• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
13 Şubat 2026 Cuma
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Manşet

İran’da oğlunu kaybeden anne: Şimdi eve yürüyorum; Tahmasbi’nin şarkısını dinleyerek uyuyacağım

13 Şubat 2026 Cuma - 09:49
Kategori: Manşet, Ortadoğu

İran’daki protestolarda oğlu Alireza’yı kaybeden Maryam Hosseini, tanıklığını anlattı. ‘Eğer o gün yanında olmasaydım, cenazesinin nerede olduğunu asla bilemezdim’ diyen Maryam Hosseini, ‘Şimdi eve yürüyorum; İrfan Tahmasbi’nin şarkısını dinleyerek uyuyacağım. Belki Alireza’m rüyama tekrar gelir’ diye belirtti

İran’daki eylemler devam ederken, olayların hızı azaldıkça yaşanan trajik hikayeler de gün yüzüne çıkıyor. Ülke genelindeki internet kısıtlamaları nedeniyle tanıklıklara ancak günler sonra erişilebiliyor. Eylemlerde oğlunu kaybeden Maryam Hosseini’nin notlarına, olaydan yaklaşık bir hafta sonra ulaştı. Güvenlik gerekçesiyle ismini değiştirdiğimiz Maryam Hosseini’nin oğlu, eylemler sırasında annesinin yanında yaralanarak hayatını kaybetti.

‘Bir Cuma günü mollalar onu elimden aldı’

Maryam Hosseini’nin tuttuğu notların bir kısmı ise şöyle:

“25 yıl önce bir cuma günü hayatıma girmişti, 25 yıl sonra yine bir cuma günü mollalar onu elimden aldı. Oğlum Alireza henüz 25 yaşındaydı. Bu, hayatımda gördüğüm dördüncü yara. Artık bir geleceğim, hiçbir şeyim yok. Tanrı yara paketimi tamamladı, kurtuluş oku bana isabet etti.

Hayatım karardı, sahip olduğum her şey gitti. O uzun boylu çocuk üzerimden geçti ve bitti. O gün yanımdaydı, gözyaşları, iç çekişler ve inlemelerle konuşmak istiyordu. Bana, ‘Anne, bu dünyada sahip olduğum tek kişi sensin. Beni önemsediğini biliyorum, beni güvenli bir yere götür’ dedi.

Alnından öptüm, ‘Gitme’ dedim. O kadar cesur, saf ve asil bir çocuktu ki… Sanki öleceğini biliyordu. Ağlayan sesi bir an durdu, ‘İki küçük oğlun daha var’ dedi.

Tanrım, hükümet neden insanların çocuklarını öldürüyor? Çocuklarını alamayan ya da nerede olduklarını bilmeyen o anneler ne yapıyorlar? En azından ben çocuğumu gömdüm. Peki ya o çaresiz anneler? Geçen her gün daha kötü hissediyorum. Alireza burada değil… Onu bir an bile unutamıyorum. Gittiğine inanmak çok zor.

‘Her tarafa ateş açıyorlardı’

Rudaki Sokağı’na (Salsabil) gelmiştik. Salsabil, Khosh, Karun ve Jijun gibi tüm sokaklar insanlarla dolup taşmıştı. 8 Ocak Perşembe günü saat 20.00 sularında başlayan olaylarda, oğlum saat 22.00’de uyluğundan vuruldu. Çok kan kaybediyordu.

Güvenlik güçleri kalabalığın üzerine ateş açıyordu. Alireza kavşağa geldiğinde bana doğru topallayarak geliyordu ve aniden yere düştü. ‘Anne, bacağıma ateş ettiler’ dedi. Güvenlik güçlerinin önünde ellerimi kaldırıp, ‘Çocuğumu öldürmeyin, beni öldürün!’ diye bağırdım. Birkaç kişiye yalvardım: ‘Çocuğum yaralandı, onu eve götürmemize yardım edin.’

Elleri ve ayakları kan içindeydi. Keskin nişancılar ve lazerli silahlarla her tarafa ateş açılıyordu. Motosikletli gruplar sürekli devriye geziyordu. Oğlumla birlikte üç kişi daha yaralanmıştı; Alireza düşmüştü ve yürüyemiyordu.

‘Her şey benim için büyük bir soru işareti’ 

Vurulduğu gece saat 10.00’dan 12.30’a kadar mahsur kaldık. Giysilerini yırtıp uyluğundaki yarayı sardım. Onu kardeşinin sırtına bağlayıp üç tekerlekli bir motosikletle babasının evine götürdük. Eniştem onu Emir el-Mümenin Hastanesi’ne yetiştirdi. Orada kan verdiler, oksijene bağladılar.

Oğlum nefes alamıyordu, ‘Anne, nefes alamıyorum’ diyerek ağlıyordu. Onu yoğun bakıma aldılar. Görevliler başka bir hastaneye sevk edilmesi gerektiğini söyledi. Gittiği diğer hastanede ameliyata alındı ancak bilinci yerine gelmedi. Cuma sabahı saat 09.00’da öldüğünü söylediler.

Her şey benim için büyük bir soru işareti. O alçaklar (güvenlik güçleri) hastaneye ve ameliyathaneye baskın düzenleyip yaralıları götürüyorlardı, ellerinde silahlarla ameliyathanedeydiler. Çocuğumun cenazesi Şariati Hastanesi morgundan Kahrizak’a nakledildi. Ceset örtüsünde ‘601 – Alireza’ yazan bir etiket vardı.

‘Oğlum Besiclerle savaşırken öldürüldü’ 

Şehitler Vakfı beni arayıp, ‘Çocuğunuzu Besic (Hükümet yanlısı milis güç) şehidi olarak kaydetmemizi ister misiniz?’ diye sordu. Karşılığında maaş mı bağlanacağını sordum ve o parayı kendilerinin yemesini söyledim. Ellerini çocuklarımızın kanıyla ıslattılar, şimdi de bunu mu teklif ediyorlar? Benim oğlum Besic’e katılmadı; aksine çatışma sırasında onlarla mücadele etti. Oğlum Besiclerle savaşırken öldürüldü.

‘O gün yanında olmasaydım, cenazesinin nerede olduğunu bilemezdim’

Ölümünden sonra onu sürekli rüyalarımda görüyorum. Rüyalarımda beni çatışmanın ortasından çekip kurtarıyor. ‘Anne, birlikte gitmedikçe eve gitmeyeceğim’ diyor. Eğer o gün yanında olmasaydım, cenazesinin nerede olduğunu asla bilemezdim. Bazen rüyalarımda cenazesini arıyorum, güvenlik güçlerine ‘Beni öldürmeyin, zaten çocuğumu öldürdünüz’ diyorum, bu kez ateş etmiyorlar.

‘Belki Alireza’m rüyama tekrar gelir’ 

Alireza, elektronik mühendisliği öğrencisiydi ve bir yandan da çalışıyordu. Ölmeden bir hafta önce, ‘Anne, kiracı olman beni üzüyor, seni bu yükten kurtarmak istiyorum’ demişti. Her gece Allah’a beni de onun yanına alması için yalvarıyorum ama sesim duyulmuyor.

İki yıl önce ‘Ruhun Yolculuğu’ adlı bir kitap okumuştum; reenkarnasyona ve ölümün farklı bir evre olduğuna inanıyorum. Alireza rüyamda telaşlı bir şekilde bir anaokulundaydı. Ayağının kırık olduğunu görünce oradaki görevliye, ‘Neden çocuğum zarar gördü?’ diye kızdım. Alireza şaşkın ve kararsız görünüyordu.

Onu toprağa verdikten sonra eve döndüm ve beş saat boyunca fotoğrafıyla konuştum. Ona, ‘Ağladığım için bana hak ver ama artık huzurla git’ dedim. Şimdi eve yürüyorum; İrfan Tahmasbi’nin şarkısını dinleyerek uyuyacağım. Belki Alireza’m rüyama tekrar gelir.” 

Haber: Berivan Kutlu \ MA

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Lordlar Kamarası’nda konferans: 15 Şubat ve Kürtler konuşuldu

Sonraki Haber

Alanya’da otomobile silahlı saldırı: 1 ölü

Sonraki Haber

Alanya'da otomobile silahlı saldırı: 1 ölü

SON HABERLER

Mêrdîn’de şüpheli kadın ölümü

Yazar: Yeni Yaşam
13 Şubat 2026

Dünya Anadil Günü deklarasyonu: Kürtçeye statü talebini güçlendireceğiz

Yazar: Yeni Yaşam
13 Şubat 2026

Halklar Karavanı aktivisti Alma: Türkiye’de cinsel saldırıya uğradım

Yazar: Yeni Yaşam
13 Şubat 2026

Sinem Somun katledilmeden 10 gün önce suç duyurusunda bulunmuş

Yazar: Yeni Yaşam
13 Şubat 2026

Tahliyesi 2 kez ertelenmişti: Zelal Kılıç tahliye edildi

Yazar: Yeni Yaşam
13 Şubat 2026

Colemêrg’de evin duvarı çöktü: 4 kişilik aile sokakta kaldı

Yazar: Yeni Yaşam
13 Şubat 2026

İHD’den birçok kentte açıklama: Hatice Onaran serbest bırakılsın

Yazar: Yeni Yaşam
13 Şubat 2026

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır