İnsan hakları savunucuları, hasta tutsak İsmail Tanboğa’nın 40 kilonun altında düştüğünü, tutsak Enver Yanık’ın sık sık baygınlık geçirdiğini ve tutsak Salih Göktai’nın yürümekte zorluk çektiğini açıklayarak tahliyelerini talep etti
İnsan Hakları Derneği (İHD) ve tutsak yakınları, cezaevlerinde sağlık durumları kötüye giden tutsaklar için İzmir, Ankara ve İstanbul’da haftalık eylemlerini sürdürdü. İHD İzmir Şubesi, Konak’ta bulunan eski Sümerbank önünde açıklama yaptı. “Hasta mahpuslar ölüyor. Susma suça ortak olma” pankartının açıldığı eylemde tutsak Enver Yanık’ın durumuna dikkat çekildi.
İHD yöneticilerinden Vetha Aydın, Enver Yanık’ın 1994 yılında tutuklandığını ve tahliye edildikten sonra 2024’te yeniden tutuklandığını aktardı. Vetha Aydın, 1 ay içerisinde akciğer ve kalp anjiyosu olan Enver Yanık’ın tekerlekli sandalyeyle hayatını sürdürdüğünü kaydetti. Enver Yanık’ın hastane sevklerine ambulansla götürüldüğünü belirten Vetha Aydın, “Bellek kaybı ileri düzeydedir; günlük yaşamını sürdürebilmek için sürekli not almak zorunda kalmaktadır. Kriz anlarında yardım isteyememesi veya geç müdahale edilmesi, telafisi mümkün olmayan sonuçlara yol açabilecek niteliktedir. Yanık, yürüyemediği ve yalnız olduğu için tuvalet ve banyo gibi en temel kişisel ihtiyaçlarını karşılamakta ciddi zorluk yaşamaktadır. Yerinden kalkamadığı durumlarda, acil müdahale için kendisine verilen ve bastığında hasta bakıcıyı çağırması gereken bir acil çağrı butonu bulunmaktadır. Ancak uygulamada, çoğu zaman Yanık’a müdahale gecikmekte; yardım ekipleri Yanık’ı yerde baygın halde bulmaktadır. Sürekli bayılma, ağır hafıza kaybı, hareket kısıtlılığı ve çoklu kronik hastalıklar dikkate alındığında Yanık’ın hapishanede tutulmaya devam edilmesi sağlık hakkının, insan onuruna uygun muamele ilkesinin ve yaşam hakkının ağır ihlalidir” dedi.
Enver Yanık’ın eşi Şükriye Yanık ise, “Hastane koşullarının kötü olduğu hastanelerde hastalar daha da kötüleştiriyor. Eşim tek başına yaşamını sürdürüyor. İhtiyaçlarını karşılayamıyor. Eşimin serbest bırakılmasını istiyorum” çağrısı yaptı.
Enver Yanık’ın avukatı Firdevs Avşar da müvekkilinin tahliyesini istedi.
Ankara
Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, eylemlerinin 595’inci haftasında Ankara Sakarya Meydanı’nda bir araya geldi. “Hasta mahpuslar serbest bırakılsın” ve “Tecrit işkencedir tecride son” sloganının atıldığı açıklamada, İzmir Kırıklar 1 No’lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde tutulan 72 yaşındaki hasta tutsak Salih Göktai’nin durumuna dikkat çekildi.
İHD Ankara Şube yöneticisi Tanju Gündüzalp, Salih Göktai’nin 21 yıldır tutsak olduğunu, kronik hipertansiyon ve diyabet hastası olduğunu aktardı. Salih Göktai’nin aynı zamanda dizilerindeki şiddetli ağrılar sebebiyle hem yürümekte güçlük çektiğini hem de denge problemleri yaşadığını aktaran Tanju Gündüzalp, “Uzun süredir devam eden ağır bağırsak sorunları vardır. İştahsızlık ve beslenememe nedeniyle ciddi kilo kaybı yaşamış, ‘bir deri bir kemik’ denecek ölçüde zayıflamıştır. Yaş, çoklu kronik hastalık ve belirgin hareket kısıtlılığının bir araya gelmesi ‘ağır kocama halini’ ortaya koymakta; hapishane koşullarında bu durumun yönetilmesi tıbben mümkün görünmemektedir” diye konuştu.
Salih Göktai’nin yaşam riskinin bulunduğunu vurgulayan Tanju Gündüzalp, “Bağımsız sağlık kurullarından güncel raporlar temin edilerek, 5275 sayılı Kanun’un 16.’ıncı maddesi kapsamında ‘infazın geri bırakılması’ seçeneği derhal işletilmeli. Göktai’nin dışarıda, ailesi yanında etkin ve sürekli tedavi görmesinin yolu açılmalıdır” dedi.
İstanbul
İHD İstanbul Şubesi, “F Oturması” eyleminin 723’ncüsünü Beyoğlu’nda bulunan dernek binası önünde gerçekleştirdi. Diyarbakır T Tipi Kapalı Cezaevinde tutulan İsmail Tanboğa’nın durumuna dikkat dikkat çekilen açıklamada, “Tedavi Haktır Engellenemez” ve “Hasta mahpus İsmail Tanboğa serbest bırakılsın” pankartları açıldı.
İHD’li Yavuz Okçuoğlu, “11 yıldır hasta tutsak olan Tanboğa, tutuklandıktan bir müddet sonra mide kanseri teşhisi konulmuş, sonrasında yapılan tetkikler ve kolonoskopide ise midede ileri derecede ülser ve gastrit olduğu belirtilerek sorunun bağırsaklarda da olabileceği söylenmiştir. Hastalığı tam teşhis edilemeyen ancak yoğun kansızlık, ağız içi yaraları, boğaz ağrısı ve sırt ağrısı olan, böbrek rahatsızlığı yaşayan, dişleri dökülen, yoğun kusma şikayetleri bulunan ve son olarak zatürre olan ve akciğerleri sürekli su toplayan Tanboğa, yemek yiyemediği için yaklaşık 6 yıldır mama ile beslenmektedir. Bu nedenle gittikçe zayıflamış ve vücut ağırlığı son olarak 40 kilonun altına düşmüştür. Tanboğa, arkadaşlarının yardımı ile ayağa kalkabilmekte ve günlük ihtiyaçlarını yine arkadaşlarının yardımı ile giderebilmektedir” diye konuştu.
İsmail Tanboğa’nın avukatı Ali İhsan Demirtaş’ın izlenimlerini de aktaran Okçuoğlu, şunları paylaştı:
“Tanboğa daha o tarihte, rahatsızlıkları giderek arttığı ve durumu tıbbi müdahale gerektirdiği için sık sık hastaneye götürülüp getirilmekte, hastalıkları nedeniyle özel hijyen, beslenme ve bakıma ihtiyaç duymakta, ancak arkadaşlarının desteği ile ihtiyaçlarını giderebilmekteydi. Tanboğa ayrıca, kalabalık ve iki katlı bir koğuşta tutulduğunu ve merdivenden inip çıkmakta zorluk yaşadığını, büyük koğuşlarda ayrıca ısınma sorunu olduğunu, bu nedenle zatürre olduğunu belirterek, koşulları daha uygun bir koğuşa geçmek istediğini belirtmişti.”
Tanboğa’nın babasının maddi yetersizlikten dolayı düzenli olarak ziyarete gidemediğini kaydeden Yavuz Okçuoğlu, Tanboğa’nın babasının sözlerini de şöyle paylaştı:
“Oğlumun hastalığının ne olduğunu tam bilmiyoruz. Bununla ilgili bir bilgi verilmedi bize. Sık sık hastaneye gittiğini ve mamayla beslendiğini biliyoruz. Bir ay önce ziyaretine gittik, durumu çok kötüydü. Nasıl olduğunu sorduğumuzda, bizi üzmemek için hep ‘iyiyim’ diyor, ama biz hiç iyi olmadığını görüyoruz. Hapishanede oğlumun tedavisi yapılmıyor, bu nedenle bir an önce serbest bırakılmasını istiyoruz,’ demiştir. Tanboğa’nın hayatta kalabilmesi için gereken özel bakım ve tıbbi desteğe erişebilmesi, ancak, infazının ertelenerek serbest bırakılması ile mümkün görünmektedir.”
Kaynak: MA









