• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
26 Ocak 2026 Pazartesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Gündem Güncel

Sinn Féin’in Ulusal Başkanı: Kürt halkının seferberliği ilham verici

26 Ocak 2026 Pazartesi - 00:00
Kategori: Güncel, Manşet, Söyleşi

Rojava’ya yönelik saldırılara ve bölgedeki gelişmelere ilişkin Sinn Féin’in Ulusal Başkanı Declan Kearney gazetemize konuştu:

  • Kürt ulusal haklarının reddedilmesi, Avrupa emperyalizminin ve sömürgeciliğin tarihi bir sonucudur. Özerk bir Kürdistan kurmak için 1. Dünya Savaşı sonrası bir anlaşmaya rağmen, bu taahhüt 1923 Lozan Antlaşması ile düşürüldü. Sonuç olarak, Kürdistan’ın dağlık bölgeleri Türkiye, Suriye, Irak ve İran arasında bölündü
  • Halep’teki Kürtlere ve Kuzeydoğu Suriye’deki Rakka’ya yönelik mevcut saldırılar, kitlesel göçe zorlamalar, İngiliz ve Amerikan emperyalizminin doğrudan bir şekilde ortaya çıkması sonucudur ve IŞİD’in o bölgedeki devam eden etkisidir
  • Kürtlerin tüm dünyada eylemleri ve ayaklanması aynı ruhtaki ulusal birliği, Türkiye ve Suriye dahil olmak üzere tüm devletlerin güç savaşlarının içindeki hesaplarını ve oyun planlarını bozdu. Rojava’daki acil duruma yanıt olarak Kürt halkının gösterdiği kitlesel seferberlik çok önemli ve ilham vericidir

Nezahat Doğan

Suriye’de bir taraftan masada yapılan hesaplar, diğer taraftan sahada Kürtlerin bütün ağır saldırılara rağmen direnişi yaşanıyor. Kürtler dünyanın her yerinde eylem ve mücadeleleriyle kazanımlarının ve varlıklarının hiçbir hesaba, çıkara, komploya hedef olamayacağını gösteriyor; diplomasinin, müzakere ve çözümün adresini veriyor. Suriye’nin istikrarının diktatoryal rejimlerle değil Rojava’da olduğu gibi halkların ortak, demokratik yaşamıyla sağlanabileceğini; uluslararası hegemonik güçlerin Kürtlersiz bir çözümle askeri, siyasi, politik, ekonomik, toplumsal hiçbir sonuç elde edemeyeceğini ortaya koyuyor. Görülüyor ki ABD’nin 15 Temmuz’daki komplosu ve Kürtleri yok etme planı bugün tutmuyor ve geri adımlar atmasına neden oluyor. Çünkü bugün Kürtler dünden daha çok birlik içinde, Ulusal Birlik bilincinde…

Ateşkes kararına rağmen HTŞ’nin saldırıları devam ediyor ve Kobani kuşatma altında. Dünya ve uluslararası kamuoyunun, medyanın, BM’lerin, kuruluşların gözleri önünde işlenen savaş ve insanlık suçlarına seyirci kalmaması tarihi ve vicdani bir sorumluluk.

Bu gelişmeler içinde Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın çözüm paradigmasıyla gelişecek süreç nereye eviriliyor?  Öcalan barışın bütün dinamizmini üstlenmiş ve ortaya koymuşken umut hakkı uygulanmadan sürecin yürüyebilmesi mümkün mü? Dünyada, Ortadoğu’da ve Türkiye’deki sıcak gelişmeleri, Kürtlere yapılan saldırıların ardındaki planları ve bu planlar karşısındaki mücadele pratiğini, barış süreçlerinde önemli tarihsel deneyimlerin sahibi Sinn Féin’in Ulusal Başkanı Declan Kearney ile konuştuk.

  • Dünyanın yeni düzeni savaşlar, yıkımlar ve güç savaşları üzerine şekilleniyor. ABD’nin bu düzen içerisinde ikircikli, sömürgeci ve halkları yok sayan politikaları dünyayı nereye doğru sürüklüyor? 

Trump’ın talimatıyla 3 Ocak’ta Amerikan güçleri Venezuela’ya girdi, hem Venezuelalı hem de Kübalı vatandaşları öldürdü, Venezuela Başkanı Nicolás Maduro ve eşi Cilia’yı yakalayarak suçlamalarla New York mahkemesinde götürdü. Bu Amerikan müdahalesi Venezuela’nın ulusal egemenliğine doğrudan bir saldırıydı. ABD Birleşmiş Milletler Şartı’nı ve dolayısıyla uluslararası hukuku doğrudan ihlal etti. Trump, New York Times’a da açıkça uluslararası hukuka ihtiyacı olmadığını söyledi.

  • Güney Amerika’dan Grönland’a, Filistin’e ve tüm dünyaya uzanan bir hukuk tanımazlık söz konusu değil mi? Dünya nereye gidiyor?

Trump yönetimi Kolombiya, Meksika ve diğer Orta ve Latin Amerika ülkelerinin egemenliğini tehdit ediyor. Açıkça Küba’yı istikrarsızlaştırmaya çalışıyor. Bu politikada 1961’deki Domuzlar Körfezi istilasıyla paralellikler görülüyor. Yine son günlerde ABD Başkanı Grönland’ı ele geçirme konusundaki söyleminin dozunu artırdı. Sonuç olarak bu yönetim 2025 yılı boyunca, bu uluslararası kural kitabını yırttı ve küresel muhalifler ve rakipler arasında çok taraflılığın, diyaloğun ve barışçıl bir arada yaşamanın doğrudan antitezi olan tehlikeli yeni bir dünyayı tanıtmaya çalışıyor. Bu yeniden canlanan ABD neo-emperyalizmi, Rusya’nın Ukrayna’ya karşı devam eden emperyalist savaşına paralel olarak ilerliyor. Rus yönetimi de şimdiye kadar bu uzun süren çatışma için müzakere edilmiş bir çözüm bulmak için barış görüşmelerine katılmaya gerçek bir istekli olduğuna dair hiçbir işaret göstermedi. Bu arada, Filistin’de Siyonist sömürge işgali yoğunlaştı. Ekim 2025 ateşkesi, İsrail’in Gazze’deki soykırımını ve etnik temizliğini başka yollarla ilerletmek için bir vekil haline geldi. Filistin halkının hem Gazze’de hem de Batı Şeria’da hayal edilemez acılar yaşamasına neden oldu.

  • ABD’nin başını çektiği bir Neo-emperyalizm ve sömürgecilik ile mi karşı karşıyayız?

Neo-emperyalizm ve sömürgecilik yükseliştedir. Şu anda jeo-stratejik ilişkileri tanımlayan kaos ve ikiyüzlülük, orman hukukunun modern bir versiyonudur. Çoğu küresel güç, Rusya’nın Ukrayna’daki saldırganlığına yönelik yaklaşımlarının aksine, Amerika’nın hegemonik öfkesine meydan okumakta isteksizdir. Aktif olarak suç ortağı veya pasif olarak uyumlu olmayı seçiyorlar. ABD dış politikası petrol, mineral, metal, nadir toprak ve diğer doğal kaynakların edinilmesine bağlı hale geldi. Ulusal egemenlik hakkının reddedilmesi, küresel meselelerde krizin merkezinde yer alıyor.

  • Tam da bu krizde Kürtlerin kazanılmış hakları ve statüleri ellerinden alınmak isteniyor. Kürtler neden tanınmak istenmiyor?

Bugün bölgede tahmini 30 milyon ve küresel diasporalarında 10 milyon Kürt var. Modern dünyada Kürtler en büyük vatansız ulustur. Evrensel ilkeler ve uluslararası hukuk kapsamında, diplomasi ve müzakere yoluyla halkların kendi geleceklerini belirlemeleri sağlanmalıdır.

  • Kürtlerin hakları neden verilmiyor ve göz ardı ediliyor?

Kürt ulusal haklarının reddedilmesi, Avrupa emperyalizminin ve sömürgeciliğin tarihi bir sonucudur. Özerk bir Kürdistan kurmak için 1. Dünya Savaşı sonrası bir anlaşmaya rağmen, bu taahhüt 1923 Lozan Antlaşması ile düşürüldü. Sonuç olarak, Kürdistan’ın dağlık bölgeleri Türkiye, Suriye, Irak ve İran arasında bölündü. O zamandan beri Kürtler defalarca kimliklerinin, statülerinin tanınması için çalıştılar. Siyasi çatışma ve baskı, 20. yüzyıl boyunca Kürt halkının deneyimini karakterize etmiştir.

  • Son olarak Halep’teki saldırılarla ne amaçlandı? Saldırılarda kimlerin eli ve hesabı var?

Halep’teki Kürtlere ve Kuzeydoğu Suriye’deki Rakka’ya yönelik mevcut saldırılar, kitlesel göçe zorlamalar, İngiliz ve Amerikan emperyalizminin doğrudan bir şekilde ortaya çıkması sonucudur ve IŞİD’in o bölgedeki devam eden etkisidir. Rojava bölgesinde uluslararası medya ve dünya liderleri tarafından büyük ölçüde göz ardı edilen bir insani acil durum ortaya çıktı. Kürt güçleri ile IŞİD arasındaki savaşlara geri dönüldü ve Kobanê şehri şu anda tekrar kuşatma altında.

  • Kürtler savaş istemiyor. Özgürlük ve haklarının tanındığı demokratik bir sistemde yasamak istiyor. Bunun için de ağır bedeller ödendi, ödenmeye de devam ediyor.  Siz bu dönemi ve varılan noktayı nasıl görüyorsunuz?

1984’te Kürdistan İşçi Partisi (PKK), Türkiye devletine karşı silahlı bir mücadele başlattı. Bu kampanya sırasında siviller, askeri personel ve Kürt savaşçıların da aralarında bulunduğu tahmini 60 bin kişi öldü. Şu anda yaklaşık altı bin Kürt siyasi mahkûm Türk hapishanelerinde tutuluyor. Son 45 yıl boyunca ateşkes görüşmeleri, fırsat anları ve daha fazla aksilik dönemleri oldu. Birçok Kürt, en tanınmış ve ikonik Kürt siyasi mahkûmu, PKK’nin kurucusu Abdullah Öcalan da dahil olmak üzere, genellikle 30 yıldan fazla süredir hapiste bulunuyor.

  • Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın uzun yıllardır tutsak olarak tutulmasına rağmen Kürt varlığının tanınması ve demokratik bir sistem içinde barışın sağlanmasına yönelik çabalarını ve son olarak ortaya koyduğu paradigmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Öcalan İmralı Adası hapishanesinden Kürt Özgürlük Hareketi için önemli bir liderlik etkisi sağlamaya devam etti. Aynı zamanda, Türk devletinin temsilcileri, Öcalan ile doğrudan iletişim hatlarını açık tuttular. Bu da onun Kürt halkı için siyasi önemini yansıtıyor. Kürt Halkların Eşitliği ve Demokrasi Partisi (DEM Partisi) ile çeşitli Iraklı Kürt liderleri arasında Ocak -Şubat 2025’te Kürt Özgürlük Hareketi ile Türkiye hükümeti arasında yeni bir barış çabasını tartışmak üzere yapılan görüşmelerin ardından Öcalan tarafından 27 Şubat’ta bir açıklama yapıldı. Çığır açan bir müdahaleydi ve doğrudan PKK’nin 1 Mart’ta tek taraflı ateşkes ilan etmesine yol açtı. Bütün bunlar, PKK’nin kendini feshettiğini resmi olarak duyurmasına ve kırk yıl süren silahlı mücadelenin sona ermesine yol açtı.

  • Bütün bunlar yaşanırken devlet ve hükümet tarafından gerekli hukuki adım atılmaması ve son dönemde ortaya çıkan gerilim neden kaynaklanıyor?

Öcalan’ın ortaya koyduğu paradigmaya sonrasında bazı siyasi ve güvenlik -istihbarat temsilcilerinin özel olarak çalışmasına rağmen Kürt ulusal ve demokratik haklarına ilişkin bir müzakere süreci geliştirmede herhangi bir ilerleme kaydedilmedi ve endişe verici bir ivme eksikliği oldu. Türk sistemi içinde müzakerelere karşı olanlar da gerçek bir katılımdan kaçınmak için küresel istikrarsızlık örtüsünü kullandılar.

  • Küresel istikrarsızlık giderek tırmanıyor. Bu ortamda Kürtlerle masada olmayanlar nasıl bir fırsatı kaçırmış olacak? 

Bunu yapmayı reddederek ve içinde ciddi bir barış sürecinin teşvik edilebileceği demokratik koşullar yaratma ihtiyacını görmezden gelerek, var olan tarihi ve eşsiz fırsatı çarçur etme riskiyle karşı karşıya kalırlar. Tabii bu kesimlerin engellemelerine rağmen Kürt Özgürlük Hareketi Türkiye ile diyaloga bağlı kalmaya devam ediyor.

  • Sizin barış süreçleri deneyimlerinizden yola çıkarsak Türkiye barış için nasıl yol almalı? Hangi adımları atmalı?

Türkiye hükümetinin kalıcı bir barış ve demokratik çerçeve için yarattığı fırsatla yapıcı bir şekilde ilgilenmemesi, mevcut olumlu potansiyele zarar verme riski taşır. Kürt siyasi liderliğinin Türk tarafıyla ortaklaşa ilerleme taahhüdüne karşılık hükümetin de tutarlı, mutabık kalınmış bir müzakere stratejisini uygulaması gerekiyor. Bu konudaki siyasi irade eksikliği önemli bir zorluk yaratıyor. Açılan başlangıç süreci kırılgandır. Momentum gereklidir.

  • Rojava’ya saldırılar sürecin tersi degil mi? Nasıl yol alınacak ve çözüm olacak?

Elbette…Rojava ve Kuzeydoğu Suriye’de ortaya çıkan istikrarsızlık sürece önemli zararlar verir. Kürt Özgürlük Hareketi’nin barış ve demokrasinin çıkarları için cesur adımlar attığı yerde Türkiye hükümetinin de siyasi ilerleme kaydetmeye istekli olduğunu göstermesi ve güven artırıcı önlemlerle bu adımlara karşılık vermesi gerekir. Türk devlet sistemi içinde bireysel olarak verilen olumlu mesajlar elbette memnuniyetle karşılanacak nitelikte ancak yetersizdir.

Filistin halkının davasıyla ilgili olarak zaten yapıcı bir rol oynayan Türkiye’nin görmesi gereken şu ki: Kürtlerle siyasi bir çözüm sağlamanın Avrupa ile gelecekteki ilişkiler ve İslam – Arap dünyasında diplomasi lideri olmak da dahil pek çok alanda zorunluluğu bulunmaktadır.

  • Abdullah Öcalan bu süreçte umut hakkı uygulanmadan sağlıklı çalışamayacağını belirtmişti. Umut hakkını uygulanması sürece nasıl katkı sağlar?

Abdullah Öcalan’ın serbest bırakılması, mevcut siyasi durumun dönüşmesine ve müzakerelerin başlaması için sağlam bir temel oluşturmaya yardımcı olacaktır.

Bu çalkantı zamanında Ortadoğu bölgesi ve küresel topluluğumuzun barışa, istikrara ve güvenliğe ve BM Şartı’nın açık bir şekilde onaylanmasına ihtiyacı var. Kürt sorununa bir çözüm sadece mümkün olmanın ötesinde aynı zamanda mecburiyettir. Bu ulusal demokratik hakların önemli olduğunu da kanıtlayacaktır.

Türkiye hükümeti, Kürt Özgürlük Hareketi’nin barış ve demokrasiyi sağlamak için kararlı bir ortak olacağını bilerek bunu benimsemelidir. Sinn Féin, bu sonuca ulaşmaya yardımcı olmak için deneyimlerimizi ve bakış açımızı hem Türk hem de Kürt taraflarıyla paylaşmaya her zaman hazırdır.

  • Suriye’de Kürtlere yönelik tüm süreci ve bölgeyi de deriden etkileyen ağır saldırılar yaşanıyor. Rojava’ya yönelik saldırılar konusunda uluslararası sorumluluklar nedir ve nasıl yerine getirilmeli?

Rojava’da şu anda insani bir acil durum söz konusu. Kobanê şehri kuşatma altında. Tüm su ve elektrik kaynakları kesildi. Çocukların hipotermiden ölmeye başladığına dair haberler geliyor. Kuzey ve doğu Suriye’nin dört bir yanından on binlerce insan yerinden edildi. Mevcut durum çok tehlikeli gözüküyor, büyük ölçekli insani yardıma acilen ihtiyaç var. BM’nin destek sağlamada ve tıbbi malzeme, gıda, su, jeneratör ve uygun geçici konaklama sağlamada öncülük etmesine izin verilmelidir. Ancak, büyük bir diplomatik ve siyasi yanıt da gereklidir. Uluslararası medya ve ilgili çok taraflı kurumlar da dahil olmak üzere küresel siyasi liderler, bu durumun ciddiyetiyle yeterince ilgilenmiyorlar. Bu kabul edilemez. Yaklaşımlarında temel bir değişiklik gerekiyor. Kalıcı ateşkes anlaşmaları kurulmalıdır. Diyalog ve gerçek müzakereler çok önemlidir.

  • Kürtler savaş istemiyor, barış istiyor. DSG, halkı korumak için geri çekildi. Dünya IŞİD tehdidini görmüyor mu?

Rojava’da yaşananlara karşı şok edici bir uluslararası kayıtsızlık söz konusudur. Birçoğu IŞİD’in artık Suriye’de bir tehdit olmadığını düşünüyor ve İsrail ile diğer bölgesel ve uluslararası aktörlerin rolüne kör kalıyor. Elbette hedefleri tamamen aynı doğrultuda değil, ancak Kürt halkı onların güç oyunlarının bir sonucu olarak acı çekmeye devam ediyor.

  • Kürtlere saldırılara yönelik bu kayıtsızlığın ardında nasıl bir hesap yatıyor?

Kuzey ve Doğu Suriye’deki durum ve Rojava’ya askeri ilerleme, yeni Suriye yönetiminin gücü merkezileştirme ve pekiştirme, alternatif demokratik ve siyasi projeleri ortadan kaldırma amacından kaynaklanmaktadır. Bu, Batı Asya’daki emperyalizmin mirasının, Suriye iç savaşının, IŞİD’in devam eden etkisinin ve Batı emperyalistlerinin hem doğrudan hem de vekilleri aracılığıyla doğal kaynaklar üzerinde hegemonya ve kontrol arayışının bir sonucudur.

  • Türkiye neden bu saldırıların arkasında yer alıyor?

Rojava, son 13-14 yıldır demokratik ve dönüştürücü bir toplumun modeli olmuştur. Ayrıca Kürt Özgürlük Hareketi’nin ulusal tanınma ve haklarını savunması için bir dayanak noktası oluşturmuştur. Bu durum, Suriye ve Türkiye hükümetleri için siyasi bir meydan okuma oluşturmuştur. Bugüne kadar, Türk devleti Kürt siyasi liderliğiyle müzakere süreci için demokratik koşulları geliştirme fırsatını değerlendirmekte başarısız olmuştur. Türk sistemi içinden diyaloğa karşı çıkanlar, Rojava’nın düşüşünün ellerini güçlendireceğini, kalıcı barış ivmesini zayıflatacağını ve belki de özgürlük hareketinin yeni bir siyasi ufuk yaratma taahhüdünü sulandıracağını hesaplıyor olabilirler. Bence bu, Türkiye hükümeti tarafından ciddi bir yanlış hesaplama olur.

  • Hesapları bozan ne oldu?

Kürtlerin tüm dünyada eylemleri ve ayaklanması aynı ruhtaki ulusal birliği, Türkiye ve Suriye dahil olmak üzere tüm devletlerin güç savaşlarının içindeki hesaplarını ve oyun planlarını bozdu. Rojava’daki acil duruma yanıt olarak Kürt halkının gösterdiği kitlesel seferberlik çok önemli ve ilham vericidir. Kürt ulusal birliğinin ve dayanışmasının gücünü göstermektedir. Bu, küresel demokrasi için harekete geçme çağrısıdır.

Bir tarafta ateşkes var diğer tarafta HTŞ’nin saldırıları devam ediyor. Kobanê kuşatma altında. İnsani koridor açılması çağrısı var. Bu seferberliğin sadece Kürtlerle sınırlı kalmaması için bu saldırılara karşı uluslararası alanda nasıl eylem planı gerekir?

Suriye geçici yönetiminin ve Türkiye’nin askeri gücü hafife alınmamalı ama gerçek şu ki, kalıcı barış asla askeri yollarla veya baskıyla elde edilemez veya sürdürülemez. Sadece diyalog ve uluslararası hukuka bağlılık yoluyla sağlanabilir.

Rojava’yı destekleyen dikkat çekici kitlesel seferberlikler devam etmeli ve Kürt Özgürlük Hareketi tarafından uluslararası eylem, inceleme ve BM gibi çok taraflı kurumlar tarafından müdahale talep etmek üzere acil bir uluslararası diplomatik ve siyasi eyleme dönüştürülmelidir.

Tıpkı Filistin’de olduğu gibi, BM Şartı ve İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin tüm temeli, Rojava’daki olaylar ve bölgesel devletlerin ve onların batılı güç müttefiklerinin eylemleriyle doğrudan tehdit altındadır.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Rojava devrimi tüm Kürdistan’ın devrimidir

Sonraki Haber

Sfenks ve Kürt mesafesi

Sonraki Haber

Sfenks ve Kürt mesafesi

SON HABERLER

Avusturya ve Kıbrıs’ta Rojava’ya saldırılar protesto edildi

Yazar: Bedri Adanır
26 Ocak 2026

Oslo’da binlerce Kürt Rojava için günlerdir sokakta

Yazar: Bedri Adanır
26 Ocak 2026

Online Rojava toplantısı: Akademisyenler, gazeteciler ve öğrenciler saldırıları anlattı

Yazar: Yeni Yaşam
26 Ocak 2026

DSG: Şam grupları ateşkese rağmen saldırılarını sürdürüyor

Yazar: Bedri Adanır
26 Ocak 2026

Çeteler Kobanê’nin Çelebî köyüne obüslerle saldırdı

Yazar: Yeni Yaşam
26 Ocak 2026

Navenda PENa Kurd: Kürtlerin direnişi meşru özsavunmadır

Yazar: Yeni Yaşam
26 Ocak 2026

DSG’li savaşçıyı katledip ailesinden para istediler

Yazar: Yeni Yaşam
26 Ocak 2026

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır