Arsisa, 21 Şubat Uluslararası Anadil Günü çerçevesinde Erdîş’te panel düzenledi. Panelde konuşan yazar Kadir Kılıç, ‘Sayın Öcalan diyor ki: Dil sadece bir iletişim aracı değildir, dil kültür ve kimliktir, bizim için bilinçtir’ dedi. Bedlîs’deki panelde konuşan, yazar Faik Taç, ‘Kürtçe için bedel ödüyoruz; ancak çoğumuz hayatımızda Türkçe konuşuyoruz. Biz elbette hiç bir dile karşı değiliz. Ancak dilimiz ateşin içerisinde, varlık yokluk savaşında’ diye konuştu
Wan’ın Erdîş ilçesinde, Arsîsa Kürt Kültür ve Dil Derneği tarafından 21 Şubat Uluslararası Anadil Günü dolayısıyla panel düzenledi. Panele yazarlar Mutullah Dağ, Salih Serhedî, Kadir Kılıç, Diba Keskin, sosyolog Mecit Sargut ve aktivist Semira Çakır panelist olarak katıldı. Moderatörlüğünü İzzet Akbaş yaptı.
Panelin açılış konuşmasını yapan yazar Mutullah Dağ, Kürt dilinin tarihine ve zenginliğine dikkat çekerek, “Kürtçe, kadim ve zengin bir tarihe sahip bir dildir. Tarih boyunca Kürtçe eserler birçok kez yağmalanmıştır. Moğol döneminde, Büyük İskender döneminde ve Kürdistan’da İslam’ın yayılmasının ilk dönemlerinde Kürdistan’daki kütüphaneler yakılmış ve Kürtçe edebi eserler yağmalanmıştır. Dil, tarihin beşiğidir, dil halkların ortak kimliğidir. Dil asimilasyonunun önlenmesi için Kürt dili ekonominin dili, pazarın dili olmalıdır. Son yüz yılda asimilasyon politikaları nedeniyle yüzlerce dil yok oldu. Eğer dilimize sahip çıkmazsak, dilimiz de yok olma tehdidiyle karşı karşıya kalacaktır” diye konuştu.
‘Sayın Öcalan, edebiyatı, hakikatin en güçlü dili’ olarak tanımlıyor’
Sosyolog Mecit Sargut, Kürt edebiyatı ve romanının tarihine kısaca değinerek, “Sayın Öcalan, edebiyatı sadece sanatsal bir araç olarak değil, aynı zamanda ‘hakikatin ve toplumsal kimliğin en güçlü dili’ olarak tanımlıyor. Öcalan’a göre edebiyat ve özgürlük birbirinden ayrılamaz; edebiyat, hakikati duygularla, ruhla ve maneviyatla birleştirir” dedi.
Ardından, yazar Kadir Kılıç, Kürt dilinin durumu değinerek, devletin inkâr ve baskı politikalarının Kürtçe üzerindeki olumsuz etkisine dikkati çekerek, “Yüz yılı aşkın süredir Kürt dili üzerinde ağır bir baskı var. Cumhuriyetin ilanıyla birlikte Kürtçe dil kurumları kapatıldı, Kürtçe yasaklandı. Birçok Kürt sürgüne gönderildi. Kürtçe, kamusal alanda tamamen yasaklandı. Sayın Öcalan diyor ki: Dil sadece bir iletişim aracı değildir, dil kültür ve kimliktir, bizim için bilinçtir” şeklinde konuştu.
Aktivist Semira Çakır da edebiyatta kadınların rolüne odaklanarak yazar Sima Samend’in edebiyat alanındaki direnişini anlattı. Semira Çakır, sistemin kadınların düşünce ve fikir alanındaki ilerlemelerini göz ardı edemeyeceğini belirterek “Bugün, özellikle Rojava’da, Kürt kadınları düşünceleri ve felsefeleriyle tarihe iz bırakıyor, edebiyat ve sanatta yeni bir hayatın şekillenmesinde önemli bir rol oynuyorlar” dedi.
‘İlk Kürt romanları sürgünde yazıldı’
Ardından yazar Salih Serhedî, Kürt romanının tarihine dair bir değerlendirme yaptı. Salih Serhedî, Kürtlerin bölünmesi nedeniyle, Kürtler arasında farklı alfabelerin kullanılmasının edebiyat alanında da bir bölünmeye yol açtığını söyleyerek şunları dile getirdi:
“İlk Kürt romanı Sovyetler Birliği’nde Erabê Şemo tarafından yazılmıştır. Şemo, Sovyetler Birliği’nde baskı ve zulümle karşı karşıya kaldı. Ancak edebi çalışmalarına devam etti ve önemli eserler yarattı. İlk Kürt romanları sürgünde yazılmıştır. Maalesef Kürt edebiyatı 1960’lara kadar Türkiye ve Kuzey Kürdistan’da yasaktı. Ancak o yıllarda birçok cesur Kürt aydın ve yazar büyük bedeller ödeyerek Kürtçe kitaplar yazdı.”
Son olarak, yazar ve siyasetçi Diba Keskin söz aldı. Diba Keskin, dilin önemine değinerek şunları söyledi:
“Dilimizi korumazsak, tarihin sayfalarına karışırız. Osmanlı döneminde Türkiye’de 36 millet ve dil vardı. Ne yazık ki, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasıyla Türkçe hariç tüm bu diller yasaklandı. Bu, bir çiçek bahçesindeki tüm çiçekleri yok edip sadece birini bırakmak gibidir. Kürt dili ve edebiyatı üzerindeki bu yasaklara ve baskılara rağmen, Kürt dili ve edebiyatı bugün hala varlığını sürdürüyor.”
Panel soru-cevap bölümüyle sona erdi.
Bedlîs
Komaleya Ziman û Wêje (MEDYA-DER) ve Komeleya Wêjekarên Kurd, Bedlîs’te 21 Şubat Dünya Anadil Günü dolayısıyla “Kürtçeye statü, Kürtçe eğitim” başlığıyla Tetwan’da (Tatvan) bir konferans salonunda panel düzenledi.
Moderatörlüğünü MEDYA-DER Üyesi Berivan Canbey Dursun’un yaptığı paneldei yazar Faik Taç, “Kürt Edebiyatı ve ulus” konu başlığıyla sunum yaptı. Taç, Kürtçe yazılı edebiyatın konuşmaya göre geri kaldığını belirterek, “Yazılı edebiyata yaklaşırken, sadece bir sanat olarak değil, Kürt olma bilinciyle, o Kürtçe romanın bizim varlığımız olduğu bilinciyle yaklaşmamız gerekiyor. Varlık yokluk mücadelesi içerisinde o yüzden Kürtçeye öyle yaklaşmamız gerekiyor. Kürtçe için bedel ödüyoruz; ancak çoğumuz hayatımızda Türkçe konuşuyoruz. Biz elbette hiç bir dile karşı değiliz. Ancak dilimiz ateşin içerisinde, varlık yokluk savaşında. O yüzden bu dili kullanmalı, pazarda, çarşıda, evde. Ona göre adım atmalı ve Kürtçeye sahip çıkmalıyız” diye konuştu.

Dimilkî unutuluyor
“Dil ve edebiyat” konusunda sunum yapan yazar Orhan Sakçı, Kürtçeye dönük saldırıların ve asimilasyon politikalarına değindi. Son süreçte saldırıların farklılaşarak devam ettiğini belirten Sakçı, “Kuzey Kürdistan’da Kürtçenin iki ağzı var. Dimilkî ve Kurmancî. Ama bakıyorsunuz, Dimilkîyi Kürtçeden ayırmaya çalışıyorlar ve Dimilkî unutulmaya başlanıyor. Bu duruma dikkat edilmesi gerekiyor” dedi.
Kadın ve edebiyat
Ardından söz alan Elif Gemicioğlu Yaviç, “Kadın ve edebiyat” konulu sunumunu gerçekleştirdi. Kürt tarihinde kadınların toplum içerisinde yer aldığını ve Kürt kültüründe önemli bir yeri olduğunu belirten Elif Gemicioğlu Yaviç, “Kürt kadınlar, çok uzun yıllar hem kendi yurtlarının hem de dilin koruyucusuydu. Ancak uzun yıllar sonra kadınların toplumsal alandan çekildiklerini gördük. Oysaki benim gibi her Kürt, bu dili annesinden, nenesinden öğrenmiştir” diye konuştu.
Otoasimilasyon
“Anadil ve önemi” konulu konuşmasını yapan Kürtçe öğretmeni Abdulhekim Kartal, her insanın kendi dilinde eğitim görmesinin önemine vurgu yaptı. Sistemsel dilin ve dışarıdaki dilin içerisinde bulunduğu devletin politikasıyla şekillenmesine dikkat çeken Kartal, özellikle bu anlamda Kürt toplumunun otoasimilasyon sonucu asimile olmaya başladığını ifade etti. Kartal, Kürtlerin Kürtçeyi her alanda kullanması gerekliliğine vurgu yaptı.
Panel Sakçı’nın Kürtçeye dair yazdığı şiirlerin okunması ve devamında soru cevapla son buldu.
Kaynak: MA









