The Amargi’ye röportaj veren PJAK Eşbaşkanı Amir Kerimi, İran rejiminin zor ve şiddet kullanarak ayakta kaldığını vurgulayarak, rejimin rahatça katliam yapmak için iletişim yollarını kapattığına dikkati çekti
Kürdistan Özgür Yaşam Partisi’nin (PJAK) Eşbaşkanı Amir Kerimi, İran İslam Cumhuriyeti’nin fiilen çökmüş durumda olduğunu belirterek, “Bugün İslam Cumhuriyeti’ni ayakta tutan tek şey şiddet ve zor; başka hiçbir şey değil” dedi.
Amir Kerimi, Zagros Dağları’nda The Amargi’nin yayın kurulu üyesi Rebaz Majeed’e verdiği röportajda, İran’daki protestoları, Kürt siyasetinin geleceğini ve bölgesel dengeleri değerlendirdi.
“İran İslam Cumhuriyeti zaten çökmüş durumda” diyen Amir Kerimi, rejimin hâlâ devlet aygıtına sahip olduğunu ancak toplumsal meşruiyetini kaybettiğini vurguladı.
İslam Cumhuriyeti’ni, “beyin ölümü gerçekleşmiş ama kalbi hâlâ atan bir insana” benzeten Amir Kerimi’ye göre rejim yalnızca baskı aygıtlarıyla ayakta duruyor.
‘20. yüzyıla ait katı sistem çöküyor’
Amir Kerimi, İran’daki krizi Ortadoğu genelinde klasik ulus-devlet modelinin çözülmesiyle ilişkilendiriyor. Bu modeli “tek renk, tek otorite, tek dil ve tek bayrak” anlayışıyla tanımlayan Kerimi, Kürtlerin bu sistem içinde sistematik olarak dışlandığını belirtiyor.
“Kürtler hukukun, siyasetin ve her şeyin dışına itildi” diyen Amir Kerimi, “Ya asimile olmaları ya da yok olmaları bekleniyordu” vurgusunda bulunuyor.
Merkezî devlet yapılarının zayıflamasının Kürtler için bir fırsat olabileceğini vurgulayan Amir Kerimi, bunun yalnızca demokratik bir dönüşümle mümkün olacağını söylüyor.
Amir Kerimi, “Ulus-devlet yapısı çözülürken… bu kuşkusuz Kürtler için bir fırsattır” diyor. PJAK Eş Başkanı, “Ama eğer değişim demokrasiye gitmezse, bu Kürtler için kesinlikle bir tehlikedir.” diye ekliyor.
İran, kapalı bir Kuzey Kore gibi
Amir Kerimi, İran’daki protestolar sırasında uygulanan iletişim kesintilerinin bilinçli bir strateji olduğunu ifade etti: “İslam Cumhuriyeti ayakta kalmak için tüm iletişim imkânlarını kesti. Neden? İnsanları rahatça katledebilmek için.”
Büyük çaplı bir katliam yaşanmış olabileceğini ifade eden Amir Kerimi, “Bugün İslam Cumhuriyeti kapalı bir Kuzey Kore gibi ve içeride ne olduğu bilinmiyor” dedi.
Rejimin geçmişte dayandığı din ve milliyetçilik gibi meşruiyet araçlarının da tükendiğini kaydeden Amir Kerimi, rejim sonrası döneme ilişkin ise temkinli konuştu.
“1979 deneyimimiz var” diyen Amir Kerimi, “Şah gitti, herkes mutluydu. Ama ardından çok daha tehlikeli bir diktatörlük geldi. Bu sefer de böyle olmayacağının hiçbir garantisi yok” ifadelerini kullandı.
Kürt birliği
Amir Kerimi, İran’daki Kürt partilerinin yayımladığı ortak siyasi çerçevenin bir zorunluluğun sonucu olduğunu belirtti.
“Bu kez başka bir deneme yapıldı” diyen Amir Kerimi, “Bir diyalog alanı ve bir yakınlaşma zemini oluşturduk” şeklinde konuştu.
Kürt siyasetinde hegemonik rekabetin terk edilmesi gerektiğini vurgulayan Amir Kerimi, “Hiçbir güç diğerlerine kendini dayatamaz. Kürtler, kendi sorununu gündeme getirebilen ve çözebilen bir güç olmalı,” dedi.
Siyasal bir örgütlenme gücüyüz
PJAK’ın İran içindeki varlığına dair Amir Kerimi, örgütün farklı Kürt bölgelerinde etkin olduğunu söyledi. PJAK’ın yalnızca silahlı bir yapı olarak tanımlanmasına itiraz eden AmirKerimi, şunları söyledi:
“Kendimizi silahlı bir güçten çok siyasal bir örgütlenme gücü olarak hissediyoruz. Silahlı mücadele bizim için çözümün anahtarı değil; bir korunma aracıdır.”
Bu çerçevede “Meşru Özsavunma” vurgusu yapan Amir Kerimi, toplumların kendilerini savunma hakkı olduğunu dile getirdi.
Üçüncü yol
ABD ve diğer uluslararası aktörlerle ilişkilere dair AmirKerimi, temasların olduğunu doğruladı ancak dış müdahaleye dayalı bir çözümü reddetti.
“Biz diktatör devlete karşıyız” diyen Amir Kerimi, “Ama dış bir gücün gelip bizi kurtaracağına da inanmıyoruz” şeklinde konuştu.
Pehlevi tehlikesi
İsrail konusunda açık bir işbirliği olmadığını belirten Kerimi, en büyük kaygısının Rıza Pehlevi üzerinden yeni bir otoriterliğin inşa edilmesi olduğunu söyledi. Amir Kerimi, “Halk yeni bir diktatörlük istemiyor” dedi.
Devlet artı demokrasi
Amir Kerimi, PJAK’ın hedefinin “ayrılık değil; demokratik ve adem-i merkeziyetçi bir İran” olduğunu ifade ederek, “İran için Demokratik İran Cumhuriyeti adını verdiğimiz bir programımız var” dedi. Amir Kerimi, “Devlet var, ama ulus-devleti aşan, halkların öz-yönetimine dayalı bir sistem.” şeklinde konuştu.
Amir Kerimi, İran’daki mevcut krizin yalnızca bir rejim krizi olmadığını, aynı zamanda yüz yıllık merkezî ulus-devlet modelinin tıkanması olduğunu kaydediyor. Ancak en büyük riskin, bu sürecin yeni bir otoriterlikle sonuçlanması olduğunu da vurguluyor
“Hiçbir garanti yok” diyen Amir Kerimi, bu garantinin, ancak demokrasi, Kürt birliği ve topluma dayalı siyasal örgütlenmeyle mümkün olabileceğini kaydediyor.
HABER MERKEZİ









