• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
14 Ocak 2026 Çarşamba
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar Ali Sinemilli

T.C. parçalı bir Suriye’nin kapısını açtı

14 Ocak 2026 Çarşamba - 00:00
Kategori: Ali Sinemilli, Manşet, Yazarlar

Halep’de ortaya çıkan direniş ruhu tüm Rojava’yı sardı, ortaya çıkan öfke tüm Kürdistan’ı etkiledi. T.C. bu saldırıyla bütün Kürtleri birleştirdi. Kürtlerin iradesini kırmak isteyen Türk devlet aklı, bu müdahalesiyle parçalı bir Suriye’nin kapılarını sonuna kadar açtı

Ali Sinemilli

Sonunda söylenmesi gerekeni başta söyleyelim. Halep’te yaşanan son saldırı ve karşısında gelişen direniş ile Türkiye’nin eli güçlenmedi, aksine oldukça zayıfladı. Halep saldırısına kadar, kaygılar, kuşkular olsa da HTŞ’nin Suriye’yi yönetebileceğine ilişkin bazı görüşler vardı. HTŞ liderinin kılık değiştirme hızına bakılarak, böyle bir manevra yapabileceği, Batıdan aldığı oluru bu biçimde değerlendirebileceği konuşuluyordu. HTŞ’nin geçmişi, DAİŞ ile ortaklığı kendisine dönük büyük bir güven sorunu oluştursa da başta ABD olmak üzere uluslararası güçlerin arka çıkmasıyla bunların -bir süre de olsa- ülkeyi yönetebilecekleri tartışılıyordu.

Fakat Halep saldırısı ile birlikte deyim yerindeyse her şey alt üst oldu. Durum tersine döndü. Türkiye’nin doğrudan planladığı ve HTŞ görüntüsü altında yürürlüğe koyduğu plan neticesinde, Şam’daki yönetime ilişkin algılar berraklık kazandı. HTŞ son bir yılda önce Alevilere sonrasında ise Dürzilere dönük katliamlara varan saldırılar gerçekleştirmişti. Bu saldırılar zaten bir algı oluşturmuştu. Fakat Halep’te bulunan iki Kürt mahallesine dönük son saldırı diğer ikisini de aşan ve bu yapının mahiyetini tüm çıplaklığı ile gözler önüne seren bir rol oynadı. Halep’ten yansıyan vahşet görüntüleri, işlenen savaş suçları, bunların bırakalım ülke yönetmesini, varlıklarının dahi insanlık için büyük bir tehdit oluşturduğunu gösterdi. Bu aşamadan sonra, HTŞ üzerinden Suriye’de merkezi bir yönetimin kurulacağını söylemek, bunu dile getirmek, adeta sahadaki gerçeklere sırtını dönmek, mevcut hakikati reddetmek olacaktır.

Türkiye’nin teşviki ile Halep’teki saldırıyı gerçekleştiren HTŞ-DAİŞ ittifakına dayanan geçici Şam yönetiminin maskesi düşmüş, aylardır yürütülen psikolojik savaş boşa düşmüştür. HTŞ-DAİŞ ortaklığı, bu saldırı ile birlikte bütün boyutlarıyla gün yüzüne çıkmıştır. HTŞ’nin DAİŞ, DAİŞ’in ise HTŞ olduğu netleşmiştir. İkisi arasında fark olmadığı Halep’ de yaşanan son savaş ile bir kez daha ayyuka çıkmıştır. Artık bunu gizlemek mümkün değildir.

Elbette HTŞ gibi pragmatist bir örgütü böyle bir saldırıya yönelten T.C. olmuştur. T.C. bu hamlesiyle hem Halep de hem de genel olarak Suriye’de bir korku havası yaratarak halkı teslim almak istemiştir. Halep savaşında DAİŞ’in bilindik yöntemlerinin kullanılması, bunların basında yoğunca dolaşıma sokulmasının arkasında bu plan vardır. Fakat görülüyor ki, Türkiye’nin yaptığı hesap Eşrefiyê ve Şêxmeqsûd direnişçilerine çarpmış ve geri tepmiştir. Halep’te iki mahalleyi teslim almaya gelen insanlık düşmanı güruha Komutan Ziyad Halep öncülüğünde fedailer ordusu cevap vermiş, iki mahallede gelişen direnişle bu iradenin asla teslim alınamayacağı bir defa daha kanıtlanmıştır. Halep’de tam bir teslimiyet görüntüsü yaratmak isteyen işgalciler gelişen direniş karşısında çaresiz kalmış, akıl verenlerinin arabuluculuğunda orta yol arayışına girmişlerdir. Komutan Ziyad ve beraberindeki halk savunma güçleri, tam da söyledikleri gibi halkı korumayı başarmış, büyük bir katliamın önünü canlarını feda ederek almışlardır.

Peki şimdi ne olacaktır? Halep savaşı öncesindeki tartışmalar devam mı edecektir?  Suriye’nin yeniden yapılanmasında eski tartışma zemini mi esas alınacaktır. Hiç kuşku yok ki, hayır.

Suriye’de gelişen bu saldırı ile birlikte, öncelikle HTŞ’nin ülkeyi yönetmeye muktedir olup olmadığı tartışması doğal olarak başlamıştır.  HTŞ mevcut haliyle yönetim vasıflarından yoksundur. Belki kontrol ettiği alanlarda belli bir süre zor gücüne dayanarak varlık gösterebilir.  Fakat ülkenin geneline hitap eden, sürekliliği olan bir HTŞ yönetiminin olmayacağı kesinleşmiştir.

Suriye, devrimin başından bu yana hiç olmadığı kadar bölgesel yapılara açık hale gelmiştir. Özerklik, Federasyon vb. siyasi- idari yapıların en fazla konuşulacağı ve çözüm için referans alınacağı bir sürece giriş yapılmıştır.

Bilindiği üzere, Kuzey ve Doğu Suriye Özerk yönetimi yıllardır demokratik ulus zihniyetine dayalı bir çözüm modelini savunageldi ve köklü çözümün bu perspektifte olduğunu dile getirdi. Bugün de Suriye için yegane çözümün demokratik ulus zihniyetine dayalı çözüm olduğu tartışma götürmez.

Fakat Halep saldırısı ve sonrasında yaşananlar bu çözüm modeli yanında, coğrafi bölgelere dayalı idari çözümlerin önümüzdeki dönemde daha fazla tartışılacağını göstermektedir. Artık, Dürzilerin bulunduğu yerde özyönetim sistemini oluşturması, Kuzey ve Doğu Suriye’nin mevcut pozisyonunu koruyarak varlığını sürdürmesi daha fazla gündeme girecektir.

Kuşkusuz, bu gelişme en fazla Türkiye tarafından tehdit olarak algılanacaktır. Çünkü Halep’e saldırıyı planlayan Türkiye’nin amacı; Kuzey ve Doğu Suriye Özerk yönetiminin iradesini kırmak, teslim almaktı. Öyle ya, İran’da yer yerinden oynamadan Suriye’de böyle bir şey başarılsa oldukça avantaj sağlanacaktı. Fakat gelişmeler tersi yönde oldu.

Halep’de ortaya çıkan direniş ruhu tüm Rojava’yı sardı, ortaya çıkan öfke tüm Kürdistan’ı etkiledi. Kürtleri korkutup sindirme hesabı yapan T.C. bu saldırıyla bütün Kürtleri birleştirdi. İki mahalle üzerinden Kürtlerin iradesini kırmak, teslim almak isteyen Türk devlet aklı, bu müdahalesiyle parçalı bir Suriye’nin kapılarını sonuna kadar açtı.

Artık bir tarafta dünyanın lanetle andığı HTŞ-DAİŞ ortaklığına dayanan Suriye diğer tarafta ise Komutan Ziyad öncülüğünde insanlığın eşit ve özgür yarınlarına umut oluşturan bir Suriye söz konusudur.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

CENTCOM Komutanı Cooper’dan Halep açıklaması

Sonraki Haber

Halep savaşı ve haysiyet

Sonraki Haber

Ve direnmek kalırdı Kürde

SON HABERLER

Yazar Mehmet Mahsum Oral: Her şey bir ‘anlatmaya’ çıkıyor

Yazar: Heval Elçi
14 Ocak 2026

Sürecin bozulması mı isteniyor?

Yazar: Heval Elçi
14 Ocak 2026

İsrail, Güney Suriye’de askeri faaliyetlerini arttırıyor

Yazar: Heval Elçi
14 Ocak 2026

Ve direnmek kalırdı Kürde

Yazar: Bedri Adanır
14 Ocak 2026

Halep savaşı ve haysiyet

Yazar: Bedri Adanır
14 Ocak 2026

T.C. parçalı bir Suriye’nin kapısını açtı

Yazar: Bedri Adanır
14 Ocak 2026

CENTCOM Komutanı Cooper’dan Halep açıklaması

Yazar: Yeni Yaşam
13 Ocak 2026

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır