ÖHD Riha Şubesi Hapishaneler Komisyonu Üyesi Ahmet Taş, Osmaniye Cezaevi’nde hasta tutsaklar tedavi edilmediğini, tutsakların tahliyelerinin ya engellediğini ya da yakıldığını, sosyal etkinliklerin engellendiğini söyledi
Yoğun hak ihlallerinin yaşandığı cezaevlerinden biri de Osmaniye 2 No’lu T Tipi Cezaevi’nde tutsaklarla görüşme yapan Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) Riha (Urfa) Şubesi Hapishane Komisyonu Üyesi Avukat Ahmet Taş, tutsakların karşı karşıya kaldığı ihlallerle ilgili bilgileri paylaştı. Tutsakların ve ailelerinin başvuruları üzerine ÖHD Hapishane Komisyonu olarak cezaevine gittiklerini belirten Ahmet Taş, “Ziyaretimiz sırasında cezaevinde birçok hak ihlali olduğunu tespit ettik. Siyasi tutsakların koğuşu 8 kişilik ve 8 kişilik koğuşta tek bir banyo ve tek bir lavabo bulunmaktadır. Bu da öncelikle hijyen açısından sorunlar yaratmaktadır” dedi.
‘Hasta tutsaklar hastaneye sevk edilmiyor’
Cezaevinde kalan 8 tutsaktan 3’ünün hasta olduğunu belirten Ahmet Taş, “Tutsaklardan İsa Özyeğin’in açlık grevi eylemlerinden dolayı karaciğerinde sorun olduğu aktarıldı. Bu karaciğerindeki sorun nedeniyle enzim B12 salgılayamıyor. B12 salgılayamadığı için vücudu dirençsiz kalıyor. Bunun için rutin tedavisi lazım, ama bu rutin tedavisi hem hapishane koşullarında gerçekleşmiyor, hem de hastaneye sevki yapılmıyor. Yine diğer hasta tutsak Şerif Aydoğan’da da hem bacaklarındaki damarlarında hem kap damarlarında genişleme var. Bu genişlemeden dolayı zorluk çekiyor. Bunun için de bir tedavi uygulaması gerekiyor. Diğer hasta tutsak Cengiz Işık, hepatit B hastalığı var. Tutsaklar, revire çıkmakta zorluk yaşadıklarını söyledi. Normalde haftada bir revire çıkmaları gerekirken ayda bir revire çıkarılıyorlar. Tutsakların hastane sevk talepleri karşılıksız kalıyor” diye konuştu.
Avukat müvekkil görüşmesi
Osmaniye Cezaevi’nde yaşanan bir diğer sorunun ise tutsak ve avukat görüş odalarında yaşandığını aktaran Ahmet Taş, “Avukat ve müvekkil görüşme gerçekleştirdiği sırada cezaevi idaresi bir gardiyanı görüşmeye koyuyor. Bu hem avukat müvekkil görüşmesinin mahremiyetine aykırıdır hem de yönetmelikteki düzenlemelere aykırıdır. Çünkü avukat ve tutsağın en uygun şartlarda ve en rahat ortamda görüştürülmesi idare için bir zorunluktur. Ama idare bunu gerçekleştirmiyor. Avukat ve tutsağın rahat görüşmesi engelleniyor.”
‘Sosyal faaliyetlere çıkarılmıyorlar’
Tutsakların soysal faaliyetlerden de mahrum bırakıldığını dile getiren Ahmet Taş, “Tutsaklar sosyal faaliyetlerden yararlanamıyor. Her tutsak için 5 adet kitap kotası bulunuyor. Daha fazla kitap almasına izin verilmiyor. Yine cezaevinde muhalif kanalların izlenilmesine izin verilmiyor. Halk TV, Sözcü TV gibi kanallara bile müsaade edilmiyor” diye belirtti.
3 tutsağın infazı yakıldı
Cezaevi idaresi bir yandan tutsakların sosyal faaliyetlerini kısıtlarken, diğer yandan bunu gerekçe göstererek tutsakların infazını uzatmaya gerekçe yaptığına dikkat çeken Ahmet Taş, “Cezaevindeki 8 tutsaktan 3’ünün infazı yakılmış, birinin de tahliyesi 6 ay ertelenmiş. Buradaki infaz yakma ve erteleme sorunlarının temel nedeninin savcı olduğu görülmüştür. Tutsakların aktardığına göre savcı ideolojik, gururla bağdaşmayan, düşünceyi açıklamaya zorlayıcı sorular sormakta ve buna göre davranmaktadır. Savcının bu davranışları ne hukuka uygun ne de insan haklarına uygun. Mehmet Kazıcı ve İsa Aydoğan’ın infazı bu sene yakıldı. Veysi Baltaş’ın ise geçen sene infazı yakıldı. Gerekçe olarak da hücre cezası ileri sürülüyor” şeklinde konuştu.
Organize sanayi bölgesinde
Osmaniye Cezaevi’nde yaşanan bir diğer önemli sorunun da cezaevinin organize sanayi bölgesine yapılmış olması olduğunu dile getiren Ahmet Taş, “Devlet kendi idari ve gözetiminde bulunan herkesin sağlık hakkından sorumludur. Devlet, anayasal hak uyarınca bütün yurttaşlarına uygun bir çevre hakkı ve ekolojik bir denge sağlamakla yükümlüdür. Ama Osmaniye Cezaevi’nin bulunduğu alan zehirli gazların ve dumanların olduğu bir alandır. Bu nedenle birçok tutsakta alerjik ve solunum yolu hastalığına neden olabilecek bir hava bulunuyor” diye konuştu.
Sürgün politikaları
Osmaniye Cezaevi’nde yaşanan bir diğer hak ihlalinin de sevkler olduğunu kaydeden Ahmet Taş, şunları dile getirdi: “Tutsaklar, ailelerinin yaşadığı yerlere uzak yerlere sürgün ediliyor. Osmaniye Cezaevinde daha önce 11 siyasi tutsak kalıyordu. Yıl içinde 3 tutsak sürgün edildi. Bu sürgün politikası hem tutsak için hem de aileleri için zorlayıcı oluyor. Bu bir politikanın tezahürüdür. Buradaki tutsaklar ailelerinin yaşadığı yerlere ne kadar sevk talebinde bulunsa da bu talepler karşılanmıyor. Hem tutsaklar hem de aileler birbirinden uzaklaştırılıyor. Bu politikayla hem aile hem de tutsaklar cezalandırılıyor.”
Haber: Ömer Akın / MA









