Bugün yürürlüğe girilmesi beklenilen DSG ve Şam arasındaki anlaşmaya dair değerlendirmelerde bulunan YPJ Basın Sözcüsü Ruksen Mihemed, ‘Bu direniş bize şunu gösteriyor: Mücadele ile haklarımızı alacağız. Halkımız şunu iyi bilmelidir; eylemler devam etmelidir. Haklar tanınana ve statü kesinleşene kadar bunun devam etmesi gerekiyor’ dedi
HTŞ, DAİŞ ve Türkiye’ye bağlı çetelerin Rojava’ya yönelik saldırı ve kuşatması devam ederken DSG 30 Ocak’ta yaptığı açıklamayla HTŞ ile anlaşma imzaladıklarını duyurdu. Yapılan açıklamada “askeri güçlerin temas noktalarından çekilmesini, İçişleri Bakanlığı’na bağlı güvenlik güçlerinin Hesekê ve Qamişlo kent merkezlerine konuşlandırılmasını, bölgede güvenlik güçlerinin entegrasyon sürecinin başlatılmasını ve Halep Valiliği’nin yetkisi altında kurulacak bir tümen bünyesinde, DSG’ye bağlı 3 tugay ile Kobanê’den 1 tugayın yer aldığı bir askeri tümenin oluşturulmasını hükme bağlamaktadır” denildi.
Kadın Savunma Birlikleri (Yekineyên Parastina Jinan-YPJ) Basın Sözcüsü Ruksen Mihemed, bugün yürürlüğe girmesi beklenilen anlaşmaya dair konuştu.
‘Rehavete kapılmamalıyız’
DSG ve YPJ’nin bölgelerine 6 Ocak’tan bu yana çok ciddi saldırıların olduğunu ifade eden Ruksen Mihemed, “Saldırılara karşı çok büyük bir direniş gösterildi. Hiç kimse bizim irademizi ve gücümüzü kıramaz. Bu anlaşma, soykırımın önüne geçilmek için yapılmıştır. Halklar üzerinde soykırım uygulanmak istendi. Bizler de bu soykırıma karşı böylesi bir anlaşmaya vardık. Biz bu ittifakı sonuna kadar sürdürme çabasında olacağız. Halkımızın kazanımlarını korumaya yönelik elimizden ne geliyorsa yapmaya devam edeceğiz. HTŞ çeteleri, her zaman yaptığımız anlaşmalara uymadı. Bundan kaynaklı hiçbir zaman rehavete kapılmamak gerekiyor. Tüm provokasyonlara karşı uyanık olmalıyız. Halkımızın hakları tanınmadan, statümüz kabul edilmeden ‘haklarımızı aldık’ diyemeyiz. Kürt halkı başta olmak üzere, Suriye’de bulunan diğer halkların hakları tanınmadan ‘her şey yerli yerine oturdu’ diyemeyiz. Buna karşılık her zaman ayakta olmalıyız. Sadece Rojava halkı değil, tüm Kürdistan halkı buna karşı tedbirini almalıdır” diye ekledi.
Anlaşmanın maddeleri
Anlaşma içerisinde yer alan maddelere değinen Ruksen Mihemed, şunları söyledi: “Kobanê üzerindeki ablukanın kaldırılması, Cizîrê ve Kobanê’de tugayların kurulması, Kürt halkının kendini yönetmesi, eğitim hakkının tanınması. Her şey oldu, bitti diyemeyiz. Efrîn, Serekaniyê, Grê Spî ile Şêx Maqsûd ve Eşrefiye mahallelerine halkın dönüşü sağlanmazsa, anlaşma oldu diyemeyiz. Çünkü bizim temel amacımız bu halkın korunması ve savunulmasıdır.”
YPJ’nin rolü
Ruksen Mihemed, Rojava Devrimi’nin inşa edildiği süreçten bu yana YPJ’nin oynadığı role değinerek, “YPJ’nin anlaşmada elbette ki rolü olacak. Çünkü Rojava devriminin inşasında öncü rol oynayan oydu. Binlerce şehit verdi. Bu topraklar uğruna yaşamını yitirenlerin bıraktığı mirasa sahip çıkmak gerekiyor. YPJ, devrimin temel direğidir. Rojava devrimi dünyaya YPJ’yle kendisini tanıttı. Nasıl ki devrimden bu yana rolümüzü oynadık, bundan sonra da oynamaya devam edeceğiz” dedi.
‘YPJ varlığını koruyacak’
Esas günün YPJ olduğunu ifade eden Ruksen Mihemed, “YPJ olarak varlığımız korunacak, Cizîrê ve Kobanê’de güçlerimize öncülük edeceğiz. Şu an Rojava’da büyük bir direniş var. Bu direniş, YPJ ve kadınlar öncülüğünde devam ediyor. Kürdistan ve tüm dünya genelinde devam eden eylemler halka moral oluyor. Bu direniş bize şunu gösteriyor: Mücadele ile haklarımızı alacağız. Halkımız şunu iyi bilmelidir; eylemler devam etmelidir. Hâlâ seferberlik devam ediyor. Haklar tanınana ve statü kesinleşene kadar bunun devam etmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.
‘Eylemler daha da büyümeli’
“Tehlike hâlâ devam ediyor” diyen Ruksen Mihemed, devamında şunları söyledi: “Çünkü her anlaşmada çeteler bize saldırdı. Bundan kaynaklı halkımız rehavete kapılmasın, direnişlerinden bir nebze olsun vazgeçmesinler. Anlaşma oldu, entegrasyon olacak diyerek alanlardan çekilmemeliyiz. Direnişi daha da büyütmeliyiz. Bugün Kürdistan’da ve Avrupa’da gençlerin yaptığı eylemlerin daha da büyümesi gerekiyor. Gençlerin yönünü Rojava’ya vermesi gerekiyor. Biz burada sadece Rojava’yı değil, Kürt halkının varlığını, tarihini, kimliğini savunuyoruz. Bugün dünyanın varlığından bahsettiği Kürtleri özgürlüğe taşımanın zamanıdır. Nasıl ki 21’inci yüzyıl kadınların özgürlük yüzyılı olacaktır diyorsak, aynı zamanda 21’inci yüzyıl halkların da özgürlük yüzyılı olacaktır. Bu bilinçle yaklaşım bizi özgürlüğe götürecektir.”
Haber: Jiyan Gencan-Derya Ren / JINNEWS









