Kapitalizm tarihinin öğrettiği şeylerden biri, kapitalist sistemin kaçınılmaz olarak kendi krizlerinin ve çöküşünün koşullarını yaratmakta olduğudur. Bu krizler genellikle (1929 Büyük Buhranı öncesinde borsanın çöküşünde olduğu gibi) finansal balonların şişirilmesi ve ardından bu balonun patlamasıyla tetiklenir. Çünkü finansal balon tesadüfen oluşan değil, sermaye fazlasını emmek için tekrarlanan mekanizmadır.
Emperyalist saldırganlık ve/veya finansal balonlar
Finansal balonların yapısal sorunların bir sonucu olduğunu vurgulayan Rosa Luxemburg, geçtiğimiz yüzyılın başlarında, genişleyen yeniden üretim için sürekli artan talebin nereden geleceğini sorgulamış ve “üretim kanalları daraldığında, sermayenin ya dışarıya (emperyalizm) ya da spekülasyona yöneldiğini” ileri sürmüştü. (1)
Görünen o ki ABD kapitalizmi şu anda her ikisini de bir arada gerçekleştiriyor: Bir yandan, Venezuela ve İran saldırılarıyla gangster emperyalist saldırganlığı artırırken, diğer yandan içerde stablecoin ve yapay zeka balonlarını şişiriyor.
Öyle ki teknoloji şirketlerinin yapay zekâ altyapısına yaptığı harcamalar, artık Amerikan hane halkı tüketiminden daha fazla ABD ekonomisinin büyümesine katkıda bulunuyor. Bu, büyümenin üretken genişlemeden çok, spekülatif yatırımlar tarafından yönlendirildiğini gösteren, eşi benzeri görülmemiş bir tersine dönüştür.
Kuşkusuz bu dinamik, kısa vadede, düşmekte olan kâr oranının tekrar yükselmesini sağlasa da finansal balon patladığında spekülatif akış tersine döndüğünde, ekonomik krizin patlak vereceği ve ekonomik küçülmenin gerçekleşeceği anlamına da geliyor.
Şirket iflasları, birleşmeler, satın almalar
İflaslar, birleşmeler ve satın almalar (tıpkı finansallaşma ve sermaye ihracı gibi), kâr oranlarındaki düşüşü telafi etmenin yollarından biri.
Nitekim Nvidia ve Open AI gibi şirketler arasında son zamanlarda yapılan anlaşmalar devasa bir proto-birleşmeyi temsil ediyor. Sermaye ve servetin mülkiyeti, düşen kârlılığı telafi etmek için zorunlu olarak yoğunlaşıyor, bu da nüfusun giderek artan bir bölümünü hem kapitalist sınıftan hem de üretim gelirlerinden dışlıyor. Böylece, giderek küçülen kapitalist sınıf, kendi yarattığı bir köşeye sıkışıyor ve buradan giderek daha agresif bir şekilde saldırarak, sınıf mücadelesini şiddetlendiriyor.(2)
Bir başka anlatımla, sermaye sınıfı, kapitalist ekonominin yapısal çelişkilerinden kolayca kurtulamadığı için, borçları ileriye erteleyerek veya varlık fiyatlarını şişirerek kayıpları erteleyen finansal araçlara giderek daha fazla yöneliyor. Bu mekanizmalarsa (hesaplaşma zamanı geldiğinde), ekonomideki kırılganlığı artırıyor.(3)
Ulus devletlerin (uluslararası rekabetin artması nedeniyle), yatırımları uluslararası alanda kaydırmak için sınırlı alana sahip olduğu bir konjonktürde, içerde ekonominin giderek kırılganlaşan kredilerle desteklendiği bir ortamda yapay zekâ balonu patlarsa, bunun olumsuz sonuçları çok daha ciddi boyutlara ulaşabilir.
Bu nedenle de ABD emperyalizmi bir yandan yapay zekâ balonları şişirirken, diğer yandan da küresel çapta sermayeyi yeniden değerlendirebilecek irili ufaklı savaşları, hatta yeni bir paylaşım savaşını dahi göze alabilir.
Yapay zekâ ekonomiyi ve toplumu dönüştürmeye devam edecek
Diğer yandan, yapay zekâ yatırımlarının sönümlenmeye aday bir finansal balon olması, sürecin sonunda büyük ekonomilerin üretkenlik sınırlarını kökten değiştirecek ve böylece yeni bir büyüme dönemi getirecek yeni bir “devrimci” teknolojinin ortaya çıkmayacağı anlamına gelmiyor.
Nitekim 19. yüzyılda 1845 ‘demiryolu çılgınlığı’ sırasında demiryolları inşa edildi, ulaşım maliyetleri keskin bir şekilde düştü ve tüketicilerin seyahat talebi büyük ölçüde arttı ve sürecin sonunda (1850’lerde) İngiltere ekonomik bir patlama yaşadı. Keza ‘dotcom balonu’ 2000 yılında borsada büyük bir düşüşle patlamış olsa da internet tüm sektörlere ve tüm hanelere yayıldı ve bugünkü “Müthiş 7’li” ortaya çıktı.
Bu konuda, “yapay zekâ balonu da aynı yolu izleyerek finansal çöküş ve kriz yaratabilir ancak sonunda üretkenlikte yeni bir büyüme için zemin de hazırlayabilir.
Ancak kısa vadede beklenti; 2025 yılında yüzde 3’ün üzerinde, göreli olarak yüksek bir ekonomik büyümeyi sağlayan faktörlerin başında gelen yapay zekâ teknolojisi yatırımlarındaki artışın (bu yıldan itibaren neden olduğu finansal balonların sönmesiyle ya da patlamasıyla), finansal bir çöküşe, ardından da (tıpkı 2008 finansal çöküşü sonrasında yaşandığı gibi) küresel bir ekonomik küçülmeye yol açabileceğidir.
“Yaratıcı yıkım”
ABD ekonomisini resesyona sürükleyebilecek olan şey yapay zekâ balonunun patlaması olsa bile, bu durum kısa süreli olabilir çünkü tüm sektörlerde yaygın olarak yapay zekâ kullanımıyla sürecin sonunda ABD’nin üretkenlik düzeylerinde önemli bir değişiklik de gerçekleşebilir.
Yani önce balon patlar, sonra resesyon gelir ve ardından yapay zekâ ile ilgili uygulamalar sayesinde bir toparlanma olur (tıpkı 19. yüzyılın ortalarında demiryolu balonunun patlamasından sonra olduğu gibi).
Bu aslında, 20. yüzyılda Avusturyalı ekonomist Joseph Schumpeter tarafından ilk kez ortaya atılan ‘Yaratıcı Yıkım Teorisi’nden elde edilebilecek bir çıkarım. Aslında 1840’larda Friedrich Engels de otomasyonun bazı işleri ortadan kaldırdığını, ancak yeni sektörlerde yeni işler yarattığını savunmuştu.
Ancak teknolojinin ekonomik büyümeyi hızlandırırken, aynı zamanda emekçi kitleleri zenginleştirmediği de (en azından uzun vadede) bir gerçek. Çünkü teknoloji ile birlikte gelen otomasyon, uzun süreli olarak, eşitsizliği ve güvencesiz işleri artırıyor.(4)
Kısaca, yapay zekâ hayatta büyük olasılıkla kalacak. Ancak onu çevreleyen spekülatif balon daha derin bir yapısal sorunun semptomu. Bu balonun patlaması sonucunda ortaya çıkacak olan toplumsal faturayı, en ağır şekilde işçi sınıfı ve diğer halklar ödeyecek.
‘Teknolojik Devrimler ve Finansal Döngüler Teorisi’
Yapay zekâ ve finansal balon konusuna ilişkin farklı bir yaklaşımı, Carlota Pérez’in ‘Teknolojik Devrimler ve Finansal Döngüler Teorisi’nde bulmak mümkün.
Bu teori, modern kapitalizmin düzgün ve sürekli bir büyümeyle değil, her biri yaklaşık yarım yüzyıl süren belirgin teknolojik devrim dalgalarıyla ilerlediği görüşüne dayalı bir teori. Buna göre, buhar ve demiryollarının çağından elektrik ve çeliğe, kitle üretimine ve ardından bilgi ve iletişime kadar her dalga hem ekonomiyi hem de toplumu yeniden şekillendirir.
Bu teori çerçevesinde Pérez, her teknolojik devrimin iki büyük aşamadan geçtiğini savunuyor. İlki, yeni teknolojilerin sahneye çıkıp spekülatif sermayeyi çektiği ‘kurulum dönemi’; ikincisi ise kurumların uyum sağladığı, finansın üretimle yeniden bağlantı kurduğu ve teknolojinin ekonomiye yayıldığı ‘uygulama dönemi’dir.
“Patlama-Çılgınlık- Sinerji-Olgunluk” aşamaları
Bu eylemler içinde dört tekrarlayan aşama söz konusu: (i) “Patlama” (çığır açan yenilikler, cesur girişimciler ve erken altyapı inşası). (ii) “Çılgınlık” (artan yatırımlar, spekülatif finans ve genişleyen eşitsizlik). Finans sermayenin spekülatif hevesi, deneyselliği ve hızlı gelişmeyi besler, ancak aynı zamanda üretken yatırımlardan koparak balonları şişirir. (iii) “Sinerji” (finansal krizin ardından, düzenlemeler ve kamu politikalarının teknolojiyi üretken kullanımlara yönlendirdiği bir yeniden dengeleme aşaması). (iv) “Olgunluk” aşaması (geniş çaplı refah ancak azalan getiriler, sonunda sosyal gerilimler ve durgunluğa yol açarak bir sonraki devrimin zeminini hazırlar).(5)
Eğer Pérez haklıysa, yapay zekâ yatırımlarındaki mevcut artış bir son nokta değil, tanıdık bir tarihsel döngünün ortasıdır. Her büyük teknolojik devrim, spekülatif sermayenin onu destekleyecek sosyal ve kurumsal temeller henüz oluşmadan önce, dönüştürücü bir yeniliğe akın ettiği finansal coşku dalgasıyla başlar. Bundan sonra ne olacağı, teknolojinin kendinden çok politik ekonomi ile ilgilidir.
Yani teknoloji ve inovasyon piyasalara bırakıldığında, eşitsizliği pekiştirebilir ve istikrarsızlık yaratabilir. Yapay zekadan sağlanan kârlar dar bir kesim tarafından elde edilirken, iş kaybından sosyal bozulmaya kadar olan maliyetler geniş bir kesim tarafından paylaşılır.(6)
Bu teoriye göre günümüzde yapay zekâ yatırımlarındaki artış, yeni bir teknolojik devrimin “çılgınlık” aşamasına mükemmel bir şekilde uyuyor. Yani şu anda tam bir ‘çılgınlık dönemi’ne girmiş bulunuyoruz.
Bu süreci belirleyecek olan, yapay zekaya yatırım yapan teknoloji şirketlerinin hisselerinin çok hızlı ve aşırı bir biçimde yükselmesi ve ardından aynı sertlikte düşmesidir. Bu olgu makroekonomik istikrarsızlığı artırıcı bir rol oynayacaktır.
Şöyle ki şu anda yapay zekâ şirketlerinin piyasa değerini gösteren oran (üretime göre) çok daha yüksek. Bu nedenle, borsalardaki daha mütevazı bir düşüş bile genel ekonomi üzerinde önemli bir etkiye sahip olabilir. Ayrıca Müthiş 7’linin dışında, yapay zekâ ile ilgili birçok önemli şirket henüz borsalarda işlem görmüyor. Bu şirketlerin borçlanması çok ağır sonuçlar doğurabilir.
Bir başka anlatımla, yapay zekâ şirketleri yüksek değerlemelerine uygun kazançlar sağlayamayabilir ve yatırımcı duyarlılığı bozulabilir, bu da küresel ekonomik büyümeyi olumsuz etkileyebilir.
Nitekim, IMF’nin Ekim 2025 ‘Dünyanın Ekonomik Görünümü Raporu’nda yer alan bir senaryoda (temel senaryo), finansal koşulların sıkılaşmasıyla birlikte yapay zekâ hisse senedi değerlemelerinde ılımlı bir düşüş (düzeltme) yaşanması durumunda, küresel büyüme yüzde 0,4 oranında azalıyor. (7)
Finansal balonlar patlayınca ekonomi krize girer
Finansallaşma teorileri açısından yapay zekâ balonunun nasıl yorumlandığı da önemli. Finansallaşmayı ekonomik krizin nedeni olarak gören bu yaklaşımlara göre, finansallaşmanın bir sonucu; hisse senedi, bono, devlet tahvili, emlak, döviz ve türev araçlar gibi finansal piyasalardaki varlıkların fiyatlarının aşırı değerlenmesi ve böylece finansal balonların şişirilmesi ya da köpüklerin oluşmasıdır.
Bu bağlamda, özellikle de finansal türev araçlar (CDO, CDS gibi) kapitalizmin gelişiminde yeni bir aşamaya işaret ediyor. Bu aşamada para giderek türev araçlar ve menkul değerler biçimini alıyor. Bu araçlar Marx’ın 1857’de ortaya çıkan Avrupa krizini yorumlarken kullandığı ‘paranın acayip biçimlerinin’ (8)
günümüzdeki örnekleri olarak da yorumlanabilir.
Giderek finansallaşan bir ekonomide, ekonomik canlılığı sağlayabilmek, sermayeyi büyütebilmek ve kârlılığı finansal alanda sürdürebilmek için finansal balonlara ihtiyaç duyulur. Yani giderek finansallaşan kapitalist rejimde, ekonomi esas olarak varlık balonlarıyla ayakta durabilir.
Ancak böyle bir finansallaşmış büyüme tarzı, sürdürülebilir nitelikte hızlı bir ekonomik büyüme yaratamaz. Sonuçta finansallaşma, periyodik olarak patlayan, durgunluğu da giderek su yüzüne çıkartan daha büyük balonlara neden olur. (9) Yani canlılık, büyüme, kârlılık için şişirilen finansal balonlar yeni finansal krizleri tetikler.
Nitekim büyük krizlerin öncesinde (tıpkı 2008 krizi öncesinde olduğu gibi) finansal varlıkların fiyatlarının aşırı artarak, balonların şişirildiği görülüyor.
Öyle ki dünyada 1970’lerden beri yirmiye yakın büyük finansal çalkantı oldu. ABD’de, ilki 2000’deki ‘borsa balonu’ ve sonuncusu 2002-2007 ‘ipotekli konut kredisi (mortgage) balonu’ olmak üzere son 18 yılda iki kez finansal balon şişirildi.
Sonrasında faiz oranlarının yükselmesi gibi gelişmelere bağlı olarak bu balonlar patladı, ipotekli konut kredileri ve bunun üzerinden türetilen diğer finansal varlıkların (menkul kıymetleştirme) fiyatları sert bir biçimde düştü. Kredi kuruması yaşanırken, ekonomi yüzyılın en derin resesyonuna (Büyük Resesyon) girdi. (10)
Devam edecek…
Dip notlar:
- Rosa Luxemburg, “The Accumulation of Capital Section Three The Historical Conditions of Accumulation, Ch. 26: The Reproduction of Capital and Its Social Setting”, https://www.marxists.org/archive/luxemburg/1913/accumulation-capital/ch26.htm (25 Şubat 2026).
- https://grossmanite.medium.com/us-empire-on-the-precipice-jobs-market-enters-recessionary-territory-as-oil-price-sinks-and-100def36d9ed (18 Ocak 2026)
- https://theconversation.com/the-ai-bubble-isnt-new-karl-marx-explained-the-mechanisms-behind-it-nearly-150-years-ago (30 Kasım 2025).
- https://thenextrecession.wordpress.com/2026/02/03/ai-and-creative-destruction (3 Şubat 2026).
- https://peofdev.wordpress.com/2025/11/12/carlota-perez-and-the-ai-boom-where-are-we-in-the-cycle (12 Kasım 2025).
- IMF, Global Economy Shakes Off Tariff Shock Amid Tech Driven Boom, https://www.imf.org/en/blogs/articles/2026/01/19/global-economy-shakes-off-tariff-shock-amid-tech-driven-boom (19 Ocak 2026).
- Kapital Cilt. 3, Bl. 27’de anlatılan 1847 Britanya Demiryolları Dolandırıcılığı.
- Riccardo Bellofiore and Joseph Halevi, ““A Minsky Moment? The Suprime Crisis and the New Capitalism”, International Economic Policy Institute (IEPI) Working Paper 2009–04, (2009).
- https://www.taxresearch.org.uk/crypto-or-ai-which-bubble-bursts-first (15 October 2025).









