• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
11 Şubat 2026 Çarşamba
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Editörün Seçtikleri

Yüksel Genç: Kürt Ulusal Birliği, Türkiye’deki süreci yeniden şekillendiriyor

11 Şubat 2026 Çarşamba - 09:35
Kategori: Editörün Seçtikleri, Güncel

Yüksel Genç, Rojava sürecinde oluşan ulusal birliğin Türkiye’deki süreci yeniden şekillendirdiğini ve halkın artık sürecin aktif bir öznesi haline geldiğini belirtti

Siyasal ve Sosyal Araştırma Merkezi (SAMER) Koordinatörü Yüksel Genç, Rojava’ya yönelik saldırıların ardından Kürt Ulusal Birliği’nin Türkiye’deki sürece etkilerini değerlendirdi. Yüksel Genç, bu birliğin Türkiye’de yürüyen süreci hem güvensizlikle sınadığını hem de ancak somut ve gerçek karşılıklar üreten bir sürecin yürüyebileceğine dair net bir sınır çizdiğini söyledi. Ayrıca halkın artık süreci yalnızca Türkiye sınırları içinde okumadığını; dört parçadaki Kürtlerin hak ve statülerinin tanınması bağlamında kendisini doğrudan sürecin öznesi olarak konumlandırdığını vurguladı.

‘Kürt halkı ulusal politik bir güç olarak sahneye çıktı’

Yüksel Genç, 6 Ocak’ta Halep’in Kürt mahallelerinin işgalinin Kürtler açısından bir dönüm noktası olduğunu belirtti ve bu tarihle birlikte toplumun ulusal bilinç temelinde daha görünür bir siyasal aktör haline geldiğini söyledi:

“6 Ocak’tan itibaren Kürtler açısından bir milat başladı bana kalırsa. Çok önemli bir viraj dönüldü. Toplum, oldukça politize bir biçimde, ulusal bir bilinçle Kürtlere dair yaşanacak her şeyde bir aktör haline geldi. Tabandan doğru bir aktör olarak açıklığını gösterdi. Bu aktörlük durumu, toplumun ulusal birlik formasyonu içerisindeki siyasal aktörlük durumunun kendisi olarak; hangi sahada Kürtlük adına ne yaşanırsa yaşansın var olacağını ve etkisiyle yön verebileceğini de söylemiş oldu.

Bunun ilk örneğini Rojava’da gördük. Rojava üzerinden açığa çıkmış olan katliam riski ve kazanımların tasfiye edilmesi meselesinde ortaya çıkan duruma, önemli bir aktör olarak Kürt halkının kendisi el koydu. Bir ulus olarak oraya dönük yapılacaklara müsaade etmeyeceğini ilan etti. Politik güç olarak yapılmak istenenin karşısında bir direnç hattı ördü. Rojava’da öngörülen varlığına yönelik imha çabası ve kazanımların bir bütün tasfiyesi riskini bu halk durdurdu. Halkın ulusal politik direnç ve karşı duruş biçimi bu süreci durdurdu ve bir güç olarak açığa çıktı. Müzakere masasının bu biçimde şekillenmesinde, daha kötüye gidecek evrenin şimdilik durdurulmuş olmasında bu gücün, direnç biçiminin etkisi var.”

‘Kürtler açısından ulusal birlik bir durdurucu güç olarak şekilleniyor’

Yüksel Genç, Rojava ile sınırlı olmayan biçimde Kürtlere yönelik her tür olumsuzlukta ulusal birlik temelinde bir siyasal refleksin devreye gireceğini de dile getirerek şunları ifade etti:

“Bu durumu sadece Rojava örneği açısından değil; bundan sonra Kürtlere dair yaşanabilecek, Kürtlerin yaşadığı coğrafyalarda ortaya çıkabilecek her türlü olumsuzluk ve tasfiye girişimi karşısında politik ve siyasal güç olarak bir ulusal duruşun, ulusal duygu ortaklığının harekete geçeceğini öngörmek mümkün.”

Bu toplumun ulusal birlik duruşunun kendisi, örneğin Türkiye’deki çözüm sürecinin de sağlam ayaklara ve gerçek niteliğe bürünmesini sağlayabilecek güçtedir. Başur üzerinden gelişen yeni bölgesel egemenlik ve yeni hegemonik güç paylaşım sürecinde, Başur’un korunabilmesi açısından da önemli bir odak durumunda.

Rojhilat’taki İran rejiminin dönüştürülmesi sürecinde de Rojhilat hattındaki Kürtlerin kazanım ve birlik halinin korunmasına dair bir alan olarak, bir siyasal aktörlük olarak kendisini konumlandıracak gibi görünüyor. Bunu biraz şöyle de tarif etmek mümkün: Kürtlerin ulusal birlik duruşu politik özellik biçimini sürdürebilirse, Kürtlere dair her tür risk alanı ve tasfiye biçimine karşı durdurucu bir güç, bir bent, bir ağırlık merkezi olarak öne çıkacak gibi görünüyor ya da bu niteliği taşıyor.

En nihayetinde bu birliğin oluş motivasyonunun ağırlıklı olarak risk faktöründen beslendiğini; reaksiyonel de olsa, kurumsallaştıkça ya da süreklileştikçe daha görünür ve dikkate alınmak zorunda olan bir hat olduğunu da bize söylüyor.”

‘Kürt ulusal birliği devlet merkezli bir model üzerinden gelişmedi’

Yüksel Genç, Kürt Ulusal Birliği’nin tarihsel olarak devlet merkezli uluslaşma modellerinden farklı bir zeminde şekillendiğini belirterek şunları söyledi:

“Kürt Ulusal Birliği çok ilginç bir birlik biçimi oldu aslında. Dünyadaki uluslaşma biçimleri büyük ölçüde devlet endeksli gelişti. Fransız Devrimi’nden bu yana bakıldığında, ulus-devletçiliğin son iki yüz yılında uluslaşma ile devletleşme iç içe geçirilerek kendi varlığını bu şekilde tamamladı. Ancak Kürt uluslaşması ve ulusal birlik meselesi, bir devlet nezdinde, bir devletin yerleştiriciliği ve merkeziyetçiliği üzerinden gelişmiyor. Aksine, varlığın riski ve yıllar içinde ortaya çıkan mücadele deneyiminin sonuçları dikkate alınarak, varlığı risk hanesinden çıkarma ihtiyacı üzerinden şekilleniyor.

Bu, risk duygusunun tetiklediği bir güç birliği oluşturma ihtiyacıyla, yıllardır süren mücadelenin sonuçlarını koruma duygusunun ortaya çıkardığı bir birlik hali gibi iki önemli pozisyona sahip. Bu durum çok sık rastlanan bir şey değil.”

‘Kürt uluslaşması küresel bir toplumsal kırılmanın içinde şekillendi’

Yüksel Genç, Kürtlerin uluslaşma sürecinin klasik devlet merkezli modellerden farklı bir şekilde küresel bir bağlama yayılarak geliştiğini, bu durumun, siyaset bilimi ve ulus teorileri açısından özgün bir örnek oluşturduğunu ifade etti:

“Bir diğer durum, uluslar bir toprak parçası ve devlet formları içerisinde uluslaşırken, Kürtlerin küresel bağlama yayılmış biçimde uluslaşmış olmasıdır. Bu yönüyle, siyaset biliminin ve ulus teorisyenlerinin inceleyeceği farklı ve ilginç bir örnek olduğunu; aynı zamanda 21. yüzyılın toplumsal formasyonuna işaret ettiğini düşünüyorum.”

Yüksel Genç, otoriterleşme ve merkezileşmenin dünya ölçeğinde yarattığı kaygının toplumları yeni toplumsallık biçimlerine yönelttiğini, bu eğilimin de küresel ölçekte bir hareketlenme zemini yarattığını söyledi:

“Bugün otoriterliğin, merkezileşmenin ve hegemonik gücün her şeyi belirlediği bir dünyada bundan zarar gören, huzursuzluk ve tehdit hisseden halkların farklı bir toplumsallık geliştirme olasılıkları ortaya çıkıyor. Amerika’dan Rusya’ya, Türkiye’den Orta Doğu’ya, Afrika’dan Çin’e uzanan bu güç ilişkileri, toplumlarda küresel bir distopya duygusu yaratıyor ve bu duygu toplumları harekete geçiriyor.”

SAMER Koordinatörü Yüksel Genç, bu kırılma içerisinde devletlerden bağımsız güçlü toplumsal hareketlerin biriktiğini ve Kürtlerin bu sürecin erken örneklerinden biri olduğunu kaydederek şunları söyledi:

“Bu yüzyılda devletleri yönetenlerin iktidar, hegemonya ve güç ilişkilerini en üst noktaya taşıması toplumlarla bir kopuş yarattı. Tam da bu kopuşun içinde, devletlerin bu gidişatına karşı güçlü bir toplumsal hareketlenme birikiyor. Kürtler bunun bir görünümü, belki bir test alanıydı. Bu süreç planlı değil; güç ilişkilerinin yarattığı reaksiyonel bir pozisyon. Sayın Abdullah Öcalan’ın ‘demokratik ulus’ olarak tanımladığı paradigmanın, ocak ayı boyunca Kürtlerin gösterdiği ulusal birlik pratiğinde somutlaştığını görmek mümkün.”

‘Rojava’daki risk bütün hatlara yayılan bir tehdit olarak algılanıyor’

Yüksel Genç, “Rojava hattında yaşanan yönelim, küresel bir planın içinde hedeflenmiş olma riskinin getirdiği yalnızlık duygusu, hayal kırıklığı ve riskin tekil değil çoğul güçler tarafından üretilmiş olması haliyle, Kürtler açısından ilk etapta bir şaşkınlık yarattı. Ancak bu durum, çok iyi bildikleri bir yanla birleşerek direnç gösterme biçimini doğurdu ve Rojava’yı belli açılardan kotardı; daha doğrusu Rojava’nın siyasal özneleşme sürecinin sürdürülebilmesine alan açtı” diye ekledi.

“Ama bu risk henüz bertaraf edilmiş değil ve bunun herkes farkında” diyen Yüksel Genç, toplumda giderek ‘Rojava’da yenilirsek diğer yerler de biter’ duygusunun yayıldığını, bu nedenle Rojava’da aşılmış ya da aşılmamış her varlık riskinin diğer hatlarda da kazanımların hedeflenmesi anlamına geldiğini ifade etti.

Yüksel Genç, “Irak üzerinden Federe Kürdistan Bölgesi, çeper hatlar ve Rojhilat’a uzanan bütün bağlantı alanlarının bu küresel şiddet ve gerilim sürecinin hedefi olacağı fark ediliyor ve bu farkın yarattığı huzursuzluk yaşanıyor” dedi.

‘Kürtler ulusal birliğin gücünü keşfetti ama güvensizlik sürüyor’

Yüksel Genç, sürecin Kürtler açısından daha içsel bir hatta ilerlediğini ve bu süreçte ulusal birliğin gücünün pratik olarak deneyimlendiğini, buna rağmen ulusal birlik dışından gelen risklere karşı tepkisel tutumun korunduğunu söyledi:

“Bu süreci ortaya çıkaran daha içsel pozisyonlara geldiğimizde, Kürtler bir yandan ulusal birliğin gücünü pratik olarak keşfettiler; öte yandan da hâlâ bu ulusal birliğin dışında ortaya çıkan risk alanlarına dair tepkisel pozisyonlarını koruyorlar. Bu risklerin bir kısmı bölgesel güçlere, bir kısmı ise Amerika’dan İsrail’e, Suriye’deki geçici yönetimden Türkiye’ye kadar uzanan hatlara ait görülüyor ve bu hatlardan gelecek hiçbir şeyin iyilik taşımayacağına dair bir duygu kırılması yaşanıyor.

Halkın önemli bir kısmı Rojava’da yaşananların sorumluluğunu bölgesel ve küresel güçlere yüklese de ana sorumluluğu Türkiye’ye atfediyor ve Kürtlere yönelik yönelimin merkezinde Türkiye’nin olduğunu düşünüyor. Bu kanaat, çözüm sürecine duyulan güvenin hızla azalmasına yol açıyor. Temkinli iyimserlikten güvensiz temkinliliğe kayan bu hat, süreci bir çözüm süreci olarak değil, şaibeli bir süreç olarak okuyan bir yaklaşımı da güçlendiriyor. Bu tablo hem devlet aktörlerini hem de Kürt hareketi aktörlerini süreci güçlendirme ve sahici kılma ihtiyacıyla karşı karşıya bırakıyor.”

‘Rojava sonrası, Türkiye’deki süreç yeni bir eşikte okunuyor’

Yüksel Genç, Rojava sürecinde ortaya çıkan Kürt Ulusal Birliği’nin Türkiye’de yürüyen süreci aynı anda hem sınayan hem de yeniden tanımlayan bir etkisi olduğuna dikkat çekerek şunları ifade etti:

“Aslında Rojava’dan sonra ortaya çıkan Kürt Ulusal Birliği ve bu birliğin gücü, Türkiye’de yürüyen sürece dönük güvensizliği derinleştirirken, eğer bir süreç yürüyecekse bunun ancak gerçek, sınırları net ve somut karşılıklar üreten bir süreç olabileceğine dair kesin bir eşik de çiziyor. Bu nedenle ortaya çıkan sürecin sahici olabilmesi, gereklerinin yerine getirilmesi ve pratik karşılıklarının görülmesi halinde, sınırlı da olsa halk nezdinde yeniden bir güven alanının test edilmesi mümkün hale geliyor.”

Yüksel Genç, son olarak Türkiye’de yürüyen sürecin Kürtler açısından artık yalnızca Türkiye ile sınırlı bir çerçevede değerlendirilmediğini de vurgulayarak şunları söyledi:

“Türkiye’de yürüyen süreci halkın çok önemli bir kısmı artık Türkiye sınırı içinde okumuyor; bu süreci, Kürtlerin dört parçada kendi siyasal pozisyonlarını belirlediği daha geniş bir tarihsel ve siyasal hattın aşaması olarak görüyor. Bu yüzden süreç oldukça hassas, kırılgan, güvensiz ve tartışmalı bir zeminde ilerlerken, aynı zamanda halkın kendisini 21. yüzyılda Kürtlerin hak ve statülerinin tanınmasına dair bu sürecin aktif bir öznesi olarak konumlandırdığı bir müzakere alanına dönüşüyor.”

Kaynak: ANF

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Daimi Halklar Mahkemesi: Türkiye Rojava’da işgalci güç

Sonraki Haber

DEM Parti MYK toplanıyor: Gündem Rojava ve rapor taslağı

Sonraki Haber

DEM Parti MYK toplanıyor: Gündem Rojava ve rapor taslağı

SON HABERLER

Rusya’dan Harkiv’e İHA saldırısı: 3’ü çocuk 4 kişi hayatını kaybetti

Yazar: Yeni Yaşam
11 Şubat 2026

TOHAV’dan ‘Umut ilkesi’ne ilişkin açıklama CANLI

Yazar: Yeni Yaşam
11 Şubat 2026

İmralı Heyeti bugün Erdoğan ile görüşecek

Yazar: Yeni Yaşam
11 Şubat 2026

UNICEF: 200 milyondan fazla çocuğun insani yardıma ihtiyacı var

Yazar: Yeni Yaşam
11 Şubat 2026

Özel’den Akın Gürlek tepkisi: Boyun eğmeyeceğiz

Yazar: Yeni Yaşam
11 Şubat 2026

Kobanê’de kuşatma 23’üncü gününde: Temel gıda ve bebek mamasına ihtiyaç var

Yazar: Yeni Yaşam
11 Şubat 2026

Nadine Maenza: ABD Kürtleri korumak için Şara’ya gerçek bir baskı uygulamalı

Yazar: Yeni Yaşam
11 Şubat 2026

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır