SÜDEF Başkanı Evgil Türker, 30 Ocak Anlaşması’nın önemli bir kazanım olduğunu belirterek, ‘Bütün halklar birlikte hareket ederse; demokratik, eşitlikçi ve laik bir anayasa yazılırsa, Suriye yavaş yavaş rayına oturur. Kürtler bu süreçte lokomotif güçtür. Yapılan anlaşma ortak yaşamı kuran Süryanileri de kapsamaktadır’ dedi
Heyet Tahrir el-Şam (HTŞ), DAİŞ ve Türkiye destekli paramiliter grupların Rojava’ya dönük saldırıları ile Kobanê üzerindeki kuşatması, Kürtlerle birlikte Kuzey ve Doğu Suriye’de yaşayan Araplar, Süryaniler, Ermeniler, Asuriler, Êzîdîler ve diğer pek çok halkı hedef aldı. Yıllardır Özerk Yönetim ve Suriye Demokratik Güçleri (SDG) çatısı altında eşitlik ve özgürlük mücadelesi veren bu halklar, devrimin ilk günlerinden bu yana hem siyasi hem de askeri alanda yer alıyor. Süryani Dernekler Federasyonu (SÜDEF) Başkanı Evgil Türker, Rojava’daki saldırıları ve son gelişmeleri değerlendirdi. Rojava’ya yönelik saldırıların Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi’ni tasfiye etmeyi amaçladığını ifade eden Evgil Türker, HTŞ ve beraberindeki güçlerin 10 Mart Anlaşması’nı bilinçli olarak uygulamadığına dikkat çekti.
Saldırıların sadece Kürtlere değil halkların Demokratik Ulus Paradigması çerçevesindeki ortak yaşama yönelik olduğunu belirten Evgil Türker, şunları söyledi:
“Saldırı paradigmaya, yaşam biçimine ve özerk yönetime bir saldırıydı. SDG içerisinde Süryani Askeri Meclisi, Ermeni Askeri Meclisi ve Asuri güçleri de bulunuyor. Bu yapılar ilk günden beri her cephede birlikte savaştı. Dolayısıyla bu, tüm halkların kurduğu ortak yaşama yapılmış bir saldırıdır.”
‘Bundan sonraki aşama Suriye Anayasası’dır’
DSG ile Şam arasında imzalanan 30 Ocak Anlaşması’nın, Süryani halkının tüm beklentilerini tam karşılamasa da Kürtler ve diğer halklar için önemli bir kazanım olduğunu ifade eden Evgil Türker, şöyle konuştu:
“Yıllardır bölgede bir özerk yönetim olsa da uluslararası güçler bunu resmi olarak tanımadı. 30 Ocak Anlaşması bence bir ön kabulleniştir ve ileride daha da gelişecektir. Bundan sonraki aşama Suriye Anayasası’dır. Süryaniler, Kürtler, Aleviler ve Dürziler gibi tüm farklı kimliklerin bu sürece hazırlanması gerekiyor.”
‘Halklar ittifak yapmalı’
Önümüzdeki süreçte halkların güçlü bir ittifak kurması durumunda demokratik bir anayasanın mümkün olacağını belirten Evgil Türker, “Herkes kendi kimliği, rengi, dili ve inancıyla kabul edilirse Suriye gerçek kimliğine kavuşur. Suriye sadece HTŞ ya da DAİŞ kalıntılarından ibaret değildir. Bütün halklar birlikte hareket ederse; demokratik, eşitlikçi ve laik bir anayasa yazılırsa, Suriye yavaş yavaş rayına oturur. Kürtler bu süreçte lokomotif güçtür. Yapılan anlaşma ortak yaşamı kuran Süryanileri de kapsamaktadır” dedi.
‘İnkâr ne Türkiye’ye ne de Suriye’ye bir şey kazandırmadı’
Türker, Süryani ve Asuri halklarının sadece Rojava’da değil, Hama, Humus ve Halep gibi Suriye’nin her kentinde yaşadığını belirterek, güçlü bir ittifak vurgusu yaptı. 30 Ocak Anlaşması’nda Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın müdahalesinin kritik olduğunu ifade eden Evgil Türker, “Sayın Öcalan’ın müdahalesi ve bu anlaşmanın oluşması önemlidir, Süryanilerin kendisine bu konuda güveni ve beklentisi vardır. Türkiye’de de Barış ve Demokratik Toplum Süreci devam ediyor. Yüzyıllık tekçi politikalar ve inkâr ne Türkiye’ye ne de Suriye’ye bir şey kazandırdı. Türkiye’nin yanı başında DAİŞ zihniyetinde bir yapı olmasından ise demokratik ve laik bir Suriye, Türkiye için daha iyidir. Hem Suriye’deki hem de Türkiye’deki halklar bunu istiyor. Biz yanı başımızda demokratik, bütün halkları kapsayan, laik bir Suriye Cumhuriyeti istiyoruz” diye konuştu.
‘Benzer bir kararname Süryaniler için de çıkartılmalı’
Suriye geçici hükümetine çağrıda bulunan Evgil Türker, Kürtler hakkında yayınlanan kararnamenin bir benzerinin Süryaniler için de çıkarılması gerektiğini belirtti. Evgil Türker, “Süryanilerin kimlik, din ve dilleriyle kabul edildikleri beyan edilmelidir. Şara hükümeti, Suriye’yi ileriye taşımak istiyorsa bunu bütün halklarla yapmalıdır. Ortaçağ’dan kalma düşünceler kimseye kazandırmaz. Yeni anayasa sürecinde birlikte çalışma koşullarını yaratmamız gerekiyor” ifadelerini kullandı.
Haber: Ahmet Kanbal \ MA









