• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
18 Mart 2026 Çarşamba
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Gündem Güncel

Av. Menzione: Abdullah Öcalan ile görüşme talebimize yanıt verilmiyor

18 Mart 2026 Çarşamba - 10:20
Kategori: Güncel, Manşet

Türkiye’den dönen Av. Menzione, sürecin yalnızca PKK’nin silahsızlanmasına indirgenmemesi ve hukuki-siyasi bir çerçeveye kavuşturulması gerektiğini ifade ederek, Abdullah Öcalan ile görüşme taleplerine ise henüz yanıt verilmediğini söyledi

Kürt sorunun demokratik çözümü için devam eden “Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne uluslararası alandan destekler gelmeye devam ediyor. Yakın zaman önce sürecin geldiği aşamayı izlemek amacıyla Türkiye’de bir dizi ziyaretlerde bulunan Uluslararası Bağımsız Hukuk Misyonu üyesi İtalyan Avukat Ezio Menzione ile sürece dönük izlenimlerini konuştuk.

‘Abdullah Öcalan ile görüşme talebi’

  • Yakın zamanda Kürt sorununun demokratik çözümü için yürütülen süreci yerinde izlemek amacıyla bir grup hukukçuyla birlikte Türkiye’de temaslarda bulundunuz. Bu görüşmeler size sürecin mevcut durumu hakkında nasıl bir tablo gösterdi?

Altı hukukçudan oluşan bir misyondu. 5 avukat ve bir insan hakları savunucusuyduk. Avrupa’nın farklı ülkelerinden gelmiştik ve hatta Asya’dan da bir katılımcı vardı; çünkü aramızda bir Hintli hukukçu da bulunuyordu.

Amacımız, partiler, kuruluşlar ve gruplarla yaptığımız görüşmeler aracılığıyla bir yıl önce başlatılan barış sürecinin hangi aşamada olduğunu öğrenmekti. Aslında bu süreç geçen ağustos ayında, Türkiye Parlamentosu bünyesinde kurulan Komisyonu’nun kurulmasıyla başlatılmıştı. Dokuz ya da on partiyle görüştük diyebilirim. Bu nedenle sürece dönük genel bir tablo elde ettik; çünkü görüştüğümüz partiler ve kuruluşlar hem parlamentodaki çoğunluğu hem de parlamentodaki muhalefeti temsil ediyordu.

Ayrıca Sayın Öcalan’ı savunan avukatlarla da görüştük. Adalet Bakanlığı ile de görüşmek istedik, ancak onlar bizimle görüşmek istemedi. Oysa yeni Adalet Bakanı’nın ne söyleyeceğini duymak ilginç olabilirdi. Bununla birlikte, misyonumuzun İmralı Cezaevi’nde Sayın Öcalan ile görüşmesi için resmi bir talepte bulunduk ve buna izin verilmesini umut ediyoruz. Eğer talebimize izin verilirse, yalnızca bu amaçla Türkiye’ye tekrardan gideceğiz.

‘Somut adımlar atılması bekleniyor’

  • Ziyaretinizden hemen önce, Meclis bünyesinde bir yılı aşkın süredir çalışmalarını sürdüren komisyon raporunu açıkladı. Bu raporu nasıl değerlendiriyorsunuz? Görüştüğünüz siyasi parti ve kurumların rapora yaklaşımı nasıldı?

Evet, ziyaret esnasındaki yaptığımız görüşmelerimizin ana noktası bu rapordu. Bizim misyonumuz, komisyon raporu ile Sayın Abdullah Öcalan’ın yıl dönümü mesajı arasında gerçekleşti. Elbette görüşmelerimiz her zaman komisyonun yaptığı çalışmalardan ve komisyonun sunduğu raporun üzerine yapılan tartışmalar ve görüş alışverişleri üzerine oldu.

Her muhatabımıza, yani görüştüğümüz herkese, rapor hakkında ne düşündüklerini sorduk. Çok farklı görüşler aldık. Şunu söylemeliyim ki, yapılan çalışma hakkında hepsi genel olarak olumlu bir görüşe sahipti. Ancak çoğu kişi sürecin biraz fazla yavaş ilerlediğini, yeterince hızlı olmadığını söyledi.

Buna rağmen tepkileri genel olarak olumluydu. Hepsi bu çalışmanın sürdürülmesinin değerli olduğunu söyledi. Farklı biçimlerde ve daha somut bir şekilde adımların atılması gerektiği ifade edildi. Aşağı yukarı aynı mantıkla: toplantıları, görüşmeleri ve benzeri süreçleri denetleyebilecek bir parlamenter yapı çerçevesinde somut adımlar atılması gerektiği. Herkesin genellikle ortaklaştığı nokta burasıydı.

