103 kişinin yaşamını yitirdiği Gar Katliamı öncesinde, TEM Daire Başkanlığı’nın, Güvenlik Şube Müdürlüğü’ne kritik istihbarat bilgilerini göndermediği ortaya çıktı
Anayasa Mahkemesi (AYM), DAİŞ tarafından yapılan canlı bomba saldırısı sonrasında 103 kişinin katledildiği katliam sırasında yaralanan Bayram Çetiner’in başvurusuna dair dikkat çekici bir karar verdi.
Saldırı nedeniyle yaralanan Bayram Çetiner, maddi ve manevi zarara uğradığı gerekçesiyle İçişleri Bakanlığı’na zararlarının tanzimi için başvuruda bulundu. Bakanlık bu talebi zımnen reddetti. Bayram Çetiner daha sonra Ankara 15’inci İdare Mahkemesi’ne tazminat talebiyle başvuruda bulundu.
Bayram Çetiner, başvurusunda gerekli tedbirlerin alınmadığını, güvenlik güçlerinin ölenlerin ve yaralananlara yardım edenlerin üstüne gaz bombası attığını, bu nedeniyle ilk yardımın engellendiğini belirtti. Bayram Çetiner, ayrıca tüm güvenlik kurumlarının bu saldırı öncesi ve sonrasında ne tür çalışmalar yaptığını, saldırıda ihmallerinin olup olmadığına dair tutulan belgelerin de getirilmesini talep etti.
Başvuruyu değerlendiren mahkeme, 23 Mayıs 2017’de verdiği kararda Ankara Valiliğini “hasım” (karşı taraf) konumuna alınmasına karar verdi. İçişleri Bakanlığı, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yaşanan katliama dair açtığı soruşturama kapsamında iki polis başmüfettişin hazırladığı ön inceleme raporunu mahkemeye sundu. Ön inceleme raporunda, TEM Şubelerine değişik konularda, değişik kaynaklardan istihbarat bilgisi geldiğine dair bilgiye de yer verildi.
İstihbarat dikkate alınmadı mı?
Ön inceleme raporunda şu ifadelere yer verildi:
“İstihbaratlar somut bilgiler ihtiva etmemiş ya da teyide muhtaç nitelikte olsa da güvenlik tedbirlerinin planlanmasında dikkate alınması gerekir. 2015 yılında DAİŞ terör örgütüne ilişkin istihbarat yoğunluğuna rağmen; Ankara Tren Garı önünde canlı bomba eylemi gerçekleştiren Y.E.A’nın da aralarında bulunduğu bazı şahısların eylem yapabileceğine ve Diyarbakır ile Suruç saldırılarından sonra Türkiye’de ses getirecek yeni eylemler planlandığına dair istihbaratlar son derece önemlidir. Halkın kalabalık olduğu yerlerde ve gösteri yürüyüşlerinde birden fazla canlı bomba eylemi yapılabileceğine yönelik bu bilgiler, toplantıların yoğun yapıldığı Ankara gibi iller için kritik önemdedir.”
İçişleri Bakanlığı’nın savunması
İçişleri Bakanlığı mahkemeye sunduğu savunmada, patlamaların miting alanının dışında ve miting için kararlaştırılan zaman diliminden önce gerçekleştiğini ileri sürerek hizmet kusuru olmadığını iddia etti. Ankara Valiliği de benzer bir savunma yaparak sorumluluğu reddetti.
Tazminat kararı ve istinaf süreci
Ankara 15’inci İdare Mahkemesi, 31 Aralık 2018’de Bayram Çetiner’in manevi tazminat talebini kısmen kabul ederek 50 bin lira ödenmesine hükmetti. Bakanlık bu kararı İstinaf Mahkemesi’ne taşıdı. Ankara Bölge İdare Mahkemesi 10’uncu Dairesi, 11 Aralık 2019’da bu kararı bozarak tazminat miktarını 10 bin liraya düşürdü.
