HTŞ yönetimi ‘savaşçı ihracatında’ sabıkalı bir şeyhi aşiret danışmanı olarak atadı. Bu sabıkalı danışman Türkiye ve Suriye’deki Arap aşiretleri ziyaret ederek Kuzeydoğu Suriye Özerk Yönetimi’ne karşı kışkırtmaya çalıştı. Bu kışkırtma çalışmalarından sonra Halep’teki saldırı başlatıldı
Hüseyin Kalkan
Türkiye’nin bir süreden beri Kuzeydoğu Suriye Özerk Yönetimine yönelik olarak dile getirdiği askeri hareket Halep’te iki Kürt mahallelerine yönelik hareketi ile başlamış oldu. Kürt bölgelerinin parça parça hedef alınmasının nedeni Türk ordusunun sınırı geçerek Suriye topraklarına girmesi uluslararası tepki getirecekti; bu nedenle Kuzeydoğu Özerk Yönetim kentleri parça parça hedef alındı. Şam ve Ankara yönetimi bir tarafta görüşmeleri sürdürürken bir yanda da bir saldırı için hazırlıklar yaptı. Bu hazırlıkların önemli bir parçası Arap aşiretleri üzerinde yapılan çalışmalardı. Bilindiği gibi bazı Arap aşiretleri Özerk Yönetim bölgelerinde bulunmakta ve özerk yönetimle birlikte hareket etmektedir. Şara yönetimi ve Türkiye bir sürede beri bu aşiretleri üzerinde bir çalışma yürütmektedir. Amaçları Arap aşiretleri Özerk yönetimle birlikte davranmaktan vazgeçirmek. Geçen yılın son aylarında bu konuda çalışmaları hızlandırdılar. Suriyeli kaynaklara göre Ahmet El-Şara yönetimi çatışmalar başlamadan önce Halep’te Kürt güçlerle birlikte hareket eden Bakara aşiretine bağlı bazı güçleri yanına çekmeyi başardı. Yani bir saf değiştirme olayı oldu. Şara’nın aşiretlerden sorumlu bir danışmanı var. Halep’te Kürt mahallelerine yönelik kuşatmadan önce aşiretleri etkilemek için girişimlerde bulundu. Halep’teki saf değiştirme olayı Fırat’ın doğusunda da nasıl bir oyun planladıklarını gösteriyor.
Mardin’den Halep’e
Geçen yılın Kasım ayında başlayan bu çalışmalar Şara’nın Aşiret İşleri Danışmanı Cihad İsa el-Şeyh (Ebu Ahmed Zekkur) koordinesinde yürütüldü. Bu danışman hem Türkiye hem de Kuzeydoğu Suriye’de çalışmalar yürüttü. Bu danışman ve yanındaki heyet 2025 yılın son aylarında Türkiye’ye de geldi. Kilis, Urfa ve Mardin illerinde çok sayıda Suriyeli ve Arap aşiret lideriyle görüştü. Ardından Serêkanî, Rakka ve Deyr ez-Zor bölgelerine geçerek yerel ileri gelenlerle toplantılar gerçekleştirdi. Görüşmelerde, Fırat’ın doğusundaki Arap aşiretleriyle diyalog ve güven ilişkilerinin yeniden tesisi, aynı zamanda bu bölgelerdeki yönetimlerin HTŞ ile uyumlu bir çalışma içine girmelerini sağlamaya çalıştı.
Heyette bulunan Suriye Aşiretler ve Kabileler Konseyi Başkanı Şeyh Abdulmunim el-Nasif, girişimin amacını şöyle özetledi: “Bu adım, aşiretler arası uzlaşıyı güçlendirmek ve Suriye’nin toplumsal birliğini yeniden inşa etmektir.”
Heyetin en kritik duraklarından biri, Suriyeli mültecilerin en yoğun bulunduğu şehir olan Urfa oldu. Mirahaber adlı internet sitesinin haberine göre Şeyh burada, “Türkiye’deki Arap aşiretleriyle Suriye’deki soydaş topluluklar arasındaki toplumsal bağların korunması ve güvenin pekiştirilmesi gerektiğini vurguladı. Ardında heyet Serêkanî’ye gitti. Burada Arap şeyhleriyle birlikte Hıristiyan kanaat önderleri ile de görüşen Şeyh, “Suriye, tüm evlatlarının el birliğiyle yeniden inşa edilecektir,” propagandasını yaptı. Aynı internet sitesinin haberine göre Şara’ya yakın kaynaklar, bu temasların “ulusal uyumu güçlendirme ve toplumsal temsil alanını genişletme” hedefi taşıdığını öne sürdü.
Şeyh’in cihadist geçmişi
Cihad İsa el-Şeyh, Suriye sahasının en dikkat çekici figürlerinden biri olarak nitelendiriliyor. Edinilen bilgilere göre Şeyh 1980’lerde Halep’in El-Meysar semtinde doğdu; El-Bekara kabilesine bağlı El-Bu’asi koluna mensup. 2006’da “Irak’a savaşçı kaçakçılığı” suçlamasıyla Sednaya Hapishanesi’ne konuldu, 2012’de rejimin ilan ettiği genel af kapsamında serbest bırakıldı. Serbest kalmasının ardından El-Nusra Cephesi’ne katıldı, “Ebu Ahmed Zekkur” adını aldı ve örgütün en etkin saha komutanlarından biri haline geldi. Daha sonra Heyet Tahrir eş-Şam (HTŞ) içinde Şura Meclisi üyesi olarak görev yaptı, örgütün ekonomik faaliyetlerinden sorumlu oldu. Ancak 2023 sonunda, HTŞ lideri Ahmed el-Şara ile yaşadığı anlaşmazlık sonrası örgütten ayrıldı ve Şara’yı Batı istihbaratıyla iş birliği yapmakla suçladı. Kısa süre sonra kamuoyunda yeniden beliren Şeyh, Şara yönetimi tarafından özel af kapsamında Cumhurbaşkanlığı danışmanı olarak görevlendirildi. Bundan sonra Şeyh, Arap aşiretleri Özerk Yönetime karşı kışkırtmak için çalışmalara başladı. Halep’te saf değiştiren aşiret kolunun şeyhin dahil olduğu aşiret olması da dikkat çekilen bir ayrıntı.
Şara yönetimi bu atama ile Demokratik Suriye Güçleri (DSG) kontrolündeki bölgelerde rahatsızlıkları artırmak ve mümkün olduğu kadar Arap aşiretlerini Özerk yönetimden ayrılmasını sağlamak olduğunu belirtiliyor. HTŞ yönetimi aşiret kuvvetlerini Süveyda’da Dürzilere karşı kullanabilmesi bu çalışmalar sonucunda gerçekleştiğini belirtiyorlar. Ancak bu faaliyetlerini HTŞ’yi güçlendirmekte çok uzun vadede Suriye halkları arasında düşmanlığı körükleyeceği ve Suriye’nin bölünmesine giden yolu açacağını belirtiyorlar.
Düşman kardeşler
Zekkur’un örgüt ile arasının açılmasının ardından Efrin’e geçerek Bakara Aşireti’ne sığındığıydı. Bu süreçte Azez bölgesinde Zekkur’a destek veren silahlı güçlerle HTŞ destekli 50. Tümen arasında silahlı çatışmalar yaşandı. İddialara göre Zekkur’u kaldığı yerde yakalayan HTŞ’liler, sınırdan İdlib’e dönerken Türkiye destekli muhalif gruplara teslim etmek zorunda kaldı. Yayınladığı bir ses kaydı ile muhaliflere teşekkür eden Zekkur, daha sonra HTŞ hakkında ifşalara da başladı. HTŞ lideri Ahmet El-Şara’nın “Allah için değil koltuğu için savaştığını” söyleyen Zekkur, “Bu köpek, domuz Bağdadi’ye biat etti; biadından ben vazgeçirdim. Cevlani’yi (Colani) köpek gibi sürgün edeceğiz.” dedi. Şara’nın Bab el-Hava sınır kapısında ABD ve İngiliz istihbaratı ile görüştüğünü belirten Zekkur, “Yabancılar dosyasını onlara teslim etti.” diye konuştu. Zekkur, Cevlani’nin uyuşturucu kaçakçılığı sayesinde büyük paralar kazandığını ve “çok zalim” bir yönetim kurduğunu kaydetti. Atme ve Atarib’de Suriyeli muhaliflere düzenlenen bombalı saldırıların da Cevlani tarafından planlandığını bildiren Zekkur, suçun ise DEAŞ üzerine atıldığını anlattı. Zekkur’un ifşaları bölgede o dönem ses getirdi. Bunun üzerine HTŞ liderlerinden Ebu Abdullah Şami de bir açıklama yaparak, Zekkur’un suçlamalarına yanıt vermeye çalıştı.









