DSG Genel Komutanı Mazlum Ebdî, Münih Güvenlik Konferansı’ndaki görüşmelere dikkat çekerek, ‘Mevcut beklentimiz, Rojava’ya yönelik ortak bir tutumun oluşmasıdır. Sesimizi herkese ulaştırabildik ve Rojava’ya destek sağlanmasını istiyoruz’ dedi
Demokratik Suriye Güçleri (DSG) Genel Komutanı Mazlum Ebdî, Stêrk TV’nin Özel Programı’na katıldı ve gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Mazlum Ebdî, öncelikle Münih’teki görüşmenin amacına dikkat çekerek şunları söyledi: “Son bir ayda Rojava’da birçok olay ve saldırı yaşandı. Temel beklentimiz, Rojava’daki mevcut duruma karşı ortak bir tutumun oluşmasıdır. Bir anlaşma var ve ihlal edilmemesi gerekiyor. Herkesin bundan haberdar olması ve destek vermesi önemlidir. Siyasi ilişkiler de sürdürülmelidir. Sesimizi herkese ulaştırabildik; bazı devletler ve şahsiyetler de tutum sahibi oldu.”
Anlaşma uygulanmalı
Mazlum Ebdî devamında şunları söyledi: “Olumlu etkileri olacaktır. İlk kez resmî olarak davet edildik. QSD Komutanlığı olarak Almanya’daki Münih Güvenlik Konferansı toplantısına katıldık. Bazı taraflar buna karşı çıktı; burada bulunmamızı istemediler. Bu, özellikle Rojava’daki Kürtler için yeni bir aşamadır. Rojava’daki Kürt statüsü açısından önemlidir. Yapılan görüşmelerde, hem Kürtler hem de Suriye Hükümeti tarafından kabul edilecek bir çözümün gerekliliği konusunda bir yakınlaşma gördük. Atılan adımların ilerleyen süreçte etkisi olacaktır. Şam hükümeti yetkilileriyle ilk kez görüşmüyoruz, ancak yurtdışında ilk kez oldu. Buradaki temel hedefimiz; 29 Ocak’ta yapılan anlaşmanın ihlal edilmemesi için tüm taraflardan, özellikle garantör güçlerden güvence istemektir. 10 Mart’taki anlaşma gibi yeniden bozulmamalıdır. Tüm bölgesel ve uluslararası güçler bunu izlemeli ve bir parçası olmalıdır. Anlaşmanın uygulanması ve bozulmaması için destek vermelidirler. Birçok toplantı yaptık; kimse karşı çıkmadı. Herkes bir şeylerin gerekli olduğu konusunda hemfikirdi. Şu ana kadar yazılı bir garantörlük çıkmış değil. ABD Dışişleri Bakanı ile yaptığımız görüşmede de bu konuyu gündeme getirdik. ABD’nin destek vermesi ve garantör olması talep edildi. ABD Dışişleri Bakanı, bu anlaşmanın uygulanmasının Trump’ın taleplerinden biri olduğunu belirtti.
Türkiye ile açık kanallar
Komşularımızla ilişkilerimiz her zaman vardı; Türkiye hariç. Ancak şimdi olduğu gibi resmî düzeyde değildi. Komşularımızla, yöneticiler ve istihbarat sorumluları ile birçok görüşme yaptık. Bazı şeyler kamuoyuna yansımadı. Hepsi bugünkü Suriye durumu için desteklerini ifade etti. Türkiye için de açık kanallar bulunmaktadır. Bize karşı olmadıklarını ve desteklediklerini belirttiler. Komşularımızla ilişkiler yeni bir aşamaya girmektedir.
ABD’ye davet
Rojava’daki gelişmelere karşı halkımızın tepkisi yerindeydi. ABD ve diğer güçlere yönelik eleştiriler oldu. Saldırıların olmaması gerekiyordu; biz de tüm toplantılarda bunu dile getirdik. Ancak saldırılar gerçekleşti. Halkımızın ayağa kalkması ve ABD’deki dostlarımız ile senatörlerin güçlü tutumu, uluslararası güçlerin yaklaşımını değiştirdi. Sağlanan ateşkes bunun sonucudur. Trump’ın baskısı da ateşkesin ortaya çıkmasında etkili oldu. Suriye çözümü çerçevesinde ilerlemek istiyoruz. Kürtlerin özellikleri de görülmelidir. ABD’ye davet edildik; fırsat oluşursa gidebiliriz.
Türkiye destek vermelidir
Yürütülen mevcut barış süreci sonucunda Türkiye ile yaklaşık 8 aydır bir ateşkes söz konusudur. Bunun PKK ile Türkiye arasındaki barış süreciyle bağlantısı vardır. Sürecin sonuçları burayı da etkileyecektir. Türkiye’nin rolünün olumlu olmasını istiyoruz. Önceden saldırılar oluyordu, şimdi bazen engel teşkil ediliyor. Türkiye’nin bu durumdan çıkıp destek vermesini istiyoruz. Türkiye yetkililerinin açıklamaları anlaşmaya destek yönündedir. Biz de bu açıklamalara bağlı kalmalarını istiyoruz. Kürt haklarının Suriye’de korunacağı güçlü bir entegrasyon temelinde iki taraf da uzlaşmıştır. Bu sadece Rojava için değil, tüm Suriye içindir. Yeniden inşa desteği yalnızca bir bölgeye değil, tüm Suriye’ye ve özellikle Rojava’ya verilmelidir. Bu konu gündemdedir ve tüm görüşler olumluydu. Almanya Dışişleri Bakanı ile de bu konuyu görüştük ve olumlu yanıt aldık.
İmralı’dan iki mektup geldi
Geçtiğimiz süreçte İmralı’dan iki mektup geldi. İçeriği, 10 Mart anlaşmasının uygulanmasına yönelikti. 29 Ocak’tan önce DSG yönetimine çözüm için başka bir mektup daha gönderildi. İmralı’nın bu anlaşmalar üzerinde büyük etkisi oldu. Suriye meselesinde rolü oldukça büyüktür. Suriye yöneticilerinin İmralı ile görüşmesi gereklidir. Bazı taraflar Kürtler ile Araplar arasında savaş çıkarmak istiyor. Olumsuz olaylar yaşandı; ancak bu, Kürtler ile Arapların düşman olduğu anlamına gelmez. Kobanê ve Cizîre’de birlikte yaşadılar. 2011 sürecinde DAIŞ ve Suriye devleti Kürtler ile Arapları karşı karşıya getirmek istedi. Uzun süredir birlikte yaşıyorlar. Ateşkes var ve savaş yok; ancak bazıları aşiretleri Kürtlere karşı kışkırtmak istiyor. Hatalarımız da oldu. Binlerce şehit ve yaralımız var. Bölgede bizimle olan Arap güçleri de var. Yarım Arap, yarım Kürt olarak birlikte yaşıyoruz. Hataları düzeltecek ve birlikte iyi bir gelecek kuracağız.
Kürt birliği oluşturmalıyız
Halkımızın ve diasporanın tutumu gurur vericiydi ve uluslararası güçlerin tutumunu değiştirdi. Haklarımıza ulaşana kadar bu tutum sürmelidir. Rojava güçleri etrafında birlik sağlandı. Bunun sonuç vermesi gerekir. Biz de siyasi olarak güçlü bir Kürt birliği oluşturmalıyız. Rojava’da birleşik bir Kürt örgütlenmesi kurulmalıdır.
Kadın gücü kırmızı çizgimizdir
Kadınlar güvenlik güçlerinde yer alacaktır. Suriye ordusunda kadın bulunmaması bir sorundur ve hukuki sıkıntı yaratmaktadır. Kadın gücü bizim kırmızı çizgimizdir. Yapılan görüşmelerde, kadınların ordu içinde nasıl yer alacağı tartışıldı. Her tugayda bir kadın birimi olması gerektiğini belirttik. Yasal bir çözüm bulunana kadar bu şekilde devam etmelidir.
Statümüzü güçlendirene kadar mücadele devam edecektir
Bu ilk kez yaşadığımız zorluklar değil. Bu devrim her zaman başarıyla ilerlemez; bazen geri adımlar olur. Ancak hedefimize ulaşmak için mücadeleye başladık. Halkımız geri adım atmamalıdır. Büyük acılar yaşandı; biz de yaşadık. Şimdi şikâyet zamanı değil. Bir savaş kaybedilmiş olabilir ama devrim sürüyor. Güçlü ve moralli olmalıyız. Elde ettiklerimiz yeterli değil; mücadele statümüzü güçlendirene kadar devam edecektir.”
HABER MERKEZİ









