Türkiye’nin Halep’teki Kürt mahallelerine yönelik saldırılara verdiği desteğe işaret eden ESP Eş Genel Başkanı Murat Çepni, ‘Türkiye, elindeki her fırsatı Kürt statüsünü engellemek için kullandı ve kullanıyor’ dedi
Suriye Geçici Hükümeti’ne bağlı grupların Halep’te bulunan ve Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı mahallelere yönelik 6 Ocak’ta saldırılara yönelik tepkiler sürüyor. Aralarında çocuk ve kadınların da bulunduğu yaklaşık 300 kişinin yaşamını yitirdiği belirtilen saldırıların organize edilmesinde Türkiye’nin oynadığı role, Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) ve Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) Eş Genel Başkanları tepki gösterdi.
Saldırıları, “Meşru Suriye hükümetinin değil IŞİD ve HTŞ çetelerinin saldırıları” olarak nitelendiren ESP Eş Genel Başkanı Murat Çepni, “Kuzey Doğu Suriye Rojava’da oluşan halkçı demokratik yönetim modeli, tüm Ortadoğu için çözüm haline gelmesin diye ABD’sinden İsrail’ine, AB’sinden Rusya’sına, Türkiye’sine değişik tonlarda saldırılara maruz kalıyor. ” diye konuştu.
“Özgür Suriye Ordusu (ÖSO)” olarak bilinen silahlı grubun ve Heyet Tahrir El Şam (Ş) ve DAİŞ’e bağlı grupların Türkiye’nin elinde bulunan son imkân olduğunu belirten Murat Çepni, şu ifadeleri kullandı:

“Türkiye bu yapılar dışındaki tüm denklemlerin önemli oranda dışına atıldı. Avantajı ise Suriye’ye sınırının olmasıydı. Suriye’nin imarı hevesini kabartmıştı; ama o da henüz olmadı. Türkiye, elindeki her fırsatı Kürt statüsünü engellemek için kullandı ve kullanıyor. Kürt statüsü Türk burjuva iktidarı için geçmişten beri beka meselesidir. Bu aynı zamanda iç siyaseti de dizayn etmek için kullanılıyor. Bakın ne burjuva sol CHP, ne de Misak-i Millici reformist sol, Kürtlere yönelik saldırılarda karşı bir tutum almıyor. Hatta kendini özel olarak ‘laik sol’ olarak tanımlayanlar, cihadist çetelerin kadın özgürlükçü güçlere yönelik saldırılarına ‘laikliğe sahip çıkmak’ adına bile pratik tutarlı bir tutum alamıyorlar. Alevi katliamları açısından da durum böyledir.”
Saldırının komplike olduğunu ve söz konusu durumun iç dizaynın başka bir boyutu olduğu ifade eden Murat Çepni, şunları belirtti:
“Bu tutum ideolojik içerikten uzak AKP karşıtlığının hazin bir sonucudur. Sonuç olarak Türk burjuva devletinin dünya yanarken Kürtlerin de kaybetmesi dışında bir hassasiyeti yok. Aynı dert Suriye’de Aleviler için de geçerli. Aleviler Suriye’de örgütlenmesin, hak kazanmasın ki Türkiye’de de başına yeni dertler açılmasın. IŞİD Rojava’da yenildi; ama varlığını bölgede desteklerle sürdürüyor. Türkiye’de Suruç, Ankara Gar gibi saldırılarda yüzlerce insanımızı katlettiler. En son Yalova’da yaşananlara rağmen hala iktidar tarafından tehlike olarak görülmüyor. Türkiye IŞİD’in en örgütlü olduğu ülke diye biliniyor. Dokunulmuyor; çünkü Kürtlere hatta tüm muhaliflere karşı kullanışlı bir aparat. Aynı şey ABD için de geçerli. Sözüm ona uluslararası koalisyon IŞİD operasyonları yapıyor; ama ‘Suriye hükümeti’ dedikleri çetelerin üniformalarında açıkça IŞİD armaları var. Halep saldırılarını hepsi izliyor.”