Güvenliği sağlayacak olan müdürlüğe ‘tehdit’ bildirilmedi
Her iki taraf da karar sonrası bu sefer Danıştay’a’ başvuruda bulundu. 15 Aralık 2020’de kararını veren Danıştay, valilikten konuya dair cevap istedi. Valilik, ön inceleme raporunda herhangi bir yerde saldırı olabileceğine dair gelen istihbaratlara rağmen sadece bu konuya dair herhangi bir istihbaratın gelmediğini iddia ederek, sorumluğunu inkar etti. Danıştay kararında, TEM Daire Başkanlığı’nın Ankara dahil olmak üzere DAİŞ tehdidine dair pek çok birime yazı gönderdiğini ancak toplantı ve gösteri yürüyüşlerinde tedbir almak ile yükümlü Güvenlik Şube Müdürlüğü’ne göndermediği ortaya çıktı.
Danıştay, TEM Daire Başkanlığı’nın pek çok birime yazı gönderdiğini ancak müdürlüğe göndermemesini, “Gerekli hassasiyet ve özenin gösterilmediği” belirtti. Danıştay, istihbarı bilgide yer, zaman ve kişi bilgisi yer almadığından başkanlığın hizmet kusuru olarak kabul edilemeyeceğini kaydetti. Danıştay, İstinaf Mahkemesi’nin kararını bu nedenlerden ötürü onadı.
AYM’ye başvurdu
Çetiner, bu nedenle 7 Ağustos 2021’de AYM’ye bireysel başvuru yoluyla itiraz başvurusunda bulundu. Bayram Çetiner, pek çok sorumluğa ve aleyhinde sonuçlar doğuran hususlara dikkat çekerek, yaşam hakkı, adil yargılama hakkı ve etkili başvuru haklarının ihlal edildiğinin altını çizdi.
AYM’nin görüş istediği Adalet Bakanlığı, görüşünde skandal ifadelere yer verdi. Bakanlık, 103 kişinin yaşamını yitirdiği saldırıda Bayram Çetiner’in ambulansın olay yerine ulaşmasının geciktirildiğine dair iddiasının olduğunu ancak ölen herhangi bir yakınının varlığından söz etmediğini gerekçe göstererek, başvurunun yaşam hakkı kapsamında incelenmesine yer olmadığını yönünde görüş bildirdi.
Yaşam hakkı yönünden inceledi
Bu görüşten sonra olaya dair değerlendirme yapan AYM, bir kişinin yaşam hakkı kapsamındaki başvurusunu incelemek için illaki kendisinin ölmüş olması gerekmediğini, söz konusu eylemin öldürücü olup olmadığının, fiziki bütünlüğe yönelik sonuçların da olup olmadığına da bakılarak karar verilebileceğini belirtti. AYM, yaşamını yitiren 103 kişiye dikkat çekerek, eylemin öldürücü olduğu bu nedenle yaşam hakkı kapsamında başvurunun incelenebileceğine karar verdi. Mahkeme ayrıca etkili bir soruşturma yapılıp yapılmadığını da inceleme kararı aldı.
Hiçbir devlet kurumunu sorumlu bulmadı
Mahkeme, yaralılara geç müdahale edilip edilmediğine dair bilgi ve belgeleri istemek ve ona göre değerlendirme yapmak yerine Bayram Çetiner’in polisin kullandığı gaz bombası nedeniyle yaralılara yeterince hızlı müdahale etmeyi engellediğine dair iddiasına ilişkin bir tespiti paylaşmamasına odaklanması dikkat çekti. Mahkeme ayrıca Bayram Çetiner’in kendisine yapıldığına dair bir iddiada da bulunmadığına dair değerlendirme yapması da dikkat çekti. AYM de İl Sağlık Müdürlüğü’nün raporuna rağmen mitingin başlamadan önce patlamanın gerçekleştiğini, idarenin saldırıdan habersiz olduğu, saldırının özel zorlukları olduğu, bu nedenle üstüne düşen sorumluluğu yerine getirmediğinin söylenemeyeceğine hükmetti.
Mahkeme, bu nedenlerden ötürü yaşam hakkı ve diğer başvuru yönlerinden herhangi bir ihlal kararı vermedi.
Kaynak: MA









