• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
24 Ocak 2026 Cumartesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Gündem Güncel

DEM Parti: Kürtsüz bir Suriye hedefleniyorsa herkes büyük yanılır

24 Ocak 2026 Cumartesi - 16:48
Kategori: Güncel, Manşet

DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları, Rojava’da yaptıkları temaslarda QSD’nin, ‘4 Ocak’ta ‘Şara yok’ denilerek ortaklaşılan mutabakat imzalanmadı. Kürtsüz bir Suriye hedefleniyorsa herkes büyük yanılır’ değerlendirmesini aktardı.  Demokratik ulusal birliğin önemine dikkat çeken Tuncer Bakırhan ise ‘Kürtler bir yüzyılda kimliksiz, statüsüz, dilsiz yaşamak istemiyor’ dedi

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, partilerinin Genel Merkezi’nde Suriye ve Rojava’daki gelişmelere ilişkin basın toplantısı düzenledi.

Toplantıda konuşan Tülay Hatimoğulları, Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi ile bir görüşme gerçekleştirdiklerini belirterek, “Rojava topraklarını ziyaret ettik. Heyetimiz; DEM Parti, DBP, Demokratik Birlik İnisiyatifi, SODAP, TJA, Barış Anneleri, ÖHD ve barodan temsilcilerle kalabalık bir heyetle görüşmeleri gerçekleştirdik.  PYD Eş Sözcüleri ve yönetimiyle, Rojava kadın hareketi çatı örgütüyle, 26 Nisan Konferansı bileşenleriyle, bu konferansın bileşenleri Suriye’deki bütün Kürdi partiler ve kurumların ortak bir araya gelerek, 26 Nisan Konferansı şeklindeki bir oluşumla çalışmalarını yürütüyor. Aynı zamanda Kuzey ve Doğu Suriye Dış İlişkiler Bürosu ile görüşmemiz gerçekleşti. İlham Ehmed ile ayrıca bir görüşmemiz oldu. Bütün Türkiye kamuoyu ne yazık ki dünya şu konuda yanıltılıyor. Deniyor ki bu anlaşmalara yani Suriye’deki 10 Mart Mutabakatına SDG’nin uymadığı yönünde çok ciddi bir algı yönetimi var. Bizler bizzat yerine giderek heyetimizle birlikte yaptığımız gözlem ve kurumlarla yaptığımız görüşmelerden alığımız bilgileri de bir kez daha sizlerle paylaşmak istiyoruz. Neden bir kez daha diyorum? Çünkü biz defaatle bu kürsülerden ve her yerden 10 Mart Mutabakatına esasen HTŞ’nin uymadığının, Şara yönetiminin uymadığının altını ısrarla çizdik. Ve bizler bu kurumlarla yaptığımız görüşmelerde aslında yanılmadığımızı ve bunun böyle işlediğini kendilerinden dinledik.  Onların anlatılarını da sizlerle direkt paylaşmak istiyorum” dedi.

Rojava’daki yöneticiler bölgesel planın farkındalar 

Rojava’daki yöneticilerin Halep’te Eşrefiyê ve Şexmaksûd’ta başlayan sürecin neden başladığına dair yorumlarını aktaran Tülay Hatimoğulları,  “Bir plan var. Bu plan hem uluslararası bir komplo hem de aynı zamanda bir bölgesel komplo olarak üzerimizde bir planı işletmek istiyorlar. Bu planın ana teması bir Kürt-Arap savaşını derinleştirmek. Yine kendilerinin yorumu ve değerlendirmesi Suriye’de bugüne kadar ciddi anlamda bir Kürt-Arap çatışması olmamıştır. Suriye tarihi Böylesi bir çatışma yokken şimdiden sonra bu çatışmayı derinleştirmek isteyenlere asla bu oyuna gelmeyeceğiz ve bizler bu sürecin böyle akıtılmak istendiğinin farkındayız diyorlar. Özellikle Rakka ve Deyrizor’dan biliyorsunuz ki SDG güçleri çekildiler. Buradan çekilmelerinin en önemli nedeni özellikle bu komploda bir Kürt-Arap savaşının derinleştirilmek istendiğinin farkına varmaları, bunun önüne geçmek istemeleridir.

Aynı zamanda 2011’den beri savaş ve çatışma içinde olan Suriye’de savaş yorgunu olarak düşmüş bir ülkede daha fazla can kaybının yaşanmasını istemiyorlar. Daha çok sivilin ölmesini istemiyorlar ve daha fazla göç yolunun tutulmasını istemiyorlar. İşte tam da bu nedenle büyük bir sorumlulukla hem siyasi hem insani ve her anlamdaki büyük bir sorumlulukla hareket ederek bu bölgelerden geri çekildiler.

10 Mart mutabakatı’na SGD uydu 

Kürt kentlerinde şu an yoğun olarak bulunuyorlar ve burada çok net bir mesajı bütün dünya tarafından bilinmesini ve duyulmasını istiyorlar. “Kürt kentlerini sonuna kadar, bedeli ne olursa olsun sonuna kadar savunacağız.” diyorlar. Şunları hatırlatmak istiyorum. Yine başlarken ifade ettiğim, özellikle SDG’nin 10 Mart Mutabakatı’na uymadığı yalanını bütün dünyaya duyuranlara çok net bir yanıt. 10 Mart Mutabakatı’nın SDG uydu. Ve 10 Mart Mutabakatı’nın son maddesinde özellikle karar altına alınmış olan konularda komisyonların oluşturulmasıyla ilgili SDG’nin her seferinde bu komisyonların oluşmasını teklif ettiği ifade edildi. Ancak HTŞ’nin zamana oynadığı ve bu komisyonların oluşturulmaması için süreci uzattığını ifade ettiler.”

Anlaşma HTŞ tarafından erteleniyor 

4 Ocak’ta bir görüşme gerçekleşti Şam’da SDG ve HTŞ arasında gerçekleşen görüşmeye işaret eden Tülay Hatimoğulları, “Bu görüşmede özellikle Şara’nın görüşmeye katılmaması SDG heyeti tarafından enteresan bulunmuş ve neden katılmadığına dair bir şaşkınlık yaşamışlar. Şara’nın bu görüşmeye katılmamasını da gerekçe göstererek aslında o gün tam anlamıyla sağlanmış olan verimli bir mutabakatı somut olarak imza altına almamış oldular. Yani sadece kalemle imza atmak kalmıştı 4 Ocak mutabakatında. Fakat kendileri, yani Şam yönetimi şunu ifade ediyor. Şara’nın bugün olmadığını, toplantıya iştirak edemeyeceğini ama birkaç gün sonra yine bir araya gelerek bir imza olayının gerçekleşebileceğini söylemişler.  Yani bu hikaye gerçekten çok önemli ve bunu herkes dikkatle incelemeli. Belli ki 6 Ocak Halep’te Eşrefiye ve Şeyh Maksut provokasyonu hazırlanıyor ve 4 Ocak’ta o nedenle O ortaklaşılmış, birebir ortaklaşılmış mutabakat imzalanmıyor ve erteleniyor. Kim tarafından erteleniyor? HTŞ ve Geçici Şam Yönetimi tarafından erteleniyor.

Ve bakın sizler de takip ettiniz 22 Ocak’ta Erbil’de yine SDG yöneticileri Barak ve Cooper’la bir görüşme gerçekleştirdiler. 18 Ocak Mutabakatı yeniden gündeme geldi. 18 Ocak Mutabakatına SDG’nin elbette uyacağı ve aynı zamanda 18 Ocak Mutabakatının hayata geçirilebilmesi için ateşkesin uzatılması gerektiğinde bir hemfikirlik oluştu. Şimdi yine basına düşen haberlere de baktığımızda ateşkesin uzatıldığını görüyoruz. Bizler bu ateşkesin uzatılmasını son derece olumlu buluyoruz ve anlaşılmış olan ortak mutabakata herkesin uyması gerekiyor. Bu ortak mutabakata pratikte uyulmayıp yine sahada çatışma ve silahların konuşması, Suriye’nin geleceği açısından son derece tehlikelidir. Ve bu tür mutabakatları bir savaş ve saldırı hazırlığı için bir zaman kazanma, bir oyalama taktiğine dönüşmemeli. Mutabakatsa mutabakattır, hayata geçirilmeli ve uygulanmalıdır” diye ifade etti.

HTŞ’nin Kürtlere savaş açması desteklenmemeli 

Kuzey ve Doğu Suriye yönetiminin özellikle altını çizdiği kimi başlıklara dair de Tülay Hatimoğulları şunları ifade etti: “HTŞ’nin Kürtlere savaş açması hiç kimse tarafından desteklenmemelidir. Eğer bölgede Kürtsüz bir kentleşme hedefliyorlarsa, eğer Suriye’yi Kürtsüzleşme hedefliyorlarsa, herkes büyük yanılır. Çünkü Kürt halkı bu coğrafyanın kadim halkıdır, yerleşik halkıdır. Nüfusu da azımsanmayacak derecede önemlidir. Biz DEM Parti olarak hangi halktan olursa olsun, isterse tek kişi olsun, onun hakkının korunmasının çok önemli olduğunun altını çizmek isteriz.

Garantör ülkeler görevlerini eksiksiz şekilde yerine getirmeli 

HTŞ’nin ne askeri, ne lojistik, ne de istihbarat alanlarında Türkiye tarafından desteklenmemesi gerekiyor. Özellikle bunun altını çizdiler. Kürt-Arap Savaşı’na kesinlikle karşıyız diyorlar ama bir o kadar da Türk-Kürt savaşı ve çatışmasına da karşıyız. Türkiye’de Kürtler ve Türkler bir iç barış sağlanması için daha fazla çaba harcamalı ama aynı şekilde Türkiye devletinden ve hükümetinden beklenti bu anlamda HTŞ’yi ve Geçici Şam Yönetimini Kürtler üzerinde bir etnik temizlik hareketi yürütürken, asla desteklenmemesi ve bunun önünün kesilmesi gibi tarihi bir sorumluluk olduğunun altını çiziyorlar. Buradan biz bir kez daha diyoruz ki: Türkiye barış rolünü oynamalıdır. Türkiye Suriye’de barışın tesis edilmesi için rol oynamalıdır. Ayrıca garantör ülkelerin güvenilirliği bu süreçte ne yazık ki sarsıldı. Çünkü özellikle 10 Mart Mutabakatı’nın garantör ülkelerin garantisi ve güvenilirliği çerçevesinde ilerlemesi gerekirken öyle ilerlemedi. Dolayısıyla burada yine bir çağrı garantör ülkeleredir. Görevlerini eksiksiz bir şekilde yerine getirmeli ve Kuzey ve Doğu Suriye üzerindeki kuşatmanın ortadan kaldırılması için görev ve sorumluluklarını acilen yerine getirmeliler.

Duyarlılık çok kıymetli ama sonuna kadar devam etmeli 

Yine Kuzey ve Doğu Suriye’deki Kürt halkının bütün dünyadan beklentileri var. Şu ana kadar bütün dünya ölçeğinde gerçekleşen demokratik eylemlerin, etkinliklerin, dayanışmanın çok kıymetli olduğunu, kendilerine çok büyük bir moral ve motivasyon kaynağı olduğunun altını çiziyorlar. Ve elbette bu duyarlılığın gerçek ve kalıcı bir barış tesis edilene kadar devam etmesinin son derece önemli olduğunu belirttiler. Aynı zamanda Suriye’nin barışının inşa edilmesinde bütün dünya kamuoyunda insan hakları kuruluşları, kadın hareketi, doğa ve insan hakları mücadelesi veren bütün kesimlerin, devrimcilerin, demokratiklerin, aydınların, mütedeyyinlerin, Kürt olan ve olmayan bütün halkların ve inançların bu anlamıyla destek ve dayanışmasını beklediklerini belirtmek isterim. Şu ana kadarki duyarlılık çok kıymetli ama gerçekten sonuna kadar devam etmeli.

Kobanê’deki kuşatma 

Birkaç izlenimimi burada sizlerle paylaşarak sözlerimi tamamlayacağım. Kobani’de Rakka’dan Tişrin tarafından gelen elektrik Kobani’den SDG çekildikten sonra kesildi. Rakka’dan SDG çekiliyor. Oradan Kobani’ye gelen elektrik direkt kesiliyor. İnternet kesiliyor. Su kesiliyor. Bu büyük bir insanlık dramıdır. Bugün SDG bir iyi niyet gösterisi olarak bir Kürt-Arap savaşı çıkmasın diye çekildiği bölgede, kendi yurttaşı olarak görmesi gereken Kürt halkına bunu reva gören bir yönetim Suriye’yi nasıl yönetebilir? Bu soru son derece önemli. Siz Suriye’yi yönetecekseniz Suriye’nin toprak bütünlüğünü koruyan bir yerden bir yönetim iddianız var; ama siz yönetimi ele geçirdiğiniz günün ertesi gününde elektriği kesiyorsunuz. Bu yurttaş size nasıl inansın? Nasıl güvensin? Dolayısıyla Kobani üzerindeki hem askeri hem insani kuşatmanın bir an önce ortadan kalkması gerekiyor. Hava koşulları çok kötüydü.  Biz gittiğimizde kar diz boyuydu ama bütün halk teyakkuzda. Gece gündüz halk sokakta. Kentlerini savunuyor insanlar. Çok büyük bir teyakkuz hali var ve çok büyük bir savunma isteği ve şevki içindeler. Okullar, hastaneler, yaşam alanları işlevsiz.

Kalıcı barışın sağlanması gerekiyor

Bakın sadece Haseke’de, Qamişlo’da Rakka’da değil, aynı zamanda Şam, Halep ve birçok kesimde yani Suriye’nin neredeyse tamamında yaşam dediğimiz şeyi ortadan kaldırmışlar. Devlet daireleri çalışmıyor. Kamu kurumları çalışmıyor. Okullar doğru düzgün çalışmıyor. Okullara öğrenciler gidemiyor. Ve dolayısıyla savaş yorgunu bir ülkenin bu şekilde bu hayatı sürdürebilmenin olasılıklarını Şam yönetimi ortadan kaldırıyor. Bizim ısrarla önerimiz ve talebimiz, Şam yönetimi SDG ile en sonki anlaşmanın bütün gerekliliklerini yerine getirmeli, fiilen ateşkes mutlaka devam etmeli ve ortak yurt olan Suriye’nin yeniden inşa edilmesi için herkes görev ve sorumluluğunu yerine getirmeli. Savaş ve çatışmalar sürdükçe oradaki kamu kuruluşları çalışmamaya devam edecek. Okullar, hastaneler işlevsiz kalmaya devam edecek. Oysa orada yaşayan insanlar ve başta HTŞ yönetimi Suriyeli vatandaşlara bunu fazla görmeyecek ve bu görevlerini yerine getirmelidir ki bir yönetim iddiası varsa. Dolayısıyla ortak bir şekilde Suriye yeniden inşa edilmeli. Kamu kurumları, hastaneler, okullar, insanların yaşayabileceği, başını sokabileceği, sağlıklı evlerin inşa edilmesi evresine girilmeli. Bunun içinde kalıcı bir barışın sağlanması gerekiyor.

Kadınlar kapkara bir yönetim istemiyor 

Yine bir izlenimim kadınlar her zaman olduğu gibi Rojava’da en ön saflarda mücadelenin başını çekiyor. Çünkü Rojava, kadınlara çok büyük bir özgürlük alanı sundu. Bugün Rakka’da Kürt olmayan kadınların yani Arap olan kadınların, başka halklardan olan, başka inançlardan olan kadınların, başörtülü, çarşaflı kadınların SDG yönetiminin Rakka’dan çekilme çekilmesinden dolayı çok üzgünler. Çünkü onlar kapkapkara bir yönetim istemiyorlar. Özgür yaşamak istiyorlar. Dışarıya çıkabilmek istiyorlar. Ama HTŞ yönetiminin bir direnişçi kadının, bir savaşçı kadının bedenini bir binadan attığı gibi saç örgüsüne dahi tahammülü yok. Bir kadın savaşçının saç örgüsünü kesip onun üzerinden siyaset yapacak kadar kendini aşağılara çekmiş, kendini bu şekilde göstermiş bir yapı. Ve kadınlar bunun farkında.

Arap kadınları SDG başta olmak üzere Rojavalı kadınların neyi başarmak istediğinin farkında. Dolayısıyla gerçekten üzgünler. Bu anlamıyla kadınların burada ben bir kez daha verdikleri mücadeleyi selamlıyorum. Bütün Suriye’ye ve Ortadoğu’ya aynı zamanda örnek oldukları için de onların mücadelesini ayrıca selamlıyorum.

Yine bir izlenimim daha. Kürtsüz bir Suriye hedefleniyor. Savaş ve çatışmalarla oradan öleni öldürmek sağ kalanı da göç ettirmek istiyorlar. Bunu kabul etmek mümkün değil. Türkiye, Irak, Suriye, İran, Kürtlerin vatanıdır ve coğrafyasıdır. Türkler gibi, Araplar gibi, Acemler gibi onların bu topraklarda yaşam hakkı vardır. Bu topraklar bize ait olduğu kadar onların da topraklarıdır. Bu topraklar farklı halkların ve inançların ortak Mücadelesiyle demokratik bir zemine mutlaka kavuşacak. Bunun en önemli coğrafyasından biri Suriye’dir ve bu böyle olmalıdır. Kürtsüzlük zaten fiilen yapılabilecek şey değil. Buradan savaşı ve çatışmayı sürdürmenin anlamı ve manası yoktur.”

Rojava’da soykırıma varabilecek saldırılar var 

Tülay Hatimoğulları ardından konuşan Tuncer Bakırhan ise şunları söyledi: “Eşbaşkanımız Rojava’daki izlenimlerini anlattı. Ciddi bir yanlış algı oluşturulduğunu hep beraber izliyoruz. Çatışma savaş isteyenlerin kim olduğunu Barışçılık, demokratik bir zeminde insanca işit Türk taşlar olarak yaşaması gerekenlerin kim olduğunu bizzat oradaki taraflarla, kurumlarla görüşerek güzel net bir şekilde ortaya koydular. Ben de biraz günlerdir bölgedeyim. Oradaki izlenimlerimi kamuoyuyla paylaşmak istiyorum.

Rojava’da ciddi bir acı, dram soykırıma varabilecek düzeyde saldırıların olduğunu hep beraber gördük. Bu bölgede ciddi bir öfkeye sebebiyet veriyor. İnsanlar orada kardeşleri katledilirken herhâlde burada alkış çalacak halleri yok. Biraz vicdanı olan herkese sesleniyorum. Rojava’daki yaşanılan bu koyu karanlık karşısında soydaşları, akrabaları katledilen Kürtler ne yapsın? Daha bundan demokratik bir şekilde tepkiler ortaya konulabilir mi? Dolayısıyla Rojava’daki bu kıyma, bu katliama karşı Türkiye’de dünyanın dört bir yanında başta Kürtler olmak üzere demokratik kamuoyunun ortaya koymuş olduğu tepkilerin doğru anlaşılması ve görülmesi gerektiğini bir kez daha belirtmek istiyorum.

Kürtler mutabakat çerçevesinde çekiliyor sırtlarını dönmeden ateş ediliyor 

Ateşin kesilmesi gerekiyordu. Herhalde sadece Kürtler ateş etmesin diye anlaşılıyor ateşkesler. Ateşkes var. SDG yönetimi Kürtler, Kürt bölgelerinden, Suriye tekrar bir çatışma yaşamasın diye çekiliyorlar. Bir mutabakat var. Daha sırtlarını dönmeden sırtlarından ateş ediliyor. Toplar, bombalar atılıyor. Ya böyle olmaz. Gerçekten biraz anlayışlı olmak gerekiyor. Ateşli ateş herkes için geçerlidir. Ama Rojava’da ateş kesilmedi. Kürtler kesmesine rağmen tek taraflı işte ihlal ediliyor.

Ciddi bir kuşatma var. Saldırılar devam ediyor. Bırakın Kürtleri, orada da IŞİD barbarlığı karşısında yaşamını yitiren Arap yurttaşların mezar taşları bile kırılıyor. Böyle bir anlayışla, yönetimle karşı karşıyayız. Kürtler yine göç ediyor. Herhâlde dünyada en fazla göç eden bir millet varsa Kürtlerdir. Sürekli kentlerden kente.  Ayıptır, günahtır. Artık bu drama bu göç yollarındaki kayıplara başta ülkemiz olmak üzere dünyanın demokratik kamuoyu olumlu bir tepki ortaya koymalıdır. Bunları önlemek gerekiyor. Hepimizin sorunudur.

Rojava’da Kimin Ne Yapmak İstediğini Kürtler Çok İyi Biliyor

Şu anda Kobani, başkanın dediği gibi kuşatma altındadır. Sadece HTŞ’nin değil SMO’nun IŞİD çetelerinin adını sanını ilk defa duyduğumuz o selefi örgütler tarafından Kürtler katledilmektedir. Saldırı altındadır. Bunların durması gerekiyor. Bu saldırıları teşvik edenleri biliyoruz. Yani toplum eski toplum değil. Rojava’da kimin onarıcı, kimin yapıcı, kimin savaş çatışma karşıtı bir rol oynadığını ben bölgeden en azından Kürtlerin çok iyi bildiğini biliyorum. Suskun kalmamak lazım. Bu saldırılara prim vermemek lazım. Bu kesilen suların açılması gerekiyor. Elektriğe bağlı işte sağlık sorunları olan insanların elektriğinin verilmesi gerekiyor. Yakıt yok. Kürtler ne kadar onurlu bir halktır. Yıllardır yakıta hakimdir. Ama oradaki yakıtı, suyu, gıdayı götürüp Kürt kentlerine yerleştirmemiş. Orada yaşayan bütün halkları adil ve eşit bir şekilde dağıtmış. İlacı Kobani’de istiflememiş. Kuzey ve Doğu Suriye’deki bütün halklara dağıtmış. Şimdi ilaçsızdır.

Dünya kamuoyu Avrupa kentlerinde bomba patlamasın diye binlerce gencini feda eden Kürtlerin yaşadığı dram görmelidir

Bu soğuğa, bu açlığa,  bu koyu karanlığa artık demokratik dünya kamuoyunun gerçekten ama gerçekten ses çıkarılması gerekiyor. Biraz bu saldırıları bu kıyımı besleyen aslında biraz da bu sessizliktir. Bu sabah da yine üzücü bir haber aldık. Siz de izlemişsiniz. Dört tane Kobani’de dört çocuk donarak yaşamını yitirdi. 21. yüzyılda 2015’te 3 yaşındaki Alan Kurdi’nin cesedi Bodrum sahillerine vurduğu zaman dünya kamuoyu ses çıkardı. İşte bugün Alan Kurdi gibi yine Kürt çocukları donarak yaşamını yitiriyor. Donarak hayatını kaybediyor. Bu, yine oldu ama aynı duyarlılık yok. Dünya kamuoyu özellikle insanlar 10 yıl önceki onlara dünyayı daraltan IŞİD barbarlığı karşısında direnen, mücadele eden, Avrupa kentlerinde bomba patlamasın diye binlerce gencini feda eden Kürtlerin yaşamış olduğu bu dramı artık görmelidir. Çocuklar donmasın artık.

DAİŞ’le mücadele eden yok Kürtlerin varlığı hedef alınıyor

Şu anda büyük bir insanlık krizi var. İlaç krizi var, sağlık krizi var, barınma krizi var. Beslenme krizi var. Herkesi duyarlı olmaya çağırıyoruz. Rakka dediler. Hadi Kürtler oradan çıktı. Rakka IŞİD bayrakları dikiliyor ya. O adil, o demokratik, o kapsayıcı yönetim yerine tekrar kafa kesen IŞİD’ciler bayrağını dikiyor ve dünya suskun, dünya sessiz. Hani IŞİD karşıtı bir mücadele vardı. Uluslararası kamuoyu buna destek veriyordu. Buna artık dur demek gerekiyor. Hedef belli. Başkanımız söyledi. Kürtlerin varlığı burada hedef alınıyor. Kimse dünyayı kandırmasın. Öyle IŞİD’le mücadele eden yok. Tek bir mücadele var. Kürtlerin varlığıdır, kimliğidir, dinidir. Bölgeyi Kürtsüzleştirmek istiyorlar. Kürtlerden arındırmak istiyorlar. Buna engel olmak gerekiyor.

Kürt kentlerini kuşatma derhal son bulsun, sınır kapıları açılsın

DEM Parti olarak hem Rojava’da hem uzun günlerdir bölgedeki eylemlere etkinliklerinde, oradaki demokratik kamuoyuna, kitlelerle yaptığımız görüşmelerde de ortaya çıkan temel talepler vardı. Onu da sizlerle paylaşarak konuşmamı bitirmek istiyorum. Sivilleri hedef alan tüm askeri operasyonlar ve saldırılar koşulsuz ve şartsız bir şekilde durdurulmalıdır.

Ve başta ülkemiz olmak üzere uluslararası kamuoyu da burada gerekli olan tavrı ortaya koymalıdır. Ateşkese uyulmalıdır. Ateşkes sadece Kürtler ateşi kessin diye yapılan bir şey değil. Karşılıklı yapılan bir şeydir. Denetlensin. Bunu ihlal edenler de kamuoyuna teşhir edilsin. Kürt kentlerini boğan, nefessiz bırakan insanlık dışı bu kuşatma derhal son bulsun. İnsani koridorlar açılsın. En başta da Türkiye açmalıdır. Çünkü Mürşitpınar ve Nusaybin sınır kapısı Türkiye’dedir. Bir an önce bu kapıların açılması gerekiyor. Oradaki susuzluğa, oradaki elektriksizliğe, oradaki ilaçsızlığa acilen bir çare bulunmalıdır. Su, gıda, ilaç, barınma gibi ihtiyaçlar karşılanmalı ve bu konuda dayanışma içerisinde olmak isteyenlerin dayanışmaları da engellenmemedir. Kürtlerin ve bölgede yaşayan başta Alevilerin, Dürzilerin, Hristiyanların temel hakları güvence altına alınmalıdır.

Kürtlere karşı kirli mutabakatlara son verilmeli

Müzakere ve ateşkes sürmeli, devam etmeli. Çözüme herkes samimi bir şekilde katkı sunmalıdır. Sadece kamuoyuna konuşarak değil, sahadaki gücünü kullanarak etkisini kullanarak yapmalıdır. Kürtlere karşı kirli mutabakatlara son verilmelidir. Her seferinde yeni bir kirli mutabakatla karşı karşıya kalıyoruz. Bunlar bir daha olmasın. Ortaya çıkan tablo bize bir kez daha şunu gösterdi. Daha fazla demokratik kamuoyunun birlikte mücadele etmesi gerekiyor. Rojava’da Kürtler ile dayanışması gerekiyor. Özellikle Hewler’den Kamışlı’ya kadar dünyanın neresinde yaşıyorsun yaşasın. Bütün Kürtlerin artık demokratik Kürt ulusal birliğini sağlaması gerekiyor. Çünkü bütün Kürtler tehdit altındadır. Sözün kısası Kürtler bir yüzyılda kimliksiz, statüsüz, dilsiz yaşamak istemiyor. Bütün dünya kamuoyu bunu net bir şekilde bilmelidir. Biz artık çocukların donarak ölmesini istemiyoruz. İnsanların, Kürtlerin göç yollarında yaşamını yitirmesini istemiyoruz. Rojava’nın üzerindeki bu karanlığın, bu zulmün bitmesi gerektiğini dile getirmek istiyoruz. Başta Türkiye olmak üzere dünyadaki demokratik kamuoyunu da Rojava’daki halklarla Kürtlerle dayanışma çağırıyoruz.”

ANKARA 

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Hesekê’de direniş sürüyor

Sonraki Haber

Hesekê’de savaşan Ermeni kadınlar: Topraklarımızı savunuyoruz

Sonraki Haber

Hesekê'de savaşan Ermeni kadınlar: Topraklarımızı savunuyoruz

SON HABERLER

Kobanê’de abluka sürüyor: Milyonlar Rojava için alanlarda | Canlı Blog

Yazar: Heval Elçi
24 Ocak 2026

Silêmanî ve Ranya’da binlerce kişi Rojava için yürüdü

Yazar: Yeni Yaşam
24 Ocak 2026

İstanbul’da engellemelere rağmen Rojava yürüyüşü: Direniş İstanbul sokaklarına yayıldı

Yazar: Nazlı Buket Yazıcı
24 Ocak 2026

Hindistan Sosyalist Partisi: Kürtler bir kez daha yalnız bırakıldı

Yazar: Bedri Adanır
24 Ocak 2026

CUP: Rojava’yı ve halkların devrimini savunalım

Yazar: Bedri Adanır
24 Ocak 2026

YPG-YPJ savaşçılarından mesaj: Ne olursa olsun kazanacağız

Yazar: Yeni Yaşam
24 Ocak 2026

Danimarka’da Kürdistanlılar ve dostları Rojava için meydanlara çıktı

Yazar: Bedri Adanır
24 Ocak 2026

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır