iyi göstergesidir. Eğitim, sağlık, ulaşım ve istihdam hakları başta olmak üzere tüm kamusal hizmetlere erişim için engellilere ayrılan bütçe %10’a yükseltilmelidir.” ifadelerini kullandı.
Kıyamet boşuna koparıldı
Komisyonun Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile yaptığı görüşmeye de dikkat çeken Tuncer Bakırhan, “Öcalan’la gerçekleştirdiği görüşme, Kürt meselesinin güçlü bir siyasal zemine taşınmasını sağlamıştır. Bu Türkiye’deki çözüm aklının da aynı zamanda bir başarısıdır. Şimdi kardeşlik hukukumuzu çatışma zemininden çıkarıp yasal ve demokratik zemine kavuşturma zamanıdır. Görüşme öncesinde fırtınalar koparıldı. Belki izlediniz. Kıyamet senaryoları yazılıp çizildi. Peki ne oldu? Meclis Komisyonu temsilen bir heyet İmralı Adası’na gidince kıyamet mi koptu? Neyimizi kaybettik? Demek ki boşuna bir kıyamet koparılmış” diye kaydetti.
Görüşme paylaşılsın
Tuncer Bakırhan’ın konuşmasının satır başları şu şekilde: “4 Aralık’ta komisyon yeniden bir araya gelecek. İmralı’da komisyon adına giden heyet, görüşme tutanağını komisyonla paylaşacaktır. Sayın Öcalan’ın toplumdan saklayacağı bugüne kadar herhangi bir şeyi olmamıştır. Kendisi her türlü fikrin kamusal şeffaflık içinde olması gerektiğini yıllardır söylüyor. O nedenle İmralı’daki tutanakların kamuoyu ile de paylaşılmasını şeffaflığın sağlanmasını ve toplumun orada ne tartışıldığını görmesini ve okumasını da bizler istiyoruz.
Sorumluluk Komisyon’da
Türkiye barış için sözünü söyledi. Artık bu sözleri hayata geçirme zamanı olduğunu belirtmek gerekiyor. Önemli olan toplumsal mutabakatı kağıda dökecek adımların atılmasıdır. Şimdi sorumluluk Meclis’te. Bütün partilerin Kürt meselesinin çözümüne ve Türkiye’nin demokratikleşmesine sahici katkı sunmaya çağırıyorum. Çözüm odaklı raporların hızlıca yasalara dönüşmesi için ilk ve tarihi sorumluluk Sayın Numan Kurtulmuş’la ve komisyondadır. Komisyonun bu görevi layıkıyla yerine getireceğine inanıyoruz.
Bir halı aşağılıyorsunuz!
Yani barış için bir kapı aralanmışsa bu eşikten geçmek gerekiyor. Biz bu kapıdan tüm Türkiye halklarının geçmesini, kimsenin dışarıda kalmamasını istiyoruz. 100 yıllık acılar ancak geniş bir toplumsal mutabakatla tüm renklerin yer aldığı bir ortak akılla çözülebilir.
Biz en başından beri ortak paydaları büyütmeye çalışırken ana muhalefet partisinin lideri partimizde ve tabanımıza bazı ithamlarda bulundu. Öyle anlaşılıyor ki Sayın Özel, kurultay kürsüsünden bize ‘Stockholm Sendromu’ teşhisi koyuyor. ‘Celladına aşık olmayın’ diyor. Biz de soruyoruz; Biz Mecliste barış için yasa konuşurken, her bir arkadaşımızla birlikte sokaklarda barışı toplumsallaştırmaya çalışırken siz kürsüden neden bir halkı aşağılayıcı sözler söylüyorsunuz Sayın Özel? Sözü çözüm için kurmak varken tam da bu süreçte çözümü tartışmak varken, ucuz polemikler ve anlamsız kavgalara başvurmak siyasetsizliktir. Biz demokratik, siyasi çözümü esas alan mücadele ve müzakere partisiyiz.
Hepiniz borçlu çıkarsınız
Böyle bir halkı sendromla itham etmek demokratik siyaset midir? Kürt halkına saygı duymak bu mudur Sayın Özel? Biz bu coğrafyadaki halklar, inançlar, devrimciler, ezilenler, emekçiler olarak celladı çok iyi tanırız. Cellatları mezarlıklarımızdan, faili meçhullerimizden, yakılmış köylerimizden, direndiğimiz zindanlardan çok iyi biliyoruz. Kimse bu hafızanın üzerine ucuz metaforlarla yaklaşmasın. Cellatlığımıza soyunan çok oldu, haklısınız. Ama bizi kurban yapmaya kimsenin gücü yetmedi ve yetmeyecektir. Herkes çok iyi bilsin ki cellat defterini açacaksak, geçmişi konuşacaksak hepiniz borçlu çıkarsınız. Herkesi polemikçi ve tutarsız dilden vazgeçmeye, çözüme ve barışa katkı sunmaya çağırıyorum.
Çözüme ortak olan kazanır
Ama barıştan ve demokrasiden yanaysanız da açık konuşun. Gelin birlikte mücadele edelim. Başta ana muhalefet partisi olmak üzere bütün muhalefet partilerini 100 yıllık meselenin çözümünde ellerini taşın altına koymaya, sorumluluk ve inisiyatif almaya çağırıyorum. Barışa ve çözüme ortak olan kazanır.
Yargı reformu yapılmalı
Bu hafta da meclisin gündemine 11. Yargı Paketi gelecek. Ama gördüğümüz kadarıyla aynı ayrımcı yaklaşım devam ediyor. Düşüncelerinden, siyasi faaliyetlerinden, kimliklerinden dolayı cezaevlerinde bulunan Kürtler, devrimciler, gazeteciler, öğrenciler yine on binlerce siyasi tutsak dışarı bırakılacak. Yıllardır söylüyoruz. Cezada adalet, infazda eşitlik sağlanmalıdır. Toplum vicdanını yaralayan suçlar dışında cezaevleri boşaltılmalıdır. Yargı reformu yapılmalı. Bu ülkede herkes için adalet tesis edilmelidir. Bu pakette dikkat çekmemizi gereken bir başka önemli konu daha var. Erişim engeli ve bant daraltma düzenlemeleri de pakette var. Bu yasayla yargı keyfi şekilde erişim engeli getirebilecek. Bu kararlara uymayan platformlara bant daraltma yaptırımı uygulanacak. Bu ifade özgürlüğüne basın özgürlüğüne doğrudan bir müdahaledir. Bu kabul edilemez. Bunu kabul etmeyeceğiz.
Türkiye’de adaletsizliği yamalarla, palyatif çözümlerle sağlayamayız. Köklü bir bir adalet reformuna ihtiyacı var. Gelin 2026’nın başında köklü bir adalet reformunu meclisten geçirelim. Tüm Türkiye’de yeni yılda güzel bir mesaj verelim diyorum.
Karşı durmak kimseye kazandırmaz
Öte yandan bütün bunlar olurken Suriye’nin kuzeydoğusunda yönetim bir yandan Suriye’nin demokratikleşmesi için mücadele ederken bir yandan da komşu ülkelere dost elini uzatıyor. Kuzey Doğu Suriye’den özellikle Türkiye’ye uzanan bir dostluk eli var. Artık bu elin tutulması gerekir. İlham Ehmed bu hafta sonu partimizin İstanbul’da yapacağı uluslararası konferansa davetliydi. Kendisi de katılacağını belirtmişti. Ama henüz bu konuda bir dönüş sağlanmadı. Olumlu bir dönüş bekliyoruz. Îlham Ehmed Türkiye’ye gelsin. O Suriye hakkında, Kuzeydoğu Suriye hakkında sorusu olanlar sorularını sorsun. Endişelerini dile getirsin. Oturun, konuşun, anlaşın. Diplomasi ne için var? Diyalog ne için var? Tabii ki bunun için var. Çözümden kaçmak, Kürtlerin elini sıkmamak, Kürtlerin Suriye’de elde edeceği kazanımlara karşı durmak kimseye kazandırmaz. Aksine diyalog ve temas kurmak hem bölgeyi rahatlatır hem hepimizi rahatlatır diyoruz ve İlham Ehmed Türkiye’ye gelişi için iktidarın kolaylaştırıcı bir tutum oynamasını da bekliyoruz.
Kaynak: MA








