• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
13 Mart 2026 Cuma
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Forum

Demokratik İslam ve komünalitenin yılmaz savunucusu: Ebu Zer

13 Mart 2026 Cuma - 00:00
Kategori: Forum, Manşet
  • Önder Apo Ortadoğu’yu çözümlediği savunmalarının dördüncü cildinde devletleşmiş İslam’ı ‘Karşı İslam’ olarak tarif eder. Muaviyelerden, Yezidlerden günümüz DAİŞ’ine, cihadist faşistlere kadar toplumun başına bela olmuş bu din anlayışı ancak Karşı İslam olarak görülebilir
  • Ebu Zer’i Demokratik İslam adına komünaliteyi temsilen isyan etmeye, başkaldırmaya götüren yeni durum budur. Bir yandan müminler arası eşitliği vurgulayan ve mülkiyet birikimini sınırlayan İslami kurallar, diğer yanda ise saraylar kurmaya başlayan ve malıyla mülkü ile övünen kesimler uzlaşmaz bir çelişki oluşturmaktadır

Gürcan Komata

Önder Apo toplumsal yaşamda önemli bir rolü olan dinleri her zaman sosyolojik bir bakış açısı ile değerlendirir. Dinlerin toplumla nasıl bir ilişki kurduğunu, ahlaki ve politik toplumu nasıl etkilediğini bu biçimde ortaya çıkarır. Ortadoğu kaynaklı ve bu bölgenin tarihine damgasını vuran İbrahimi dinleri ise hem daha yoğun biçimde değerlendirir hem de her zamanki yöntemi olan diyalektiği bu incelemede başat haline getirir. Dinlerin toplumsal ve ahlaki özü ile devletçi uygarlığın bir parçası olan hali arasında net bir ayrım yapar. Devletçi uygarlık elinde insanları ezip sömürmenin bir aracı haline gelen din ile toplumsal ahlakı yükseltmek komünaliteyi savunmak için her türlü bedeli göze almayı savunan din aynı değildir ve tek bir pota altında ele alınamaz.

Önderliğin bakış açısında ülkemizde ve halkımız içerisinde önemli bir yeri olan ve Ortadoğu’nun toplumsal kodlarını onsuz düşünemeyeceğimiz İslam dini de bu şekilde ikili bir biçimde ele alınmalıdır. Bu temelde büyük bir devrimci çıkış yapan Hz. Muhammed’in bayrağı olan İslam ile peygamberin tüm ailesini Kerbela’da gözü kara biçimde katledenlerin dinini aynı görmek mümkün değildir. Zaten Önder Apo Ortadoğu’yu çözümlediği savunmalarının dördüncü cildinde devletleşmiş İslam’ı “Karşı İslam” olarak tarif eder. Muaviyelerden, Yezidlerden günümüz DAİŞ’ine, cihadist faşistlere kadar toplumun başına bela olmuş bu din anlayışı ancak Karşı İslam olarak görülebilir. Öte yandan Arap toplumunun en alt tabakalarına, kadınlara, kölelere, fakir bedevilere dayanarak ahlakı ve toplumsallığı öne çıkaran İslam vardır. Ve bu İslam daha başından itibaren bu devrimci özünü kesintisiz korumuştur.

İslam’ı ilk kabul edenlerden olan Ebu Zer El Gaffari ya da kısaca Ebu Zer işte bu demokratik ya da kültürel İslam şeklinde ifade ettiğimiz dinsel dönüşümün en önemli simgelerinden biridir. Gerçek adı Cündeb b. Cünâde olan Ebu Zer Mekke’ye yakın çölde daha çok ticaret kervanlarını yağmalaması ile bilenen küçük bir kabile olan Gaffar kabilesinde dünyaya gelmiştir. İslam öncesi yaşamına dair çok fazla bilgi yoktur fakat kabilenin yağma seferlerine katılmayan çoban ve fakir biri olarak yaşamını sürdürdüğü belirtilmektedir. Mekke’de Hz. Muhammed’in yeni bir din yaydığını duyunca önce kardeşi üzerinden bilgi almaya çalıştığı ve sonrada kendisinin Hz. Muhammed’i dinlemeye gittiği belirtilmektedir. Bu şekilde İslam’ı kabul eden Ebu Zer’in bu dine katılan dördüncü ya da beşinci kişi olduğu ifade edilmektedir. Sıra konusunda tarihçiler arasında tartışma sürse de Ebu Zer’in ilk Müslümanlardan biri olduğu kesindir. Mekke’de yeni inancını dile getirmesi onun büyük işkenceler görmesine neden olmuştur. Hz. Muhammed Ebu Zer’i bu nedenle Mekke’ye gelmemesini belirterek tekrar kabilesinin yanına göndermiştir. Medine’ye yapılan hicret ile birlikte Hz. Muhammed’e katılan Ebu Zer peygamberin ölümüne dek onun yanından ayrılmamış ve en yakınlarından biri olmuştur. Halife Osman zamanında onla anlaşamadığı için Şam’a gönderilmiştir. Şam’da ise o zaman henüz sadece Şam valisi olan Muaviye ile doğrudan tartıştığı için Medine’ye geri gönderilmiş ve Halife Osman tarafından El-Rabaza denilen yere sürgün edilmiştir. 652 yılında Medine çölü yakınlarındaki tenha ve ıssız El-Rabaza’da yaşamını yitirmiştir.

Tarihsel kayıtlarda kısaca Ebu Zer’in yaşamı bu şekilde aktarılmaktadır. Fakat Ebu Zer’i esas Ebu Zer kılan İslam’ın Mekke aristokrasi elinde bir devlet dinine dönüştürülmesine karşı sürekli biçimde başkaldırması ve direnmesidir. Bu direniş sürgünlere, cezalara ve sonunda ıssız bir yerde bir nevi ölüme sürgün edilmesine neden olmuştur. Fakat Ebu Zer son ana kadar İslam’ın komünal özünü sadece savunmakla kalmamış ve bu şekilde yaşamaya devam etmiştir.

Henüz birkaç kişi İslam’a katılmışken Müslüman olan Ebu Zer, mümin kardeşliği ve eşitliği temelinde bir yaşamı temel almış ve İslam’ın özü olarak da bunu görmüştü. Fakat fetih ve zaferler geliştikçe özellikle de kendisi de eski Mekke aristokrasisinden olan Osman’ın halifeliği ile birlikte yeni bir düzen İslamiyet adı altında yaşanmaya başlanmıştır. Baştan itibaren İslam’ı Arap kabilelerini birleştirerek büyük bir devlet kurma imkanı olarak gören aristokrat kesim gelişen askeri zaferle birlikte artık kendi düzenlerini kurmaktadır. İşte Ebu Zer’i Demokratik İslam adına komünaliteyi temsilen isyan etmeye, başkaldırmaya götüren yeni durum budur. Bir yandan müminler arası eşitliği vurgulayan ve mülkiyet birikimini sınırlayan İslami kurallar, diğer yanda ise saraylar kurmaya başlayan ve malıyla mülkü ile övünen kesimler uzlaşmaz bir çelişki oluşturmaktadır. Ebu Zer bu yeni düzene kendine İslam’ın ahlaki politik özünü şiar edinerek itiraz etmektedir. Halife Osman’a sürekli eleştiri geliştirmekte ve “beytülmâl” olarak ifade edilen ortak hazineden yapılan harcamaları gündeme getirmektedir. Yine çoğunluğu Halife Osman’ın akrabaları olan yeni zengin kesiminin mal varlığının, mal biriktirmenin haram olduğunu Kuran ayetleri ile ortaya koymaktadır. “Bir kimse malını yığıp da Allah yolunda harcamazsa, o mal kıyamet günü onun için azap olur.” O dönem yaptığı en etkili, bilinen uyarı budur.

‘Geceyi aç geçirip kılıcına davranmayanın aklına şaşarım’

Ebu Zer görmezden gelinecek biri olmadığı gibi yıldırılacak biri de değildir. Peygamber onun için “Yeryüzü Ebu Zer’den daha doğru sözlü birini taşımadı.” dediği ifade edilmektedir. Bu sesin zor yoluyla kesilmesi mümkün değildir. Halife Osman Müslümanlar arasında bu kadar itibarlı olan bir kişiyi karşısına almaktansa Şam’a sürgün etmeyi daha doğru görür. Fakat Ebu Zer’in karşı çıktığı her şeyin simgesi olan Muaviye Şam valisidir. İlerde kendini doğrudan sultan ve oğlunu kendine veliaht ilan edecek olan Muaviye; Kerbela’yı yapan Yezid’in babası Muaviye Şam valisi olarak bu pratiklerine yavaş yavaş başlamışken Ebu Zer’in bu düzene ayak uydurması mümkün değildir. Şam’da halkın paraları ile birileri kendilerine saraylar kurarken açlıktan sokağa düşen insanlar olması ne Ebu Zer’in anlayacağı ne de kabul edebileceği bir şeydir. Bu nedenle “Geceyi aç geçirip kılıcına davranmayanın aklına şaşarım” diyecektir. Artık sarayda tahtta oturan Muaviye de hemen bu sesi kesmek ister fakat söz, tehdit ya da vaatlerle Ebu Zer’in yolundan döndürülmesi ve kendine tabi kılması mümkün değildir. Bu nedenle Halife Osman’dan Ebu Zer’in Şam’dan tekrar Medine’ye çağrılmasını ister. Halkı kendisine karşı kışkırttığını ifade eder. Medine’ye gelen Ebu Zer’in eleştirilerini engelleyemeyen Halife Osman bu sefer Ebu Zer’i ölüme sürgün edecektir. Tam olarak yaşı bilinmese de olabildiğince yaşlı olan Ebu Zer’i çöle sadece eşi ve bir kızı ile eyersiz bir deveyle Rabaza’ya gönderecektir. Ebu Zer burada ölecek fakat görüşlerinden dönmeyecektir.

Ebu Zer ile ilgili bilgilerimiz dönem tarihçilerinin aktardığı bazı kesitlerden ibarettir. Ama bu güçlü bir çerçeveyi ortaya koymak için yeterlidir. Ebu Zer’in her fırsatta dile getirdiği toplumsal eşitlik teması ahlaki ve politik toplumun da ana zemini olmaktadır. Adalet her açıdan eşitliği gerektirir. Maddi ve manevi farklılığa dayalı eşitlik sağlanmadan adaletten bahsetmek mümkün olmayacaktır. Ebu Zer’in özellikle ekonomik eşitsizliğe vurgusu dikkate değerdir. Ama sadece eşitsizliği teşhir etmekle yetinmez onun ortadan kalkması içinde kendi yöntemi ile mücadele eder. Çünkü İslam’ın özünün bu olduğunu doğru bir biçimde savunur. Onu çölün ortasından İslamiyet’e getiren ve tüm saldırılara karşın Hz. Muhammed’in yanında tutan budur: Eşitlik ve adalet. Ebu Zer bunu savunurken dini yani İslam’ı savunduğuna emindir. Onun İslam’ında eşitlik sadece ahirette değil, bu dünyada da gerekli ve zorunludur. Biriktirmeye dayalı mülkiyetin yanlış bir şey olduğunu ve toplumu bozduğunu en derinden hisseder.

‘Ebu Zer alt sınıfların, ezilenlerin sesidir’

Ebu Zer tek başına da değildir. İslam’ı seçen köleler, kadınlar ve alt sınıftan insanlar Ebu Zer gibi düşünür. Bazıları uygarlığın getirdiği kar, rant ve tekel ile tabiat değiştirse de Ebu Zer’de temsilini bulan komünaliteye dayalı olan damar o dönemde de şimdi de canlıdır.  Ebu Zer küçük bir bedevi kabilesinde fakir bir çoban olarak İslam’a katılması ve ardından sürekli eşitlikçi-komünaliteyi savunması tesadüf değildir. Çünkü o toplumsal eşitsizliği en derinden görmüş ve sürekli yaşamıştır. Zaten Ebu Zer’de dile gelen alt sınıfların, ezilenlerin sesidir. İslam adına Muaviye’nin karşısına çıkan Ebu Zer bu toplumsal kesimler adına hesap sormaktadır.

Kuşkusuz bugünden bakarak Ebu Zer’in direnişçiliğini modern devrimcilik gibi anlamamak gerekir. Ebu Zer örgütlenme yapmamıştır. Ebu Zer insanları uyandırmak için söylevlerde bulunarak sade ve sözüne uygun biçimde yaşamıştır. Hakikatin temsilini tek başına da olsa yapmış ve bunun ağır sorumluluğunu yüklenmiştir. Kendisine karşı olan büyük cihadı da başarılı bir biçimde yerine getirmiştir. Onun mücadelesi dinler tarihinde özellikle de İslam tarihinde gördüğümüz derviş direnişçiliğidir. Daha çok yalnız kalmış, insanları örgütleyip harekete geçirmektense daha çok insanları uyandırmaya çalışmıştır. Yine peygamberin onun için söylediği “Allah Ebu Zer’e rahmet etsin; yalnız yürür, yalnız ölür ve yalnız diriltilir.” cümlesine uygun bir biçimde yaşayıp, mücadele edip ölmüştür, hem tarihe hem de tüm insanlığa temel ahlaki ilkeleri anımsatarak.

Ebu Zer asırlar önce yaşamış bir derviş olarak sadece tarihteki bir örnek değildir. O hem demokratik İslam’ın tarihten bugüne gelişindeki önemli bir örnek, hem de insanlığın komünalite mücadelesini nasıl sürekli yaptığını canlı timsalidir. Yine İslam’ın daha fazla kâr, daha fazla sömürü, daha fazla kan için fetva verenlerin devletlülerin değil halkın dayanışmaya, adalete ve birlikte yaşamın ruhuna, ahlaka bağlı yaşam arayışının dini olduğunu göstermektedir. Karşı İslam’ın temsilcileri ne yaparlarsa yapsınlar bu özü gözden kaybettiremeyecekler çünkü en basitinden Ebu Zer gerçek İslam’ı anlatmış ve anlatmaya da devam etmektedir.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Her şey iç içe

Sonraki Haber

Türkiye’nin güvenliğinin hakikati

Sonraki Haber

Türkiye’nin güvenliğinin hakikati

SON HABERLER

Leyla Zana Salih Müslim’in cenaze törenine katılacak

Yazar: Yeni Yaşam
13 Mart 2026

Türkiye’nin güvenliğinin hakikati

Yazar: Yeni Yaşam
13 Mart 2026

Demokratik İslam ve komünalitenin yılmaz savunucusu: Ebu Zer

Yazar: Yeni Yaşam
13 Mart 2026

Her şey iç içe

Yazar: Yeni Yaşam
13 Mart 2026

İran: Demokrasi, güvenlik ve kimlikler arasında sıkışmış bir ülke

Yazar: Yeni Yaşam
13 Mart 2026

‘Kürt partiler halkı korumak istiyor’

Yazar: Yeni Yaşam
13 Mart 2026

Refah şovenizmi eyaleti

Yazar: Yeni Yaşam
13 Mart 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır