DSG ve Suriye Geçici Hükümeti arasında yapılan anlaşmayı değerlendiren ESP Eş Genel Başkanı Murat Çepni, ‘Rojava’daki direniş çevre aktörlerin oyununu bozdu’ dedi
DSG Basın Merkezi, DSG Genel Komutanı Mazlum Ebdî ile Demokratik Suriye Meclisi Eşbaşkanı İlham Ehmed’in Şara ile yaptığı görüşmede anlaşmaya varıldığını duyurdu. Anlaşmayı değerlendiren Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) Eş Genel Başkanı Murat Çepni, Rojava’daki direnişin çevre aktörlerin oyununu bozduğunu söyledi. Murat Çepni, “Dört koldan ağır tasfiye saldırıları başarılı olamadı” dedi.
Anlaşmanın HTŞ ile Türkiye’nin geri adım atması anlamına geldiğini kaydeden Murat Çepni, bunda Kürt halkı ve dünya halklarının ortak mücadelesinin etkili olduğu belirtti.
Durum değişiyor
6 Ocak’ta Halep’te başlayan saldırılar ile Kürt halkının umudunu kırmak istediklerini söyleyen Murat Çepni, “Ama Suriye sürecinin başında da olduğu gibi, demokratik halkçı direniş oyunları bozuyor. Emperyalistler şimdi Trump sözcülüğünde, hiç lafı eğip bükmeden, karşı devrimci burjuva yalanı olan ‘direniş nafiledir, dünyanın jandarması emperyalist sermaye ne istiyorsa hayata geçirir’ lafını tekrar ediyorlar. Ancak Rojava Devrimi en başından beri bu yalanı tersine çevirdi ve dünya ezilen emekçi halkları yüzünü devrime döndü. Oluşan modelin devrim niteliği de buradan geliyordu. Mutlak kader kabul edilen durum değişiyordu. Dürziler, Aleviler ve Kürtler, Suriye’de örgütlü halkın kazanabileceğini gösterdi. Hatırlanırsa, özellikle örgütlü ve öz savunmasını geliştirmiş Dürziler hem katliamı engelledi hem de HTŞ Suriye’si rüyası görenleri panikletti. 10 Mart Anlaşması’nın bozulmasında bunun da etkisini görmek gerekir. Artık sadece Kürtler yoktu; doğrudan Rojava modeline çağrı yapan, güvenen başka halklar ve inançlar da ortaya çıktı” dedi.
Kürt halkının üzerindeki inkar ve imha politikalarının boşa çıktığını da belirten Murat Çepni, “Kürtler tarihsel olarak dört parçada sömürgeci boyunduruk altında tutuluyor. Emperyalistler tarafından cetvelle çizilen sınırlar hem bölgede sürgit gerilimi garanti altına almayı hem de özel olarak da Kürt halkının ulusal birliğini gerçekleştirmesini engellemeyi hedefliyordu. Büyük isyanlar, direnişler, büyük bedeller önemli kazanımlar açığa çıkarttı. Kürt halkı dayatılan yok oluşa karşı tüm dünyada varlık hakkını kazandı. Kürt Özgürlük Hareketi ve önderliği Öcalan etrafında kenetlenen bir halk gerçekliği açığa çıktı” ifadelerini kullandı.
‘Tasfiye saldırıları başarılı olamadı’
Rojava’nın Kürt kimliği açısından yeni bir düzeyi ifade ettiğini de vurgulayan Murat Çepni, 14 yıllık inşa sürecinde Rojava’nın demokratik, kadın özgürlükçü ve halkların eşitlik temelinde beraber yaşadığı bir yönetim modeli çıkardığının altını çizdi. Murat Çepni, “IŞİD en ağır saldırısını Kobani’ye yaptı ve ilk yenilgisini burada aldı. Devrim çok kapsamlı saldırılara maruz kaldı. Sonuç olarak son anlaşma ‘her şey bitti, devrim yenildi’ denilen bir süreçte gerçekleşmiş oldu. Dört koldan ağır tasfiye saldırıları başarılı olamadı ve devrim kendine yeni yollar açmaya devam etti ve edecek. Diğer parçalardaki Kürtler açısından ise bu anlaşma moral olacak. Yan yana gelindiğinde, ulusal birlik geliştirildiğinde, dünya ezilenleri ile mücadele birliği kurulduğunda kazanmanın mümkün olabileceği bilincini güncelleyecektir” diye aktardı.
‘Rojava’da yönetimin ortağı değil asli unsurudur’
“Valilik dahil idari mekanizmalarda Kürtlerin varlığı önemlidir” diyen Murat Çepni, anlaşmanın kazanımlarına ilişkin şunları söyledi:
“En başta kolektif haklar ve statü taleplerinin mutlak reddi üzerinden sadece bireysel katılımı dayatan tekçi faşist anlayışa karşı kazanımdır. Bu kazanımı bir başlangıç olarak değerlendirmek yerinde olur. Bir son değil, başlangıç olarak. Ayrıca Rojava’da elde edilen statü Suriye’de diğer halklar açısından da bir örnek olacak. Demokratik bir Suriye hedefi mutlaka canlanacaktır. Elbette bu zaman alabilir. Bu açıdan da günün acil görevlerine odaklanıldığı kadar; hiç rehavete kapılmadan geleceğe de odaklanmak gerekir. Bu haliyle Kürtler Rojava’da yönetimin ortağı değil asli unsurudur. IŞİD/HTŞ çetelerinin askeri güçlerinin şehirlere girişinin yasaklanması, direnişin doğrudan bir sonucudur. Giremediler. Anlaşma sadece bu durumu yazılı hale getirmiştir.”
‘Mücadele ve sahiplenme pratiği bir an bile gevşetilmemelidir’
Rojava’daki direnişin Türkiye de dahil olmak üzere birçok aktörün oyununu bozduğuna işaret eden Murat Çepni, “Türkiye hükümeti Rojava’ya yönelik saldırıların destekçisi değil doğrudan yürütücüsü oldu. Bunu da gizleme ihtiyacı duymadılar. Hatta Dışişleri Bakanı Fidan hızını alamayıp Şengal’i ve Güney Kürdistan’ı da tehdit etti. Kürt halkının, ne düzeyde olursa olsun elde ettiği statü, Türk burjuva devletinin kırmızı çizgisi oldu. Kürtlere gün yüzü göstermemek; ırkçı faşist siyasetin biricik propagandası haline geldi. Siyaset bunun üzerinden dizayn edilmeye çalışıldı. Kürtlerin tasfiyesi üzerinden IŞİD’le komşuluk alkışlandı. İktidar Suriye ile sınır olmasını ve cihadist çeteler üzerindeki belirleyiciliğini hep avantaj olarak kullanmaya çalıştı. Halep saldırısında da doğrudan dahli olduğu herkes tarafından biliniyor. Ama direniş oyunları bozdu. Bugün yaratılan mücadele ve sahiplenme pratiği bir an bile gevşetilmemelidir” şeklinde konuştu.
Haber: Deniz Karabudak \ MA









