- Kemal’in hikâyesi etkileyiciydi ve Kemal herkesin çocuğuydu… O yüzden sembolleşti ve her Newroz’un bir parçası oldu. Burada, Avrupa’da da bir anma yapmıştık, hatta Salih Muslim de katılmıştı ve ağlamıştı
- Devlet Kemal’in üstünde tepindi resmen, önce katlettiler, sonra yalan söylediler ve sonra da cezasızlık süreci. Daha o zaman biliyordum böyle olacak. Çünkü devlet motivasyonu zaten ‘görevini yaptı’ olarak görüyordu
Reyhan Hacıoğlu
‘(…) Ahmet Abi, güzelim, bir mendil niye kanar
Diş değil, tırnak değil, bir mendil niye kanar
Mendilimde kan sesleri.’
Edip Cansever
Güpegündüz, sokak ortasında katledilenler için yükselen “Adalet istiyoruz!” çığlığıdır “kanayan mendil!”
2017 Amed Newrozu’nda polis kurşunuyla sırtından vurularak katledilen Kemal Kurkut için “kanayan mendil,” 9 yıldır adalet aramaya devam ediyor.
23 yaşında katledilen Kemal Kurkut’u, “Kemal, Kürtlerin masumiyetiydi bence,” diyerek anlatan abisi Ercan Kurkut ile konuştuk.

Gar Katliamı’ndan kurtuldu ama…
21 Mart 2017 yılında herkesin gözü önünde katledildiğinde henüz 23 yaşındaydı Kemal Kurkut. İnönü Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Müzik Bölümü öğrencisi olan Kemal, 10 Ekim 2015’teki Ankara Gar Katliamı’ndan sağ kurtulmuştu. Ancak ölüm onu bu kez iki yıl sonra, Amed’in ortasında bulacaktı.
Failler ceza bile almadı
Kemal belden yukarı çıplak halde Newroz alanına girmek isterken polisler tarafından sırtından vuruldu, yaralı halde kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti. Katledilmesinden sonrası, Kürdistan’da işlenen birçok cinayetin anatomisi gibi. Önce, daha yaralıyken hakkında “canlı bomba” olduğuna dair yalan haber yapıldı, sonrasındaysa katledildiği anı kaydeden gazeteci Abdurrahman Gök’e soruşturma açıldı, yargılandı. Kemal’i katleden polisler ise ceza bile almadı, dosya kapatıldı…
Kare kare ‘çıplak gerçek’
O gün Emniyet’ten yapılan ilk açıklama, “Evrim Alataş Caddesi’ndeki polis barikatından Newroz alanına girmeye çalışan bir “canlı bombaya” müdahale edildiği” şeklindeydi. Vali de olayı tam olarak böyle duyurdu. Öyle ki aile bile başta bu “yalana” inanacaktı nerdeyse. Ancak gerçek çok başkaydı. Sonraki yıllarda Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan Dicle Haber Ajansı (DİHA) muhabiri Abdurrahman Gök, Kemal’in polis kurşunuyla katledilmesine tanık olmuştu. Üstelik o anları kare kare çekmeyi başarmıştı.
Anne işçilik yaparak büyüttü
Aslen Semsûrlu (Adıyaman) dört çocuklu Alevi bir ailenin en küçük çocuğu olarak doğmuş olan Kemal; Meletî’nin Battalgazi ilçesinde büyümüş. Daha küçük yaşlarda, babasını kanserden kaybetmiş, kardeşleriyle birlikte annelerinin işçilik yapmasıyla okuyabilmiş. Aile, birçok aile gibi özgürlük mücadelesinin içine doğunca, haliyle ailede herkes bir şekilde mücadelenin içinde yer almış. Abilerinden Ercan Kurkut İnönü Üniversitesi’nde okurken gözaltına alınıp bir süre tutuklu kalıyor ve sonrasında devam eden davasından ceza alınca Avrupa’ya gidiyor. Diğer abisi ise öğretmenlik yaparken çıkarılan KHK ile ihraç ediliyor.

Kemal’in katledilmesinin yıl dönümünde sürgünde olan abisi Ercan Kurkut ile Kemal’i, ailenin adalet talebini, aradan geçen zamanı ve cezasızlığı konuştuk.
Hepimiz üstüne titredik
“Kemal en küçüğümüzdü. Daha çok küçükken babamı kaybedince, eksiklik hissetmesin diye hepimiz üstüne titredik” diyerek başlıyor sözlerine Ercan Kurkut. Kemal lise ikinci sınıfa kadar okuyup okulu bırakmış. Bir süre tesisatçıda çalıştıktan sonra, abisi Ercan’ın yanına İstanbul’a gitmiş.
Devletle ilk tanışma: Gezi Direnişi
“Biz zaten aile olarak mücadelenin içine doğduk. Onun da devlet ile tanışması ilk Gezi’de oldu. Balık gibiydi Kemal, elimizden kayıyordu, yerinde durmuyordu. Sürekli peşindeydim yani,” diyor Ercan Kurkut.
Bir çok enstrüman çalabiliyordu
Ercan Kurkut, Kemal’in tekrar Meletî’ye dönüşünü şöyle anlatıyor:
“Çalışıyordu, sonra ‘Ben gidip okulumu bitireceğim’ dedi. Gitti bitirdi, sonrasında yetenek sınavına girdi ve kazandı. Her şeyi çalabiliyordu. Gitar, piyano ama o kemanı seçti. İçine kapalı bir çocuktu, öyle çok kavgası gürültüsü yoktu Kemal’in. Doğayı severdi, insanları severdi, ama Gar Katliamı’ndan psikolojik olarak da çok etkilendi. Gerçi hangimiz etkilenmedik ki…”
Ercan Kurkut, mücadele ile bağlarının hem anne tarafından hem de babanın duyarlılığı sayesinde oluştuğunu anlatıyor:
“Babamız duyarlı biriydi, ülkesine mücadelesine bağlıydı, bizi de öyle büyüttü.”
Yarım kalan yazışma
Kemal Newroz’dan bir gün önce abisine yazmış. Daha doğrusu abisi yazmış ama cevap alamamış:
“Newroz’a gitmeden bir gün önce gördüm, yazdım Facebook’tan ‘Ne yapıyorsun, ne ediyorsun?’ diye. Ne diyecekti çok merak ettim, sonradan çok düşündüm. Hep öyle yazıyor göründü, sonra öyle kaldı. Ne yazacaktı bilmiyorum ve vazgeçti… Muhtemelen gideceğini söyleyecekti, ya ‘Gideceğim,” diyecekti ya ‘Evdekiler istemiyor,” diyecekti, ama öyle yarım kaldı…”
Bana kimse Kemal olduğunu söylemedi
Kemal’in katledilmesini “masumiyetin katledilmesi” olarak niteliyor Ercan Kurkut ve o günü şöyle anlatıyor:
“Kemal, Kürtlerin masumiyetiydi bence… Elbette Kürdistan’da herkesin acısı var ama Kemal tam olarak masumiyetimizdi ve katledildiği zaman Avrupa’daydım. Bir yıl önce gelmiştim. Önce haberlerde gördüm, ‘Bir canlı bomba var’ diye ve ‘etkisiz hale’ getirildi deniyordu. Endişemiz şuydu: Gerçekten var mıydı, ne oldu, kimi katlettiler, diye. O gün bana demediler zaten, eşimin ailesi burada ve ertesi gün gelip söylediler…”
İlk günden amaçları cezasızlıktı
Yargılama sürecine ilişkin birçok aile gibi öfkeli olan Ercan Kurkut, sürece dair umutsuzluğunu ilk günden beri taşımış:
“Devlet Kemal’in üstünde tepindi resmen, önce katlettiler, sonra yalan söylediler ve sonra da cezasızlık süreci. İlk savcılıktan itibaren ‘adam öldürmek’ suçlamasıyla müebbetten açtılar dosyayı, ama daha o zaman biliyordum böyle olacak. Çünkü devlet motivasyonu zaten ‘görevini yaptı’ olarak görüyordu ve nasıl yapayım da içinden sıyırılayım derdindeydiler. Ne oldu sonra? Gittiler haberi yapan Abdurrahman Gök’e ceza verdiler.”
Abdurrahman sorumluluk aldı
Ercan Kurkut tam bu noktada Özgür Basın’ın neden önemli olduğuna dikkat çekiyor:
“Abdurrahman Gök ateşten gömlek giyip sorumluluk aldı. Özgür Basın neden bizim için önemlinin adı Abdurrahman Gök ki ceza da verdiler bunun için. Yani bugün Özgür Basın’ın tüm çalışanları vicdanlarıyla haber yapıyor ve bedelini ödetiyorlar. Aslında herkesin yapması gereken bu ama hiç kimse bunu yapmıyor. Çünkü bu gerçekleri ortaya koymak cesaret gerektirir ve Özgür Basın bu bedeli göze alıyor.”
Salih Muslim ağlamıştı
Kemal’in Kürt özgürlük mücadelesinde bu kadar sembolleşmesini ise “Kemal’in hikâyesine” bağlıyor abisi:
“Kemal’in hikâyesi etkileyiciydi ve Kemal herkesin çocuğuydu… O yüzden sembolleşti ve her Newroz’un bir parçası oldu. Evet, ne yazık ki çok Kemal var bu ülkede katledilen, ama Kemal o güne ait oldu. Burada, Avrupa’da da bir anma yapmıştık, hatta Salih Muslim de katılmıştı ve ağlamıştı. Yani Kemal herkesin masumiyetiydi, masum bir insan Newroz’a katılmak istiyor ve katlediliyor. Onun (Salih Muslim) ağlaması beni de etkilemişti çok. Kemal’in hikâyesi onu herkesten yaptı…”
Yas artık evimizdeydi
Aradan geçen 9 yılı ise şu sözlerle anlatıyor Ercan Kurkut:
“Bizler için hayat bir şekilde sürüyor, Kemalsiz(!) ama annem orda, o günde, Newroz’da kaldı… Bu coğrafyada ölen herkes için acıyı hep hissediyorduk ama artık yas evimizdeydi. Bu bir yara ve her Newroz kanıyor, annemin yarası hep kanamaya devam ediyor.
Bir ara bir tören vardı Abdurrahman Gök de gitmişti. Annem gidip geldi, ‘Nasıl oldun, iyi geldi mi?’ dedim. ‘İyi geldi,’ dedi. ‘O zaman git, git acını, yasını paylaş, gör insanları ama gitmiyor annem ve yasıyla kaldı… Hayatımız öncesi ve sonrası oldu onunla.”
‘Kemal o gün orada olacak, biliyorum’
Ercan Kurkut, ailenin adalet arayışı sürecine ilişkin ise şunları söylüyor:
“Halkın sevgisini ve devletin açığa çıkarmak için bir çaba sarf etmemesini elbette unutmayacağımız. Çünkü sadece biz değil hâlâ adalet bekleyen aileler var, dilerim adalet sağlanır, bizim için sağlanmış olmasa da… O yüzden bu süreç umarım Kürtler için, Ortadoğu için adalet, insan hakları getirir. Umarım artık insanlar renklerinden, dillerinden dolayı katledilmez… Sürgündekiler dilerim döner, herkesin nefes alabileceği, özgürce yaşayabileceği bir süreç olur. Newroz için de umarım gerçekten hak edilen özgür bir Newroz olur 2026 yılı Newroz’u ve Kemal da o gün orda olacak, biliyorum…”
Dosyada katil polise beraat verildi
Cinayetle ilgili iki polisin ifadesi alındı, polislerden Y.Ş.’ye “olası kastla öldürmekten” müebbet hapis istemiyle dava açıldı.
Mahkeme, Y.Ş.’nin tutuklanması talebini ise şu gerekçeyle reddetti:
“Sanığın soruşturma aşamasındaki beyanlarında kendisinin de ateş ettiğini belirtmesi ve dosya kapsamına yansıyan davranışları itibariyle kaçacağı ya da suç delilerini yok etme, gizleme veya değiştirme yönünde bir eylemde bulunacağı yönünde dosyaya yansıyan herhangi bir emare bulunmaması…”
2023 yılında Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada ise “ceza verilmesine yer olmadığına” karar verilerek, katil polis beraat ettirildi.
Kemal Kurkut’un ailesinin, “hizmet kusuru” gerekçesiyle İçişleri Bakanlığı hakkında açtığı davada hükmedilen 256 bin TL maddi ve manevi tazminat kararı ise İstinaf Mahkemesi’nde bozuldu.
Gök’e verilen ceza onandı
Gök hakkında “örgüt üyesi olmak” ve “örgüt propagandası yapmak” iddiasıyla açılan davada Gök, “örgüt üyesi olmak” iddiasından beraat, “örgüt propagandası yapmak” suçlamasından ise 1 yıl 6 ay 22 gün hapis cezası aldı ve bu ceza 2023 yılında onandı.









