Özgür Gündem dağıtımcısı Orhan Karaağar’ın katledilmesinin üzerinden 33 yıl geçmesine rağmen cinayeti aydınlatılmadı. Kardeşi Şengül Karaağar, ‘Kürt mücadelesi için ışık oldu’ dedi
Türkiye’nin 1990’lı yıllarda Özür Basın emekçilerine yönelik yürüttüğü sistematik saldırıların simge isimlerinden biri olan Özgür Gündem dağıtımcısı Orhan Karaağar, 19 Ocak 1993 tarihinde gözaltına alındıktan sonra katledildi. Orhan Karaağar’ın ölümüne ilişkin yürütülen hiçbir soruşturma sonuçlandırılmadı ve yıllar içinde cezasızlık politikasının bir parçası haline getirildi. Orhan Karaağar, çatışmalı süreçte devletin karanlık yüzünün Kürt basın emekçilerine yöneldiği yıllarda, yalnızca bir dağıtımcı değil; susturulmak istenen bir hakikatin taşıyıcısıydı. Aradan geçen 33 yıla rağmen aydınlatılmayan dosya, 1990’lı yıllarda işlenen onlarca gazeteci cinayeti gibi “cezasızlıkla” sonuçlandı.
Orhan Karaağar’ı, katledilişinin 33’üncü yılında kardeşi Şengül Karaağar anlattı.
‘Ben yolumdan dönmem’
Orhan’da büyük bir mücadele azmi olduğunu belirten Şengül Karaağar, “Bir yoldaş. bir kardeşti. Onun aileye olan yaklaşımı, çevreye olan duyarlılığı farklıydı. Onu nasıl dile getireceğimi bilmiyorum. Bizim bir sorunumuz, sıkıntımız olduğunda ilk olarak onun yanına giderdik. Çocuklarla çocuk olurdu, büyüklerle büyüktü. Arkadaşlığı, kardeşliği ve yoldaşlığı farklıydı” dedi.
Orhan Karaağar’ın ilk olarak İnsan Haklar Derneği’nde yer aldığını belirten Şengül Karaağar, şöyle devam etti:
“Özgür Gündem yayın hayatına başladığında orada çalışmaya başladı. Gazetede çalışmaya başlamadan öncede birçok defa gözaltına alındı. Ama bize gözaltına alındığı söylemezdi. Bir defasında 2 gün yoktu. Gözaltına alındığını hiç söylemedi. O zamanlar telefon da olmadığı için nerede olduğunu öğrenemedik. Daha sonra geldiğinde sorduk,’ neredeydin?’ bize,’ Başkaledeydim’ dedi. Ancak arkadaşı 2 gün gözaltında olduklarını söyledi. Çok işkence de etmişlerdi ama bize söylemedi. Ondan önce 12 Eylül darbesinde de tutuklanmıştı ve Amed zindanında kalmıştı. O zaman tutuklandığından biz, ‘artık gelmeyecek, onu görmeyeceğiz, kaybettirdiler’ dedik. O zamanlar evden aldılar ve biz sonrasında gidip akıbetini sorduğumuzda bize kendilerinde olmadığını, almadıklarını ve nerede olduğunu bilmediklerini söylediler. 4-5 ay boyunca aradık ve sonrasında Amed zindanında olduğunu öğrendik. Amed zindanında 2 yıl kaldı. Cezaevinden çıktıktan sonra İHD’ye girdi, İHD’den sonra da basına geçti. Annem ona, ‘oğlum seni öldürecekler’ dedi. Anneme, ‘beni öldüreceklerini biliyorum, benim kanım kimden daha kırmızıdır? Ben yapmazsam, o yapmazsa kim yapacak ve ben yolumdan dönmem’ diyordu.”
‘Onun mücadelesini sürdüreceğiz’
Orhan Karaağar’ın duruşu ve mücadelesiyle ailede büyük etki yarattığını kaydeden Şengül Karaağar,
“Aile olarak yurtsever bir aileyiz ama çalışmalarda aktif değildik. Çalışmalarda Orhan ve diğer kardeşim vardı. Ama Orhan’ın şehadetinden sonra ailecek çalışmalara dahil olduk. Ant içtik ve dedik ki, ‘bu davadan geri adım atmayacağız.’ Orhan’ı kelimeler anlatmaya, övmeye yetmez. Şehit düşeceği gün içimde çok kötü bir his vardı. Onu birkaç kez öptüm. Ama o hiç tepki vermiyordu, konuşmuyordu, ellerini arakaya almış öylece duruyordu. Bir şey olacak diye hissediyordum, kafamda türlü şeyler vardı. Bir yere gitmiştim döndükten sonra ilk işim eve gitmek olmuştu. Eve gittiğimde Orhan’ın daha eve gelmediğini söylediler. O süreçte evin önünden bir polis aracı geçti, bizimkilere ‘bunların ne işi var’ diye sordum. Onlar da bana mahalle de bir şeylerin yaşandığını ve bu yüzden başka bir kardeşimi gözaltına aldıklarını söylediler. Bende onlara, ‘Orhan’ı vurmuşlar’ onlar öyle bir şeyin olmadığını söylediler. Sonra evden çığlık sesleri yükseldi ve Orhan’ı vurmuşlardı. Biz yaralı olduğunu düşünmüştük ve çıplak ayakla hastaneye koştuk. Acile doğru giderken bizi morga götürdüler, orada katlettiklerini öğrendik. Bize, ‘cenazeyi bu gece alıp defnedin’ dediler. Bizde kabul etmedik, ertesi gün törenle defnedeceğimizi söyledik. Ertesi gün binlerce insan mezarlığa aktı. Mezarlıkta bir polisin yakasına yapıştım, ‘katlettiniz hala ne istiyorsunuz’ dedim. O da hemen elini belindeki silaha götürdü. Yaşananlardan sonra O’nun bize miras bıraktığı mücadeleye sahip çıktık. Şu sözü verdik, ‘bedenimizde tek damla kan kalana dek bu mücadeleyi sürdüreceğiz.’ Orhan bizim için Kürt mücadelesi için ışık oldu. Bu ışığa minnettarız, onlar boyun eğmedi, korkmadılar, geri adım atmadılar ve sonuna kadar davalarının peşinden yürüdüler.”
‘Hakikat hep yazılacak’
Özgür Basın’a dönük saldırılara da dikkati çeken Şengül Karağar, özgür basının hiç bir zaman geri adım atmadığını kaydetti. Şengül Karağar, Orhan’lardan kalan mirası büyüttüklerini ifade ederek, “Orhan’ın döneminden beri Özgür Basın üzerinde baskılar hiç eksilmedi. Ama bu baskılar hiç bir zaman geri adım attırmadı. Şehit düşenlerin yerine başkaları geldi. Hep birileri gitti ama yerlerine başkaları geldi. Özgür Basın bu mücadelenin ışığıdır, hakikatidir. Bu arkadaşlar hakikati yazdıkları için, halka ulaştıkları için hep hedefteler. Hangi arkadaş şehit düşmüşse onun kamerasını yerden kaldıran birileri oldu. Çünkü yazdıkları hakikattir ve bu hakikat hep yazılacak.”
Haber: Zeynep Durgut / MA









