ABD-İsrail hattı açısından hesaba katılması veya gözardı edilmemesi gereken güçlerden biri Rusya’dır. Aslında Trump yönetimi, aylar önce Ukrayna ve Rusya arasında bir barışın inşası için ‘medyumluk’ yaparken, İran’a yönelik savaşın hazırlığını yapmaktaydı. Kolonyalistler açısından her barış, bir sonraki savaşın tohumudur. Peki 25 gündür süren bu savaşta Rusya ne kadar ‘nötr’ kaldı veya neler kazandı?
İran ve ABD-İsrail arasındaki savaşın 24. gününde karşılıklı “salvolar” devam etmektedir. ABD-İsrail siyam ikizleri, “orkestra şefi” Ali Hamaney ve muhiplerini paralize ederek asgari düzeyde yönetimi vassallaştırma veya rejim değişikliğine ivme kazandırma amacındaydı. Lakin Goethe’nin yazdığı gibi “teori gri, hayat ağacı yeşil” çıktı. İran’ın askeri alanda gösterdiği kararlı mukavemet ve İran halklarının hem teokrasi hem de kolonyalizm karşısında takındığı metanet siyam ikizlerini düşündürmektedir. İkizlerin rejimi düşürmesi için bir “kara saldırısı”, her geçen gün daha da zorunlu hale gelmektedir. Ancak sahadaki hiçbir dinamik, “proxy war” yani vekalet savaşına yeşil ışık yakmamaktadır. Büyük olasılıkla Suriye tarzı bir iç “atomizasyon” düşleyen siyam ikizleri, öyle gözüküyor ki şu an için hayal kırıklığına uğramıştır.
İran mızrak ucu olarak mı görülüyor?
Bu savaşta Rusya, iki mecrada etkin gözükmektedir. İlk olarak basında da çok kere dile getirildiği gibi Rusya’nın Tahran yönetimine istihbarat sağladığı kuvvetle ihtimaldir. Bu bağlamda aylık 5 milyon kişinin ziyaret ettiği “Svobodnaya Pressa” adlı haber portalında Sergey İşenko’nun kaleme aldığı bir makalede dikkat çeken ayrıntılar söz konusudur. İşenko’ya göre Putin yönetimi, 2024 yılında Batılı devletlere verdiği bir notada Ukrayna tarafından Rusya’nın topraklarına yönelik gerçekleştirilen füze saldırılarının durması gerektiği ve bunun Moskova açısından bir “kırmızı çizgi” olduğunu dikte etmişti. Buna rağmen füze saldırıları durmamıştı. Yine İşenko’ya göre Rusya, aslında şu an İran’ı Batılı devletlere karşı bir mızrak ucu olarak kullanmakta ve bir nevi “misilleme” yapmaktadır. Mesela Fransa’nın Basra Körfezi’ndeki üssüne, İngiltere’nin Kıbrıs’taki üssüne ve ABD’nin Ortadoğu’daki radar sistemlerine yönelik hava saldırılarının arkasında Rusya’nın olduğu yazılmaktadır.
Aslında Rusya ve İran arasında Ocak 2025’te kapsamlı bir askeri antlaşma imzalanmıştı. “Acaba siyam ikizlerinin tasallutundan haberleri var mıydı” diye bir soru zihinleri meşgul etmektedir. Ne var ki Rusya, Haziran 2025’teki 12 günlük savaşta “zımnen” İran’ı desteklemişti. Bu bağlamda Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Kasım 2025’te “The Economist” dergisine verdiği röportajda Moskova’nın verdiği yardımı tasdiklemişti. Dolayısıyla “Rusya, İran’ı yalnız bıraktı” düşüncesi öyle gözüküyor ki bir vesveseden ibaret.
Hürmüz’ün kapatılması Rusya’ya yaradı
Rusya’nın bu savaşta müstefit olduğu alanlardan biri de “ekonomidir”. İran’ın Hürmüz Boğazı’ndaki blokajı, ham petrol fiyatlarını tırmandırdığı gibi Rusya’yı kurtaran bir “dalgıç halatı” olmuştur. Savaşla birlikte Moskova’nın “sepetine daha fazla yumurta” düşmektedir. İstatistiklere göre Rusya, savaşın patlak vermesini müteakip ham petrol ihracından günlük 230 milyon dolar kazanmaya başlamıştır. Bu rakam şubat ayı ile mukayese edildiğinde yüzde 26’lık bir artış söz konusudur. Özellikle Hindistan, Çin, Brezilya gibi ülkelerin Rusya’dan ithal ettiği ham petrolde gözle görülür bir artış gözlenmektedir. Hindistan’ın ithalatındaki artışta şüphesiz ABD’in icra ettiği 30 günlük muafiyet tetikleyici olmuştur. Wastington, küresel enerji fiyatlarındaki şoku hafifletmek için bu kez yaptırımlardan feragat etmek zorunda kalmıştır.
Savaşın kimleri öğüteceği Rusya için tali bir durum
Şubat ayında Hindistan, Rusya’dan 30 milyon varil ham petrol ithal etmişken, savaşın 25. gününde ithalat 40 milyon varile ulaştı. Ay sonunda 65 milyon varile çıkacağı tahmin edilmektedir. Şubat ayı ile karşılaştırıldığında Çin’in Rusya’dan ithal ettiği ham petrol oranı yüzde 22 artarken, Brezilya’nın ithalatında yüzde 32’lik bir artış göze çarpmaktadır. Hasıl-ı kelam Putin yönetimi, Ukrayna savaşının yarattığı hasarı biraz olsun hafifletmek, ABD’nin tek kutuplu dünya ülküsüne karşı koymak ve Batı’nın Ortadoğu’daki kolonyalist planlarını hükümsüz kılmak için İran sahasında yoğunlaşan savaşın kısa sürmesini pek arzu etmeyecektir. Evet, rehber-i inkılap Ali Hamaney’in ölümü Moskova açısından önemli bir kayıp. Ancak savaş değirmeninin kimleri öğüteceği Rusya için tali bir durumdur. Asli sorun, Rus ekonomisinin ne kadar güçleneceği, Ukrayna savaşının nasıl finanse edileceği ve Ortadoğu’da Rus nüfuzunun nasıl sağlanacağıdır. Bir Rus atasözünde geçtiği gibi “her kulübenin kendi çıngırağı vardır”. Rusya’nın her daim kendine özgü yayılmacı bir politikası olmuştur. İran’da hasıl olan panorama bunun tezahürüdür.
Haber: Dr. İsmet Konak / MA









