DEM Parti ve TJA’nın Kepez’de düzenlediği 8 Mart buluşmasında konuşan Sebahat Tuncel, Ortadoğu’daki savaşlara dikkat çekerek ‘Savaşları kadınlar çıkarmadı ama bedelini biz ödüyoruz’ dedi. Sebahat Tuncel, ‘Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne işaret ederek, ‘Şimdi son söz masada söyleniyor’ ifadelerini kullandı
DEM Parti ve Özgür Kadın Hareketi (Tevgera Jinên Azad- TJA), 8 Mart Dünya Kadınlar Günü etkinlikleri kapsamında Kepez’de kadın buluşması düzenledi. Buluşmada, kadın mücadelesine ilişkin sinevizyon gösterimi yapıldı.
Buluşmada konuşan TJA’lı Sebahat Tuncel, “Rojava’da kadınlar IŞİD vahşetine karşı kendi bedenlerini siper ettiler, mücadele ettiler, direndiler ve kazandılar. İşte bugün eğer biz böyle bir buluşmada bir araya gelebiliyor ve konuşabiliyorsak bu verilen bedeller sayesindedir. Bu mücadele bizimle başlamadı ve bizimle de bitmeyecek. Önemli olan bizden sonraki kuşaklara ne değer bırakacağımızdır” diye konuştu.
Savaşları bedelini biz kadınlar ödüyoruz
Ortadoğu gibi bir coğrafyada savaş ve çatışmaların yaşandığı bir dönemden geçildiğini ifade eden Sebahat Tuncel, “İran’a bir müdahale oldu, şu an İran’da yoğun bir savaş yaşanıyor. Üçüncü paylaşım savaşı yeni bir aşamaya geldi. Bu savaş ve çatışmanın ortasında kadınlar olarak ‘Savaşa hayır, barış hemen şimdi’ demeye devam ediyoruz. Erkek egemenliğini istemiyoruz; erkek egemenliği kadınlara savaş açıyor, kadınlara nefes aldırmıyor. Savaşları istemiyoruz. Bu savaşları kadınlar çıkarmadı, ama bedelini biz kadınlar ödüyoruz. İran rejiminde ‘Jin, jiyan, azadi’ neden ortaya çıktı? Kadının saçının bir teli görüldü diye kadınlara zulmeden rejim, oradaki Kürt halkına da kendi dilini, kimliğini ve kültürünü özgürce yaşamak istediği için işkence yapıyor ve hapse atıyor” şeklinde konuştu.
Emperyalist müdahalelerin hiçbir yere özgürlük getirmediğini vurgulayan Sebahat Tuncel, “Eğer İran rejimi halkı dinleseydi, demokratik bir rejim inşa edilseydi ve kadınların özgürlükleri tanınsaydı bugün bu müdahale olmayacaktı. Müdahalenin ortadan kalkması için demokratik bir yaşamın inşası gerekir. Biz buna üçüncü çizgi diyoruz. Sayın Öcalan buna ‘Demokratik Ortadoğu Projesi’ diyor. Kadınlar olarak kendimize başka bir yaşam seçebiliriz, başka bir hayat kurabiliriz, işte biz o yüzden buradayız” dedi.
Öcalan öngörmüştü
Abdullah Öcalan’ın Ortadoğu’da rejim değişikliklerini öngördüğünü dile getiren Sebahat Tuncel, bir ülkede şiddet varsa ve halk nefes alamıyorsa o ülkenin dış müdahalelere açık hale geldiğini söyledi. Sebahat Tuncel, “Sayın Öcalan, 7 Ekim’de İsrail’in Hamas’a başlattığı saldırının aslında Ortadoğu’daki soykırımın başka bir aşamaya geçtiğini gösterdiğini ifade etmişti. Türkiye’nin içine girdiği ekonomik ve siyasi kriz ile savaşın bölgeye nasıl yansıyacağı henüz belli değil. İran, ABD ile işbirliği yapan her yere saldırdı. Türkiye’ye saldırmayacağının garantisi yok. İran Hürmüz Boğazı’nı kapattı. İran köklü bir devlet ve kendini korumak için her türlü yol ve yönteme başvuracaktır. Lübnan da savaşa dahil oldu” ifadelerini kullandı.
‘Şimdi son söz masada söyleniyor’
Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne değinen Sebahat Tuncel, konuşmasını şöyle tamamladı:
“Sayın Öcalan 1993’ten bu yana ‘Barış’ diyor. ‘Silahla yapılan yapıldı ve şimdi demokratik siyaset dönemidir’ diyor. ‘Bunun önünü açın’ diyor. Kürt liderler hep son sözünü darağacında söyleyerek kaybetti. Şimdi ise son söz masada söyleniyor. Dolayısıyla yeni bir süreç başlıyor. Peki, bu sürecin başarılı olma ihtimali var mı, devlete güven olur mu? AKP yeniden cumhurbaşkanı olmak için anayasayı buna göre değiştirmek istiyor olabilir. AKP’nin planı nedir, biz bilmeyiz. Önemli olan bizim örgütlülüğümüzdür.”
Kaynak: MA









