• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
18 Mart 2026 Çarşamba
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Forum

İran krizinin aşılması için toplumsal hafıza: Med–Pers Konfederasyonu  

18 Mart 2026 Çarşamba - 00:00
Kategori: Forum, Manşet

Tarihsel değerlendirmelerde, güçlü bir jeopolitik bakış açısının ve dengeli bir yönetimin devletlerin sürekliliği açısından hayati olduğu vurgulanır. Keyaksar döneminde kurulan ittifaklar -Babil ve Lidya ile yapılan anlaşmalar- Med Devleti’ni zirveye taşımış; ancak sonraki dönemde aynı siyasi dikkat ve denge korunamamıştır

Şiyar Adıyaman

Tarihsel birliktelik ve güçlü ittifakların yaratıldığı coğrafya olan Ortadoğu; Amerika ve İsrail’in İran’a karşı başlatmış oldukları saldırılarla bölgesel bir savaşın kaynayan kazanı olmaya devam ediyor. İran’ın içerisinde olduğu krizin sosyal, siyasal ve ekonomik boyutları iyice açığa çıkarılmadan doğru ve güçlü bir çıkış yapması imkânsızdır. Merkezi bir yönetim tarzının İran halklarına dayatılması, aşırı baskı ve yaşamın her alanına yayılan yasaklar kendisiyle birlikte içsel bir kopuşu getirmiş ve bu da dış müdahalelere zemin yaratmıştır. İran yönetimi bunu görüp iç birlikteliğini güçlendirme yerine daha agresif ve bastırmacı bir yöntem izlemeyi tercih ediyor.

Halbuki aynı topraklar üzerinde halkların birlikteliğine dayalı sarsılmaz konfederal bir yapı olan Med – Pers örneği hâlâ canlılığını koruyor. Tecrübe ve derslerle dolu olan bu örnek araştırılıp günümüze uyarlandığında Demokratik Konfederalizm olarak karşılığını bulur. Günümüze ışık tutması açısından bu konfederasyona öncülük yapan Medlerin tarihsel misyonunu hatırlamakta yarar var.

Asur zulmünü yıkan, cehennem ateşini söndüren ve insanlık tarihine başarılı konfederasyon sisteminin ilk örneklerinden birini sunan Medler hakkında tarihsel bilgiler daha çok Yunan tarihçisi Herodot’un aktardıklarına; ayrıca Asur, Babil ve Ermeni kaynaklarına dayanmaktadır. Bu kaynaklar esas alındığında Medler ve Kürtlerin tarih sahnesindeki rolü hakkında önemli bilgilere ulaşılmaktadır. Medlerin; Gutiler, Hurriler ve Mitanniler gibi eski Mezopotamya halklarının devamı olduğu; bölgedeki birçok Kürt kabilesini, Babillileri ve bazı İranî toplulukları bir ittifak çerçevesinde örgütleyerek Asur İmparatorluğu’nu yıkmaya yöneldikleri ifade edilmektedir.

Asur İmparatorluğu’nun uyguladığı şiddet ve baskı yöntemleri tarih kaynaklarında trajik biçimde anlatılır. İnsanların başlarını kesip şehir kapılarına asmak, cesetleri toplu hâlde uzun süre ortada bırakmak, derileri yüzmek, uzuv kesmek, göz ve kulak çıkarmak, canlı canlı yakmak, kazığa dikmek, direniş gösteren şehirleri yakıp yıkmak ve halkları sürgün etmek gibi uygulamalar sistematik bir korku politikası olarak yürütülmüştür. Bu uygulamalar, milattan önce 9. yüzyıldan milattan önce 612 yılına kadar devam etmiştir. Korku, ölümden daha ağır bir hâl almış; halkın isyan edecek gücü ve cesareti kalmamıştır.

Bu tabloya karşı ilk örgütlü adım, Medlerin kralı Deioces (Diyako) tarafından atılmıştır. Diyako, Med kabilelerini bir araya getirerek siyasi bir birlik oluşturmuş ve başkent olarak Ekbatan’ı (bugünkü Hamedan) belirlemiştir. Onun ölümünden sonra yerine Phraortes (Fraortis) geçmiş; ancak Asurlarla yapılan savaşta hayatını kaybetmiştir. Daha sonra tahta çıkan Keyaksar  döneminde Medler gerçek anlamda güç kazanmıştır.

Keyaksar, İskitlerle uzun yıllar süren mücadelelerden sonra ordusunu yeniden yapılandırmış; mızraklı piyadeler, süvariler ve atlı okçulardan oluşan disiplinli bir askerî sistem kurmuştur. Urartu ve Asur savaş taktiklerini inceleyerek kendi ordusunu profesyonel ve koordineli bir yapıya dönüştürmüştür. Aynı dönemde Zerdüşt inancı ve Zerdüşt’ün Ahura Mazda öğretisi toplum üzerinde etkili olmuş; Mag rahipleri önemli bir konum elde etmiştir.

Keyaksar, Asur’un askerî tekniklerini, ittifaklarını ve politikalarını dikkatle analiz etmiş; buna göre stratejik hamleler geliştirmiştir. Babil ile ittifak kurarak kuzeyden Medler, güneyden Babilliler saldırıya geçmiş; böylece Asur kuşatma altına alınmıştır. Asur’un güçlü surları, hendekleri ve Dicle Nehri doğal savunma unsurları oluştursa da disiplinli ve eş zamanlı saldırılar karşısında dirençleri kırılmıştır.

Sonunda, Asur’un başkenti Ninova milattan önce 612 yılında düşmüştür. Bu tarih, Asur İmparatorluğu’nun fiilen sonu olmuştur. Güneyde Babilliler, kuzeyde Medler ilerlemiş; şehir can çekişir hâle gelmiştir. Asur’un yüzyıllar boyunca uyguladığı korku ve zulüm, kendi sonunu hazırlayan bir etken olmuştur.

Keyaksar’ın kurduğu konfederal sistem, dönemin şartlarına göre stratejik ve ileri bir modeldi. İç ve dış dengeleri gözeten, askerî ve siyasi planlamayı birlikte yürüten bir yönetim anlayışı benimsenmişti. Zamanlama doğru yapılmış, ittifaklar sağlam kurulmuş ve disiplinli ordu yapısı sayesinde Asur’un bin yıllık hâkimiyeti sona erdirilmiştir. Bu birliktelikten hareketle bir çok tarihi kaynakta Med-Pers Konfederasyonu olarak da adlandırılan bu yapı daha farklı ittifak arayışlarına da yönelmiştir.

Med Kralı Keyaksar, Babil Kralı II. Nebukadnezar’ın oğluna kızını vererek güçlü bir siyasi evlilik gerçekleştirmiştir. Bu evlilik, Med-Babil ittifakını da sağlamlaştırmış ve Asur’a karşı yürütülen mücadelede belirleyici bir rol oynamıştır.

Batı cephesinde ise Lidyalılarla yapılan savaş sırasında Kızılırmak yakınlarında meydana gelen güneş tutulması, taraflarca tanrısal bir uyarı olarak yorumlanmıştır. Bunun üzerine barış yapılmış; Lidya Kralı Alyattes’in kızı, Med Hanedanı ile evlendirilerek siyasi bağ güçlendirilmiştir.

Asur’un tarihsel zulmü, uzun vadede yapısal bir zayıflığa dönüşmüştür. Keyaksar bu durumu iyi değerlendirmiş; iç ve dış ittifakları ustalıkla kurarak yaklaşık yirmi yıllık bir süreç sonunda Asur’un başkenti Ninova’yı yerle bir etmiştir. Ardından milattan önce 610’da Harran’ın düşmesiyle Asur Devleti tamamen ortadan kalkmıştır.

Bu süreçte yalnızca askerî güç değil, diplomatik hamleler de etkili olmuştur. Merkezî otorite güçlendirilmiş, ulaşım ve iletişim ağları geliştirilmiş, imparatorluğun denetimi sıkılaştırılmıştır. Başkent Hamedan önemli bir idarî merkez hâline gelmiştir. Anadilin Kürtçe olduğu sistemde dini alanda Zerdüşt’ün Ahura Mazda öğretisi etkili olmuş; Mag rahipleri devlet yapısında önemli rol oynamıştır. Konfederal sistem esnek bir yapıya sahipti; farklı topluluklar kendi kimliklerini ve inançlarını belirli ölçüde koruyabiliyordu. Ordu sistemi de yeniden düzenlenmiş; aşiret ve kabile temelli yapı yerine disiplinli askerî birlikler oluşturulmuştur. Tabur ve bölük düzeninde hareket eden, emir-komuta zinciri güçlü, taktiksel esnekliğe sahip bir ordu kurulmuştur. Bu yapı sayesinde dönemin en disiplinli ve etkili askerî güçlerinden biri ortaya çıkmıştır.

Ancak Keyaksar’ın ölümünden sonra yerine geçen oğlu Astiyag, babasının öngörüsünü ve siyasi dirayetini sürdürememiştir. Rivayete göre, kızı Mandane’nin doğuracağı çocuğun kendisini devireceğine dair bir rüya görmüş; bunun üzerine torununun öldürülmesini emretmiştir. Görevi komutanı Harpagos’a vermiştir. Ancak Harpagos çocuğu öldürmemiş, bir çobana teslim etmiştir. Bu çocuk büyüyerek Kiros adını almış ve ilerleyen yıllarda dedesini yenerek iktidarı ele geçirmiştir. Rivayetlere göre Astiyag, emrine uymadığı için Harpagos’un oğlunu öldürtüp etini ona yedirmiştir. Bu olay, Harpagos’un Astiyag’a karşı Kiros ile iş birliği yapmasına zemin hazırlamıştır. Sonuçta Kiros, Med tahtını ele geçirerek yeni bir dönemi başlatmıştır.

Bu anlatılar, bir hükümdarın korku ve güvensizlik temelli kararlarının hem kendi sonunu hem de bir devletin kaderini nasıl etkileyebileceğini göstermektedir. Güçlü bir askerî ve siyasi sistemle yükselen Med devleti, liderlik zaafı ve iç kırılmalar nedeniyle tarih sahnesindeki belirleyici konumunu kaybetmiştir.

Efsane niteliği taşısa da tarihsel anlatılar bu olayları bu şekilde aktarmakta; Med İmparatorluğu’nun yıkılışını büyük bir siyasal kırılma olarak değerlendirmektedir. Astiyag döneminde yaşanan gelişmeler, yalnızca bir hükümdarın düşüşü değil, aynı zamanda bir halkın tarihsel kırılma anı olarak yorumlanır. Bu kırılmanın etkilerinin sonraki yüzyıllara kadar uzandığı ileri sürülmektedir.

Buna karşılık, Med Kralı Keyakser’in kurduğu askerî ve idarî sistem, Persler tarafından devralınmış ve geliştirilmiştir. Kiros, Med siyasal mirasını temel alarak Ahameniş İmparatorluğu’nu kurmuş; bu imparatorluğu daha geniş coğrafyalara taşımıştır. Bu yönüyle Pers devlet geleneğinin şekillenmesinde Med sisteminin belirleyici bir etkisi olduğu kabul edilmektedir. Astiyag’ın öngörü eksikliği, korkularla hareket etmesi ve saray içi entrikalara kapılması, devletin iç bütünlüğünü zayıflatmıştır. Torunu Kiros’un öldürülmesini emretmesi, komutanı Harpagos’a güvensiz davranması ve yönetimde istikrarsız bir çizgi izlemesi, sonuçta kendi iktidarını zayıflatmıştır. Bu süreç, iç zayıflığın dış müdahaleyi nasıl kolaylaştırabileceğini gösteren tarihsel bir örnek olarak değerlendirilmektedir.

Pers egemenliğinin kurulmasının ardından Med ileri gelenlerinin bir kısmı yeni imparatorluk bünyesinde yer almış, bir kısmı ise tasfiye edilmiştir. Özellikle II. Cambyses’in  Mısır seferi sonrasında yaşanan taht krizi dikkat çekicidir. Kardeşi Bardiya’nın öldürülmesi ve ardından ortaya çıkan “sahte Bardiya” iddiası, imparatorlukta büyük bir karışıklığa yol açmıştır. Rivayetlere göre Med kökenli bir Mag rahibi olan Gaumata, Bardiya olduğunu ileri sürerek kısa süreli bir iktidar kurmuştur. Bunun üzerine Darius bir darbe gerçekleştirerek yönetimi ele almış ve Gaumata’yı ortadan kaldırmıştır. Bu olay, Med siyasal unsurlarının ikinci büyük kırılması olarak yorumlanmaktadır.

Tarihsel değerlendirmelerde, güçlü bir jeopolitik bakış açısının ve dengeli bir yönetimin devletlerin sürekliliği açısından hayati olduğu vurgulanır. Keyaksar döneminde kurulan ittifaklar -Babil ve Lidya ile yapılan anlaşmalar- Med Devleti’ni zirveye taşımış; ancak sonraki dönemde aynı siyasi dikkat ve denge korunamamıştır.

Antik Yunan tarihçisi Ksenophon’un Anabasis, On Binlerin Dönüşü adlı eserinde, Mezopotamya’nın kuzeyinde, Dicle Nehri çevresindeki dağlık bölgelerde yaşayan savaşçı topluluklardan söz edilir. Bu halkın bağımsız karaktere sahip olduğu, gerilla taktikleri uyguladığı, yüksek arazilerde savunma yaptığı ve Pers ordularına ciddi kayıplar verdirdiği anlatılır. Tarım ve bağcılıkla uğraşan, ancak savaşçı özellikleriyle öne çıkan bu toplulukların, merkezi otoriteye karşı dirençli olduğu ifade edilir. Bu anlatılar, bölge halklarının tarih boyunca bağımsızlık eğilimi ve askerî yetkinlikleriyle tanındığını göstermektedir. Ancak siyasal birliklerin zayıflaması, liderlik hataları ve iç çekişmeler, güçlü yapıları dahi dağılma sürecine sokabilmektedir.

Sonuç olarak Med – Pers konfederasyonu, esnek birlikteliklerin ve ittifakların tarihsel olarak güçlü bir örneğini sunmaktadır. Bu konfederasyonun yükselişi ve çöküşü, tarihsel süreklilik içinde değerlendirildiğinde; güçlü kurumların ve dengeli önderliklerin devletlerin kaderinde belirleyici olduğu görülmektedir. İç zayıflıklar dış güçleri cesaretlendirmiş; böylece köklü bir siyasal yapı başka bir hanedanlığın egemenliğine bırakılmıştır. Bu kırılmanın etkileri, sonraki yüzyıllarda da bölgesel tarih üzerinde iz bırakmaya devam etmiştir. Bundan kaynaklı bugünkü İran’ın güçlü bir çıkış yapmasının yegane yolu parçalanma ve saldırganlıktan değil, daha önceki güçlü konfederal deneyimden de hareketle Kürtler ve diğer halklarla esnek bir birlikteliğe dayalı demokratik bir ittifaktan geçer.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Rojdar’ın hayali bir bisiklet bir de Efrîn

Sonraki Haber

Newroz pîroz be

Sonraki Haber

Newroz pîroz be

SON HABERLER

Newroz pîroz be

Yazar: Yeni Yaşam
18 Mart 2026

İran krizinin aşılması için toplumsal hafıza: Med–Pers Konfederasyonu  

Yazar: Yeni Yaşam
18 Mart 2026

Rojdar’ın hayali bir bisiklet bir de Efrîn

Yazar: Yeni Yaşam
18 Mart 2026

DYO, Mêrdîn’de GES kuracak. Peki neden?

Yazar: Yeni Yaşam
18 Mart 2026

‘Türko, demokrato, vallahi bravo’

Yazar: Yeni Yaşam
18 Mart 2026

‘Özerklik Şartı süreç için bir imkândır’

Yazar: Yeni Yaşam
18 Mart 2026

Newroz meydanlarında dalgalanan PKK bayrakları

Yazar: Yeni Yaşam
18 Mart 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır