Gülistan Kılıç Koçyiğit, Komisyonun ortak raporuna ilişkin yaptığı değerlendirmede, silah bırakma yasası başta olmak üzere sürece dair yasal düzenlemelerin vakit kaybedilmeden Meclis gündemine getirilmesi gerektiğini vurguladı. Koçyiğit, sürecin güvenlik değil siyaset ve hukuk zemininde ilerlemesi gerektiğini belirtti
Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında Meclis’te kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nda kabul edilen ortak rapora ilişkin değerlendirmelerde bulunan Gülistan Kılıç Koçyiğit, sürece dair yasal düzenlemelerin gecikmeden Meclis gündemine alınması gerektiğini söyledi.
Komisyonda DEM Parti adına görev yapan ve İmralı Cezaevi’nde Abdullah Öcalan’ı ziyaret eden heyette de yer alan Koçyiğit, ANKA’ya yaptığı açıklamada, Meclis’te ilk kez bu kadar geniş bir siyasal mutabakatla bir komisyon kurulduğunu vurguladı.
“Daha fazla ne yapılabilirdi sorusu her zaman önümüzde olacak. Ancak kuruluş mantığına uygun bir süreç yürütüldüğünü söyleyebiliriz” diyen Koçyiğit, ortak raporun 47 oyla kabul edilmesini “kıymetli” olarak nitelendirdi. Raporda özellikle 6. ve 7. başlıklarda süreci ivmelendirecek önerilerin yer almasının ve bu başlıkların geniş bir siyasal mutabakatla kabul edilmesinin önemine dikkat çekti.
‘Siyasi bağlayıcılığı olan bir rapor’
Raporun tavsiye niteliğinde olduğunu ancak ortaya konulan siyasi irade nedeniyle bağlayıcı bir karakter taşıdığını belirten Koçyiğit, “Yasa yapım sürecinde de bu siyasal iradenin tezahür etmesi gerekiyor” dedi.
Süreç kapsamında yapılması gereken düzenlemeleri ise şöyle sıraladı:
- Müstakil bir silah bırakma yasası
- İnfaz hukukunda değişiklikler
- Terörle Mücadele Kanunu (TMK) ve Türk Ceza Kanunu’nda (TCK) düzenlemeler
- Hasta mahpusların tahliyesi
- Tutuksuz yargılamanın esas alınması
“Süreç yasalarının çok hızlı bir şekilde Meclis gündemine getirilmesi gerekiyor” diyen Koçyiğit, özellikle silah bırakma sürecini ilerletecek müstakil yasanın önce Adalet Komisyonu’na, ardından Genel Kurul gündemine taşınması gerektiğini ifade etti.
‘Topu taca atmak yerine siyaset sorumluluk almalı’
Yasal düzenlemelerin hazırlanma sürecine tüm siyasi partilerin dahil edilmesi gerektiğini belirten Koçyiğit, “’Biz yaptık oldu’ anlayışının bu ülkeye bir faydası olmadığını görüyoruz” dedi. Sürecin bir ya da iki partinin inisiyatifine bırakılmaması gerektiğini vurgulayan Koçyiğit, Meclis merkezli ve müzakereci bir yaklaşımın çözümü kolaylaştıracağını söyledi.
Yasal adımların ne zaman atılacağına dair soruya ise “Artık süremiz olduğunu düşünmüyoruz, bugünden yarına yapmak gerekiyor” yanıtını verdi. Sürecin zamana yayılmasının kırılganlığı artıracağını belirten Koçyiğit, güvenlik mekanizmalarına havale edilen bir yaklaşım yerine siyasetin ve Meclis’in sorumluluk alması gerektiğini ifade etti.
“Kürt sorununun demokratik çözümü siyasete ve hukuka dair bir konudur” diyen Koçyiğit, bu tartışmaların adresinin güvenlik birimleri değil, siyaset kurumu ve Meclis olduğunu vurguladı.
Koçyiğit, sürecin ertelenmesinin yeni riskler doğurabileceğine dikkat çekerek, 11 Temmuz silah yakma töreninin yıldönümünün yaklaştığını hatırlattı ve “Silah bırakanların ülkeye döneceği bir yasayı Meclis hâlâ yapmış değil” dedi.
AİHM ve AYM kararları
Selahattin Demirtaş hakkında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Anayasa Mahkemesi (AYM) kararlarının bağlayıcı olduğunu hatırlatan Koçyiğit, bu kararların uygulanmamasının siyasi bir tercih olduğunu savundu. AİHM ve AYM kararlarının uygulanması için yeni bir yasal düzenlemeye ihtiyaç olmadığını belirterek, siyasi irade gösterilmesi halinde birçok sorunun çözülebileceğini ifade etti.
‘Günün sonunda Öcalan’ın özgürlüğünü tartışıyoruz’
Umut hakkı tartışmalarına da değinen Koçyiğit, konunun yalnızca Abdullah Öcalan’la sınırlı olmadığını, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alan tüm mahpusları kapsadığını söyledi. Öcalan açısından ise sağlık, güvenlik ve çalışma koşullarının sağlanması gerektiğini belirten Koçyiğit, “Günün sonunda tabii ki özgürlüğünü tartışıyoruz” dedi.
Öcalan’ın sürecin temel aktörlerinden biri olduğunu vurgulayan Koçyiğit, bu nedenle özgürlüğünün de bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
İmralı ziyaretleri
Komisyonun İmralı ziyaretine ilişkin tartışmalara da değinen Koçyiğit, sürecin yürütücüsü olan Abdullah Öcalan’la, Kürt sorununun çözümü amacıyla kurulmuş bir komisyonun görüşmemesinin doğru olmayacağını söyledi. Yapılan görüşmenin ardından olumsuz bir durum yaşanmadığını, aksine sürece önemli katkılar sunduğunu dile getirdi.
İmralı’ya yönelik ziyaretlerin genişletilmesi gerektiğini belirten Koçyiğit, sadece DEM Parti heyetiyle sınırlı kalmayan; gazetecilerin, aydınların ve farklı partilerden siyasetçilerin de görüşebileceği bir mekanizmanın önünün açılması gerektiğini ifade ederek, “Sürecin ihtiyaçlarını gören bir yerden görüşme trafiğinin güçlendirilmesi ve engellerin kaldırılması gerekiyor” dedi.
HABER MERKEZİ









