Arap baharının tozu dumanı arasında “Kürtlerin zamanına” tanıklık etmiştik. Devletsiz toplumların savunusu temelinde, başka bir dünyanın mümkün olduğu iddiasıyla yükselen Kürtlerin zamanında Suriye’nin paryaları olan Kürtler politika üreten, oyun kurucu-bozucu özne haline geldi. Bu yeni durum, Rojava’da devrimsel bir süreci konsolide etti. Bu nedenle Rojava, yıllarca bölgesel ve küresel hesapların ortasında devrimi tasfiye etmek isteyenlerle devrime burun kıvırıp sulandıranların saldırılarına maruz kalarak ayakta kaldı.
Kürtleri defalarca yarı yolda bırakmasına rağmen Kapitalist modernite aklı, ilk zamanlardan bugüne birileri tarafından Rojava’ya dayatıldı. Bu akıl esas alınsaydı, muhtemelen Rojava fillerin üzerinde tepiştiği çimlerin kaderini yaşardı. Yeni Kürt aklı devrimin ilk günlerinden bugüne bu dayatmaya karşı direnerek Kürtleri Ortadoğu depreminden en az kayıpla ve büyütülmesi gereken kazanımlarla çıkarmayı başardı.
Rojava’nın kimi beklentilerin gerisine düşmesinin nedeni birilerinin kasıtlı olarak öne sürdüğü gibi demokratik, ekolojik, kadın özgürlükçü paradigma falan değildi. Adil ve objektif bakılırsa asıl nedenin küresel-bölgesel ölçekte yaşanan radikal alt üst oluşlar ve büyük hesapların çatışması olduğu görülecektir. Bugün Rojava hâlâ ayaktaysa, bu başarı Kürtlerin özgürlük mücadelesi ekseninde gelişen; halklar arası iç savaşı, patriyarkayı, emperyalizmi, cihadizmi, diktatörlüğü reddeden kendi yolunun başarısıdır.
Birinci Kürt zamanında gerçekleşen Rojava devrimi tüm eksikliklere rağmen özgür bir dünya için milyonlara umut oldu. Birinci zamanın zorlukları kuşkusuz çok tartışılacak. Bu tartışmaların hangi motivasyonla, hangi konjonktürde yapılacağı; kişilerin ve yapıların bilincine, haysiyetine, niyetine bağlı olarak gelişecektir.
Şimdi ikinci Kürt zamanındayız. İkinci zamanda Baas rejimi yok. Büyük katliamlardan geçirilen ülkenin başına, bölgesel-küresel emperyallerin işlerini görecek biri lazımdı. 2018-2024 yılları arasında batılı ülkeler tarafından Şara, bu işleri karşılayacak şekilde eğitildi, hazırlandı. Kuşkusuz milyonlarca Suriyelinin iç savaşta katledilmesi, on milyon insanın yerinden edilmesi; savaşın İran, Ukrayna, Lübnan ve Filistin’e kadar genişlemesi sadece Kürtlere yer açmak için değildi. Kürtlerin kurtlar sofrasında kendisine yer açmayı bilmesi takdire şayandır. Bu nedenle Rojava’nın hikayesini salt Rojava ile sınırlı tutarak okuma yerine bölgesel-küresel ajandalar temelinde okumak bizi daha gerçekçi sonuçlara götürecektir.
Kürtler açısından temel sorun, Suriye savaşı boyunca başkalarına yaslanmayı kurtuluş gibi gösteren, Kürt halkını kendi öz gücüne yabancılaştıran beklentilerin köpürtülmesiydi. Beklentilerin doğru yönetilmemesi yaşanan kimi hayal kırıklıklarının temel nedenidir. Asıl mesele masa başında devlet kurmaktan öte nesnel koşullara göre hareket ederek bir köyde, bir mahallede, bir iş yerinde Kürtleri politik irade sahibi yapabilmektir. Yükselen bir siyasal irade, devletsiz toplumların hakikati bakımından en gerçekçi statüsüdür. İradi olarak kazanılan her mevzi, doğru örgütlenmesi halinde büyük kazanımların zeminidir. Önemli olan negatif anlamda geriye dönmemek, hataları doğrulardan ayıklamayı bilmek ve yeniden yola çıkabilmektir.
Bir kez daha yeni bir durumla karşı karşıyayız. Rojava bir hukuk oluşturma aşamasında. Bu aşamada Rojava’nın içinde bulunduğu nesnel gerçeklikle örtüşen hedeflerle hareket etmek son derece önemlidir. Entegrasyon başladı; ancak entegrasyonun demokratikleştirilmesi yeni bir mücadeleyi zorunlu kılıyor. Suriye’de düzenin henüz bir adı yok; bu aşamada demokrasi başta olmak üzere ideolojik ve örgütsel mücadele kaçınılmazdır. Belli ki Suriye’de siyasi rekabet artacak. Oyunun yönü şiddetten politik inşaya yönelecek; kim Suriye’yi ayağa kaldırırsa, onlar yönetecek. Kürtler bu bağlamda Suriye’yi yönetmeye adaydır.
Kürtler çelişkilerini erteleyerek ve esnek birliği esas alarak ikinci zamana giriş yaptı. Birlik ruhunun yükselmesi Kürtler açısından son yılların en büyük stratejik kazanımıdır. Bugün Ortadoğu’nun karmaşık ve acımasız denkleminde Rojava’da yükselen Kürtlük olgusu, Kürtlere her zamankinden daha fazla politika belirleyici bir özne konumunu kazandırdı.
Sonuç olarak Rojava devrimi birçok devrim gibi henüz tamamlanmamıştır. Dolayısıyla Kürtlerin zamanı ikinci kez yüklenmektedir. İkinci Kürt zamanı, birinci zamanın birikimlerini aşması gereken daha geniş bir vizyona sahip olmalıdır. İkinci zamanda güçlü bir Rojava, yeni Suriye’de Kürtlerin, Alevilerin, Dürzilerin ve diğer farklı kimliklerin umudu olacağı gibi senkronize olan Türkiye ve Suriye iç barışının da teminatı olacaktır. Bu nedenle Kürtlerin ikinci zamanında bir kere daha tereddütsüz Rojava’yı savunmalıyız.









