Meclis Komisyonu’nun sunduğu rapora dair konuşan ÖHD’li Semra Balyan, gelinen aşamanın bir an önce muğlaklıktan çıkarılması gerektiğini belirterek, ‘Yasal düzenleme aşaması sürüncemede kalmasın’ dedi
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın önerisiyle Kürt sorununun çözümü için Meclis’te kurulan komisyonunun raporunu sunmasının ardından, gözler atılacak hukuki adımlara çevrildi. Yasal düzenlemelerin bu kadar zamana yayılması tepkilere neden olurken, iktidar yetkilileri kimi düzenlemelerin bayram sonrası gündeme alınacağını belirtiyor. Fakat raporun tam olarak ne zaman, ne şekilde hayata geçirileceği ve rapordaki eksikliklerin öneriler doğrultusunda düzeltilip düzeltilemeyeceği belirsizliğini koruyor.

Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) üyesi Avukat Semra Balyan, rapora dair değerlendirmelerde bulundu. Rapordaki en büyük sorunlardan birinin, Kürt meselesinin hala “güvenlik sorunu” olarak adlandırılması olduğunu belirten Semra Balyan, rapordaki “Terörsüz Türkiye hedefi” kavramına dikkat çekti.
Raporda hemen hemen kadınlarla ilgili konulara hiç yer verilmediğini sözlerine ekleyen Semra Balyan, “Biz biliyoruz ki, bu coğrafyada barış için en büyük mücadeleyi veren kadınlar oldu. Yine savaşın en büyük sonuçları kadınlar şahsında doğdu. Bu süreç boyunca kadınların yaşam yerlerinden sürülmesi, yoksullaştırılması, ev içi emeğinin sömürülmesi, Kürdistan coğrafyasında bu çatışmalı ortamda üniformalı şiddetine, cinsel şiddete maruz bırakılması gibi konular raporda hiç dillendirilmedi. Kadın yapıları bu konuda kapsamlı bir rapor sunmalarına rağmen bu hususlara hiç değinilmeden; kadınların barışın kurucu birer öznesi olduğu gerçeği görülmeden, bir rapor dili oluşturulması da yine çok büyük bir eksiklik” diye ekledi.
Raporda geçen “Kardeşlik hukuku” kavramına işaret eden Semra Balyan, “Rapor açıklandı ve beklenen aşama artık yasal düzenlemeler aşamasına geçilmesi. Dolayısıyla bu kardeşlik hukuku vurgusuyla birlikte bunu yerine getirecek yasama işlevi kapsamında bunun bir hukuk kaynağı olarak görülmesi çok önemli bir nokta. Yani bir hukuk, bir meşruiyet kaynağı olarak görülmesi; yasal düzenlemelerin geniş bir katılımla ortaya çıkarılması noktasında bir referans noktası olacaktır” ifadelerini kullandı.
AYM ve AİHM kararları
Raporda, Anayasa Mahkemesi (AYM) ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının eksiksiz uygulanması için “Etkili yeni mekanizmalar oluşturulmalı” yönündeki öneriye dikkat çeken Semra Balyan, “Aslında şu an ki mevcut mevzuat, hem AİHM hem de AYM kararlarının bağlayıcı olduğu noktasında ikna edici bir yerde. Bunun önünde bir engel yok ya da farklı bir şekilde yorumlanmasını gerektirecek bir madde de yok. Bu sorun mahkemelerin pratiğinden kaynaklanıyor. Dolayısıyla anayasal ya da yasal yeni bir düzenleme yapmak değil de, mahkemelerin pratiğinin değiştirilmesi gerekiyor” diye belirtti.
‘Tamamen sıfırdan bir yasa çıkarılacak’
Semra Balyan, “Belki de en önemli ve en kritik aşama; bunu izleyen dönemde gerekli yasal düzenlemelerin yapılarak, bir pozitif çözüm aşamasına geçilmesi. İşte bu aşamada komisyondaki 6 ve 7’nci maddeler öne çıkıyor. 6’ncı maddede, bu yasal düzenlemelerin neler olması gerektiği, silah bırakan örgüt mensuplarının hukuksal durumunun ne olacağı ya da topluma entegrasyonunun nasıl gerçekleşeceği yönünde yapılacak düzenlemeler için bir çerçeve çiziliyor. Yine 7’nci maddede de demokratikleşme önerilerine yer veriliyor. Bu müstakil yasa tanımı 6’ncı maddede geçiyor. Silah bırakan örgüt üyelerinin topluma entegrasyonu ve bundan sonraki silah bırakma aşamasından sonraki hukuki durumların ne olacağı ile ilgili bir müstakil yasa çıkarılacağından, bunun amacı özgü olacağından ve geçici olacağından söz ediliyor. Ve bu müstakil yasadan hukuken anladığımız şu; mevcut yasalarda değişiklik yapılması yoluyla ya da mevcut yasalara ek maddeler eklenmesi yoluyla, bu iş bir çözüme kavuşturulmayacak; tamamen sıfırdan bir yasa çıkarılacak” ifadelerini kullandı.
Semra Balyan, yasal düzenlemelere dair, “Bu aşamanın bir an önce bu muğlaklıktan kurtarılması gerekiyor. Muğlaklık ifade eden böyle aşamaların açık bir dille ne şekilde olacağı ve ne zaman başlanacağının da belli olması gerekiyor ki, sonrasında gelen yasal düzenleme aşaması da sürüncemede kalmasın. Çünkü bütün toplumun beklentisi bu yönde; bir an önce başta hasta, yaşlı mahpuslar olmak üzere siyasi tutsakların serbest bırakılması, ‘umut hakkı’nın bir an önce tanınması ve bu doğrultuda pratik adımlar atılması gibi beklentiler var. Yasal düzenlemelerin bir an önce yapılması ve bu aşamanın sürüncemede bırakılmaması çok önemli” dedi.
Haber: Rukiye Payiz Adıgüzel \ MA









