• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
24 Şubat 2026 Salı
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar Muhammed İnal

Ramazan’ı karşılarken

23 Şubat 2026 Pazartesi - 23:00
Kategori: Muhammed İnal, Yazarlar

Bir Ramazan’ı daha karşılıyoruz. Müslüman toplumlar için anlamlı bir zaman dilimi. Oruçlar tutulacak, doğru manada nefs mücadelesi olacak. Oruç tutan- tutmayan ayrımı yapmadan herkesin davetli olduğu, özünde bir kardeşlik ve komünal paylaşım sofraları olan iftar sofrası kurulacak. Tüm Müslümanların, mazlum halkımızın Ramazan orucu kabul ve mübarek olsun.

Bir Ramazan’ı daha karşılıyoruz … Fakat dört bir yanımız ateş çemberi. Azgın egemenler yine yeni savaş ve işgal planları yapıyor. Hakim sömürü ve talan sistemi nedeniyle insanlığın ezici çoğunluğu yoksulluk ve açlıkla boğuşuyor. Vahşi katiller cemiyeti ve Firavunluğun modern erkek çeteleri tarafından kadınlar katlediliyor, diri diri toprağa gömülüyor. Dile getirmeye bile utandığımız iğrenç fiillerle çocuklar küresel egemenlerin fuhuş çeteleri eliyle istismar ediliyor. Nesli tükenen/ tüketilen her yıl sadece kozmetik ürün testleri için laboratuvarlarda uzun süreli işkencelerle katledilen yüz binlerce hayvan, yok edilen tabiat…

Açık ki bütün bu sorunlar karşısında insan olmaklığımızla kendimizi sorgulamamız, muhasebeye çekmemiz, fakat umutsuzluğa da kapılmadan kutsallığı hatırlamamız gerekir. Bütün bir kainatı-varlığı, börtü-böceği, ağacı, havayı, insanı, kadını, çocuğu ‘kutsal’ gözü ile ele alıp kendinde değerli ve dokunulmaz gören kutsallık bilincini yitiren insan giderek zorbalığın, çıkarcılığın ve her türlü sömürünün çarklarını öğretir, buna zemin sunar. Kendi güdülerinin ve bencil arzularının peşinde olan insan, aslında her dönem egemen zorbalığının temelidir. Bu tip, her daim egemenlerin inşa etmek istedikleri tipolojidir. Modern maddeci, kapitalist sistemin kendisi de buna dayanır; yemeğe doymayan,  ölümü-öldürmeyi ve işkenceyi bir vahşet şenliğine, toplu cinayet histerisine dönüştüren, şehveti ölümcül bir kadın- çocuk kırımı olarak uygulayan Roma (ve diğer kölecilikler de)buna dayanır.

Egemen sistemler-ki Kur’an bunları küfür ve tağuti sistemler olarak tanımlar-daima bireyci güdülerin, zevklerin doyurulmasını temel amaç ve çıkarcılığı temel bir erdem olarak sunar. Bu, ahlaktan kopmuş insan tipolojisidir. Ahlaktan ve toplumsal değerlerden kopan insan, egemen zorbalığa karşı direniş gücünü yitirir. Belki zincirlerle değil ama sistemin sürekli körüklediği güdüleriyle sistemin kölesi olur. Bugün ister seküler, ister dindar, modern insanın ve toplumumuzun karşı karşıya olduğu tehlike de buradadır. Maddeci, çıkarcı kapitalist ilişki, kültür ve kişilik özellikleri bir zehir gibi yaşam damarlarının içine sızmaktadır. Bir inanan, iman ettiği değerlerin tersine çıkarcı bir ‘homo economics’a dönüşmüşse, milliyetçi-mezhepçi taassupların pençesine düşmüşse, ezilenler için mücadele etmiyorsa, kadını eziyorsa; kıldığı namazın, tuttuğu orucun, gittiği haccın hiçbir faydası olmamış demektir.

Zira her bir ibadetin amacı insanı bu ahlaki zaaflardan kurtarmak, onu eğitmek; ahlaki sorumluluğu temel imani duruş olarak benimseyen ‘ahlaki özneler’ oluşturmaktır. İbadetler, özellikle oruç insanın kendini özgür ve ahlaki bir özne olarak kurması, bütünlüklü bir kişilik oluşturmasıdır. Ahlaki-özne, görev -sorumluluk etiğini dıştan bir yükümlülük (bir yapının ceza tehdidi veya ödül beklentisi) değil içsel ve bütünlüklü bir özgürlük etiği olarak sahiplenmeyi ifade eder. Açlığı, susuzluğu, libidinal dürtüleri oruç vasıtasıyla kontrol etmeyi öğrenmek, ruhsal- zihinsel güçlenmeyi sağlar. Kişiliğin özgürleşmesinin de temeli budur.

İbadet, bir hareketin içeriksiz ve mekanik tekrarı değildir; aksine, her seferinde akıl ve ruhun özgürlük iradesinin sergilenmesini ifade eder, etmelidir. İnsanın ferdi ve toplumsal özgürlük değerlerini akla ve ruha hatırlatmayan, bunu amaçlamayan (niyetsiz) bir ibadet boştur. Niyet bu nedenle bütün ibadetlerin temelidir,  ‘amaçlı yaşamı ‘ifade eder. Amaçsız, idealsiz bir yaşam anlamsızdır. Niyet, sadece birkaç ibareyi papağanca tekrar etmek de değildir. Her şeyden önce ibadetin amacını bilerek bunu içten gelen ahlaki bir duruşu gönüllüce, duygusal olarak da kabul etmektir. Şekli olarak yerine getirilse de, bir ibadet, sosyal-siyasal ekonomik düzlemlerde ahlaki bir duruşa/ kişiliğe götürmüyor ise, boştur. Kur’an’ın deyimiyle yoksulu, zayıfı korumayan, malını paylaşmayan, ezilenler için mücadele etmeyen kişinin namazı ancak riyakarlıktır ve onlar gerçek inkarcılardır (Maun Suresi).

Bir Ramazan’ı daha karşılıyoruz. Orucu bozan şey nedir diye çokça anlatacak pek çok âlim hatipler. Yemeğin, bir damla suyun dahi orucu bozduğunu anlatacaklar. Lakin orucu bir şey yemekten daha fazla bozan şey, hak yemektir, sömürmektir, zulmetmektir, zulme sessiz kalmaktır. Böyle birinin orucu, Hz. Muhammed’in dediği gibi ondan hiçbir fayda sağlamadan sabahtan akşama boşuna aç kalmış olmaktır.

Oruç aynı zamanda bir mücadeledir.

-İnancın içini boşaltıp içeriksiz forma, köleleştirici zihin putlarına dönüştüren Samiri zihniyetine karşı,

-Firavun gibi zulmedip iki rekat namazla Allah’ı da kulları da kandırabileceğini sananlara karşı,

-Karun gibi mal biriktirip sömürerek birkaç kuruş riyakar sadaka ile Allah’ı da insanları da kandırmaya çalışanlara karşı,

-Bel’am gibi cübbe giyip çağdaş Firavunların zulmüne- iktidarına fetva veren, din adına vaaz veren sahtekar din alimlerine karşı,

-Yezit gibi kan döküp birkaç gün oruçla Allah’ı da insanları da kandırabileceğini sananlara karşı…

Bu niyetle oruç tutanlar, kendi nefsi ile mücadele edenler, zulme karşı direnenlerin, tüm yeryüzü insanlarının iyiliği için çabalayanlar için Ramazan, kızgın çölde beklenen yağmur olsun…

*2 Nolu YGC-Sincan

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

YK Enerji’ye kurban edilen yaşam

Sonraki Haber

Amedspor’dan 90+4’te kritik gol

Sonraki Haber

Amedspor’dan 90+4’te kritik gol

SON HABERLER

Amedspor’dan 90+4’te kritik gol

Yazar: Yeni Yaşam
23 Şubat 2026

Ramazan’ı karşılarken

Yazar: Yeni Yaşam
23 Şubat 2026

YK Enerji’ye kurban edilen yaşam

Yazar: Yeni Yaşam
23 Şubat 2026

Beter sanmak

Yazar: Yeni Yaşam
23 Şubat 2026

Hiç uyumamış bir halk ‘uyanır’ mı?

Yazar: Yeni Yaşam
23 Şubat 2026

‘Habere ulaşmak için her tehlikeyi göze aldı’

Yazar: Yeni Yaşam
23 Şubat 2026

Kimlikten ‘Gökkuşağı’na: Jesse Jackson’ın onurlu mücadelesi

Yazar: Yeni Yaşam
23 Şubat 2026

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır