• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
3 Şubat 2026 Salı
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Manşet

Şiddetin kıskacında onuru korumak

3 Şubat 2026 Salı - 00:00
Kategori: Manşet, Savunmanın Sözü, Yazarlar

Rojava’daki Kürtlerin mücadelesi, yalnızca güvenlik ve siyasal temsil taleplerinden ibaret değildir. Bu mücadele, insanın onurlu bir yaşam sürme hakkını, kültürel varlığını koruma iradesini ve kolektif hafızasını yaşatma çabasını içermektedir

Civan Ortaç*

Ortadoğu, yüzyıllardır siyasal sınırların halkların iradesi dışında belirlendiği, toplumsal dengelerin dış müdahalelerle şekillendirildiği ve kimliklerin baskı yoluyla yeniden tanımlandığı bir coğrafya olarak derin kırılmalar üretmiştir. Bu tarihsel sürecin merkezinde yer alan Kürt halkı, inkar, dışlanma, zorla yerinden edilme ve sistematik şiddet politikalarına maruz kalmış; bu nedenle varoluş mücadelesini yalnızca siyasal taleplerle değil, aynı zamanda kültürel süreklilik, toplumsal hafıza ve insan onuru ekseninde sürdürmek zorunda kalmıştır. Kürdistan coğrafyasının dört parçaya bölünmüş yapısı, bu mücadelenin sürekliliğini belirleyen en temel tarihsel gerçekliklerden biri olmayı sürdürmektedir.

Rojava, Kürdistan’ın batı parçası olarak bu tarihsel kırılmanın günümüzdeki en görünür ve en yoğun yaşandığı alanlardan biridir. Suriye iç savaşının yarattığı siyasal boşluk, bölgedeki halklar açısından yeni bir toplumsal örgütlenme zemini ortaya çıkarmış; özellikle Kürt halkı bakımından uzun yıllar bastırılmış olan kimlik, dil ve kültür taleplerinin kamusal alanda görünürlük kazanmasına imkan tanımıştır. Bu süreç, yalnızca yerel yönetim modellerinin kurulmasını değil, aynı zamanda kolektif yaşamın yeniden tanımlanmasını da beraberinde getirmiştir. Yerel meclisler, komünler, dayanışma ağları ve ortak üretim pratikleri, birlikte yaşama iradesinin somut karşılıkları haline gelmiştir.

Ancak bu deneyim, bölgesel güç mücadeleleri, silahlı yapıların varlığı ve güvenlik merkezli politikaların yarattığı ağır baskı koşulları altında var olmaya çalışmaktadır. Özellikle IŞİD ve HTŞ gibi yapılar, bölgede yalnızca askeri değil, doğrudan toplumsal dokuyu hedef alan yıkıcı bir şiddet rejimi inşa etmiştir. IŞİD’in insanlık dışı ve barbar şiddet pratiği, farklı kimlikleri ve inançları sistematik biçimde yok sayan, kadınları ve çocukları nesneleştiren, yaşam hakkını keyfi biçimde ortadan kaldıran bir tahakküm düzeni üretmiştir. Benzer biçimde HTŞ’nin kontrol ettiği alanlarda kurduğu baskıcı yapı, toplumsal çeşitliliği dışlayan, tek tip yaşam anlayışını dayatan ve korku üzerinden denetim kuran bir yönetim tarzı geliştirmiştir.

Bu yapıların yarattığı sürekli tehdit ortamı, Rojava’daki sivil halk açısından kalıcı bir güvensizlik hali doğurmuş; gündelik yaşamı belirsizlik, kaygı ve sürekli tetikte olma psikolojisiyle kuşatmıştır. Çatışmaların yalnızca cephe hatlarında değil, evlerin içinde, sokaklarda ve kamusal alanlarda yaşanması, toplumsal ilişkileri derinden sarsmış, bireyleri hayatta kalma refleksiyle hareket etmeye zorlamıştır. Bu durum, toplumsal bağların zayıflamasına, ortak yaşam pratiklerinin aşınmasına ve kolektif hafızanın kırılganlaşmasına yol açmıştır.

Tüm bu yıkıcı koşullara rağmen Kürt halkı, tarihsel direniş kültüründen beslenen güçlü bir dayanıklılık sergilemiştir. Rojava’da inşa edilen toplumsal örgütlenme biçimleri, yalnızca savunma mekanizmalarına değil, yaşamı yeniden kurmaya, üretimi sürdürmeye ve toplumsal bağları korumaya yönelmiştir. Komünler, mahalle meclisleri ve yerel dayanışma ağları, bireyin yalnızca kendi varlığını değil, topluluğun bütününü gözettiği bir yaşam anlayışını hayata geçirmiştir. Paylaşım, karşılıklı sorumluluk ve ortak emek esasına dayalı bu yapı, bireyci ve rekabetçi toplumsal anlayışa karşı güçlü bir alternatif üretmiştir.

