Rojava’ya yönelik saldırılar Colemêrg’den Wan’a, Erzirom’dan Êlih’e, Mersin’den Amed’e kadar birçok kentte yürüyüşler, basın açıklamaları ile protesto edildi
Demokratik Kurumlar Platformu öncülüğünde, Colemêrg’in (Hakkari) Gever (Yüksekova) ilçesinde Rojava’ya yönelik gerçekleşen saldırıları protesto etmek için DEM Parti İlçe binası önünden Zagros İş Merkezi’ne kadar yürüyüş ve basın açıklaması düzenlendi. “Rojava rumeta me ya” yazılı pankartın açıldığı yürüyüşe yüzlerce kişi katıldı. Yürüyüşte sık sık, “Bijî berxwedana Rojava”, “Bijî serok Apo” ve “Jin, jiyan, azadî” sloganları atıldı.
Yürüyüşün ardından konuşan DBP Gever ilçe Eşbaşkanı Reşit Güneç Rojava’da ortaya çıkan toplumsal ve siyasal yapının halkların, inançların ve kimliklerin eşitliği temelinde demokratik, çoğulcu ve katılımcı bir yönetim anlayışını esas almış oluğunu söyledi.
Reşit Güneç, şunları söyledi:
“Suriye’de barışçıl ve hukuka dayalı bir çözümün mümkün olduğuna dair önemli bir deneyim sunmuştur. Ancak Esad rejiminin fiilen ve resmen çöküşünün ardından, dışarıdan güç devşirilerek başa getirilen Colani liderliğinde kurulan geçici hükümet, kısa sürede otoriter ve tekçi devlet pratiklerine yönelmiştir. Yakın dönemde Alevilere, Dürzilere ve en son Kürt Halkına yönelik saldırılar, toplu infazlar, işkenceler, zorla yerinden etmeler; Suriye’de yeni bir şiddet ve hukuksuzluk sürecinin inşa edilmek istendiğini açıkça ortaya koymaktadır.”
DEM Parti Colemêrg Milletvekili Onur Düşünmez ise Rojava’da yaşanan saldırıları kınayarak, “Buradan bir kez daha söylüyoruz Kobanê direnişini kazandık. Bugünde aynı şekilde Rojavayı kazanacağız. Onlar iyi bilsinler bizler Arin Mirxan’ın yoldaşlarıyız ve kirli zihniyetlere yol vermeyeceğiz. Onlar bizim cenazelerimizi balkonlardan atılar, savaşçı kadınların saçlarını kestiler çünkü onlar DAİŞ zihniyeti ama unutmasınlar Kürtler ayakta ve birlikteler asla boyun eğmeyeceğiz. Mücadelemiz zafere ulaşacaktır. Herkes bilsin ki bizler boyun eğmeyeceğiz. Bizler şehitlerimizin yolunun yolcusuyuz. Kanımızın son damlasına kadar Rojava’yı savunacağız. Rojava’nın zaferini halay ve zılgıtlar ile kutlayacağız” dedi.
Agirî
Agirî’nin Bazîd (Doğubeyazıt) ilçesinde de Rojava’ya yönelik saldırıları protesto etmek amacıyla yürüyüş yapmak isteyen kitleye polis izin vermedi. Yürüyüşün engellenmesinin ardından alanda toplanan kitle sloganlarla proteste etti. DEM Parti Milletvekili Heval Bozdağ alanda bir basın açıklaması yaptı. Bozdağ, Rojava’ya dönük saldırıların yalnızca Kürt halkını değil, bölgedeki tüm halkların geleceğini hedef aldığını belirterek, bu saldırıların uluslararası güçlerin ve bölge devletlerinin politikalarıyla derinleştiğini ifade etti. Bozdağ konuşmasında, Rojava halkının yıllardır DAİŞ’e karşı insanlık adına büyük bir bedel ödediğini hatırlatarak, “Rojava’da bugün hedef alınan, halkların ortak ve eşit yaşam iradesidir. Bu saldırılarla halkların kazanımları yok edilmek isteniyor” dedi.
Basın açıklaması, sık sık “Bijî berxwedana Rojava” sloganlarıyla son buldu.
Erzirom
Erzirom Demokratik Kurumlar Platformu, saldırılara karşı Erzirom’da yürüyüş gerçekleştirdi. Yürüyüş gerçekleştirmeden önce polisler Mahallebaşı’nda bulunan Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Erzirom İl Binası ve çevresini barikatlarla ablukaya aldı. Kitle, engellemelere rağmen yürüyüş gerçekleştirdi. Kitle yürüyüş boyunca “Bijî berxwedana Rojava”, “Jin, jiyan, azadî” sloganları atarak Mahallebaşı Kent Meydanı’na kadar yürüdü. Yürüyüşte Türkçe ve Kürtçe, “Rojava vicdandır, özgürlüktür, direniştir, teslim alınamaz” yazılı pankart açtı. Kent meydanına gelen kitle burada basın açıklaması yaptı. Açıklamada konuşan HDK Eşsözcüsü Meral Danış Beştaş, Kürt halkının dört bir yanda Rojava’ya ve buradaki halka dönük saldırılara karşı ayaklandığını belirtti.
Rojava’ya dönük saldırılara karşı Kürtlerin ortak duygular taşıyarak ayaklandığını söyleyen Meral Danış Beştaş, “Niseybîn sınırında Qamişlo’nun, Pirsûs’ta (Suruç) Kobanê’nin ve Serekanîyê’de (Ceylanpınar) yine Serekanîyê (Rojava) birbirinden ayrılmaz bir bağı olduğunu vurgulayan Meral Danış Beştaş, “Bu sınırları emperyaller çizdi. Ama buradakiler de bizim kardeşimiz oradakiler de. Kardeşlerimiz katliam riski altındayken burada kim rahat edebilir? Türkiye’nin birçok iline gittim. İstanbul İzmir başta olmak üzere herkesin yüreğin aynı yerde atıyor. Böyle bir talimat ve örgütsel birliktelik varsa zaten siyaset yapmaya gerek yok. Kürtler bugün evinde rahat uyuyamıyor, başını yastığa koyamıyor” ifadelerini kullandı.
“Mücadeleden vazgeçmiş olsaydık bugün burada olmazdık” diyen Meral Danış Beştaş, Kürt halkının bugüne kadar kimseye boyun eğmediğini ve eğmeyeceğinin altını çizdi. Kürt halkının bir soykırımla karşı karşıya olduğunu belirten Meral Danış Beştaş, seslerini çıkarmaya devam edeceklerini yineledi.
Açıklama alkış ve sloganlarla son buldu.
Êlih
Êlih’te (Batman) Özgür Kadın Hereketi (Tevgera Jinên Azad-TJA) öncülüğünde, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi İl Örgütü binası önünde bir araya gelen kadınlar, saldırılara karşı direnen kadınların yanında olduklarını göstermek amacıyla saçlarını ördü. Kadınların saçlarını Êlih Barış Anneleri ördü.
Burada konuşan TJA’lı Havva Can, “O barbar DAİŞ çeteleri çok iyi bilsinler ki Kürt kadınlarının her bir saç teli, onları darağacında asan bir ip olacak. Her zaman söylemeye devam edeceğiz. Rojavalı kadınlar onurumuzdur, Kürt halkının onurudur. “Bîji berxwedana Rojava”, “Bîji jînen Kûrd” dedi ve ardından başını açıp saçını ördü.
Ekinlik, “Jin jiyan azadî” ve “Bîji berxwedana Rojava” sloganları ile son buldu.
Rize
Siyasi parti ve sivil toplum örgütleri, Rize’nin Fındınklı ilçesinde HTŞ, DAİŞ ve Türkiye destekli paramiliter grupların Rojava’ya dönük saldırılarını düzenledikleri açıklama ile protesto etti.
Ortak açıklamayı yapan Mustafa Zorlucan, halkların ortak mücadelesinin parçalanmak istendiğini belirterek, “Türkiye, İsrail ve emperyalist merkezler, Suriye’nin toprak bütünlüğünü değil, kendi çıkarlarını esas almakta, gerici çeteler eliyle halkları birbirine kırdırmaktadır. Bedelini ise Kürtler, Araplar, Aleviler ve tüm ezilen halklar ödemektedir. Bizlere halklara yönelik her türlü gerici saldırıları reddediyoruz. Çözüm, emperyalistlerden ve gerici çetelerden bağımsız, halkların kardeşliğine dayalı bir Suriye’dir” dedi.
Bedlîs / Norşîn
Bedlîs’in Norşîn (Güroymak) ilçesinde, HTŞ, DAİŞ ve Türkiye’nin desteklediği paramiliter grupların Rojava’ya dönük saldırılarına yönelik düzenlenen protestoya polis saldırdı. Saldırıda 8 kişi darp edilerek gözaltına alındı. Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Norşîn İlçe Örgütü’nde bir araya gelen yurttaşlar, buradan açıklamanın yapılmak istendiği Roboskî Parkı önüne yürümek istedi. İlçe binası önünde yürüyüşe engel olmak isteyen polis, kitleye saldırdı. Aralarında DEM Parti Bedlîs il yöneticileri ve il meclis üyelerinin olduğu 8 kişi darp edilerek gözaltına alındı. Gözaltına alınanlardan Mert Kozik isimli engelli yurttaşın serbest bırakıldığı belirtildi.
Kitle engellemelere rağmen ablukayı yararak açıklamanın yapılacağı parka “Bijî berxwedana Rojava” sloganlarıyla yürüyüş gerçekleştirdi. Yürüyüş ardından açıklama yapan DEM Parti Norşîn İlçe Eşbaşkanı Yusuf Bingöl, “Rojava’ya dönük saldırıları asla kabul etmiyoruz” diyerek söz konusu saldırıların uluslararası bir komplo olduğunu ifade etti.
Ardından konuşan DEM Parti Bedlîs Milletvekili Hüseyin Olan, “Suriye’de gördük ki iktidar ‘Bin yıllık kardeşim’ dediği Kürtleri değil, cihatçıları tercih etmiştir” dedi.
7 gözaltı
Gözaltına alınan 7’sinin isimleri şöyle: Yunus Aksoy, Baran Aksoy, Mahmut Tanış, Berivan Dursun, Rumet Dursun, Rojin Canbey ve Bünyamin Kardaş.
Gözaltına alınanlardan Rumet Dursun’ın müdahale sırasında darp edildiği öğrenildi.
Wan
Wan’da Demokratik Kurumlar Platformu, Rojava’ya yönelik saldırıları protesto edenlere gözaltına alınarak işkence uygulanmasını, darp edilmesini düzenlediği açıklamayla protesto etti.
Şekerbank önünde yapılan eylemde konuşan Wan Baro Başkanı Sinan Özaraz Kürtlerin gösteri ve yürüyüş haklarının ellerinden alındığına belirterek, “Barışçıl gösteri ve yürüyüş düzenleyen insanlara kolluk tarafından yapılan müdahaleler, hukukun ötesine geçti. Sadece Wan sınırları içinde olmaksızın birçok Kürt kentlerinde bu durum işkence boyutuna ulaşmıştır. 3 gün önce sivil toplum kuruluşları olarak yapmak istediğimiz yürüyüş hukuksuzca engellendi, kolluğun orantısız müdahalesi ile işkence ile gözaltına alındık. Bu uygulamayı kınıyorum. Eğer hukuk devletinde yaşıyorsak bu ülkede buna tolerans tanınmaması gerektiğini yetkililere bir kez daha hatırlatıyorum” dedi.
‘Yine direneceğiz’
Ardından konuşan Medeniyetler Beşiğinde Yakınlarını Kaybedenlerle Dayanışma Derneği (MEBYA-DER) Eşbaşkanı Hanım Kaya, dün gözaltına alınan MEBYA-DER Eşbaşkanı Yusuf Dündar’a sokakta işkence edildiğini söyledi. Dündar’ın hastaneye götürüldüğünü, fakat muayene edilmediğini söyleyen Hanım Kaya, “Arkadaşımızın vücudunda darp izleri olmasına rağmen muayene edilmiyor. Rojava’da kadınların saçlarını kesen zihniyet ile burada ayaklar ile insanların kafasını ezen zihniyet aynıdır. Ve biz bu zihniyete karşı direniyoruz. Hiçbir zaman ne işkencecilere ne HTŞ’ye ne de onu destekleyenlere başımızı eğmeyeceğiz. Sonuna kadar bütün yasal haklarımızı kullanıp Rojava’nın yanında olacağız. Yüzyıllardır direndiğimiz gibi yine direneceğiz” diye konuştu.
Mersin
Tarsus Tarsus Emek ve Demokrasi Platformu açıklama yaptı. Açıklamayı yapan Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Üyesi Hayati Aktop, Suriye’de Halep merkezli olarak DAİŞ artığı gerici güçler eliyle gerçekleştirilen saldırıların, emperyalizmin Ortadoğu’yu yeniden dizayn etme politikalarının en açık örneği olduğunu söyledi.
Halep’ten sonra Rojava’ya Kürt halkının yaşam alanlarına yönelen saldırılar ile Alevilerin, Dürzilerin ve Hristiyanların sistematik biçimde yok sayılmasına dikkat çeken Aktop, “Zamanında IŞİD’in Êzidî kadınlara yaptığını, HTŞ çeteleri, Arap Alevi kadınlara, Kürt kadınlara yapıyor. Kadınları savaş ganimeti olarak gören zihniyet, bugün Suriye yönetimine taşınmıştır. IŞİD’in ardılı olan bu HTŞ yönetimi, kadınları ve çocukları sistematik bir vahşete maruz bırakmaktadır. Onlara karşı uygulanan katliamlar, tesadüf değildir. Bu saldırıların temel amacı; halklar arasında düşmanlığı derinleştirmek, çatışmayı kalıcı hale getirmek ve bölgeyi emperyalist çıkarlar doğrultusunda yeniden şekillendirmektir. Bu yönelim, farklı halkların ve inançların eşit koşullarda bir arada yaşamasının önündeki en büyük engellerden biridir” ifadelerini kullandı.
Açıklamanın sonunda şu ifadeler yer aldı: “Ortadoğu halklarının kaderi gerici karanlığa teslim edilemez. Halkların özgür, eşit ve insanca bir yaşam sürebileceği bir gelecek ancak emperyalist müdahalelerin son bulmasıyla mümkündür. Emperyalizme, gericiliğe ve mezhepçi politikalara karşı; barışı, laikliği ve halkların kardeşliğini ve birlikte insan onuruna yaraşır bir yaşamı savunmayı sürdüreceğiz.”
Amed
Amed Sağlık Platformu, Rojava’da yaşanan katliamlara karşı, yaşam hakkı nöbeti gerçekleştirdi. Amed Tabip Odası’nda gerçekleştirilen nöbet eylemine, çok sayıda sağlıkçı katıldı.
Burada konuşan Amed Tabip Odası Başkanı Veysi Ülgen, Kürtlere dönük saldırıların devam ettiğine dikkat çekerek, “Kürtler kendi yaşadıkları topraklarda kendilerini yönetmek ve korumak istiyorlar. bu en doğal haktır. Bu noktada kimsenin Kürtlere söyleyecek lafı yok, olmaz. Kürtler barıştan yana, hiçbir insanın ölmesini istemiyor. Barış içinde özgürlük içinde yaşamak istiyoruz ” şeklinde konuştu. Sonrasında söz alan sağlıkçılar, Rojava’daki soykırıma işaret ederek, herkesin barış için kendi çağında ses çıkarması gerektiğini vurguladı. Kürtlerin 6 Ocak’tan bu yana tek vücut olduğuna dikkat çeken sağlıkçılar, herkesin soykırıma son verilmesi yönünde söz kurması gerektiğinin altını çizdi.
Kaynak: MA









