• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
20 Ocak 2026 Salı
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Manşet

Rojava’da evrensel hukukun sınırı: Hukuk mu, çıkar mı?

19 Ocak 2026 Pazartesi - 23:00
Kategori: Manşet, Savunmanın Sözü, Yazarlar

Kürdistan coğrafyasının parçalanmışlığı, doğal ya da kaçınılmaz bir sonuç değil; Kasr-ı Şirin, Sykes–Picot ve Lozan gibi uluslararası düzenlemelerle, Kürt halkının iradesi yok sayılarak yaratılmış bir durumdur

*Hidayet Enmek

Uluslararası hukuk, teorik düzlemde evrensel, bağlayıcı ve tüm devletler ile aktörler için eşit biçimde uygulanması gereken bir normlar bütünü olarak tanımlanmaktadır. Bu sistemin temel amacı, devletlerin keyfi uygulamalarını sınırlandırmak, güç kullanımını hukuki denetime tabi kılmak ve bireylerin temel haklarını korumaktır. Ne var ki sahadaki uygulamalar incelendiğinde, bu evrensellik iddiasının her durumda karşılık bulmadığı açıkça görülmektedir. Özellikle Kürtler söz konusu olduğunda, uluslararası hukukun temel ilkelerinin siyasal ve güvenlik gerekçeleriyle askıya alındığı ve etkisizleştirildiği dikkat çekmektedir.

Rojava’da ve Halep çevresinde yaşanan gelişmeler, evrensel hukuk normları ile fiilî uygulamalar arasındaki bu derin çelişkinin güncel ve somut bir örneğini oluşturmaktadır. Türkiye’nin, ABD’nin ve Avrupa devletlerinin bu süreçte benimsediği tutum, hukukun tarafsızlığına ve bağlayıcılığına değil; bölgesel çıkar hesaplarına dayalı bir yaklaşımın ağır bastığını göstermektedir. Bu tablo, uluslararası hukuk sisteminin meşruiyetini doğrudan etkileyen temel bir soruyu gündeme getirmektedir: Hukuk gerçekten evrensel ise, neden Kürtler söz konusu olduğunda işlevini yitirmektedir?

Bu sorunun yanıtı, büyük ölçüde Türkiye’nin tarihsel Kürt politikasında yatmaktadır. Bu politikanın kurucu kırılma noktalarından biri Lozan Antlaşması’dır. Lozan’da Kürtler, Osmanlı sonrası yeni siyasal düzenin kurucu unsurlarından biri olmalarına rağmen, bilinçli biçimde siyasal ve hukuki statü dışında bırakılmıştır.

Bugün Suriye’nin kuzeyinde yaşananlar, bu zihniyetin sınırların ötesine taşınmış hâlidir. Oysa Kürtler, uluslararası hukuk bakımından kendi topraklarında yaşayan ve uzun süredir dört ayrı devletin egemenliği altında bölünmüş bir halktır. Halk statüsü, yalnızca bağımsızlık talebini değil; yönetime katılma, yerel yönetim mekanizmalarının oluşturulması, kültürel ve siyasal varlığın korunması gibi temel kolektif hakları da kapsamaktadır. Kürdistan coğrafyasının parçalanmışlığı, doğal ya da kaçınılmaz bir sonuç değil; Kasr-ı Şirin, Sykes–Picot ve Lozan gibi uluslararası düzenlemelerle, Kürt halkının iradesi yok sayılarak yaratılmış bir durumdur.

Bu yaklaşımın yakın dönemdeki en açık örneklerinden biri 2017 Irak Kürdistanı bağımsızlık referandumudur. Referandum, halkların geleceğini barışçıl yollarla belirleme hakkının meşru bir ifadesi olmasına rağmen; Türkiye, İran, Irak ve Suriye tarafından eş zamanlı biçimde reddedilmiş ve tehditlerle bastırılmıştır. Uluslararası toplumun bu süreçte etkili bir tutum sergilememesi, hukukun eşit uygulanmadığını ve siyasal çıkarların hukuki ilkelerin önüne geçtiğini bir kez daha ortaya koymuştur.

Türkiye: Lozan’dan Rojava’ya uzanan inkâr sürekliliği

Rojava’da Kürtler, Suriye bağlamında demokratik entegrasyona ve birlikte yaşama dayalı bir çözüm arayışı içindeyken; Türkiye ve HTŞ bu yaklaşımı bir çözüm zemini olarak değil, bir teslimiyet dayatması olarak değerlendirmektedir. Bu yaklaşım, Kürtlerin siyasal özneleşmesini kabul etmeyen tarihsel inkâr çizgisinin güncel bir yansımasıdır.

Ancak Kürtler, yüz yıl önceki Kürtler değildir. Lozan’da yok sayılan Kürt halkı, geçen yüzyıl boyunca politik, ideolojik ve diplomatik alanlarda derin bir dönüşüm geçirmiştir. Bugün Kürtler, Suriye bağlamında yeni bir “Lozan travmasını” ne kabullenecek ne de buna karşılık bir yenilgiyi içselleştirecek bir noktadadır.

Rojava’da YPG öncülüğünde IŞİD karanlığına karşı verilen tarihsel direniş ve bu direnişin ardından QSD çatısı altında Kuzey ve Doğu Suriye’de inşa edilen komünalizm temelli yönetim modeli, bu dönüşümün somut ifadesidir. Bu model, yalnızca askeri bir savunma pratiği değil; kapitalist moderniteye karşı demokratik modernite ekseninde şekillenen, yerel halkların ve inanç gruplarının güvenliğini, temel haklarını ve siyasal katılımını esas alan alternatif bir yönetim anlayışıdır.

Bu yönüyle Kuzey ve Doğu Suriye deneyimi, özelde Suriye’de, genelde ise Ortadoğu’da örnek teşkil eden siyasal ve toplumsal bir model niteliği taşımaktadır.

Tam da bu nedenle, HTŞ’nin Türk devleti üzerinden ithal etmeye çalıştığı ve Türk devletinin kendi varoluşu açısından tehdit olarak gördüğü bu modele karşı, “tek devlet, tek dil, tek halk” stratejisine dayanan saldırılar tarihsel, siyasal ve toplumsal gerçeklikten kopuktur. Bu yaklaşım, bugün politikleşmiş, örgütlü ve hak bilinci yüksek bir toplumsal gerçeklik karşısında boş ve beyhude bir çaba olmaktan öteye geçememektedir.

HTŞ ve bilinçli hukuk ihlali

Türkiye’nin HTŞ’ye sağladığı açık ve fiilî destek, HTŞ’nin Halep’te Şeyh Maksud, Eşrefiye ve çevresindeki Kürt yerleşimlerine yönelik saldırılarında somutlaşmaktadır. Bu saldırılar sivilleri doğrudan hedef almakta ve uluslararası insancıl hukukun temel ilkelerini ihlal etmektedir.

Avrupa Birliği ise insan hakları ve hukukun üstünlüğünü kurucu değerler olarak savunduğunu iddia etmektedir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi bu iddianın temel dayanağıdır. Ancak Kürtlerin yerel yönetim ve statü talepleri söz konusu olduğunda bu değerlerin geri plana itildiği görülmektedir. HTŞ’nin Kürtlere ve diğer azınlıklara yönelik ağır ihlallerine rağmen sürdürülen temaslar, bu normatif çelişkiyi açık biçimde ortaya koymaktadır.

Bu bağlamda, İsrail ile HTŞ arasında Paris’te gerçekleştiği yönünde kamuoyuna yansıyan, ancak içeriği resmî olarak açıklanmayan temasların ardından Halep ve çevresindeki Kürt yerleşimlerine yönelik saldırıların belirgin biçimde artması da dikkat çekicidir. Bu zamanlama, saldırıların münferit değil; bölgesel güç dengeleri ve örtük siyasal mutabakatlar çerçevesinde değerlendirilmesini gerekli kılmaktadır.

Sonuç olarak Rojava ve Halep’te yaşananlar, uluslararası hukukun neden giderek inandırıcılığını yitirdiğini açık biçimde ortaya koymaktadır. Hukukun evrensel olduğu iddiası, Kürtler söz konusu olduğunda yerini siyasal hesaplara ve güç dengelerine bırakmaktadır.

*Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) üyesi, avukat

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

‘Şumaliland Cumhuriyeti’ de nereden çıktı?

Sonraki Haber

Korku ve konfor çağında emperyalist saldırı

Sonraki Haber

Korku ve konfor çağında emperyalist saldırı

SON HABERLER

Eqtan Cezaevi’nin savunan savaşçılar Uluslararası Koalisyona çağrı yaptı

Yazar: Bedri Adanır
20 Ocak 2026

Kürtler Rojava için ayakta: Seferberlik büyüyor, konvoylar yola çıkıyor

Yazar: Yeni Yaşam
20 Ocak 2026

AB’den Suriye için ateşkes çağrısı: Tüm askeri faaliyetler derhal durdurulmalı

Yazar: Yeni Yaşam
20 Ocak 2026

Şara ve Trump telefonda görüştü

Yazar: Yeni Yaşam
19 Ocak 2026

HTŞ’ye bağlı çetelerin Rojava’ya saldırıları sürüyor: DSG-YPJ ve halk direniyor

Yazar: Yeni Yaşam
19 Ocak 2026

TCŞ’den çağrı: Kobanê ruhu ile Rojava’yı savunalım

Yazar: Bedri Adanır
19 Ocak 2026

DSG direniş çağrısı yaptı: Birleşin, işgalcilerin sınırlarını yıkın, direniş mücadelesine katılın

Yazar: Yeni Yaşam
19 Ocak 2026

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır