Kadın Mitingi’nde bir araya gelen kadınlar, Kürdistan’dan dünyaya uzanan savaş politikalarına, yoksulluğa ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğine karşı barış ve eşit yaşam talebiyle alanlara çıktı. Kadınlar, özgür ve eşit bir yaşam için ortak mücadele çağrısı yaptı
“Haklarımız, Hayatlarımız ve Özgürlüğümüz için Büyük Kadın Mitingi”nde her dilden her kimlikten ve her inançtan kadınlar dün Tandoğan Meydanı’nda taleplerini dile getirdi. Kadınlar, soykırıma varan kadın katliamlarına, iktidarın kazanılmış hakları gasp etmeye yönelik politikalarına, Diyanetin kadın bedeni ve yaşamı üzerinden verdiği fetva ve Cuma hutbelerine, kadın yoksulluğuna ve bölgedeki savaşa karşı seslerini yükseltti.
‘Hayatlarımız ve özgürlüğümüz için’
Bir mücadele ve direniş göstergesi olarak bu mitingi gerçekleştirdiklerini ifade eden Suzan Yurdayar, “Kadın katliamlarına, şiddetsiz, eşit, haklarımız, hayatlarımız ve özgürlüğümüz için buraya geldik. Karanlığa karşı durmaktan vazgeçmeyeceğiz. Bu kadın katliamlarına karşı korkmadan mücadele etmeyi her alanda sokakları, meydanları boşaltmadan babalarımızdan, kocalarımızdan korkmamayı öneriyorum” dedi.
‘Savaşları durdurun’
Elif Söyleyinci ise Kürdistan ve dünyada süren savaşlara dikkat çekti.
Elif Söyleyinci, şunları söyledi:
“Türkiye’nin dört bir yanında kadınlar olarak taleplerimizi hem kamuoyuna hem iktidara hem uluslararası düzeye iletmek için bir araya geldik. Yoksulluğa karşı, savaşlara karşı, kadınlara ve çocuklara yönelik şiddet, istismar, cinayetlere karşı insanca yaşamak istiyoruz. Toplumsal cinsiyet eşitsizliğine karşı taleplerimizi haykırıyoruz. Diyoruz ki cezaları caydırıcı noktaya getirmemelisiniz. Gerek uluslararası, gerekse de ulusal düzeydeki yasaların uygulanması talebiyle insanca yaşayacak ekonomik düzenlemelere, toplumsal cinsiyet eşitsizliğini azaltacak uygulamalara ihtiyacımız var. Yanı başımızda süren savaştan tutalım, dünyadaki diğer savaşlara kadar kadınların ve çocukların başta gördüğü şiddeti önlemek için, insanca yaşamaları için savaşların durdurulmasını istiyoruz. Bu mücadeleye devam edeceğimizin göstergesi olarak buluştuk.”
‘Şüpheli kadın ölümlerindeki artış’
Rojin Kabaiş için Adalet Komisyonları olarak mitinge katılan bir kadın ise, şunları belirtti:
“Kadınlar olarak 15 aydır mücadele veriyoruz. Rojin ilk bulunduğu andan itibaren intihar denerek üstü kapatılmaya çalıştı. Çeşitli kurumlar ATK olsun, valilik olsun delilleri karartmaya, failleri aklamaya çalıştılar. Fakat biz intihar olmadığını, bunun şüpheli bir kadın ölümü olduğunu biliyorduk ve son yılda şüpheli kadın ölümleri kadın cinayetlerini de geçti. Aslında bu çok ciddi ve önemli bir sorun. Bizler adalet komisyonları olarak mücadele vereceğiz. Dosyada kararı kaldırılması için ATK’nin Rojin’in bedeninde bulunan iki tane erkek DNA’sının kime ait olduğunu açıklaması için mücadele vereceğiz. 30 Ocak’ta Türkiye genelinde bir buluşmamız olacak. Ankara’da Adalet Bakanlığı önünde bir basın açıklamamız olacak. Rojin’in ailesiyle birlikte tüm kadınları buraya davet ediyoruz. Rojin’nin hesabını sormaya, katileri bulmaya, failin aklanması engellemek için 30 Ocak’ta Ankara’da olacağız.”
‘Düzen değişmeli’
Sosyalist Kadın Hareketi’nden Nursel Güvenç ise, şunları belirtti:
“Mitinge katılma nedenimiz ve talebimiz şunlardı; Şimdi memlekette yaşanan kadın sorunlarını kadınlar olarak çok çok iyi biliyoruz. Yoksulluk, savaş gündemleri… Bu gündemlerle ilgili taleplerimiz var tabii ki de. Ama biz taleplerden daha çok aslında şunu da belirtmek isteriz. Bu düzen değişmeden biz kadınların kurtuluşunun mümkün olmadığına inanıyoruz. O yüzden tüm kadınları da sosyalist mücadele, sosyalist kadın hareketi ile mücadele etmeye çağırıyoruz. Taleplerimiz bunlar. Bu düzen değişmeden aslında bu dünya değişmeyecek bizim için. Ne kadın cinayetleri son bulacak ne bu savaşlar son bulacak ne bunca haksızlık tutukluluk yok ‘Aile Yılı’ dayatması son olacak. Bunların hiçbiri bu düzen devam ederse son bulmayacak. O yüzden biz, düzenin değişmesi gerektiğine inanıyoruz ve herkesi de sosyalist mücadeleye katılmaya çağırıyoruz.”
Kaynak: JINNEWS