MHP’nin tutarsızlığı
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin “DSG İsrail ile görüşüyor, bu nedenle Türkiye için tehdittir” söylemi ile Geçici Şam Hükümeti’nin İsrail ile yaptığı görüşmeye rağmen Şam’ı desteklemesinin çelişki olmadığını söyleyen Murat Çepni, şöyle konuştu:
“MHP’nin en başından beri odaklandığı yer Kürtlerin örgütlü halk gücünün dağıtılmasıdır. Kamuoyunda ‘şaşkınlıkla’ karşılanan her açıklamasının, cümlesinin hemen devamında Kürtlerin statüsüne karşı zehir zemberek tehditler vardır. Bu tehditler görülmeden kimi ifadeleri tartışmak suretiyle gerçek karartılmaktadır. AKP’nin, MHP’nin İsrail ile söylem dışında ne krizi olabilir. Filistin soykırımı sürerken ticaretin devam etmesi herkes tarafından biliniyor. Son yaşanan gerilim, tıkanma ve saldırıların sebebi her şeye rağmen Kuzey Doğu Suriye’de Kürtlerin kırılamayan iradesi ve kazanımlarıdır. Bu kazanımlar panik hali aratıyor ve tehlike kuşkusuz büyüktür. Tüm bölge devrimci, demokratik, sosyalist güçlerinin bu riski iyi okuması şarttır. Kazanan sadece Kürtler değil, tüm bölge halkları olacaksa kaybeden de tüm bölge hatta dünya emekçi halkları olacaktır.”
‘HTŞ hamilerinden öğrendiklerini uyguluyor’
SYKP Eş Genel Başkanı Mertcan Titiz ise, yakın zamanda yaşanan Tişrîn Barajı ve Karakozak Köprüsü saldırılarına dikkat çekerek, şöyle devam etti:
“Barajı ve köprüyü savunmaya giden sivil konvoyun üzerine Türkiye’ye ait SİHA’lardan atılan bombaları da hatırlıyoruz. İşte HTŞ yönetimi de kendisine hamilik edenlerden ne görüp öğrendiyse onu uyguluyor. Bir yandan asla gereğine uygun davranmadığı mutabakatlarla yönetimde kaldığı süreyi uzatmaya çalışırken diğer yandan savaşla ezme, yok etme hamlelerini hatırlatmakla kalmayıp bizzat halkları buna maruz bırakıyor. Kaldı ki DSG tarafından ağır silahlardan arındırılan bir bölgede sivilleri gözetmeksizin yaptığı bu saldırılar geride kalan yaklaşık 15 yıllık savaş yıllarından HTŞ tarafının aklıselim bir ders çıkarmadığını da apaçık ortaya koyuyor.”
Türkiye’nin desteği
Savunma Bakanlığının saldırılara destek açıklamasının kabul edilebilir bir yanının olmadığını belirten Mertcan Titiz, şunları söyledi:
” 8 Aralık 2024’ten bu yana HTŞ yönetiminin başta Aleviler ve Dürzilere yönelik katliamlarına tüm dünya tanık oldu. O zamandan beri bu katliamların durması için kılını kıpırdatmayan AKP-MHP iktidarı şimdi saldırıların yönü Kürtlerin örgütlü bir biçimde yaşadığı mahallelere yönelince katillerin yanında saf tutmaya hazır olduğunu açıklıyor. Yukarıda bahsettiğim savaş gerçekliğinden belli ki Türkiye devleti de akil bir ders çıkarabilmiş değil.”
‘Kürtlerin siyasal gücünü boşa çıkarmak’
İktidarın İsrail ile hamaset dışında hiçbir gerilime girmediğini söyleyen Mertcan Titiz, şunları söyledi:
“İsrail ile ticarete son hız devam eden bir AKP-MHP iktidarı var karşımızda. Yani bu durum kendi tabanının algısını yönetme çabasından başka bir şey ifade etmiyor. İsrail de Türkiye de bugün için birbirlerine herhangi bir tehlike arz etmeyip, ABD’nin bölgedeki en büyük gölgesi olma yarışındayken Bahçeli’nin yaptığı şey, her zamanki gibi muhayyel bir düşman yaratıp toplumsal düşünceyi kutuplara bölmektir. Fakat gelin görün ki bölge siyaseti üzerinde etkisini oldukça kaybetmiş Türkiye’nin siyasal iktidar ortakları, söylediklerinin ertesi gün boşa düşeceğini hiç umursamadan dezenformasyondan geri durmuyor. AKP-MHP faşist iktidar bloğu açısından ise durum oldukça net; Kürtlerin Suriye’deki hem askeri, hem de siyasal gücünü boşa düşürmek için gelişen her türlü hamleyi kimin gerçekleştirdiğine bakmadan desteğe nazırlar.”
Rojava’daki pratiğin 15 yılda filizlenen toplumsal emeğin ürünü olduğunu dile getiren Titiz, “Dolayısıyla siyasetin en üst katından indirilen dezenformasyonlar ve çete ruhlu saldırılarla sönümlendirilebilecek bir şey değildir. Biz de Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi olarak demokratik bir Suriye için direnenlerin her zaman yanında olacağız” dedi.
Haber: Ömer Güngör / MA









