• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
7 Şubat 2026 Cumartesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Editörün Seçtikleri

Sancar: Ortadoğu’daki düzen Kürtleri tanımaktan geçer

7 Şubat 2026 Cumartesi - 17:17
Kategori: Editörün Seçtikleri, Güncel

Ortadoğu düzenini Kürtlerin özgürlüğünü tanımadan oluşturulmak istenmesinin çatışmadan başka bir şey getirmeyeceğini söyleyen DEM Parti Milletvekili Mithat Sancar, temel şartın Kürtlerin varlığını ve özgürlüğünü tanımaktan geçtiğini belirtti 

Dicle Toplumsal Araştırmalar Merkezi (DİTAM), “Suriye, Rojava ve Kürt meselesi” başlıklı panel düzenledi. Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası’nda (DTSO) gerçekleştirilen panele, çok sayıda siyasi parti ile sivil toplum örgütü temsilcisi katıldı.

Panelin açılış konuşmasını gerçekleştiren DİTAM Başkanı Mesut Azizoğlu, Suriye’ye yönelik saldırılarla devletin çözüm gerekçesinin Kürtlerin beklentilerinden farklı olduğunun ortaya çıktığını kaydetti. Kürtlerin yaşadığı sorunların temelinde devletin yüzyıllık politikasının etkileri olduğunu dile getiren Mesut Azizoğlu, “Kürt meselesinin hafızasının ve Kürtlerin beklentilerinin çözüm sürecinin bir parçası olması gerekiyor. Kürt meselesindeki gerçek bir çözüm için bunlar gerekli” dedi.

Yeğen: Kürtlerle yumuşak ilişki kurmak istiyor

Panelin “Suriye’de son dönemde yaşananların nedenleri, çözüm sürecine etkisi, dünya Kürtleri yalnız bırakıyor duygusunun nedenleri ve Kürt siyaseti” başlıklı ilk oturumunun Moderatörlüğünü Dr. Selim Ölçer yaparken, ilk olarak Akademisyen Mesut Yeğen konuştu. 2026 itibariyle bölgedeki statükonun Kürtlerin sahip oldukları statüden daha geriye götürebilecek bir statüko olmadığını dile getiren Mesut Yeğen, “2026 sonrası gördüğüm; bölgede bir köşesinde İsrail’in, bir tarafında Türkiye’nin, bir tarafında Suudi Arabistan’ın bir tarafta İran’ın olacağı bir statüko oluşacağını gösteriyor. Kürtleri itekleyecek bir durum var, görünüyor. Yeni bir güçler dengesi söz konusu. Türkiye bu yeni durumu iyi gördüğü için kardeşlik etrafında Kürtlerle eski duruma dönme niyetinde değil. Yumuşak bir ilişki geliştirmek istiyor. Bu da önümüzdeki dönemdeki Kürt-Türk ilişkilerin 40 yıla göre daha yumuşak olacağını gösteriyor. Bunun bir nedenin Kürtler arası birliğin küçümsenemez olduğunun anlaşılmış olması. Türkiye içi şartlarda Türkiye devleti kırıp dökmek değil de, bölgesel güç olmada Türkiye’nin engellenmesini durdurmak üzere Kürtlerle yumuşak ilişki kurmak istiyor artık” şeklinde konuştu.

 ‘Gerçekliğimizi hesaba katan bir programa ihtiyaç var’

Mesut Yeğen, “Önümüzde daha güçlü bir Kürt siyaseti var. Fakat otoriter bir rejim var karşımızda. Bununla birlikte mevcut rejimden çıkış için Kürtlerle iş birliğini yoklayan bir muhalefet var. Bununla birlikte hedefsiz kalmış, ortak fikir etrafından bir araya gelme eğiliminden uzaklaşmış bir Türk kamuoyu var. İç ve dış şartları birleştirdiğinizde, ‘Bunlar yeni şartlarsa; yeni şeyler söylemenin, yapmanın zamanı. Birliğimize helal getirmeden bir şeyler yapılmalı.’ Yeni durumda amaç budur. 2026 sonrası ne olmalı, ne olabilir? Gerçekçi, ılımlı, kararlı ama geleceğe ya da geçmişe bakmadan, bugüne ait bir programa ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum. Gerçekliğimizi hesaba katan bir programa ihtiyaç var” diye kaydetti.

Mesut Yeğen şöyle devam etti:

“Türkiye belli ki önümüzdeki günlerde güçlü bir ‘Biz kimiz?’ tartışması yapacak. Bu tartışmaya güçlü bir katkı, müdahalede bulunmamız gerekiyor. Bizim Kürtler ile Türkleri bir arada tutmak gerektiği konusunda katkıda bulunmamız gerekiyor. Yine usul olarak taraflar arasında iletişimi daha mümkün kılan daha somut talepler etrafında konuşmak gerekir. Yeni şartlar yeni araçlar gerektiriyor. Biz ya da ben bilirim, o ya da onlar bilir kolaycılığından çıkmamız gerekiyor. Kolektif düşünmeye ihtiyacımız var. Kürtler arasındaki temasın arttırılmasına ihtiyaç var. Bunları bir araya getirdiğimde böyle bir ulusal konferansa ihtiyacımız var.”

Altuğ: Çatışma ihtimalinin yüksek olmadığını görüyorum

Akademisyen Seda Altuğ, 2011 sonrası Suriye ve Rojava’da yaşanan gelişmelere dair hatırlatmalarda bulundu.  Türkiye’deki sürecin YPG ve Şam arasındaki gelişmelere ciddi anlamda endekslendiğine dikkat çeken Seda Altuğ, şöyle konuştu:

“Şara rejimi baştan itibaren Kürtler, ‘Buranın asli unsurudur ama bundan daha fazlasını istememeliler. Bütünüyle merkezi rejime, kurumlara entegre olmalılardır’ dedi. SDG’nin talebi hem Ademi merkeziyetçilik, eşit vatandaşlık hem de Kürt kollektif iradesinin tanınması ve bununla birlikte silahların entegrasyonu meselesi ile sivil kurumların korunması. 10 Mart mutabakatından sonra 6 Ocak’ta kırılma noktası İsrail’le Şara’nın yapmış oldukları anlaşma ve ondan sonra bu mutabakattaki büyük ölçüde SDG lehine olan taleplerin yavaş yavaş geriye düşmesi ve dünyadaki Kürdistan’daki birçok Kürd’ün yaşadığı hayal kırıklığı ve Suriye’dekilerin karşı karşıya kaldığı katliam tehdidi. 30 Ocak antlaşması bu mevcut koşullar içerisinde olabilecek en olumlu maddeleri içeriyordu. Kürtler kendi bölgelerine çekildiler, YPG güçleri merkeze entegre edilecek, sivil kurumlar müzakere yoluyla yeniden düzenlenecek ve en önemlisi de özellikle Êfrin ve Serikaniyê’den zorla çıkarılanlar geri topraklarına dönebilecekler. Tabii ki bunların hiçbiri anayasal güvenceye bağlı değil. Rojava meselesinin artık daha fazla Suriye içi bir mesele olarak müzakere edileceğini gözlemliyorum. Aynı şekilde çatışma ihtimalinin de yüksek olmadığını görüyorum.” 

Sancar: Çağrının bir başlığı var

Mithat Sancar, “Türkiye’de yaşanan süreç ve Suriye’deki gelişmeler, Rojava’nın durumu” konusunda değerlendirmelerde bulunarak, “Kendi isteklerimizle gerçeklik arasındaki mesafenin açılmasını sağlayacak bir yol izleyebiliyor. Türkiye’deki süreç Kürt sorununun silahtan ve şiddet zemininden hukuksal ve siyasi zemine çekme anlayışıyla başladı. Öcalan’ın çağrısı bu yönlüydü. Çağrının bir başlığı var. Barış ve Demokratik Toplum. Barış çatışmayı bitirmek, demokratik toplum ise ülkenin bütünü için barışı kalıcılaştırmak için demokratik düzenlemeler yapmak. Süreçten beklentiler çok yüksek tutuluyor bazı kesimlerde. Hem çatışmanın bitmesi hem de Kürt meselesinin birden çözümünü sağlayacak büyük gelişmeler yaşanması. Bunu sürecin doğasıyla bağdaştırmak zor ama hedefin bu olması gerektiği açık” dedi.

‘Siyasal adım gerekiyor’ 

Sürecin üzerinden 16 ay geçtiğini belirten Mithat Sancar, “Bu yolda yürünüyor ama yavaş yürünüyor. Çağrı sonrası silah bırakma, örgütün kendisini feshetme kararı önemliydi. Ama bu kararın entegrasyonla birlikte gerçekleştiği anlamına gelmiyor. Silahların bırakılması, devre dışı kalması bununla birlikte hukuksal düzenleme, siyasal adım gerekiyor. Bu konuda atılmış somut bir adım gerekiyor” şeklinde konuştu.

Komisyonda önümüzdeki günlerde çıkması beklenen rapora işaret eden Mithat Sancar, devamla şunları kaydetti:

“Kürt sorununu şiddetten arındırmak tek başına, tek ayaklı bir yaklaşım olmaz bunun aynı zamanda demokratik siyaseti en geniş şekilde özgürleştirilecek şartlarla yürütülmesi gerekiyor. Şiddet bitiyorsa, yerine siyaset geçecek. Silahla birlikte amaçlarını bırakacaklarını beklemek gerçekçi değil. O yüzden bu amaçları demokratik siyasetle, hukuk düzleminde gerçekleştirebileceği şartların yaratılması gerekiyor. Şimdi bu aşamadayız. 42 yıla yaklaşan bir çatışma dönemi yaşadık ve pek çok alışkanlığımız çatışma döneminin şartlarına ve olgularına göre şekillendi. İster örgütün taraftarı veya mensubu olsun, ister muhalifi ya da hasmı olsun hiç kimse örgütü dikkate almadan siyaset yapabilecek durumda değildi. Hem kitlesini hem karşıtlarını ciddi anlamda etkileyen bir referans olarak duruyordu. Bundan sonrası bir çözümün inşası barışın kalıcılaşması aşamasıysa herkesin sorumluluğu daha açık ve daha ağır bir şeklide ortaya çıkıyor. Bu iki hedefi çözümün temellerini konuşturmak ve barışı kalıcı hale getirme konusunda sorumluluk yatay düzlemden dikey düzleme geçiyor. Yani toplumun her kesimine yayılıyor. 

‘Kolektif sorumlulukla hareket etme zamanı’ 

Öcalan’ın ve PKK’nin bu kararlarının gerekçelerinin neler olduğu konusunda açıklamalar yapıldı. Böyle bir karar var ve bu karar tarihi bir dönemece bizi yerleştiriyor. Sadece örgütü değil bir bütün olarak Türk toplumun, bütün Türkiye toplumunu. Şimdi ezberlerle ve alışkanlıklarla hareket edince, geldiğimiz yer eğer çözümde yol aldığımız duygusunu yaratmıyorsa, diğer duygulara öfke, hayal kırıklığına yol açıyor. Oysa çok güçlü kolektif bir bilinçle ve sorumlulukla hareket etme zamanı. 

‘Rojava modeli ile çatışma ve ölümlerin önüne geçilebilinir’

Suriye ve Rojava’da bir model, deneyim var. Önemli bir fikriyat var. Ancak bu bir arada yaşamın bu özgür eşit şartlarda güvence altına alınacağı modellerle Ortadoğu’da çatışma ve ölümlerin önüne geçilebilinir.  Kimliklerin, inançların bir arada eşit bir şekilde yaşayabileceği, sınırların fiilen önemsizleşeceği bir Ortadoğu Rojava’da denendi. Şartlardan dolayı arzulanan noktaya gelmeden şimdi başka bir aşamada ama bu aşamasında hayal kırıklığıyla karşılanması gerçekçi gelmiyor bana. Bu model, fikriyat çökmüş yaklaşımını gerçekçi bulmuyorum, tehlikeli buluyorum. Özgürlüğü de, güvenliği de bir arada sağlanabilecek Rojava’daki model hala en önemli hedef. Bu hedeften asla vazgeçmemek gerekiyor. Kürt siyasi hareketinin böyle bir modele öncülük etmesi, sahiplenilmesi gereken bir durumdur. Bence Ortadoğu için çözüm modeli, huzur, özgürlük güvenlik bakımından esas olarak bu olmalı. Eksiklikleri bir ders olarak görmek ve bu dersi göz önünde bulundurarak geliştirmek hem fikri düzeyde hem de pratikte bunları düzeltecek yollar aramak. Şu an bence yapmamız gereken bu.

Suriye’deki gelişmeler şunu gösterdi; yeni Ortadoğu düzeni Kürtlerin varlığını ve özgürlüğünü tanımadan oluşturulmak istenirse, bu bölgeye çatışmadan başka bir şey getirmez. Halklara da sürekli bir teyakkuz halinde ve huzursuz bir yaşam dışında bir şey vaat etmez. Eğer bu bölgede ister jeopolitik kavramlarla konuşalım ister siyaset felsefe bilimi içinden konuşalım birlikte bir arada yaşama içinde olsun veya huzur olsun bunların temel şartı Kürtlerin varlığını ve özgürlüğünü tanımaktan geçer. Ortadoğu’da da bizim yaşadığımız ülkede de bunu görmek ve görülmesini sağlamak şu an en önemli sorumluluktur.”

Konuşmaların ardından ikinci oturuma geçildi.

Kaynak: MA

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Ocak ayında 22 kadın katledildi; 14 kadın ise şüpheli şekilde yaşamını yitirdi

Sonraki Haber

ÖHD kongresinde Rojava için birlik vurgusu öne çıktı

Sonraki Haber

ÖHD kongresinde Rojava için birlik vurgusu öne çıktı

SON HABERLER

Irak: 2 bin 500 DAİŞ’liyi teslim aldık

Yazar: Yeni Yaşam
7 Şubat 2026

Ankara’da ESP’ye destek eylemi: Mücadeleyi büyüteceğiz

Yazar: Yeni Yaşam
7 Şubat 2026

Tuncer Bakırhan: Sayın Öcalan 30 Ocak anlaşmasının sağladı

Yazar: Yeni Yaşam
7 Şubat 2026

Dêrazor’da silahlı saldırı

Yazar: Yeni Yaşam
7 Şubat 2026

ÖHD Ankara Şubesi yeni yönetimi belirlendi

Yazar: Yeni Yaşam
7 Şubat 2026

Îlham Ehmed: Haklar anayasada güvence altına alınacak

Yazar: Yeni Yaşam
7 Şubat 2026

DİTAM paneli: Türkiye güç olmak istiyorsa Kürt meselesini çözmeli

Yazar: Yeni Yaşam
7 Şubat 2026

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır