Köylerde geçmişteki geleneksel Newrozlara dair konuşan 70 yaşında ki Rahime Maçin, ‘Elimde bastonumla aynı ruhla hala o ateşin etrafında halay çekiyorum. Ne o ateşi söndürebildiler ne de bizi bu topraklardan ayırabildiler’ diye konuştu
Bu yıl “Newroza Azadî û Yekîtiya Demokratîk” ve “Özgürlük ve Demokrasi Newrozu” şiarıyla birçok merkezde kutlanacak olan Newroz ateşleri her yerde yakılmaya başlandı. İlk ateşin Sur bedenlerinde yakıldığı Amed’te ise final 21 Mart günü yapılacak. Merkez kutlamalarının dışında köylerde ise yurttaşlar her sene olduğu gibi bu sene de 20 Mart gecesini sabırsızlıkla bekliyor.
Eski ruhla kutlamalarını yapmaya devam eden köylüler, topladıkları lastikleri her senenin 20 Mart akşamında köylerinde bulunan dağlara çıkarak yakıyor ve 7’den 70’e ateş etrafında halay çekerek Newroz bayramını kutluyor. Yaşanan bütün baskı, engelleme ve göç politikalarına rağmen ne topraklarından ne de geleneklerinden vazgeçmeyen köylüler bu sene de aynı heyecan ve umutla ateşi yakmayı bekliyor.

Köylerde lastikler hazır!
Bu köylerden biri de tarihi Newrozların kutlandığı Lice’nin Duru köyü. Lastiklerini köyün bir tarafında toplayan köylüler, 40 yıldır olduğu gibi her sene aynı heyecanla aynı dağ tepesine çıkarak ateşlerini yakıyor. 90’lı yılların karanlık ve baskı dönemlerinde de aynı heyecanı devam ettiren ve bugün de barış umuduyla o ateşi yakmayı bekleyen köylüler, Newroz geleneklerinin 7’den 70’e bütün nesle aktarıldığını ve en küçük çocukların bile ateşin heyecanıyla baharı beklediğini söyledi. Nüfusu az olmasına rağmen topraklarını terk etmeyen yurttaşlar, Newroz stranlarını ve geleneklerini ise herkese aktarıyor.
Newroz ateşi onun içinde hiç sönmedi!
Bu heyecanı genç yaşından bugüne kadar taşıyan isimlerden biri de 70 yaşında ki Rahime Maçin. Doğduğu topraklarda Newrozla tanışan ve ateşin etrafını hiç bırakmayan Rahime Maçin hem Newroz’un hem de köyün en büyük tanıklarından biri. Newroz ateşinin etrafında işkence, zorla kaybetme, köy yakmaları ve katliamları gören Rahime Maçin, aradan geçen yıllara ve sağlık problemlerine rağmen her sene aynı gün aynı yerde yapılan Newroz kutlamasının başında yer alıyor. Bastonu ile halaylar çeken ve stranlar söyleyen Rahime Maçin, “Bu ateşi yıllardır takip ediyorum, bu yolun bizim yolumuz olduğunu iyi biliyorum” dedi.

Köyü yakıp, üç kişiyi kaybettirdiler!
Bu köyde dünyaya gelen Rahime Maçin, Newroz kutlamalarının en yoğun ve engelli yaşandığı 1994 yılında hem köyünü hem de ailesini kaybetti. Köy yakma olaylarının yoğun olarak yaşandığı o dönemde Rahime Maçin’in kardeşleri Tahsin Çiçek ve Ali İhsan Çiçek 1994 yılının Mayıs ayında köye gelen askerler tarafından gözaltına alınır. Gözaltına alındıktan sonra kendilerinden bir daha haber alınamayan isimlere aynı dönemde Çayan Çiçek’de dahil olur. Üç isim faili meçhul bir şekilde kaybettirilir. Bu gözaltılarla halkı korkutacaklarını sanan askerler, aynı dönemde köyü defalarca kez yakar ve yıkar. Her gece yıktıkları köyü sabahında yeniden yaşam halinde bulunan askerler, son olarak taş üstünde taş bırakmadıkları köyde yurttaşları zorla göçe zorlar. Buna rağmen köyde kalmaya devam eden aileler olur. Göçün çok uzun sürmediği köyde, taşınan aileler de kısa süre içerisinde köye döner.
‘Gelenek yıllardır bozulmadı’
O günleri, “Onlar akşamında yıkıyor biz sabahında inşa ediyorduk” sözleri ile anlatan Rahime Maçin, o dönem kutlanan Newrozların ise daha anlam yüklü ve değerli olduğunu söyledi. Newroz’u yaktıkları ateşle köylerinin yakılmak istendiğini ancak buna boyun eğmediklerini söyleyen Rahime Maçin, bugün aynı geleneği torunlarının devam ettirdiğini söyledi. Her sene aynı heyecan ve umutla yeniden ateşin yakıldığı yere gidip halaylar çektiğini belirten Maçin, “İlk kutladığım Newroz’dan sonuna kadar hiç bir anı unutmadım. Dağın her tarafında ateşler yakardık ateşin etrafında halaylar çekip, ateş sönene kadar orda kalırdık sonra evimize dönerdik.
Bundan yaklaşık 40 sene önceydi. O günden sonra biz de her sene kutlamaya başladık. Keyifle ve mutlulukla bu ateşi yakıyorduk. Her sene de bir önce ki seneden daha kalabalık ve coşkulu geçiyordu. O günlerin ruhu çok farklıydı. İnsanlar hiç bir şey bulamasalar dahi üzerinde ki elbiseyi getirip yakıyordu. Her anı ve her sözü ayrı önemdeydi” dedi.

‘Newroz’un ateşi ile köylerimizi yakmak istediler’
Gelip geçen yılların ardından köy yakma olayları ile köylerinin yoğun bir baskı altına alındığını ve Newroz kutlamalarının dahi engellenmek istendiğini anlatan Maçin şunları söyledi: “Sabah onlar gelip yıkıyorlardı biz akşam yeniden iki odundan ev yapıp yeniden köyde kalıyorduk. Bizim köyü bir kere de değil, birçok kez yaktılar. Her Newroz ateşi yaktığımızda gelip müdahale etmeye çalışıyorlardı, ateşi söndürmeye çalışıyorlardı ama korkudan köyün içine gidemiyorlardı. Onlar engellemek istedikçe biz sırtımıza odunları alıp dağa çıkıp o Newroz’u kutluyorduk. En son yeniden gelip köyümüzü yine yaktıklarında köyden çıkmak zorunda kaldık. 5 sene boyunca Amed’te kaldık orada da her Newroz kutlamasına katılıyorduk. Dağlarda yanan o ateşi söndürüp, köyleri yakmak istediler. Ama başarılı olamadılar. Her sene o ateş yeniden yanıyor.”
‘Newroz ateşini barış ve özgürlük için yakalım’
İlerleyen yaşına rağmen hala aynı umut ve heyecanla Newroz alanına gittiğini ifade eden Maçin, “Yıllar geçti ama hala o ateşin etrafında halaylar çekiyorum. Bana baharın gelişini o ateş hatırlatıyor. O ateşin etrafında şarkılar söylediğimde kendimi çok iyi hissediyorum. O yolun bizim yolumuz olduğunu çok iyi biliyorum. Tek başıma da olsam o Newroz’u tek başıma kutluyorum. Tek bir sene dahi eksik kalmadım. Bu Newroz’da Newroz ateşini barışla yakalım. Yıllardır barış için mücadele ediyoruz. Benim iki kardeşim faili meçhul cinayetlere kurban gitti, köyümüz kaç defa yakıldı bu sene barış diyerek o alanlara gidelim. Onların söndüremediği ateş daha da harlansın” sözleri ile konuşmasına son verdi.
Kaynak: ANF









