Ahmet Şara’nın Ankara’nın tamamen güdümünde bir cihatçı olduğuna işaret eden Prof. Dr. Cengiz Aktar, ‘DAİŞ, Suriye ordusu kılığında geliyor. Ama dünya yaşananlara sessiz’ diyerek, yaşanan tehlikeye dikkat çekti
Suriye’de yaşananların Türkiye’deki süreci etkileyeceğini belirten Prof. Cengiz Aktar, “Madem DSG’nin de silah bırakmasını istiyordunuz, hadi doldurun sürecin içini. Kürtlerin, Kürt siyasi hareketinin taleplerine karşılık gelecek hukuki ve idari düzenlemeleri yapın. Bunu yapmayacaklar. Böyle bir iradeleri, hesapları ya da niyetleri yok. Güvenlik güçleri ve İçişleri Bakanlığı bölgeyi tamamen zapturapt altına mı alacak, yoksa sürecin gereklilikleri mi yerine getirilecek, bunu göreceğiz” diye konuştu.
Atina Üniversitesi’nden Prof. Dr. Cengiz Aktar, Suriye’de yaşananların arkasında Türkiye’nin olduğunu; Ankara’nın ABD’yi ikna ettiğini belirterek, “Önceliği İran’a vererek, Özerk Yönetim’i yarı yolda bıraktılar” dedi.
Suriye ordusu değil, cihatçı ordu
Bölgeyi karanlık bir dönemin beklediğini, Suriye’nin huzur ve güvenliğe kavuşabileceği kanaatini taşımadığını kaydeden Aktar, “Cihatçıların, IŞİD’in, El Nusra’nın, El Kaide’nin yer aldığı bir güçten bahsediyoruz. Aynı zamanda Türkiye’nin desteklediği cihatçılar da bu yapının içinde bulunuyor. Böyle bir ordunun Suriye’ye hakim olması, ülkede yaşayan tüm halklar açısından bir felaket demek. Kendilerine inanan selefi Suriyeliler dışında herkes için bu bir faciadır” diye konuştu.
Asıl mesele İran’dır
Burada bir tercih söz konusu olduğunu söyleyen Cengiz Aktar, şöyle devam etti: “Ankara’nın da ısrarları var. İran meselesini Ankara ile birlikte okumak gerekiyor. ABD, NATO müttefiki olan Türkiye’nin İran konusunda yanında olmasını istiyor. Dolayısıyla Ankara’nın Rojava’ya ilişkin yıllardır dile getirdiği talepler masaya yatırıldı. ABD, bu talepleri kabul etmiş gibi görünüyor. Öyle ki son 24 saat içinde, çapulculardan ve cihatçılardan oluşan Suriye ordusu birçok yerde IŞİD’lilerin tutulduğu hapishaneleri ele geçirdi ve bu hapishaneler boşaltıldı. Oysa ABD, Suriye konusu gündeme geldiğinde sürekli IŞİD’le mücadeleden söz ederdi. Peki 24 saat içinde bu mücadeleye ne oldu? Bitti. Umurlarında değil. Reqa ve Tebqa’daki hapishanelerden IŞİD’liler salıveriliyor, El-Hol Kampı’nda bulunan on binlerce IŞİD’li serbest bırakılıyor. Kimsenin umurunda değil. Dolayısıyla artık hesap IŞİD’le mücadele değil. Elbette bunun sonuçları olacak. Bunun bedelini herkes ödeyecek.”
Her şeyi Ankara yazmış
Cengiz Aktar, 18 Ocak’ta QSD’ye dayatılan anlaşmayı şöyle izah etti: “Eski bir BM çalışanı ve diplomat olarak söylüyorum, bu kadar kötü, çalakalem yazılmış bir metin görmedim. İçinde çok sayıda boşluk var, son derece muğlak. Her şeyi Ankara yazmış. Bu 14 maddenin Ankara’da kaleme alındığı açıkça görülüyor. Ne uygulanması ne de anlaşılması mümkün. Bu anlaşma da kağıt üzerinde kalır hiçbir şey çözülmezse bundan sonrası da felakettir. İç savaş tekrar başlayabilir. ‘Ateşkes sağlandı, 14 madde açıklandı’ denildi ama sahada bunların hiçbir karşılığı yok. Bu çapulcu ordu talandan besleniyor, insanları rehin alıyor, zeytinleri ve zeytinyağını çalıyor, kafa kesiyor. Askeri bir disiplin yok ki ilan edilen ateşkesi ya da alınan kararları uygulasınlar.”
Erdoğan Kobanê’yi unutmaz
Aktar, bölgede giderek daha karanlık bir tablonun ortaya çıktığını belirterek, şunları söyledi: “Bütün Arap ortaklar da aşiretler de Kürtleri yalnız bıraktı. Tayyip Erdoğan, Kobanê’yi unutmaz. Kobanê’yi de mutlaka ele geçirmek isteyecekler. Orada büyük bir savaş yaşanabilir. Suriye’deki Kürtleri zor günler bekliyor. Arap ve Türk güçlerinin el birliğiyle Kürt avına çıktığı görülüyor. Ankara nedeniyle Araplar ile Kürtler arasındaki denge tamamen altüst oldu ve muazzam bir Arap milliyetçiliği ortaya çıktı. Bu Kürtleri ister istemez etkileyecektir. Mazlum Ebdî elinden geleni yaptı. Ahmet Şara’nın ise Ankara’nın tamamen güdümünde olan bir cihatçı. Ankara’nın sözünden çıkamıyor, çıkması da zor görünüyor. ABD ile ilişkilerinin de iyi olduğu anlaşılıyor. Bunun sahadaki karşılığının ne olacağını ise zaman gösterecek.”
Sürecin gerekleri de yapılmaz
Suriye’de yaşananların Türkiye’deki süreci etkilememesinin mümkün olmadığını belirten Cengiz Aktar, MHP’li Feti Yıldız’ın “Suriye’de yaşananlar sürecin lehinedir” açıklamasına tepki gösterdi. Cengiz Aktar, şunları söyledi: “Madem QSD’nin de silah bırakmasını istiyordunuz, Türkiye’deki sürecin içini doldurmak için hodri meydan. Hadi o zaman doldurun sürecin içini. Kürtlerin, Kürt siyasi hareketinin taleplerine karşılık gelecek hukuki ve idari düzenlemeleri yapın. Bana sorarsanız bunu yapmayacaklar. Böyle bir iradeleri, hesapları ya da niyetleri yok. Kürtlerin taleplerinin karşılanmasını istemiyorlar. Güvenlik güçleri ve İçişleri Bakanlığı bölgeyi tamamen zapturapt altına mı alacak, yoksa sürecin gereklilikleri mi yerine getirilecek, bunu göreceğiz.”
Kürt sorununu ihraç etti
Yaşananların yalnızca Suriye ile sınırlı kalmayacağını vurgulayan Cengiz Aktar, Türkiye’yi de zor günlerin beklediğini ifade etti. Cengiz Aktar, “Kendi Kürt meselesini çözememiş, çözemediği Kürt meselesini Suriye’ye ihraç etmiş bir Türkiye’nin istikbalinin parlak olduğunu söylemek mümkün değil. Bu durumu iyi okumak gerekiyor. Kürt sorununu ihraç etmek değil, çözmek lazım” ifadelerini kullandı.
Büyük kırılma yaşanacak
Rojava’da yaşananların arkasında Ankara’nın bulunduğunun herkes tarafından bilindiğini söyledi. Cengiz Aktar, şöyle devam etti: “10 Mart Mutabakatı imzalandı, ancak Ankara bunu kesinlikle kabul etmedi. Türkiye’nin mutabakattan anladığı bambaşka bir şeydi. Türkiye’nin rolü, ağırlığı, talepleri ve ısrarı, dünkü sonuçlara bakıldığında, büyük bir kırılmaya yol açacak. Kürtler ile Türkler arasındaki bu kırılma on yıllarca sürebilir. Bu, kolay kolay tamir edebilecek bir kırılma olmayacak.”
‘IŞİD, Suriye ordusu kılığında geliyor’
Dünyanın Rojava’da yaşananlara sessiz kaldığını belirten Aktar, ülkelerin kendi sorunlarıyla ve başka gündemlerle meşgul olduğunu, uluslararası basında Rojava’nın ancak küçük haberlerle yer bulduğunu kaydetti. Cengiz Aktar, şunları söyledi: “IŞİD, Suriye ordusu kılığında geliyor. Artık hiçbir şekilde durulmayacak bir Suriye ile karşı karşıya kalacağız. Sünni, selefi cihatçıların Suriye’ye huzur getirmesi mümkün değil. İnsanlar kaçmaya devam edecek. Bir istikrar görmüyoruz. Avrupa’da farkında değiller. İyi bir şey olduğunu zannediyorlar. Karşı tarafta bir zafer sarhoşluğu var ve her şeyi yapabilecek durumdalar. Bunun önü alınmalı.”
Kaynak: Yeni Özgür Politika