‘PKK neden değil sonuç’

Rapor konusunda tam anlamıyla bir bölünme yoktu, ancak farklı görüşler var. Özellikle DEM Parti başta olmak üzere bazıları, raporun fazla PKK sorununa odaklandığını söyledi. Hükümetin ve parlamentodaki çoğunluğun yalnızca PKK’nın silahsızlanması meselesine odaklanmış gibi göründüğünü ifade ettiler.

Bu kesimler, aynı zamanda tüm Kürt halkının ve sorununun bu süreçte dikkate alınması ve sesinin duyulması gerektiğini vurguladı. Çünkü onların ifade ettiği şekilde, PKK çatışmanın nedeni değil, sonucudur.

Şunu özellikle vurgulamak isterim ki burada esas olarak onların söylediklerini, yani muhataplarımızın söylediklerini aktarıyorum. Bir misyon olarak bizim kendi değerlendirmelerimiz ise elbette hâlâ yapılan görüşmeler temelinde incelenmektedir. Şu ana kadar muhtemelen okuduğunuz ziyaretimize ilişkin yaptığımız basın açıklamasını yayımladık. Önemli olan, görüştüğümüz çevrelerin bize iletmek istedikleri gerçekleri ve söylemek istediklerini ortaya çıkarmaktı.

‘Hukuki çerçeve şart’

  • Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın, 27 Şubat çağrısının yıl dönümünde yaptığı açıklamada, sürecin ikinci aşamaya geçtiğini ve bundan sonra hukuki ile siyasi bir çerçevenin oluşturulmasının hayati olduğunu vurguladı. Heyet olarak bu mesajı ve sürece etkisini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Görüştüğümüz herkes, Sayın Abdullah Öcalan gibi çatışmanın sona ermesi — gerçek anlamda sona ermesi — için bir hukuki çerçevenin bulunması ve hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı. Bu yalnızca silahların susması meselesi değil. Silahsızlanma sürecinin gerçekten devam ettiğini ve kısa bir süre içinde tamamlanacağını denetlemek de önemlidir.

Ancak tartıştığımız konu şuydu: Bu süreci yalnızca hükümet mi denetlemelidir, yoksa parlamentodaki gruplar mı bu süreci denetlemelidir? Bu ilk noktadır. Ayrıca herkesin talep ettiği başka bir çerçeve daha var — yani tüm muhataplarımız bunu dile getirdi. Görüştüğümüz kişiler oldukça fazlaydı ve her biri önemliydi.

Örneğin, parlamenter bir grup olmayan ancak komisyon tarafından dinlenen “Barış için Kadınlar” adlı bir grup, PKK içinde bulunan ve ortaya çıkacak olan kişilerin — hatta eğer hâlâ dağda bulunanlar varsa onların da — güvenli ve hukuki bir çerçeve içinde yer alabileceği genel bir hukuki çerçevenin gerekli olduğunu vurguladı. Her bir PKK üyesi için bir çözüm yolu bulmamız gerektiğini söylediler. Çünkü elbette herkes için bir çerçeve oluşturmadığınız sürece çatışmanın sona erdiğini söyleyemezsiniz. Bu doğrudur, ancak mesele yalnızca güvenlik meselesi değildir.

‘Süreç sadece silahsızlanma meselesine indirgenemez’

Bu noktada görüşler farklılaşıyor. AKP’den kimseyle görüşemedik; şehir dışında olduklarını ve bizimle görüşemeyeceklerini söylediler. Ancak AKP’ye mensup eski milletvekilleri aracılığıyla onların görüşlerini duyduk. Gerçekten de AKP ve hükümet çoğu zaman tek sorunun PKK’nin silahsızlanması ve bunun denetlenmesi prosedürü olduğu fikrine bağlı görünmekte.

Diğerleri ise — ve şunu söylemeliyim ki ben de bu görüşe katılıyorum ve bunu özellikle vurguluyorum — bunun yalnızca silahsızlanma sorunu olmadığını düşünüyor. Çünkü aslında silahsızlanma fiilen gerçekleşmiş sayılabilir; zira son bir yıldır ülke genelinde hiçbir çatışma, hiçbir silahlı çatışma yaşanmamıştır. Bu oldukça önemli bir durumdur, özellikle komşu ülkelerle karşılaştırıldığında.

Ancak yalnızca PKK üyeleriyle değil, tüm Kürt nüfusuyla ilgilenmek de önemlidir. Sayın Abdullah Öcalan’ın gönderdiği birinci yıl dönümü mesajını okuduğumda, Kürtlere ve Kürt-Türk çatışmasına geçen yılki mesaja kıyasla daha fazla dikkat verildiği izlenimini edindim. Belki de giderek artan bir farkındalık söz konusudur — ve şüphesiz ki Sayın Abdullah Öcalan’da bunun farkında — bu çatışma boyutunun açıkça ele alınması ve hak ettiği şekilde değerlendirilmesi gerektiği yönünde.

‘Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü siyasi bir meseledir’

Tam da sizin dikkat çektiğiniz boyutlar, yani üzerinden geçen zamana rağmen sürece hâlâ hukuki ve siyasi bir çerçeve kazandırılmamış olması, Kürt tarafının eleştirdiği en önemli noktalardan biri. Aynı şekilde sürecin temel aktörü olarak görülen Önder Apo’nun özgürlüğü meselesi de tartışmanın merkezinde yer alıyor. Eğer kalıcı bir çözüm ve demokratik bir müzakere süreci hedefleniyorsa, neden hala bu süreci güvence altına alacak açık bir hukuki ve siyasi mekanizma oluşturulmuş değil?

Ben bir avukatım ve misyondaki diğer bazı kişiler de avukattı. Bu nedenle yalnızca Sayın Öcalan’ın özgürlüğü meselesine değil, aynı zamanda siyasi muhaliflerin özgürlüğü meselesine de özel bir önem verdik. Bana göre Sayın Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü siyasi bir konudur ve umarım kısa süre içinde siyasi bir şekilde çözülecektir.

Bunun için birçok olası yol var. Bazıları Sayın Abdullah Öcalan için şimdiden bir ev bulunmasından ve onun çalışmalarını sürdürmesine ve parlamentoyla diyaloğunu devam ettirmesine imkân tanınmasından söz ediyor. Nitekim bir buçuk yıl önce Bahçeli’nin söylediği de buydu.

‘Sayın Abdullah Öcalan’ı parlamentoya getirelim ve ne söyleyeceğini dinleyelim’. Hiç kimse Bahçeli’nin güçlü bir milliyetçi olmadığını söyleyemez; kendisi milliyetçiliğin en bilinen temsilcilerinden biridir.

Ancak ben muhataplarımızın her birine şu soruyu sordum: Çoğu PKK üyesi olmayan ve hiçbir silahlı eyleme karışmayan binlerce siyasi muhalif hakkında ne yapılacak?

Muhataplarımızın çoğu, insanların serbest bırakılmasından önce bir hukuki çerçevenin oluşturulması gerektiğini söyledi. Ancak herkesin üzerinde uzlaştığı bir nokta var.

‘AİHM ve Anayasa Mahkemesi kararları uygulanmalı’

Bu nokta, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanması. Bu çok önemlidir; çünkü bu sayede birçok önemli siyasi muhalif serbest bırakılabilir. Örneğin Kavala, Demirtaş ve diğerleri. Belki sayı çok büyük değildir, ancak yine de önemli bir sayıdır.

Ancak ben yalnızca bu kişilerden bahsetmiyorum. Henüz Anayasa Mahkemesi’ne veya Avrupa Mahkemesi’ne başvurmamış olan birçok kişi de vardır. Ne bekliyoruz? Bazıları diyor ki: Ceza kanunu ve terörle mücadele kanunu değiştirilmelidir. Elbette bu yasaların değiştirilmesi gerekir.

Fakat muhataplarımıza sorduğum soru şuydu: Kararnameler veya idari kararlar yoluyla bazı çözümler bulmak mümkün değil midir? Adım adım ilerlenebilir. Belki hemen çok sayıda kişi serbest bırakılmaz, ancak belirli bir sayı serbest bırakılabilir. Hükümetin bir iyi niyet göstergesi ortaya koyması önemlidir. Bir çatışmanın sona erdiği söylendiğinde genellikle böyle yapılır. Bu, çatışmanın gerçekten sona ermesi ihtimalini güçlendirir. Basklılar için de böyle olmuştu.

İrlanda’daki IRA için de böyle olmuştu. Bir noktada eski düşmanınızla, eski rakibinizle el sıkışmaya başlamak gerekir. Bence Türkiye için de böyle bir zaman gelmiştir. Bu konuda muhataplarımızın görüşleri oldukça farklıydı. Bazıları ceza kanunu ve terör yasası değiştirilmeden hiçbir şey yapılamayacağını söyledi. Ben İtalya Parlamentosu’ndaki deneyimime dayanarak şunu söyledim: Eğer böyle olursa, birinin serbest bırakıldığını görmek için yıllarca beklemek gerekir. Bir kısayol bulmalıyız.

Ancak herkesin üzerinde uzlaştığı bir nokta vardı; bunu ben önerdim ve mümkün olduğunu kabul ettiler: Hükümet tarafından kayyum atanmış belediye başkanları meselesinin çözülmesi.

Belediye başkanları görevlerine geri dönebilir. Kayyum uygulaması kaldırılabilir. Ayrıca yeni yerel seçimler düzenlenerek aynı belediye başkanları ya da farklı kişiler seçilebilir.

Bu sorunun çözümü için mutlaka yeni bir yasa gerekmeyebileceği konusunda da hemfikir oldular. İdari kararlarla bu adımlar atılabilir.

Gördüğünüz gibi hukuki çerçeve konusunda farklı görüşler var. Ancak karşınızda 51 üyeli bir komisyon aracılığıyla tüm parlamentoyu temsil eden bir yapı olduğunda bunun olması doğaldır.

Görüşler farklıdır. Ancak bizim misyonumuz yalnızca bilgi toplamak değildi; aynı zamanda başka ülkelerin deneyimlerine ve farklı olasılıklara dayanarak bazı önerilerde bulunmaktı.

‘Abdullah Öcalan ile görüşmek istiyorum’

  • İmralı’ya gitmek için Adalet Bakanlığı’na yaptığınız başvuruya hala bir cevap verilmedi mi?

Türkiye gitmeden yani misyon gerçekleşmeden önce, yaklaşık iki hafta önce, İmralı’ya gitmemize izin verilmesini talep ettik. Çünkü doğrudan bir görüşme yapmanın ve Sayın Abdullah Öcalan’ı kendi sesiyle ve kendi sözleriyle dinlemenin önemli olduğunu düşünüyorduk. Misyondan birkaç hafta önce Sayın Abdullah Öcalan ile bir görüşme talep ettik — altımızın birden değil ama en azından birkaçımızın katılacağı bir görüşme. Ancak bu talebimize herhangi bir yanıt alamadık; durum böyle.

Belki de bu iki hafta içinde Adalet Bakanı’nın değişmiş olması, talebimizin dikkate alınmamasının nedenlerinden biri olabilir. Ankara’dan ayrılmadan önce, yani ziyaretin sonunda, ayrılışımızdan birkaç gün önce talebimizi tekrar ettik ve şunu özellikle vurguladık: Talebimiz kabul edildiği anda, herhangi bir zamanda Bursa’ya gidip oradan İmralı’ya giden tekneye binmeye hazırız.

Çünkü DEM Parti ile Sayın Abdullah Öcalan arasında yapılan görüşmelerin deneyimini gördüm; bunlar oldukça verimli ve çok önemli görüşmelerdi. Sayın Abdullah Öcalan ile uluslararası hukuk standartları hakkında, diğer ülkelerde — aynı durum olmasa bile benzer durumlarda — nelerin yapıldığı ve Türkiye’de nelerin yapılabileceği konusunda bir tartışma yapmak isterdim.

Bunun yalnızca kültürel açıdan değil, aynı zamanda siyasi açıdan da önemli olacağını düşünüyorum. Çünkü dünyada önemli çatışmaların oldukça kısa sürelerde çözüme kavuşturulduğu örnekler bulunmaktadır. Bu nedenle bir gün Adalet Bakanı’nın beni aramasını umuyorum — telefon numaramı bıraktım — istediği zaman beni arayabilir; altı ya da yedi saat içinde gidebilirim.

Söyleşi: Serkan Demirel / ANF

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

‘İran’da asıl mesele toplumsal meşruiyet ve halkın iradesi’

Sonraki Haber

Ortadoğu denkleminde Kürt-Türk ittifakı

Sonraki Haber

Ortadoğu denkleminde Kürt-Türk ittifakı

SON HABERLER

Hel Dağı’ndaki madene karşı iptal davası

Yazar: Yeni Yaşam
18 Mart 2026

Gever Newroz’unda Abdullah Öcalan posterleri açıldı

Yazar: Yeni Yaşam
18 Mart 2026

DEM Parti’nin bayramlaşma programı belli oldu

Yazar: Yeni Yaşam
18 Mart 2026

CENTCOM: İran füze üslerine başarılı bir saldırı düzenlendi

Yazar: Yeni Yaşam
18 Mart 2026

KONGRA-GEL: Newroz Önder Apo’nun fiziki özgürlüğüne vesile olsun

Yazar: Yeni Yaşam
18 Mart 2026

Hewlêr’de en az dört patlama meydana geldi

Yazar: Yeni Yaşam
18 Mart 2026

Tertip Komitesi Amed Newrozu’na katılım çağrısı yaptı

Yazar: Yeni Yaşam
18 Mart 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır