• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
11 Şubat 2026 Çarşamba
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar Mustafa Durmuş

2026 ve sonrası: finansal kriz, emperyalist savaş ve otokrasi (II)

Altın ve gümüşteki hızlı yükseliş (a)

11 Şubat 2026 Çarşamba - 10:27
Kategori: Mustafa Durmuş, Yazarlar

Uluslararası Para Fonu (IMF) yayımladığı son ‘Küresel Finansal İstikrar Raporu’nda hükümetlere yönelik uyarılarını sürdürüyor. Rapora göre, “finansal varlık fiyatları bir kez daha gerçek değerlerinin çok üzerine çıktı. Finansal piyasalar sakin görünseler de küresel finansın temelleri hiç güvenli değil”.

IMF: “Artık endişelenme zamanıdır!”

Buradan hareketle IMF, “artık endişelenme zamanıdır” diyor. Artan devlet borçları, kırılgan banka dışı finansal aracılar ve “stablecoin” gibi spekülatif varlıklar istikrarlı görünen ama gerçekte istikrarsız bir sistemin parçasını oluşturuyor. Aynı zamanda, geleneksel bankalar ve “gölge bankacılık” faaliyeti yürütenler tehlikeli bir şekilde iç içe geçmiş durumdalar. Bu yüzden de varlık değerlerinde ani bir düşüş veya faiz oranlarındaki artış, bankalardaki bilanço kayıplarından yatırım fonlarındaki likidite krizlerine kadar, zincirleme bir reaksiyonu kolayca tetikleyebilir. (1)

Kısaca IMF, bu gelişmelerin ekonomileri durgunluğa sokacağı gibi, yeni bir finansal krizi de tetikleyebileceğini ileri sürüyor.

Altın fiyatında keskin yükseliş!

Ocak ayı sonunda altın fiyatının yaklaşık 5.500 dolara yükselmesiyle tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaşması (ardından 30 Ocak’ta bu kez fiyatının yüzde 10’luk bir düşüş ile en büyük günlük düşüşlerinden birine sahne olması), dikkatlerin bu değerli metale çevrilmesine neden oldu.

Son 10 yılda yüzde 300’ün üzerinde, son beş yılda yüzde 150’nin üzerinde ve (belki de daha da önemlisi) ABD Başkanı Donald Trump’ın “Kurtuluş Günü” gümrük vergileri açıklamasından bu yana yüzde 75’in üzerinde artış gösteren altın piyasasındaki bu müthiş yükseliş (ve bir günde yüzde 10’luk çakılma nasıl) açıklanabilir? Bunu açıklayabilmek için altının ekonomi politiğini ve fiyatının yükselmesine neden olan faktörleri ortaya koymak gerekiyor.

Altın fiyatı yüzde 100, gümüş fiyatı yüzde 182 arttı!

Öncelikle, bir tespitle başlayalım: Şu anda 4.900 doların üzerinde olan altın, son altı yılda üç katından fazla değer kazandı ve geçen yıl neredeyse iki katına çıkarak enflasyona göre düzeltilmiş 1981 rekorunu geride bıraktı.

Sadece altın değil, bir diğer değerli metal olan gümüşün fiyatı da Eylül 2020’de ons başına 12 dolardan, 31 Mart 2025’te 28 dolara ve 23 Ocak 2026’da 100 dolara fırladı. Bu, gümüşün aylık bazda dokuz kez üst üste yükselme yolunda olduğunu ve kayıtlardaki en uzun “galibiyet serisi” olduğunu gösteriyor. Gümüş de altının izlediği yolu izleyecek gibi görünüyor.

Finans piyasalarının verilerine göre; 2025 yılının başından bu yana altının fiyatı neredeyse iki katına ve ons başına 2.800 dolardan 5.000 doların üzerine çıktı. Bu, geçen yıl yaklaşık yüzde 80’lik bir artışa tekabül ediyor. Son on yıllardaki ılımlı büyümenin ardından son dönemdeki bu artış eşi benzeri görülmemiş bir durum (oysa 1971’den bu yana altının değeri yıllık ortalama yaklaşık yüzde 8 oranında arttı).

Bu arada, gümüşün fiyatı da keskin bir artış göstererek 4 Şubat tarihinde ons başına yaklaşık 90 dolardan işlem gördü. Bu, bir yıl önceki yaklaşık 32 dolardan yüzde 182’ye yakın bir artış anlamına geliyor ve tarihsel olarak yavaş giden fiyat artışlarını çok geride bırakıyor. (2) Bu gelişmeleri nasıl yorumlamak gerekiyor? 

Geçmişteki fiyat artışlarından farklı

Altın ve gümüş fiyatlarındaki bu hızlı artışlar geçmişteki artışlardan farklılık gösteriyor. Çünkü uzun vadeli eğilimlerinin üzerinde fiyatı hızla yükselen varlıklar genellikle düşüşe geçerler. 1979 sonlarında zirveye ulaşan altında da böyle olmuştu. Sonraki beş yıl içinde altının fiyatı neredeyse üçte iki oranında düştü. Oysa 2025 yılı aralık ayı itibarıyla altın, dolar bazında yüzde 60’ın üzerinde değer kazandı ve 46 yılın en iyi performansını sergiledi. Enflasyona göre düzeltildiğinde, altın hiç bu kadar pahalı olmamıştı: o halde ya başka bir balon şişiriliyor ya da bir paradigma değişimi yaşanıyor. (3)

Benzer bir patika gümüş için geçerli: 4 Şubat 2026 tarihi itibarıyla kilo başına 3.061 dolar olan gümüşün değeri, bu yıl şimdiye kadar yüzde 26,7 arttı. Geçen yılın başından bu yana yüzde 214,5 ve 2024’ün başından bu yana yüzde 277,8 değer kazandı. Gümüş, 800,7 dolar olduğu 1 Ocak 2022’den bu yana yüzde 282,3 değer kazandı. 1 Ocak 2020’de kilosu 633,2 dolar olan gümüşün fiyatı 4 Şubat’ta yüzde 383,5 arttı. 1 Ocak 2018’de bir kilogram gümüşün fiyatı 596,1 dolar iken, fiyat yüzde 413,5 arttı. (4)

Analistler fiyat artışını; 2025’teki faiz indirimleri, Trump’ın ikinci döneminin başında uygulanan gümrük vergileri, ABD’nin Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’ya yaptığı askeri operasyon ve İran ve Avrupa ülkeleriyle artan gerilimler dahil olmak üzere, artan “jeopolitik gerilimler” gibi bir dizi faktöre bağlıyor.

Bu gelişmelerin sonucunda doların zayıflamasıyla birlikte güvenli liman varlıkları olarak altın ve gümüşe olan talep arttı. Fed’in bağımsızlığı konusundaki endişeler de değerli bu metallerin fiyatlarının yükselmesine katkıda bulundu zira Trump, Fed Başkanı Powell’ı defalarca eleştirdi ve Adalet Bakanlığı, Powell’ın Fed’in yenilenmesi konusunda Kongre’ye yalan söyleyip söylemediğini araştırmak için bir soruşturma başlattı. (5)

Gümüş fiyatı neden hızla arttı?

Arz ve talep arasındaki etkileşim, piyasa spekülasyonları ve makroekonomik faktörler gümüş fiyatını etkiliyor. Elektronik, güneş panelleri ve tıbbi uygulamalarda gümüşün rolü genişlemeye devam ettiği için endüstriyel talep önemli bir etken oluşturuyor.

Yatırımcılar da (özellikle ekonomik belirsizlik dönemlerinde), gümüşün enflasyon ve kur dalgalanmalarına karşı bir koruma aracı olarak (güvenli liman arayışı) görülmesi nedeniyle gümüş fiyatını etkiliyor. Bu yatırım talebi, jeopolitik gerilimler, para politikası değişiklikleri (faiz indirimi gibi) ve piyasa duyarlılığına bağlı olarak sıklıkla dalgalanıyor. Yani küresel rezerv para birimi olarak doların değerinin keskin bir düşüş yaşayacağı ve önemli ölçüde cazibesini yitireceği beklentisi gümüşe yönelimi artırabiliyor.

Son olarak, arz tarafında; jeopolitik sorunlar, grevler veya düzenleyici değişiklikler de fiyatları etkileyebiliyor. Gümüş madenciliği genellikle diğer metallerin çıkarılmasıyla bağlantılı olduğundan, madencilik faaliyetlerindeki aksaklıklar arzda önemli dalgalanmalara neden olabiliyor.

Altın fiyatındaki keskin artışın nedenleri?

Altın fiyatlarında küresel çaptaki bu yükselişin nedenleri şöyle özetlenebilir:

Öncelikle, altının kapitalist ekonomi içindeki önemli bir rolü var. Şöyle ki kapitalist ekonomiler parasal ekonomilerdir.  Kapitalistler, kâr elde etmek amacıyla piyasada satılmak üzere mal ve hizmet üretmek için işçi çalıştırırlar.  Ancak üretilen bu mal ve hizmetler “takas” yoluyla birbirleriyle değiştirilmez.  Bunun yerine, tarihsel olarak, farklı metalar evrensel olarak para olarak (yani bir değişim aracı, işlemlerde bir hesap birimi ve bir değer deposu olarak) kabul edilmek üzere seçildiler.

Bir başka anlatımla, altın gibi evrensel bir meta sonunda para metası haline geldi.  İdeal bir metaydı çünkü bozulabilir değildi. Aksine değişim için sikkeye ya da istifleme için külçeye dönüştürülebilirdi ve her yerde kabul görüyordu. Aslında altın, kapitalist üretim sistemi büyük ekonomilerde baskın hale gelmeden önce bile ana para metasıydı ancak kapitalizmle birlikte kısa süre içinde kapitalizmin para ve değişim sistemine egemen oldu ve güvenilir bir değer ölçüsü haline geldi. Kapitalizm geliştikçe ulusal para birimleri (dolar gibi) sabit bir fiyattan altına bağlandı (altın standardı).

Doların değer kaybetmesi

Altın hala ulus devletlerin rezervlerinde tutuluyordu ama esas olarak ‘para’ değil, şirket hisseleri veya devlet tahvilleri gibi finansal bir varlık haline geldi.  Yani altın, yatırımcıların sermaye kazancı elde etmek için alıp satabilecekleri spekülatif ‘hayali sermaye’ haline geldi ve paradan daha fazla para kazanmanın bir aracı oldu. Ancak altın, kapitalistlerin ezberlerindeki tarihsel rolünü yani herkes için kabul edilebilir evrensel meta ya da para olma özelliğini hiçbir zaman kaybetmedi.  Dolayısıyla, dolar gibi itibari para birimlerinin değerinin ‘düşmüş’ göründüğü dönemlerde, istifçiler altına geri döndüler. Özetle, altın, küresel olarak egemen para birimi olan ABD doları zayıflamaya başladığında, elde tutulması gereken finansal varlık haline geldi. (6)

Devam edecek…

Dip notlar:

  • “The IMF is now saying its time to worry”, https://www.taxresearch.org.uk/the-imf-is-now-saying-its-time-to-worry (15 Ekim 2025).
  • https://fortune.com/2026/02/04/olympic-gold-silver-bronze-medal-value-surges-precious-metals-2026-winter-games-milan-italy-ryan-lochte-sold-for-six-figures (4 Şubat 2026).
  • https://www.reuters.com/commentary/breakingviews/golds-bubble-behaviour-may-signal-paradigm-shift (5 Aralık 2025).
  • https://strategicmetalsinvest.com/silver-prices (4 Şubat 2026).
  • https://www.forbes.com/sites/conormurray/2026/02/02/gold-and-silver-price-plummets-dont-worry-analysts-heres-why (2 Şubat 2026)
  • https://thenextrecession.wordpress.com/2025/10/09/gold-whats-behind-the-boom (9 Ekim 2025).

 

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Çiçek Otlu’dan ESP ile dayanışma çağrısı: Yan yana olmalıyız

Sonraki Haber

Rojava’da anadilde eğitim nasıl inşa edildi?

Sonraki Haber

Rojava’da anadilde eğitim nasıl inşa edildi?

SON HABERLER

Wan’da 8 Mart toplantısı: Toplumun özgürlüğü, kadının özgürlüğünden geçiyor

Yazar: Yeni Yaşam
11 Şubat 2026

Abbas Erakçi: Füzelerimiz müzakere konusu değildir

Yazar: Yeni Yaşam
11 Şubat 2026

Özel harekatçıların öldürdüğü Özbahçeci davası: 10 yıldır karar yok 

Yazar: Yeni Yaşam
11 Şubat 2026

Savcı Şahin Öner’i katleden polis için ceza talep etti

Yazar: Yeni Yaşam
11 Şubat 2026

İran’da yeni protesto dalgası bekleniyor: Çille merasimleri başlayacak

Yazar: Yeni Yaşam
11 Şubat 2026

Sûr Belediyesi’nden 8 Mart buluşması

Yazar: Yeni Yaşam
11 Şubat 2026

Rusya’dan Harkiv’e İHA saldırısı: 3’ü çocuk 4 kişi hayatını kaybetti

Yazar: Yeni Yaşam
11 Şubat 2026

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır