Bazen köşeden arkadaşlara çok kızardı, soyadını Aykol değil de Akyol yazanlara. Genç arkadaşlar ‘Hüseyin Heval’i kızdıralım mı’ diyerek güler, sırf onlara cevap yazsın diye soyadını yanlış yazarlardı
Hüseyin Aykol / İçeriden
Sincan Kadın Kapalı Hapishanesinde tutulan Ayşe Gökkan gönderdiği mektupta şöyle diyor: “Kurdi dilinde mamoste, sadece öğretmen anlamına gelmez; bilgelik, akılmend, akil… rûsipî, rîsipî, porsipî anlamlarına da gelir. Her yaşta olabilirler; çocuk, yaşlı, genç, kadın ve bazı erkekler. “Rû”, “rî”, “Por” sipîler (ak yüzlü, aksakallı, ak saçlı). Yediden yetmişe hedef alınan rûsipîler, yedi yaşında satırlı saldırıya uğrayan özgür basının gazete dağıtımcısı, porsipî Apê Musa’ya kurşun yağdırılması, rûsipî Gurbetelliler, Kemaller, Sırrı Süreyya Önderler…
Ocak ayı ile başlayan Roboskili çocuklar, gençler… Sara, Rojbin, Ronahi, Sêvê, Pakize, Fatmalar ve Mamoste Hüseyin Aykol, sen de onlara mı yetişmek istedin? İnsanlık uğruna ömür verenler, hapsedilenler, inşacı direnişçiler, ortak amaçlılar, yani size sizi anlatmayacağız.
Halkların Barış ve Demokratik Toplum Fikriyatının öncüsü Öcalan’ın toplumsallaşan duygusuyla sorulan “O kadar çok yol arkadaşınızı yitirdiniz, bu acıya nasıl dayanıyorsunuz? sorusuna verdiği yanıt “Ben hiçbir zaman onları toprağa gömmedim, üzerlerine toprak serpmedim, onları yüreğime serptim, onların yaşam amaçlarını ilerletmeye denk bir adım attığımda onları yüreğimden çıkarıyorum, selamlıyorum, öpüyorum, yine yüreğime serpiyorum” (1)
Fiziki özgürlükten (asla fikri değil) yoksun bırakılanların yol arkadaşları mamosteler, zulümxane koşullarında her zaman yan yana olamayız ama toprağa gömmeyeceğiz, toprak serpmeyeceğiz. Sevdiğiniz ezgilerle, yol arkadaşlarınızın omuzlarında yüreklere serpildiğinizi bilmenizi isteriz.
(1)Hüseyin Mamoste ile yaptığımız paylaşımların birinde, gazeteci, mülakatlarda toplumsallaşan duyguya dair sorulan soruların anlam derinliğinin duygusunu açığa çıkaran değerde olmasına dair örnek bir değerlendirmemizdi. Hüseyin Mamoste’nin yol arkadaşı sevgili Nuray’a, ailesine, tüm meslektaşlarına aynı duyguyu paylaştığımızı bilmenizi isteriz.’’
***
Sincan 2 Nolu Yüksek Güvenlikli Kapalı Hapishanesinde tutulan İsmet Karak 31.01.2026’da yazdığı mektupta şöyle diyor: “Hüseyin Aykol, bizler için çok değerli biriydi. “İçeriden” köşesinin devam edecek olması anlamlı ve değerlidir. Hüseyin Aykol, sadece bir köşe yazarı değildi. Aynı zamanda sesimizi dışarıya aktaran devrimci bir duruştu. O da Gurbetelli Ersöz gibi, Apê Musa gibi direnen halklarımızın tarihine altın harflerle yazıldı.
60 arkadaşız ve üç blokta bulunuyoruz. Sosyal ve kültürel faaliyet olarak haftada 1 saat spor ve 2 saat sohbet dışında hiçbir ortak faaliyete çıkarılmıyoruz. Havalandırma saatimiz hâlâ 1 saat. Yeni Yaşam ve Evrensel gazetelere “İlan verilmiyor, gazete kapatılmış, bayiye gelmiyor” gibi gerekçelerle aboneliğimiz yapılmıyor. Yine Demokratik Modernite ve Jineoloji dergileri de içeriye verilmiyor.
Hüseyin Aykol’un Özgür Basın tarihi ile ilgili kitabı “Propaganda, kırıcı söylemler…” gerekçe gösterilerek verilmedi. Tahliyesi gelen 3-4 arkadaş var; Tarkan Altıntaş, Burhan Şik, Xemgin Eleftoz arkadaşların infazı yakılarak tahliye edilmiyorlar. Sohbet gün ve saatinin çoğaltılması, kurslara çıkarılmak gibi insani taleplerimiz reddediliyor.’’
***
Erzurum/Dumlu 2 Nolu Yüksek Güvenlikli Kapalı Hapishanesinden tutulan Burak Büyükkaya 01.02.2026’da yazdığı mektup şöyle diyor: “Hüseyin arkadaşın vefatı Sırrı Süreyya arkadaşın vefatı gibi çok etkileyici, zorlayıcı, can yakıcı oldu. Bu iki arkadaş daima yüreklerimizde nadide yerlere sahip olacaklar.
1,5 aydır yaşadığımız ayrımcılıktan dolayı 1 dakika dahi temiz havaya havalandırmaya çıkmış değiliz. Biz ağırlaştırılmış müebbet hükümlüsü PKK’li tutsaklar dışında herkes aydınlatma diye tanımlanan bölüme çıkarılırken, bizleri daha kısıtlı bir bölüme havalandırma olarak çıkarmak istiyorlar. Kabul etmediğimiz için 15 Aralık’tan bugüne hücrelerimizden çıkarılmıyoruz. Cezaevinin kötü uygulamalarını protesto eden dilekçeler yazdığımız için idare böyle bir yaptırım uyguluyor. İdare ile görüşmelerin ayakta yapılması, siyasi tutsakların farklı kısımlarda tutulmaları, cezaevi koridorlarının çok kirli olması, ailelerimizin çıplak aramaya zorlanması, faaliyetlerin yapılmayışı, kitaplara ve mektuplara el konulması gibi sorunlar yaşamaktayız ve bunlar çözülmek yerine cezalandırılıyoruz. Ekmek almama, açık kapalı aile ziyaretlerine çıkmama, faaliyetlere çıkmama, telefona çıkmama gibi protesto eylemlerimize karşılık cezai yaptırımlar uygulanıyor. Barışçıl protestolarımız cezai yaptırımlarla karşılık buluyor.”
***
Sincan 1 Nolu Yüksek Güvenlikli Kapalı Hapishanesinde tutulan Mehmet Cin, 11.02.2026 tarihinde yazdığı mektupta şöyle diyor: “Yoldaşımız Hüseyin abimizi, özgürlük sevdasıyla aynı yürek ritimlerinde atarken tanıdık. Aynı sevda ile yürürken ölümsüzleştiğini öğrendik. Sizler kadar yüreğimizde acı ve sızı bıraktı. Brêz Aykol, şahsınızda tüm ailenizin, sevdiklerinizin başı sağ olsun, mekânı cennet olsun.
Geçen çözüm sürecinde Nemir Hüseyin Heval, gazetecilik faaliyetleri kapsamında güneye gitmişti. Oradan dönünce yazı yazmıştı. Arkadaşlar bir ırmakta banyo yaparken onu da suya girmeye davet etmişlerdi. Soğuk olduğundan girmemişti. Dönünce o şebnemleri, özgürlük aşkından olan hassas yüreği onu duygusallaştırmış olmalı ki köşesinde “O gençler orayı evleri gibi görüyordu, ben o suya giremedim, yanlış yaptım, üzülmüşlerdir” minvalinde yazı yazmıştı. Ben de kart yollayıp duygularımı paylaşmıştım. Bazen köşeden arkadaşlara çok kızardı, soyadını Aykol değil de Akyol yazanlara. Genç arkadaşlar “Hüseyin Heval’i kızdıralım mı?” diyerek güler, sırf onlara cevap yazsın diye soyadını yanlış yazarlardı.
Soluk alanların yarattığı kaskatı mekanlardayız. Burada 50 yoldaşız. 15 civarı hariç hepsi ağırlaştırılmış müebbet. Şu an hepimizin aylarca disiplin cezaları var; görüş, telefon, sosyal haklar yok, 1,5 saatlik spor (haftada bir) hariç.
Mektupları gelenler
Ayşe Gökkan Sincan Kadın Kapalı Hapishanesi
İsmet Karak Sincan 2 Nolu Yüksek Güvenlikli Kapalı Hapishanesi
Burak Büyükkaya Dumlu 2 Nolu Yüksek Güvenlikli Kapalı Hapishanesi
Mehmet Cin Sincan 1 Nolu Yüksek Güvenlikli Kapalı Hapishanesi
Hazırlayan: Nuray Çevirmen Aykol









