Yapay zekayı incelediğimiz bu yazı dizisinde sırasıyla; yapay zekanın yeni fakat öncekilerden çok daha yıkıcı etkilere sahip olma potansiyeline sahip bir finansal krizin tetikleyicisi olma özelliğini ele aldık.
Ayrıca yapay zekanın; genel ekonomi, üretkenlik, istihdam, işsizlik, gelir dağılımı, insan, toplum ve toplumsal cinsiyet eşitliği gibi konular üzerindeki olası etkilerini ve demokrasi ve insan hakları ve özgürlükler gibi politik ve sosyal etkilerini irdeledik.
Böyle bir bütüncül bakış gerekliydi zira konu sadece üretkenlik ve/veya istihdam ve işsizlik üzerindeki etkileriyle sınırlandırılamayacak kadar çok boyutlu ve çok önemli.
Yapay zekâ önceki teknolojik gelişmelerden farklı
Yani buharlı makinaların, demiryollarının, elektriğin ya da bilişim teknolojisi ve internetin keşfi gibi daha önceki teknolojik gelişmelerden farklı olarak; yapay zekâ ekonomik, sosyal, politik ve çevresel dönüştürücü (olumsuz anlamda) etkilere sahip bir teknoloji.
Bu da haklı olarak, bir çoğumuzun, yapay zekadaki gelişmeleri distopik bir gelecek ile ilişkilendirmesine neden oluyor. Bu durum da bize, “teknolojiyi reddetmenin imkansızlığı veri iken, buna karşı insan ve doğa açısından nasıl önlemler alınması gerektiği” sorusunu sorduruyor.
Dünyada, ABD’de geçen yıl, yüzde 3’ün üzerinde (göreli olarak yüksek) bir ekonomik büyümeyi sağlayan faktörlerin başında gelen yapay zekâ teknolojisi yatırımlarındaki devasa artışın (2026 yılından itibaren neden olduğu finansal balonların sönmesiyle), finansal bir çöküşe, ardından da (tıpkı 2008 finansal çöküşü sonrasında yaşandığı gibi) küresel bir ekonomik küçülmeye yol açabileceğinin tartışıldığı biliniyor.
Keza yapay zekâ balonunun patlaması sonucunda ortaya çıkacak olan toplumsal faturanın, en ağır şekilde örgütsüz işçi sınıfı ve diğer ezilen halklar tarafından ödeneceğini tahmin etmek de zor değil.
Bir teoriye göre, modern kapitalizm düzgün ve sürekli bir büyümeyle değil, her biri yaklaşık yarım yüzyıl süren, belirgin teknolojik devrim dalgalarıyla ilerliyor. Buna göre, buhar ve demiryollarının çağından elektrik ve çeliğe, kitle üretimine ve ardından bilgi ve iletişime kadar her dalga hem ekonomiyi hem de toplumu yeniden şekillendirdi.
Yapay zekâ teknolojisinde “çılgınlık” aşamasındayız!
Bu teoriye göre, çığır açan yenilikler, cesur girişimciler ve erken altyapı inşası ile ortaya çıkan ilk “patlama” aşaması, artan yatırımlar, spekülatif finans ve genişleyen eşitsizlik biçiminde kendini gösteren “çılgınlık” aşamasıyla sürüyor. Bu aşamada finans sermayenin spekülatif hevesi, deneyselliği ve hızlı gelişmeyi besliyor ancak aynı zamanda üretken yatırımlardan koparak devasa balonların şişirilmesine neden oluyor. Yani şu anda tam bir ‘çılgınlık aşamasına’ girmiş bulunuyoruz. (1)
Finansallaşma ve teknolojik gelişme
Finansallaşma, günümüz kapitalizminin en tipik özelliği. Giderek küresel çapta finansallaşan bir ekonomide, ekonomik canlılığı sağlayabilmek, sermayeyi büyütebilmek ve kârlılığı finansal alanda sürdürebilmek için finansal balonlara ihtiyaç duyulur.
Yani giderek finansallaşan kapitalist rejimde, ekonomi esas olarak finansal varlık balonlarıyla ayakta durabilir. Ekonomik canlılık, büyüme, kârlılık için şişirilen finansal balonlar ise finansal krizleri tetikler.
Bir başka anlatımla, artık endüstriyel kapitalist bir ekonomide yaşamıyoruz. Çoğu insan ekonomimizi kapitalist olarak adlandırıyor ancak bu, 19. yüzyılda tartışılan endüstriyel kapitalizm ya da Marx’ın Kapital’de kastettiği kapitalizm değil. Bu, finans kapitalizmi ve finans sektörü artık tekelci çıkarları, rantçı çıkarları ve emlak sektörünün çıkarlarını destekliyor. (2) Finansallaşma ve yapay zekâ destekli rant ekonomisi, kapitalizmin verimliliği artırma potansiyelini tersine çevirdiği gibi, sömürüyü ve mevcut eşitsizlikleri daha da artırıyor.
Özetle, her ne kadar yapay zekâ teknolojisi askeri savaş sektörünün ihtiyaçlarını karşılayabilmek için geliştirilmiş olsa da şu anda en çok ilişkili olduğu sektörlerin başında finans sektörü geliyor.
Yapay zekâ ve finans sektörü arasındaki karşılıklı etkiler
Bu ilişki iki yönlü bir ilişki: yapay zekâ finans sektörünü etkileyip dönüştürürken, getiriye doymayan finans sektörü de yapay zekânın gelişimini destekliyor, etkiliyor ve yönlendiriyor.
Yapay zekanın bir bütün olarak finansı ve finansal piyasaları dönüştürmesi, finans alanında kod yazma görevlerinin otomasyonunun devam etmesi ve algoritmaların kullanılmaya başlanmasının bir sonucudur. Algoritmik ticaret, piyasa hareketlerine yatırımcıların tepkisini hızlandırır ve hatta hataya açık sürekli insan müdahalesine gerek kalmadan daha iyi getiri sağlamak için, depolanan talimatlara dayalı olarak büyük işlemlerin bileşenlerinin boyutunu ve sırasını belirler. Bunun piyasa oynaklığını artırdığına ve hatta “ani çöküşlere” yol açtığına dair önemli kanıtlar mevcut. Dahası bu tür görevleri daha “bağımsız” ve daha hızlı yapmak üzere eğitilmiş yapay zekâ ajanları ile bu eğilimler daha da yoğunlaştı ve bir dizi insan tarafından yürütülen müdahalenin artık dijital vekiller tarafından gerçekleştirileceği korkusu ortaya çıktı. (3)
Bir başka anlatımla, yapay zekâ teknolojisi, ekonomilerimizi ve toplumlarımızı yeniden şekillendirecek. Ancak bu teknoloji spekülatif finans mantığına terk edilirse, eşitsizlikleri derinleştirme, ekonomileri istikrarsızlaştırma ve kontrolü bir avuç büyük özel sermaye grubunda yoğunlaştırma riski taşıyor.
Bu bağlamda, ortaya çıkan yapay zekâ balonu, teknolojiye ilişkin bir yargı değil, teknolojinin geliştirildiği ve kullanıldığı ekonomik modele (kapitalizm) ilişkin bir yargıdır. Burada sorulması gereken soru, “balonun patlayıp patlamayacağı değil, ne zaman patlayacağıdır”. Patladığında, küresel ekonomi ve kapitalist dünyadaki çalışanlar üzerinde önemli bir etkisi olacaktır.
Yapay zekâ doğayı dönüştürüyor
Yapay zekâ uygulaması (tıpkı kripto paralar gibi), önemli bir enerji kullanımını gerekli kılıyor. Çünkü büyük yapay zekâ modellerinin eğitimi ve kullanımı muazzam miktarda elektrik gerektiriyor.
Oysa yapay zekanın merkezi ABD halihazırda, birçok bölgede elektrik şebekesi sıkıntısı yaşıyor. Veri merkezlerinin genişlemesi iletim kapasitesinin önüne geçiyor. Enerji sektörü uzmanları artan elektrik maliyetleri ve yerel elektrik kesintileri konusunda uyarıda bulunuyor.
Öyle ki ABD’nin elektrik tüketimi artışı 2005-2020 yılları arasında yüzde 0,1’de kalırken, o zamandan bu yana bu oran yüzde 1,7’ye yükseldi. Ancak yapay zekanın 2030 yılına kadar talebi yıllık yüzde 2 daha artıracağı ve yeni elektrik santrallerinin inşa edilebileceğinden, daha hızlı elektrik tüketeceği tahmin ediliyor. 2024 yılının temmuz ayında, Illinois’ten New Jersey’e kadar 13 eyaletin bir kısmını kapsayan ABD’nin en büyük elektrik şebekesi operatörü PJM Interconnection tarafından düzenlenen yıllık elektrik piyasası ihalesinde, fiyatlar bir önceki yıla göre yüzde 800’den fazla artış gösterdi; megavat-gün başına 28,92 dolardan 269,92 dolara çıktı. Müşterilerin elektrik faturaları aylık yaklaşık yüzde 20 arttı. (4)
ABD’de bugün elektrik tüketimi beş yıl öncesine göre yüzde 40 daha pahalı. Yani elektrik fiyatları yapay zekâ veri merkezleri tarafından daha da yukarı çekiliyor. OpenAI, 2024 yılının yoğun sıcak dalgasının zirvesinde, New York City ve San Diego’nun toplam elektrik tüketimine eşdeğer miktarda elektrik tüketti. Bu İsviçre ve Portekiz’in toplam elektrik talebine eşdeğer. Bu aynı zamanda, yaklaşık 20 milyon kişinin elektrik tüketimi anlamına geliyor. Google, Indiana’da planlanan 1 milyar dolarlık veri merkezini, bölge sakinlerinin veri merkezinin “elektrik fiyatlarını artıracağını” ve “zaten kuraklıkla boğuşan bir bölgede ciddi miktarda su tüketeceğini” protesto etmeleri üzerine iptal etti. (5)
ABD veri merkezlerinin 2030 yılına kadar ABD elektrik şebekesinin yaklaşık yüzde 10’unu tüketeceği tahmin ediliyor. Bu, Çin’in ulaşması öngörülen oranın dört katı. Oysa ABD, dünyadaki veri merkezlerinin yaklaşık yarısına sahip olmakla birlikte, küresel nüfusun sadece yüzde 4’ünü barındırıyor.(6)
İklim bilimcileri arasında en sıcak tartışmalardan birini ele alan bir araştırmaya göre, küresel ısınma oranı 2015 yılından bu yana hızla arttı ve şu anda 1970’lerdeki oranının neredeyse iki katına ulaştı. (7) Bu artışın ardında, son beş yıldır patlama yapan yapay zekâ yatırımlarının neden olduğu fosil yakıt kullanımına dayalı elektrik tüketimi olması hayli muhtemel.
Özetle, yapay zekâ sadece artan talep ve ABD/İsrail-İran savaşı nedeniyle artan petrol fiyatları yüzünden yükselen elektrik enerjisi kullanımı maliyetleri nedeniyle, üretimi ve genel olarak hayatı (özellikle de emekçi sınıflar için) daha pahalı hale getirmekle kalmayacak, aynı zamanda bu denli yoğun bir enerji tüketimi küresel ısınmayı daha da artırarak iklim yıkımını hızlandıracaktır.
Anahtar sözcükler: Elektrik enerjisi, Finans, Finansal kriz, İklim yıkımı, Küresel ısınma, Veri merkezi, Yapay zekâ.
Devam edecek….
Dip notlar:
- https://peofdev.wordpress.com/2025/11/12/carlota-perez-and-the-ai-boom-where-are-we-in-the-cycle (12 Kasım 2025).
- https://www.nakedcapitalism.com/2026/02/michael-hudson-destiny-of-civilization-financialization-collapse.html (21 Şubat 2026).
- https://mronline.org/2026/03/06/is-human-well-being-comparable-with-an-ai-frenzy-driven-by-a-massive-speculative-pursuit-of-profit (6 Mart 2026).
- https://grossmanite.medium.com/us-empire-on-the-precipice-jobs-market-enters-recessionary-territory-as-oil-price-sinks-and-100def36d9ed (18 Ocak 2026).
- https://thenextrecession.wordpress.com/2025/10/14/the-ai-bubble-and-the-us-economy (14 Ekim 2025).
- https://thenextrecession.wordpress.com/2026/02/03/ai-and-creative-destruction (3 Şubat 2026).
- Foster, G. & Rahmstorf, S. Geophys. Res. Lett. 53, e2025GLI18804 (2026)’den aktaran https://www.nature.com (6 Mart 2026).









