SYKP ve Yeşil Sol Parti’nin düzenlediği panelde konuşan DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, Kürt sorunun çözümünde hukuki zemine dikkat çekerek ‘Rojava burada bir turnusol kağıdı olarak duruyor’ dedi
Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) ve Yeşil Sol Parti (YSP) İzmir İl Örgütü, Kültürpark Gençlik Tiyatrosu’nda “Kürt Sorunu’nda yeni dönemeç, demokratik muhalafet için kurucu siyaset” başlıklı panel düzenledi. Panelin moderatörlüğünü Barış Akademisyeni Nilgün Toker Kılınç gerçekleştirirken, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM) Sözcüsü ve Şirnex (Şırnak) Milletvekili Ayşegül Doğan, YSP Eş Sözcüsü Ahmet Asena, Emekçi Hareket Partisi (EHP) Genel Başkanı Hakan Öztürk, SYKP Kurucusu Kenan Kalyon konuşmacı olarak yer aldı. “Barış ve demokrasiyi birlikte savunacağız” pankartının asıldığı panele kentteki siyasi parti ve sivil toplum örgütleri temsilcilerinin yanı sıra çok sayıda yurttaş katıldı.
Nilgün Toker Kılınç, Kürt sorunun ve Türkiye’de ki demokrasi sorunun çözümü için önemli bir yola çıkıldığını söyleyerek, yeşeren barış umudunu ayakta tutmaya çalıştıklarını belirtti.
Ardından söz alan Ahmet Asena, Kür sorunun sadece Türkiye Cumhuriyeti sınırı ‘içinde olmadığını sorunun bölgesel olduğunu ifade etti. 3’üncü bir paylaşım savaşının yürütüldüğünü belirten Asena, “Sol, demokratik muhalefet bir gelecek tahayyülü oluşturmak zorunda. ‘Sosyalizmden ne anlaşılır ne anlaşılmaz’ tartışmasını yapacak bir noktada değiliz. Sol bir blok olarak durmayı başarmamız gerek” dedi.
‘Yeni dönemeç nedir?’
İktidar ve Kürt siyasi hareketinin sürece farklı isimler verdiğine dikkat çeken Kenan Kalyon, “Kürt Sorunu’ndaki yeni dönemeç nedir? İzah etmeye çalışayım. Kürt sorunu çeşitli tarihsel evrelerden geçerek bugüne kadar geldi. Şimdi ise Kürt sorununun en büyük bileşeni Dünya tarihsel konjonktöründe çok radikal bir dönüşüm gerçekleşti. Kürt sorununu çevreleyen koşullar radikal olarak değişmiştir. Başlayan süreçte hep bir tartışma var. ‘Bahçeli neden o konuşmayı yaptı? Öcalan’ı neden meclise çağırdı’ tartışması var. Bazıları dış etkenlere vurgu yaptılar. Bu meseleyi bir ikilem halinde ele almak doğru değildir. Hem dış etkenler hem iç etkenler ikisi de etkili. Çok bileşenli, çok denklemli bir sürecin içerisindeyiz. Kürt Özgürlük Hareketi kendi kendisini bir öz dönüşüm sürecine koymuştur. Bunun için 27 Şubat açıklamasına kadar gitmemiz gerek. Oradaki ana vurgu Kürt Özgürlük Hareketi’nin dönüşümü üzerineydi” ifadelerini kullandı.
‘Demokratik yolla çözüm’ vurgusu
Ayşegül Doğan, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne değinerek “Her dönem çok zor oldu. Her başlangıç çeşitli katmanlarla çok boyutlu geldi. 90’lardan bu yana baktığımız zaman hepimizin aklına çok simgesel şeyler gelecektir” dedi.
Reaktif pozisyondan çıkıp kurucu siyaset safhına geçilmesi gerektiğine işaret eden Ayşegül Doğan, “İktidarlar böyledir. Korkuya gark etmek isterler. Yakın siyaset tarihinde bunu en iyi yapan AKP iktidarı. Toplumsal dinamizmden beslenen, yeniden örgütlenen stratejik bir dönüşüm gerekli. PKK’nin çağrıya verdiği yanıt var. Silahla değil, demokratik siyasetle Kürt Meselesini çözmek yepyeni bir durum değil. 80’lerin sonunda Öcalan’ın verdiği röportajlarda gördük. Daha sonraki dönemlerde de yine öyle” şeklinde konuştu.
Ayşegül Doğan, şunları söyledi:
“Öcalan bazı yerlere sarsıcı bir şekilde dokundu. Demokratik siyaset yürütmemiz, fırsat ve taleplerimizi büyütmemiz için alan açtı. Bu masada oturan hiç kimse eline silah almadı. Ama hepimize elimize silah almışız muamelesi yapıldı. Ama bu gerekçe ellerinden alındı. Bu kadar stratekik bir anda, demokrasi için mücadele edenler, canı yananlar olarak yeteri kadar sahip çıkmadığımızı düşünüyorum. Konuşmaya ihtiyacımız var, bunu alanımızı genişletmek ve yeniden örgütlenmemizi güçlendirmek için yapalım. Hepimiz bu düzeni değiştirmek için yola çıktık. Mücadelemizin çıkış noktalarını, bizi birleştiren noktaları yeniden hatırlamamıza ihtiyacımız var. Barışın tescilleneceği zemin adalettir, hukuktur. Rojava burada bir turnusol kağıdı olarak duruyor. Türkiye’nin 1’inci partisi hala bazı tabulara dokunamıyor. Kürt Meselesi’nin çözümüne dair çözümcü bir yaklaşıma sahip olunmadığı görülüyor. Burada mesele CHP’yi eleştirmek değil.”
Son olarak söz alan Hakan Öztürk, Kürt sorununda dönemecin oluşması için özellikle Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan tarafından önemli adımların atıldığını kaydederek, Kuzey ve Doğu Suriye’de de bir çatışmanın olmaması gerektiğini söyledi.
HABER MERKEZİ