Bu toplumsal dönüşümün en çarpıcı boyutlarından biri, kadınların kamusal alandaki görünürlüğünün artması ve karar alma süreçlerinde etkin rol üstlenmesidir. Ataerkil normların tarihsel olarak kökleştiği Ortadoğu toplumlarında, kadınların eşit temsiliyet mücadelesi yalnızca bir hak talebi değil, aynı zamanda köklü bir zihniyet dönüşümünü ifade etmektedir. Kadınların öne çıkışı, aile yapılarından kamusal alanın örgütlenmesine kadar geniş bir yelpazede toplumsal ilişkileri dönüştürmüş, özgürlük fikrini bireysel sınırların ötesinde, kolektif bir sorumluluk alanı olarak yeniden tanımlamıştır. Ancak bu kazanımlar, savaş koşulları ve radikal yapıların şiddeti karşısında sürekli tehdit altında kalmaktadır.

Bölgede yaşanan çatışmalar, altyapıda ağır tahribatlara yol açmış, enerji kaynaklarının, su tesislerinin, sağlık merkezlerinin ve tarımsal alanların zarar görmesi gündelik yaşamı sürdürülemez hale getirmiştir. elektrik ve su kesintileri, sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan güçlükler ve gıda güvensizliği, özellikle çocuklar, yaşlılar ve kadınlar açısından hayati riskler doğurmuştur. Yaşamın en temel ihtiyaçlarının dahi sürekli tehdit altında olması, bireylerin geleceğe dair umutlarını aşındırmakta ve toplumsal süreklilik duygusunu zayıflatmaktadır.

Zorunlu göç, bu sürecin en yıkıcı sonuçlarından biri olarak ortaya çıkmıştır. Yüz binlerce insan yerinden edilmiş; aileler parçalanmış, toplumsal bağlar kopmuş ve kuşaklar arası aktarım kesintiye uğramıştır. İnsanların doğdukları topraklardan, anılarından, mezarlarından ve kültürel miraslarından koparılması, yalnızca mekânsal değil, aynı zamanda derin bir varoluşsal kırılma yaratmaktadır. Bu kopuş, bireyin kimlik algısını zedelemekte, aidiyet duygusunu aşındırmakta ve kalıcı bir yabancılaşma üretmektedir.

Bu bağlamda Rojava’daki Kürtlerin mücadelesi, yalnızca güvenlik ve siyasal temsil taleplerinden ibaret değildir. Bu mücadele, insanın onurlu bir yaşam sürme hakkını, kültürel varlığını koruma iradesini ve kolektif hafızasını yaşatma çabasını içermektedir. Ortak üretim alanları, gönüllü emek esaslı çalışmalar ve karşılıklı dayanışma ağları, toplumsal çözülmeye karşı geliştirilen güçlü savunma mekanizmaları olarak öne çıkmaktadır.

Sonuç olarak Rojava’da yaşananlar, Kürdistan coğrafyasının yüzyıllardır süregelen tarihsel travmalarından bağımsız değildir. IŞİD ve HTŞ gibi yapıların yarattığı karanlığa, savaşın yıkıcılığına ve belirsizliğin ağırlığına rağmen Kürt halkı, yaşamı, onuru ve özgürlüğü savunmaya devam etmektedir. Bu direniş, yalnızca bir halkın değil, insanlığın ortak vicdanına seslenen evrensel bir çağrıdır. Rojava, bugün, tüm kırılganlığına rağmen birlikte yaşama iradesinin, dayanışmanın ve umut etme cesaretinin mümkün olduğunu gösteren tarihsel bir deneyim olarak varlığını sürdürmektedir.

*ÖHD üyesi avukat

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Rojava’da seferberlik: Halk mahallerini savunmak için örgütleniyor

Sonraki Haber

Komün ya da hiçbir şey!

Sonraki Haber

Komün ya da hiçbir şey!

SON HABERLER

TÜPRAŞ ve PETKİM Sapanca Gölü’nü kuruttu

Yazar: Yeni Yaşam
3 Şubat 2026

Hastanede darp: Acil servise gittiler, tutuklandılar

Yazar: Yeni Yaşam
3 Şubat 2026

Kriz değil çöküş

Yazar: Yeni Yaşam
3 Şubat 2026

Rojava Günü’nün gösterdikleri

Yazar: Yeni Yaşam
3 Şubat 2026

Komün ya da hiçbir şey!

Yazar: Yeni Yaşam
3 Şubat 2026

Şiddetin kıskacında onuru korumak

Yazar: Yeni Yaşam
3 Şubat 2026

Rojava’da seferberlik: Halk mahallerini savunmak için örgütleniyor

Yazar: Yeni Yaşam
2 Şubat 2026

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır